EKONOMİK, SİYASİ VE KİMLİK BAĞLAMINDAN AVRUPA BİRLİĞİ

0

Avrupa Birliği, Avrupa’nın bütünleşmesi anlamında uzunca bir dönemi kapsamakta ve nihayetinde birçok konu itibariyle başarılı olmuş bir birliktir. Her iki dünya savaşından da büyük yıkımla çıkan Avrupa, bir daha bu tür acıların yaşanmaması anlamında dersler çıkarmıştır. İkinci Dünya Savaşından sonra ise bütünleşmeye giden yolda adımlar atılmıştır.

Son savaşın sebeplerinden biri olan ve ayrıca ağır sanayinin en temel gereği olan kömür ve çelikte mücadele değil paylaşıma gidilmiş ve denetim altında tutulmaya çalışılmıştır. Kömür ve Çelik Topluluğu pek başarılı olamasa da Fransa ve Almanya gibi devletleri, daha savaşın acıları tazeyken ortak bir masaya oturtması açısından anlamlı olmuştur. Sonrasında kurulan Avrupa Ekonomi Topluluğu ise Avrupa’nın bütünleşmesi için daha önemli bir adım olup Avrupa Birliği’nin çekirdeğini oluşturmak anlamında etkili olmuştur. Gümrükler üzerinden yapılan dış ticaret politikaları netice vermiş ve uzun vadede tamamlanması gereken ortak bir pazar için gerekli bir altyapı oluşturulabilmiştir.

Bunun yanında ekonomik ve siyasal anlamda birliğin oluşması anlamında dışsal gelişmeler ve uluslararası ortamın da katkısı büyük olmuştur. Sovyet tehdidi ve ABD’nin yardımları Avrupa’nın birliktelik sağlamaları ve kalkınmaları açısından etkili olmuştur. Oluşturdukları serbest piyasa ve atılan doğru stratejiler neticesinde hızlı bir şekilde büyüyen, gelişen ve kalkınan bu devletler kısa sürede önemli mesafeler kat etmişlerdir. Ekonomik ve siyasal anlamdaki başarılar bütünleşmeyi farklı boyutlara yönlendirmiştir.

Sosyal ve kültürel anlamda daha fazla kaynaşma sağlanması anlamında bir takım gelişmeler ortak bir kimlik oluşumu için meydana gelmiştir. Bu ortak bir Avrupa kimliği için 1980’lerden sonra, ulus-devlet modeline ait bir takım semboller, Avrupalı devletlerce oluşturulan ulus-üstü bir yapıya bahşedilmiştir. Ortak bir bayrak, marş, para, vatandaşlık gibi bir ulusa atfedilebilecek nitelikler bu ulus-üstü yapıya uyarlanmıştır.

Ancak ekonomik ve siyasi anlamda büyük başarılara imza atan AB, kültürel anlamda aynı başarıyı gösterememiştir. Avrupalı kimliği oluşturma açısından atılan adımlar ortak bir tarih, ortak bir entelektüel birikimlere rağmen AB nezdindeki ülkelerde etkili olamamıştır. Günümüzde baktığımızda hâlâ ekonomi ve siyasetin bu topluluğu ayakta tuttuğunu görmekteyiz. Ekonomik anlamda zayıf devletlerin üyeliği tartışılmaktadır. Ayrıca AB üyeliğinin devletine herhangi bir fayda sağlamadığını düşünen Birleşik Krallık gibi devletler, AB üyeliğini tartışmaktadırlar.

Bu açıdan baktığımızda Avrupa Birliği’nin sağlamış olduğu birlik anlayışının boyutunun dar olduğunu anlamaktayız. Devletlerin ulusal çıkarlarının öncelikli tutulduğu aşikârdır. Bu devletlerin ulusal çıkarlarının, bu ulus-üstü kurumun çıkarlarıyla örtüştüğü müddetçe Avrupa’nın birliği mümkündür.

Yazar Hakkında

Fatih ÖZKARTAL

f_ozkartal@hotmail.com

Yorum Yaz