YENİ HİNDİSTAN: DİJİTALLEŞME VE YAPAY ZEKA

ASYA BİLİM VE TEKNOLOJİ

Yeni Hindistan, artık dünyanın veri merkezlerinden biri olarak yerini almıştır ve bu yer, geleneksel siyasetin sınırlarını her geçen gün biraz daha aşmaktadır.

Uluslararası sistemin fay hatları, her geçen gün klasik askeri mühimmatın çok ötesinde bir güç unsuruyla yani veri ve yapay zeka ile yeniden şekilleniyor. 18-20 Şubat tarihleri arasında dünyanın dört bir yanından gelen katılımcılarla “India – AI Impact Summit 2026” başlığı altında düzenlenen zirve, Hindistan’ın bu yeni güç sahasında lider ve oyun kurucu bir aktör olma niyetini açıkça ortaya koyuyor. Başbakan Modi’nin açılışını yaptığı Yapay Zeka Etki Zirvesi ve Bill Gates gibi küresel teknoloji devlerinin bu platformda buluşması, esasında bir nezaket ziyaretinden ziyade küresel dijital mimarinin yeni merkez üssünü selamlama eylemi niteliğindedir. Bu durum, Hindistan’ın stratejik bir tercihten öte bir görev ve iddiayla küresel sahneye çıktığını gösteriyor.

Dijital dünya düzeninin "veri elçilikleri" (data embassies) ve "veri şehirleri" (data cities) gibi yeni kavramlarla tanıştığı bu dönemde, Hindistan’ın bu altyapıyı kendi egemenlik alanıyla bütünleştirme çabası dikkatle incelenmelidir. PwC ve benzeri strateji kuruluşlarının raporlarında vurgulanan "küresel dijital altyapı merkezi" olma hedefi, Hindistan’ı salt bir teknoloji pazarı olmaktan çıkarıp veri egemenliğinin ana duraklarından biri haline getirmeyi amaçlamaktadır. Bu durumun uluslararası diplomasideki yansımaları kuşkusuz sarsıcı olacaktır. Verinin artık toprak parçası kadar kıymetli olduğu bir çağda Hindistan’ın bu alandaki hamleleri, geleneksel ittifak yapılarının ötesinde teknolojik bir dayanıklılık ekseni kurma gayretidir.

Hindistan’ın bu iddialı yürüyüşündeki en büyük sorulardan biri yapay zekanın mevcuttaki ekonomik düzeni bir tehdit unsuru olarak sarsıp sarsmayacağı üzerinedir. JPMorgan’ın analizlerinde altı çizilen yapay zekanın BT hizmetleri sektörü için bir tehlike değil, bir verimlilik aracı olduğu tespiti Hindistan’ın elini güçlendiren bir argüman olarak karşımıza çıkıyor. Mevcut iş gücünün yapay zeka ile yer değiştirmesi değil, yapay zeka ile hibrit bir yapıya bürünerek dönüşmesi senaryosu Yeni Delhi için bir yumuşak güç unsuru haline dönüşmüş durumdadır. Bu, teknolojik gelişimin toplumsal maliyetlerini azaltırken küresel rekabette Hindistan’a özgün bir avantaj sağlamaktadır.

Bu noktada 2026 Hindistan-Yapay Zeka Etki Zirvesi, diyalog zemininden somut uygulama safhasına geçişin ilan edildiği küresel bir kırılma noktasını temsil ediyor. "İnsan, Gezegen ve İlerleme" (People, Planet, Progress) sacayağı üzerine inşa edilen bu yeni vizyon, teknolojiyi bütünüyle bir mühendislik meselesi olmaktan çıkarıp insani gelişimin ve kolektif refahın merkezine yerleştirmekte. Yapay zekanın kapsayıcı büyümeyi teşvik eden ve ortak evimiz olan dünyayı koruyan bir "iyilik gücü" olarak konumlandırılması, Yeni Delhi’nin dijital devrimi bütünüyle bir ahlaki sorumlulukla harmanladığını gösterimesi bakımından son derece önemli. Bu yaklaşım, Hindistan’ı geleceğin jeopolitik mimarisinde ahlaki bir pusula haline getirmeyi hedeflerken teknolojik sıçramayı küresel bir vicdan projesine dönüştürüyor.

Bununla beraber dönüşümün sadece büyük strateji metinlerinde kalmadığını ticaretin kılcal damarlarına kadar indiğini görüyoruz. Deloitte Hindistan ve Trezix arasındaki stratejik ittifak gibi adımlar dış ticaret yönetiminin yapay zeka ile dijitalleştirilmesinin ülkelerin ihracat kapasitelerini nasıl temelden değiştirebileceğini kanıtlıyor. Geride bıraktığımız son iki ay içerisinde Google, Amazon ve Meta gibi dev kuruluşların Hindistan’a yönelik milyarlarca dolarlık yeni yatırım taahhütleri, bu coğrafyanın dijital mukadderatını değiştirecek ölçektedir. Dış ticaret süreçlerinin yapay zeka üzerinden yeniden yapılandırılması, Hindistan’ı küresel tedarik zincirlerinde daha şeffaf, hızlı ve vazgeçilmez bir merkez üs haline getirmektedir. Google’ın veri merkezleri ve altyapı projeleri için ayırdığı devasa bütçe, Amazon’un bulut bilişim kapasitesini artırma yönündeki kararlılığı ve Meta’nın yapay zeka tabanlı yerelleştirme hamleleri için masaya koyduğu milyarlarca dolar, Hindistan’ın küresel sistemdeki vazgeçilmezliğini perçinlemektedir. Bu hamleler, teknolojik kapasitenin doğrudan doğruya bir ekonomik büyüme ve nüfuz alanı inşasına nasıl tahvil edilebileceğinin somut örnekleridir.

Yapay zeka bugün artık bir mühendislik harikası olmaktan çıkmış, bütünüyle bir devlet aklı ve dış politika enstrümanına dönüşmüştür. Hindistan’ın bu alandaki iddialı duruşu, 21. yüzyılın ikinci yarısında kimin masada oturacağını ve kimin kuralları koyacağını belirleyen temel faktörlerden biri olacaktır. Modi yönetiminde Hindistan, dünyaya rüştünü ispat etmiş bir dijital devin ayak seslerini duyuruyor.

Son tahlilde bu süreç bir tercih değil, varoluşsal bir hamledir. Savunma sanayisinden dış ticarete, veri güvenliğinden iş gücü dönüşümüne kadar uzanan bu geniş yelpaze, Hindistan’ın nükleer caydırıcılık kadar kritik bir "teknolojik kalkan" inşa ettiğini kanıtlıyor. Bu büyük atılımın her adımı, Hindistan’ın küresel sistemdeki yerini perçinleştirebilir. Küresel kamuoyunun bu sessiz ama kararlı dijital devrimi daha yakından izlemesi, geleceğin jeopolitik kodlarını çözmek adına bir gereklilik haline gelebilir. Yeni Hindistan, artık dünyanın veri merkezlerinden biri olarak yerini almıştır ve bu yer, geleneksel siyasetin sınırlarını her geçen gün biraz daha aşmaktadır.

Abdulkadir Aksöz

Abdulkadir AKSÖZ
Abdulkadir AKSÖZ

Political Science Indian Subcontinent Studies [email protected]

Yorum Yaz