EMANET-İ İLAHİYE OLARAK ENE

İSLAM DENEME

'Ene' göklerin, yerin ve dağların yüklenmekten korktuğu o emanetin çok sayıdaki yüzlerinden bir tanesidir.

“İslâmiyet güneş gibidir, üflemekle söanmez. Gündüz gibidir, göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar.” Bediüzzaman Said Nursî

 اِنَّا عَرَضْنَا الْاَمَانَةَ عَلَى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالْجِبَالِ فَاَبَيْنَ اَنْ يَحْمِلْنَهَا وَاَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْاِنْسَانُؕ اِنَّهُ كَانَ ظَلُوماً جَهُولاًۙ

Biz emaneti göklere, yerküreye ve dağlara teklif ettik, ama onlar bunu yüklenmek istemediler, ondan korktular ve onu insan yüklendi. Kuşkusuz insan çok zalim, çok bilgisizdir. (Ahzâb, 33:72)

Esasının bilinmesi ile o tuhaf muamma olan ene (benlik) açılır.

Cenab-ı Hak emanet olarak insana ene adında bir anahtar vermiştir. Alemin anahtarı insanın elindedir fakat nefsine takılmıştır. O anahtar alemin bütün kapılarını açar, kâinatın gizli hazinelerini onunla keşfeder ama enenin kendisinin açılması zordur, eğer onun iç yüzü ve yaratılış sırrı bilinirse kendisi açıldığı gibi kâinat da ona açılır. İnsanın benliği kendinde bir sahiplik, güç ve ilim tasavvur eder, bir sınır çizer. Ben bir haneye sahip olduğum gibi Hâlık da kâinatın sahibidir. Nasıl ki biz evi yaptık ve düzenledik, şu dünya hanesini de biri yapmış ve düzenlemiştir. Yani ene, insanlık varlığının kalın ipinden bir tel ve beşere ait mahiyetin giysisinden ince bir ip ve iç dünyasından bir eliftir ki o elifin iki yüzü var. Biri hayra bakar, vereni kabul eder kendi icad etmez. Bir yüzü de şerre bakar ve yokluğa gider. O iş yapar. Onun vücudu o kadar zayıftır ki kendinde hiçbir şeye tahammül edemez, yüklenemez. Eğer insan benliği, yaratılış sebebini unutur ve asıl vazifesini terk edip kendini mülk sahibi sanarsa o vakit emanetine ihanet eder.

Ene ince bir tel iken önemi bilinmezse gizlenen toprak altında gelişir ve büyür, gittikçe kalınlaşır. İnsanın her tarafına yayılır ve adeta bir ejderha gibi insan vücudunu yutar. Herkesi ve her şeyi kendine kıyas edip Allah’ın mülkünü onlara böler. Şirke düşer. Ene bu vaziyette iken mutlak cahilliktedir. Binlerce ilim de bilse yine cahildir. Çünkü duyguları kâinatın getirdiği nurları ışıklandıracak bir madde bulamadığı için söner. Bütün kâinat parlak ayetlerle dolsa dahi enedeki karanlık bir nokta hepsini söndürür.

“Enenin bir vechini nübüvvet tutmuş gidiyor, diğer vechini felsefe tutmuş geliyor.”

Nübüvvet vechi; ene kendini kul bilir, başkasına hizmet eder. Yani başkasının manasını taşır. Vazifesi kendi Hâlık’ına dengeli ve ölçülü bir hizmettir.

Felsefe vechi; eneye sadece isminin manasıyla bakmış. Kendine çalışır, hükmeder. Eflatun, İbn-i Sina, Farabi gibi adamlar tabiata saplanıp şirkten çıkamamış ve şükrü bulamamışlardır. İslam filozofları bile mesleğe aldanıp değersiz bir rütbe kazanmışlardır. Hatta İmam-ı Gazali onlara o dereceyi bile vermemiştir. Felsefecilere göre galebe edende kuvvet var, kuvvette hak vardır. Ancak doğrusu, “Kuvvet haktadır, hak kuvvette değildir.” Onlar ise ne güzel yapılmış demek yerine ne güzeldir der.

Her şeyin, her canlının sonucu ve faydası kendine ait bir ise yaratıcısına ait sonuçları ve hikmetleri binlerdir. Ömer Hayyam gibi İslam edebiyatçıları dahi nefsini kötüye kullanıp bundan zevk almış. Hakikat ehlinden uyarı niteliğinde caydırıcı tokat yemişlerdir. Ene aslında kendi başına hava gibi hafiftir, şeffaftır. Ancak felsefenin nazarında gittikçe katılaşır ve sahibini yutar.

Fâtiha Sûresi’nde işaret olunan üç yoldan da bahsetmek gerekirse;

İlk yol tabiata saplananlardır. وَلَا الضَّٓالّٖينَ

Nura geçmek için çok zorlanırlar.

İkinci yol, felsefeciler gibi icat edenlerin, yalnız akıl ve fikir ile gerçeğe inananlarındır.  غَيْرِ الْمَغْضُوبِ

Üçüncü yol ise; Allah ve iman yolunda olanların en kısa, rahat ve güvenlikli gittiği herkese açık rahmanî ve nurani olandır. الَّذٖينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْۙ 

Ene’yi emanet bilip tevhide ulaşanlardır.

İrem İrik

Kaynakça

Nursi, Bediüzzaman Said (2023). Tarihçe-i Hayat. RNK Neşriyat. Sayfa 77

 

İrem İrik
İrem İrik

Önlisans eğitimini Marmara Üniversitesi Patoloji Laboratuvar Teknikleri bölümünde tamamlamış olan İrem İrik, akademik yolculuğuna İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sağlık Yönetimi bölümünde devam etmekt ...

Yorum Yaz