İlim ve Medeniyet
Yeni Nesil Sosyal Bilimler Platformu

İlk durağımız; İstanbul’un fethinden önce Doğu Roma İmparatoru III. Theodosius tarafından yaptırılan Altın Kapı, yüzyıllar boyunca -aslında çoğu sur kapısı gibi- imparatorların savaş sonrası zaferlerinde törenlerine eşlik eden, atlar üzerinde geçiş yaptıkları kapıdır. “Yaldızlı Kapı” olarak da bilinen 413 senesinde yaptırılan bu yapı bir zafer takıdır.

Ortadaki büyük kemer yalnızca imparatorlar için ayrılmış olup iki yanda bulunan kapılar ise halkın kullanılması için yapılmıştır. Bu görkemli kapıya Doğu Roma İmparatorluğu’nun sonlarına doğru ilgi azalmış, üç gözlü yapısı ve süslemeleri de zamanla kaybolmuştur. Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethinden sonra kapı ve etrafındaki kuleler birleştirilmiş, yapı hisar biçimini almıştır. Günümüzde de Yedikule Hisarı’nı Pazartesi hariç her gün 09.00 – 17.00 saatleri arasında ziyaret edebilir veya Fatih Belediyesi’nin ücretsiz rehberli turlarına katılarak tarihine yakından tanıklık edebilirsiniz.

Silivri (Selymbria) ’ye giden yol üzerinde olduğu için “Selymbria Kapısı” adını almış ve zamanla Türkçeleşmiştir. Diğer bir adı da Pege Kapısı’dır. Kapının iki yanında iki adet kabir bulunmaktadır. Bu kabirlerden biri, nim’el-ceyşten Elekçi Dede’ye, diğeri Bağdat fethi kendisine malum olan Seyyid Mehmed Haydar Dede’ye aittir.

Mezar taşında merhum Hattat Mustafa Halim Özyazıcı’nın rik’a hattı ile şunlar yazılmış: “Murad-ı rabi’ gününde/ Bağdad fetholundığı saat/ de Silivri kapusı üstünde/ sakin iken kendisini aşağa/ burakub Bağdad feth oldu/ deyu haberi kerameti zu-/ hur eden merhum seyyid/ Mehmed Haydar dede/ ruhuna Fatiha/ sene 1035 (1625)”
Günümüz Türkçesiyle:
"Dördüncü Murad gününde (zamanında), Bağdat’ın fethedildiği saatte, Silivrikapı’nın üzerinde dururken kendini aşağıya bırakıp 'Bağdat fethedildi' diyerek bu haberiyle kerameti (mucizesi) ortaya çıkan, merhum Seyyid Mehmed Haydar Dede’nin ruhuna Fatiha.
Sene 1035 (1625)"

Ayrıca Silivrikapı’nın iç kısmının ön yüzünde burada görev yapmış Rizeli İdris Pehlivan’a ait gürz bulunmaktadır. Gürzün altında da Osmanlıca “Eski saray baltacılarından Rizeli Pehlivan İdris’in gürzüne nazar edip Fatiha-i Şerife okuyan iman ile gide” yazısı bulunmaktadır.

Yedikule Hisarı’ndan sonra detaylı olarak gezebileceğiniz bir diğer konum, Mevlanakapı. İBB tarafından restore edilen Mevlanakapı surları günümüzde Küçükçekmece sınırları içinde yer alan “Rhegion” bölgesi nedeniyle Bizans zamanında o isimle de anılırmış. Ayrıca Halk arasında “Yenikapı Mevlevihanesi” sebebiyle Mevlevikapı da denir. Hemen yanında bulunan Mevlanakapı Karakolu da kapı karakollarından günümüze ulaşan ender yapılardan biridir. Kapının hemen yan tarafında bir Ziyaretçi Merkezi mevcut. Pazartesi hariç her gün 10.00 – 18.00 saatleri arasında ziyaret edebileceğiniz bu merkezde; surun içini gezebilir, geniş bahçesini görebilir ve 50 kişilik kapasitesi olan kitaplığını kullanabilirsiniz.

“İnna fetehna leke fethen mübina”
Kara Surları’nın son durağı ise Edirnekapı. Şehrin en yüksek noktası ve Fatih Sultan Mehmed’in 1453 yılında at sırtında şehre girdiği kapı. Bizans zamanında ise “Porta Kharsios” de denilmektedir. Adını Edirne’ye giden bir yol olduğu için almıştır. “Adrianapolis” ve sur dışındaki mezarlık sebebiyle “Mezarlık Kapısı” olarak da bilinmektedir.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde de padişahların Eyüp Camii’nde kılıç kuşandıktan sonra şehre girmek için kullandıkları kapı da Edirnekapı’dır. Ayrıca burayı ziyaret ederseniz yakınlarındaki Mihrimah Sultan Camii ve Kariye Camii’sine de uğramadan geçmeyiniz. Fatih bölgesinde Kara Sur Kapıları’nın haricinde Haliç Sur Kapıları ve Marmara Denizi Sur Kapıları da mevcuttur. Yaklaşık olarak 45’ten fazla kapı bulunmaktadır. Ben bugün çok ufak bir kısmından bahsederek tarihimizi hatırlatmaya çalıştım.
İstanbul101’in ikinci durağı Kara Surları’ydı. Serinin ilki olan “Edebiyatın Sessiz Kıyısı: Burgazada” yazısına buradan ulaşabilirsiniz.
keşifle kal…

İrem İrik
Yorum Yaz