İHTİYAÇ DUYDUĞUMUZ ŞEY FIKRALARDIR

EĞİTİM İLİM

Hiç olmadığı kadar fıkralara ve atasözlerine ihtiyaç duyuyoruz. Zor bir dönemden geçmekteyiz ve toplumsal hafızamızın yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.

İhtiyacımız Olan Şey: Fıkralar

Hiç olmadığı kadar fıkralara ve atasözlerine ihtiyaç duyuyoruz. Zor bir dönemden geçmekteyiz ve toplumsal hafızamızın yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Peygamberimiz sabrı ve namazı tavsiye ederdi. “Bir gün yiyeceğiniz varsa ve güvende iseniz şükredin” buyururdu. Bunları unuttuk. Oysa eskiden “Bu da geçer yahu” derdik; bir karar verirken “Tevekkeltü alellah” diye başlardık. “Sabreden derviş muradına ermiş”, “Tekkeyi bekleyen çöreği yer” derdik. Ancak bunları hızla kaybediyoruz.

Mekke dini önemi yüksek bir yerdi; fakat iklimi sıcak ve çöl şartlarında yaşamak zordu. Bu sebeple ilk muhacirlerden bir kısmı dayanamayarak geri döndü. Dönmeyenler ise sabretti; tekkeyi beklediler ve çöreği yediler. Bugün dini öneminin dışında coğrafi güzelliği olmayan topraklardan petrol fışkırmaktadır. Yarının bizlere neler getireceğini bilemeyiz; bu sebeple Allah hakkında hüsn-i zan sahibi olmalıyız. Çünkü Allah, kulunun kendisi hakkında beslediği zanna göre muamelede bulunur.

İbn Battûta tehlikelerin kol gezdiği coğrafyalarda yıllarca dolaştı ve sonunda doğduğu şehir Fas’a dönebildi. Çünkü Allah’a tevekkül etmişti. Hz. İbrahim’i ateşin yakmaması da yine bu güvenin bir tezahürüydü. Büyüklerimiz zor zamanlarda şiir okur, hadisleri tekrar ederdi. Bugün ise zor anlarda TikTok’a yöneliyoruz. Biraz eğlenmek istiyoruz belki, fakat ihtiyacımız olan şey aslında fıkralar, atasözleri ve hikmetli sözlerdir.

Nitekim Nasrettin Hoca’ya “Evim dar geliyor” diyen bir adama verdiği cevap bunun en güzel örneklerindendir. Hoca, adama tavuklarını, kazlarını, koyunlarını ve hatta inek ile öküzünü eve sokmasını söylemiş; adam çaresizce bunları yapmıştır. Sonunda ev yaşanmaz hale gelince Hoca, “Hepsini çıkar” demiştir. Adam ertesi gün evinin ne kadar ferah olduğunu fark etmiş ve şükranla Hoca’ya teşekkür etmiştir. Bu fıkra bize, bazı şeylerin tamamen algıyla ilgili olduğunu hatırlatır.

Ekonomik şartlar zorluyor; doğrudur. Ancak Hz. Yusuf döneminde de yedi yıl kıtlık yaşanmıştı. Biz de bu dönemi kendi kıtlık yıllarımız olarak görebiliriz. Batı dünyası insanı erdemden, ahlaktan ve kanaatten uzaklaştırdı. Seneca’nın ifadesiyle: “Fakirlik, az şeye sahip olmak değil; daha fazlasını istemektir.” Günümüz insanını tatminsizlik duygusu esir almıştır. Kişisel gelişim alanında bu bir motivasyon aracı olabilir; fakat değiştiremeyeceğimiz şeylerde tatminsiz olmak huzursuzluk doğurur. Oysa “Yarın Allah’ındır” diyebilmeli ve ümidi muhafaza edebilmeliyiz.

Batı’nın sunduğu felsefe ne kapitalizm ne de modernlikti; asıl amaç gücü tek elde toplamaktı. Bunun sonucunda toplumların psikolojisi bozuldu. “Çalışırsan başarırsın” denildi, fakat torpil gerçeği gizlendi. “Kimse beni durduramaz” denildi, fakat sağlık ve maddi imkanların bir anda yok olabileceği unutuldu. İnsanlık hiç olmadığı kadar psikolojik bunalıma sürüklendi. “Mutluluk paradadır” denildi, fakat zenginliğe nasıl ulaşılacağı söylenmedi. Kolaylıklar çoğaldı, fakat irade zayıfladı. Kalite azaldı, sayı çoğaldı. İnsan bir rakama indirgenir hale geldi.

Tüm bunların karşısında ihtiyacımız olan şey kadim bilgelik, fıkralar, özlü sözler ve hadislerdir. Kur’an’da da belirtildiği gibi, “Hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlı olabilir.” Bizden istenen, kötülükteki güzelliği fark etmemizdir. Oysa biz bugün, güzelin içindeki güzelliği dahi göremez hale geldik.

Ey güzel ülkem, değerlerine sahip çık!

 

Ozan DUR
Ozan DUR

Ozan Dur, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun olup, İngilizce, Osmanlıca, Farsça, Arapça ve İbranice öğrenerek dil alanında uzmanlaştı. Humboldt Üniversitesi, İmam Humeyni Üniversit ...

Yorum Yaz