ENDÜLÜS’TE AVRUPA’NIN İLK KONSERVATUARINI KURAN KÜRT: ZİRYAB

0

Asıl ismi Ebu’l Hasan Ali b. Nâfi olan Ziryab’ın tam olarak nerede ve ne zaman doğduğu bilinmese de en kuvvetli rivayetin 789 yılında Irak’ta doğduğudur. Abbasilerin başkenti Bağdat’ta musikişinas İbrahim el- Musuli(Mawsılî)’nin oğlu İshak El Musuli’nin kurduğu müzik okulu, dönemin en önemli müzik okulu idi. Ziryab, İshak El Musuli’nin yanında yetişmiş ve müzisyenlikte kendini ispatlamıştı. Halife Harun Reşid döneminde Bağdat’ta halifenin sarayında bulunmuş, o dönemde dünyanın hem maddi hem manevi en zengin şehirlerinden biri olan Bağdat’ın tüm imkanlarından istifade etmişti.

Ziryab’ın Arap, Fars ya da Afrika kökenli olduğuna dair rivayetler vardır ancak en güçlü rivayet Musullu bir Kürt olduğudur. Ziryab, hakkında yazılan Türkçe makalelerin büyük çoğunluğunda Arap ya da Fars olduğu söylense de İngilizce ve İspanyolca kaynakların çoğunda Kürt olduğu yazmaktadır., Teninin esmer olmasından ötürü küçük bir siyah kuşun adı olan “Ziryab” ismiyle ona hitap edildiği yahut Ziryab lakabının sesinin duruluğu sebebiyle “altın su” manasına gelen “Zêr ab”dan geldiği rivayet edilmektedir.

Ziryab, Bağdat’ta Halife Harun Reşid’in övgüsüne mazhar olmuş ve hocası İshak El Musuli’nin gözüne batmaya başlamıştı. Bir süre sonra bu bir rekabete dönüşünce hocası tarafından Bağdat’tan ayrılmaya zorlandı. Genç yaşta Bağdat’tan ayrılan Ziryab, Mağrib’e giderek bugünkü Cezayir-Fas dolaylarında yaklaşık 10-11 yıl yaşadı. Ardından Endülüs Emevi Halifesi I. Hakem’e bir mektup yazdı. Mektupta halifenin sanata verdiği değere övgülerin ardından kabul ederse kendisine tabiyetini sunup sanatını Kurtuba’da icra edebilmek için izin istedi. Bu mektuptan memnun olan El Hakem, Ziryab’ı Kurtubaya çağırdı. Ancak Ziryab yolda iken Halife I. Hakem vefat etti. Yerine gelen oğlu II. Abdurrahman, Ziryab’a babası gibi kıymet verdi ve sarayında ağırladı. Ziryab, icrası ile halifeyi çok etkiledi ve Kurtuba’da müzik hayatını devam ettirmek için izin aldı. Coğrafya, astronomi ve fizik gibi bilimlerde de uzman olan Ziryab’ın esas kimliği müzik ile Endülüs’te oluşacaktı.

Ud Çalan Müzisyenler

 

Avrupa’nın İlk Konservatuarı ve Yeni Müzik Eğitim Metodunun Avrupa’ya Etkileri

Ziryab, Kurtuba’da Avrupa’nın ilk sistemli müzik okulunu yani ilk konservatuarını kurar. Kendi geliştirdiği pedagojik ses ve enstrüman eğitim metodları bu konservatuarı özgün kılar. O döneme kadar dört telli olarak çalınan ud sazına bir tel daha ekleyerek yeni bir forma sokar. Enstrümanında ilk defa ipekli tel kulanarak yeni sesler oluşturur (Bugün hala telli enstrümanlar ipekli tel kullanır). Kendi geliştirdiği udunda tel malzemesi olarak aslan yavrusunun bağırsaklarını kullanır. Ağaç mızrap yerine kartal kanadından mızrap yapar. Bu sayede hem ses tonunu etkiler hem telin ömrünü uzatır. Böylece yeni bir Ud formu ortaya çıkar.

Ziryab, Bağdat müziğini iyi sindirdiği için Arap, Kürt, Fars ve Hint müzik motiflerine hakimdir. Bu müzik tarzını kendisiyle beraber Endülüs’e taşır. Bulunduğu coğrafyanın ezgileri ile birlikte doğu müziğinin motiflerini harmanlar. Yaptığı bu yenilikler tüm Avrupa’da dikkat çeker. Fransa’dan, Roma’dan ve Avrupanın daha birçok yerinden müzisyenler gelip Ziryab’dan müzik dersleri alırlar. Ziryab bunlara kendi geliştirdiği udu öğretir ve bu enstrüman Avrupaya Lute (el-ud) ismiyle yayılır. Bugün hala ingilizcede Lute(Lut) ud manasına gelmektedir ve yine bu dilde kullanılan “çalgı imal eden kimse” manasındaki “Luthier” sözcüğü buradan gelmektedir.

Ziryab, yeni bir forma soktuğu bu ud ile aslında bugün dünyanın en yaygın enstrümanlarından biri olan gitarın atasını icat etmiştir. Yine doğu müziği ile Hristiyan Avrupa müziğini harmanlayarak oluşturduğu ve dönemin karakteristik Endülüs müziği haline gelen tarzın da bugün İspanyolların dünyaya yaydığı Flemenko türünün atası olduğu kuvvetle muhtemeldir. Flemenkonun içerisinde bulundurduğu mikrotonal geçişlerin zaten doğu etkisi ile olduğu inkar edilemez bir gerçek iken bunu ilk başlatan kişinin 800’lü yılların ilk yarısında Ziryab olması çok muhtemeldir. Çünkü Ziryab öncesinde Endülüste sistemli bir forma sokulmuş müzik yapısı yoktu. Ziryab Arap harflerini kullanarak bir notasyon oluşturmuş, usul ve ses eğitim metodları geliştirmiş ve okula sadece yetenek sınavından geçen kimseleri almıştır. Bu eğitim metotları bugün hala dünyanın birçok müzik okulunda geliştirilerek uygulanmaya devam etmektedir.

 

Cantigas’ta ud ve satrancı bir arada gösteren minyatür.

 

Endülüs’ün Moda İkonu: Ziryab

Ziryab, dönemin Paris ve ya New York’u konumunda dünyaya moda örnekliği teşkil eden Bağdat’tan geldiği için henüz Endülüs’e ulaşmamış birçok tarzı beraberinde Kurtuba’ya taşımıştır. Giyim tarzı, kullandığı kokular ve kişisel temizlik materyalleri yeni bir tarz oluşturmuştur. Bu tarz hem Endülüste hem Avrupanın diğer bölgelerinde kabul görmüştür. Aynı zamanda satranç oyununu İber Yarımadası’nda tanıtmış ve yaygınlaştırmıştır.

İbn Hayyan, Allah’ın sanatçılara dağıttığı bütün yetenekleri Ziryab’da birleştirdiğini ifade etmiştir. İbn Hayyan’a göre udda birçok yenilik yapan, diğer yandan yıldızların hareketlerini bilen bir astrologdur. Batlamyus’un söylediği besteleri de içeren 100.000 şarkıyı ezberinde tutmaktadır. İyi bir hatip, iyi bir şair, zerafet sahibi, meclis adabını bilen, o dönemde kendi kulvarındaki hiçbir sanatçının bilmediği protokol kural ve yöntemlerini bilmesi onu özel kılmıştır.

Müslüman mutfağının İber yarımadasında İspanyol mutfağını büyük ölçüde etkilemiştir. Ziryab, Bağdat ve Mağrib mutfaklarından öğrendiği lezzetli pişirme yöntemlerini, baharat kullanma usullerini ve mükellef sofraların kurulma şeklini Kurtubalılara öğretmiştir. Ziryab, piknik yapar gibi tüm yemeklerin sofraya dizilmesi yerine belli bir sırayla gelmesi ve çorba ile başlayıp tatlı ile sona eren yemek faslının standart dizinini Arap geleneğinden Avrupaya taşıyan kişidir. Yine günde üç öğün yemek yeme konseptini  buraya taşımıştır.

Sonuç olarak Ziryab, Bağdat’ın kültüründen beslenerek hem müzik alanında hem de sosyal hayatta Endülüs’ü ve dolaylı olarak Avrupa’ya büyük etkilerde bulunmuştur. 857 yılında Kurtuba’da hayata gözlerini yuman Ziryab, kendisinden sonra İbn Bacce, Abbas b. Firnas, İbn Rüşd gibi müzikle ilgilenmiş bilim adamlarına öncülük etmiş, bir yol oluşturmuştur. Bu manada Ziryab, İslam sanatı içerisinde çok önemli ve dikkatle incelenmesi gereken bir isimdir.


OZAN DİLEK

YARARLANILAN KAYNAKLAR:

RUIZ, Ana, Vibrant Andalusia: The Spice of Life in Southern Spain, s.53, 2007

Critical Muslim Series 06: Al Andalus, s.105, 2013

GILL, John, Andalusia: A Cultural History, s.81, 2008

ROUFS, Timothy, Sweet Treats Around The World: An Enclclopedia of Food and Culture, s181, 2014

RUIZ, Ana, Medina Mayrit: The Origins of Madrid, s.172, 2012

KARAELMA, Barış, Endülüs’te Müzik Hayatı Üzerine Bir İnceleme, İstem Sayı 15, 2010, s.29-42

AMNON SHILOAH, (Çev. KARAELMA, Barış), İber Yarımadası’nda Hıristiyan, Yahudi ve Müslüman Müzik Kültürlerinin Buluşması (1492’den Önce), İstem Sayı 14, 2009, s.397-402

ERKOÇOĞLU, Fatih; ARSLAN, Fazlı, Endülüs’ün “Sanat Güneşi” Ziryab, İstem Sayı 14, 2009, s.261-281

ADIGÜZEL, Adnan; SİNJAR, Esra, Geçmişten Günümüze Musikişinas Ziryab’ın Endülüs Kültür Hayatına ve Avrupa’ya Etkileri, Yakın Doğu Üniversitesi İslam Tetkikleri Merkezi Dergisi, Cilt 2, 2016, s. 71-96

Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Ziryab bölümü, s.464

Yazar Hakkında

Ozan DİLEK

Adil sistemin peşinde bir iktisatçı, şarkın tınısının peşinde bir müzisyen. ozandilek23@gmail.com

Yorum Yaz