İlim ve Medeniyet
Yeni Nesil Sosyal Bilimler Platformu
1. Kısım Pratik
Bu metin, YDS’ye dair hem genel bilgi ve analizleri hem de bizzat sınava girerek edindiğim kişisel deneyim ve gözlemleri bir araya getiren öznel bir değerlendirme niteliği taşıyor. Sınava herhangi bir özel hazırlık yapmadan, sadece sınavı tecrübe ve analiz etmek için genel İngilizce bilgimle girmiş biri olarak bazı önemli noktaları doğrudan deneyimleme fırsatı buldum. (2026 YDS/1)
Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (YDS), Türkiye’de yabancı dil yeterliliğini ölçmek amacıyla uygulanan ve analitik düşünme, okuduğunu anlama ve sınav stratejisi geliştirme becerilerini test eden bir değerlendirme sınavıdır. TOEFL veya IELTS gibi sınavlardan farklı olarak dinleme, konuşma ve yazma becerilerini içermemesi, YDS’yi tamamen akademik okuma ve dil çözümleme sınavı haline getiriyor.
YDS, büyük ölçüde kelime bilgisi ve okuma becerisi üzerine kurulmuştur. Kelime bilgisi doğrudan ya da dolaylı olarak sınavın neredeyse yarısını etkiliyor. Ancak burada önemli olan, kelimeleri tek tek ezberlemekten ziyade onları bağlam içinde öğrenmek ve hangi yapılarla birlikte kullanıldığını kavramaktır.
Bununla birlikte zannımca sınavın en kritik kısmı paragraf sorularıdır. Bu bölüm okuma pratiğinizi ölçerken aynı zamanda zihinsel dayanıklılık ve dikkat yönetiminizi de ölçüyor. Burada boşluk doldurma, paragrafın akışını bozan cümleyi bulma, paragrafın genel anlamını yakalama gibi sorular yer alıyor. Adaydan beklenenler; ana fikri yakalama, detayları tarama ve yazarın ima ettiği anlamı çözme gibi okuma becerileridir. Bu noktada genel anlamı hızlı yakalama ve spesifik bilgi tarama teknikleri hayati önem taşıyor.
Elbette YDS’de yüksek puan almak yalnızca İngilizce bilmekle açıklanamaz. Sınav aynı zamanda bir “sınav çözme becerisi” gerektiriyor. Burada da incelediğim ve faydalandığım bazı içeriklerden edinmiş olduğum yöntemleri yazacağım.
Cümleler arasındaki ilişkiyi çözmek çoğu sorunun anahtarıdır.
Doğruyu bulmaktan çok yanlışı elemek daha etkili bir yaklaşımdır.
Sorudaki ifadeyi farklı kelimelerle tanıyabilmek kritik bir beceridir.
YDS çoğu zaman en net/kesin cevabı değil, en uygun seçeneği ister.
Sınav süresi teoride yeterli görünse de pratikte birçok aday süreyi yetiştiremiyor. Bunun temel nedeni, zor sorulara gereğinden fazla zaman harcamaktır. Burada da işaretleme yaparken şıklar üzerinde çok fazla zaman kaybetmemek gerekiyor. Zaman yönetimi sadece hız olarak da anlaşılmamalıdır. Burada karar verme disiplini de çok önemlidir.
Ayrıca sınava hazırlık sürecinde; Deneme çözmek, hata analizi yapmak, “hata defteri” tutmak gibi yöntemler gelişimi hızlandırıyor.
Kendi yorumlarıma gelecek olursam eğer; öncelikle, sınavda soru çözüm sırasının ciddi bir fark yarattığını gördüm. Her adayın kendine uygun bir sıra belirlemesi, daha az yorulmayı ve zamanı daha verimli kullanmayı sağlar. Sınav süresi 180 dakika olmasına rağmen, birçok kişinin yetiştirememesi bu stratejinin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor.
Bir diğer önemli gözlemim, şıklarla gereğinden fazla uğraşmanın ciddi bir zaman kaybı olduğuydu. Yeterli pratik yapmış bir aday için paragraf, cloze test ve okuduğunu anlama soruları aslında oldukça anlaşılır ve çözülebilir hale geliyor. Bu noktada özellikle bol metin okuma ve okuma hızını artırmaya yönelik çalışmalar çok büyük avantaj sağlıyor.
Soru Bazlı Gözlemlerim:
Beklediğimden daha kolaydı. Özellikle dil bilgisinin düşündüğüm kadar zor olmaması dikkat çekiciydi.
İngilizceden Türkçeye çeviri daha rahattı. Adeta bulmaca çözüyormuş hissiyatı veriyordu. Türkçeden İngilizceye çeviri ise daha zorlayıcıydı.
Kelime bilmediğim yerlerde bile bağlamdan anlam çıkarabildiğimi fark ettim. Bu, sınavın gerçekten “anlama” odaklı olduğunu gösteriyor.
Çalışma stratejisine dair çıkarımlarım ise YDS çalışması, genel İngilizce çalışmasından farklıdır. Bu sınav; soru tipi tanımayı, sistematik pratik yapmayı ve stratejik düşünmeyi gerektiriyor. Günlük kelime çalışması, sürekli paragraf çözümü ve soru tiplerine özel pratikler olmazsa olmazdır. En etkili yöntemlerden biri de günlük çalışma planı oluşturmaktır. Kelime, dil bilgisi, çeviri ve paragraf şeklinde dengeli bir dağılım yapılabilir. Ancak hangi plan uygulanırsa uygulansın, her gün paragraf çözmek en kritik alışkanlıktır. Çünkü kelime bilgisini artırır, okuma hızını geliştirir ve ingilizceye aşinalığı güçlendirir
Sonuç olarak YDS, bir dili ne kadar akıcı konuştuğunuzu değil, o dilde yazılmış karmaşık ve akademik metinleri ne kadar doğru analiz edebildiğinizi ölçer. Bu sebeple sınavda başarılı olmak için anlayarak öğrenmek, doğru çalışmak ve bilgiyi stratejik kullanmak önem arzediyor.
2. Kısım Teorik
Burada anlatacağımız hususlar işin teorik boyutudur ve işin haritasıdır. O haritayı kullanarak adrese gitmeniz gerekir. Haritaya her gün bakıp yola çıkmazsanız faydası olmaz. Yola çıkmalısınız yola çıktıktan sonra hedefe gide(bile)nler olacaktır. Yolu uzun görüp yola devam etmeyenler olabilir. Yolda sorunlar yaşayıp pes edenler olabilir. Yanlış yere gidenler olabilir. Yola gidenin işi Allah’a kalmıştır sözü doğru ama eksik. Herkesin işi daima Allah’a kalmıştır çünkü mutlak hüküm sahibi Allah’tır. Teoriye başlarken işi pratiğe dökmek lazım. Yoksa teorinin de bir faydası olmaz. Duygularla, işlerle, çabalarla birikmeyen bilgilerin unutulması çok kolaydır. Hata yaptığımızda doğrusunu duyarsak bir daha unutmayız Allah’ın izniyle. Dolayısıyla bu yazıyı okuyorsanız yola çıkmaya dünden başlayın. Şimdi demiyorum şimdi dediğimde ertelenebilir ama ben dünden başlayın diyorum. Bismillahirrahmanirrahim.
YDS sınavına girmeden önce B1-B2 seviyelerinde olmak önem arz etmektedir. Bununla birlikte 1500-2000 kelime biliyor olursanız daha güzel olur. Yabancı dil sınavları akademik İngilizceyi ölçüyor. Bununla birlikte dünyada akademisyenler daha basit bir İngilizce ile yazmaya çabalıyorlar. Sosyal bilimlerde özellikle diğer bilimlere nazaran teknik terimler daha az. Bu yüzden Tarih gibi ilimlerde basit bir İngilizce kullanımı akademilerde yaygınlaşmaya başlanalı biraz oluyor. Bununla birlikte bu durum modern dönemde yazılan makaleler ve kitaplar için geçerlidir. Oldukça ağır dil kullanan yazarlar bütün dünyada bulunabilmektedir. Ulus devletler de kurulurken dilde sadeleşme hareketeri hız kazandı. Herhalde ulusların eğitiminde dilin daha kolay öğretilebilmesi hedef alınmış olabilir. Halkı eğitmek akımları da bu dönemde meydana geldi. Osmanlı’da bu denli bir eğitim seferberliği ve sayısız okul bulmak mümkün değildir. Batı’da da aristokratlar sadece iyi bir eğitim alabiliyorlardı. Eğitim alabilmek için maddi güç gerekiyordu. Çünkü İnsanlar için uzun saatler geçinmek içinçalışmak zorundaydılar.
Bu yazımızda YDS dosyası hazırlıyoruz. YDS ve Yökdile dair çokca şeyi bu yazıda bulabileceksiniz. İngilizce YDS esas alınacaktır. İngilizce en az 6 ay eğitim aldıysanız veya kendiniz öğrendiyseniz bu yazı tam Size göredir. Diğer türlü belki çok fayda alamayabilirsiniz.
İngilizce de “less is more” denilir. Yani “azı karar çoğu zarar” demektir. Çok fazla site ve kaynak size zarar verir. İlk başta doğru kaynağı bulmaya odaklanmak gerekiyor. Bu kaynağı bulurkende hangi alanda sorununuz varsa o alana yönelik olmalı. Biz ilk önce kelime bilgimizi artırmak ve okumamızı geliştirmek üzerine yazacağım. Sonrasında diğer alanlara değineceğim nasip olursa.
Kelime Bilgimizi Nasıl Geliştirebiliriz ve Hangi Kaynakları Kullanmak Güzel Olur?
Reader at work kitapları çok güzel ve YDS-YÖKDİL için çok faydalı bir eser. Tekin Atmaca hoca da YouTube kanalında bu kitapların neden önemli olduğunu anlatıyor. Teknik kelimelerin ve özellikle sosyal bilimlerde teknik kelimelerin değişmesi pek kolay değildir. Belli başlı kelimeler ve değişmeyen listeler her yerde dolaşıyor. Kelimeleri ezberlemek tek başına hiç doğru bir yöntem değil. Kelimeler bir yerden sonra 300-400 adet oluyor. Bunları akılda sadece tekrar ederek tutabilmek mümkün değildir. Bağlamından kopartılan kelimeler dalından kopartılan meyve gibidir. Eninde sonunda çürümeye mahkumdur. Daha erken çürür ve akılda daha az kalır. O meyveyi geri bahçeye yani bağlamına dikmezsek de bir daha meyve vermez. O yüzden kelimeleri bağlamıyla öğrenmek güzel olur.
Bu seviyede bilmediğimiz çok kelime ile karşılaşmayız eğer reader at work kitaplarında çok fazla bilmediğimiz kelime ile karşılaşıyorsak demek ki seviyemiz uygun değildir. Bu seviyede kelimeleri deftere not almamız lazım. Önceden sıklıkla göreceğimizden not almayabilirdik. Örneğin think kelimesini binlerce kere görürüz ve anlamını not almaya gerek kalmaz. Ama ileri seviye kelimelerin tekrar aralığı düşüktür ve mutlaka not almak lazım karşılaşınca. Kelimeleri ezberlemeye çalışmakta çok fire veren bir yöntem. Sonuna kadar gidebilen pekolmuyor ve başarı oranları çok düşük. Dolayısıyla ilgi çekici eserler okuyarak kelime bilgimizi artırabiliriz.
İngilizce seviye seviye çok fazla kitap var. Oxford, Cambridge gibi yayınevlerinin çalışmalarına bakabiliriz. İnternette bazı bilinmeyen yayınevleri eserler basıyor ama malesef görsel ve içerik olarak tatmin edici değil. Kitabın cazip olması ve defterinizin cazip olması önemli. Bu çalışmayı sevdiğiniz bir iş ile de birleştirirseniz daha rahat ders çalışırsınız. Bazen ben ders çalışırken zorlanıyorum veya ibadet ederken o durumda çay suyunu ketile koyuyorum. Kaynayana kadar belli bir rekat kılıyorum. Sonra ocağa koyuyorum ve yine ısınana kadar ibadet ediyorum ve Kur’an okuyorum özellikle akşam vakitleri. Ders çalışmayı da çoğunlukla çay içme ile birleştirdim. Canım istemediğinde biran için mutlu oluyorum ve çalışmaya başlıyorum.
İngilizce seviye kitaplarının içeriği ve kelime çeşitliliği yayınevinden yayınevine değişir. Bu yüzden birkaç farklı kaynaktan okuyabilirsiniz. Bu tarz hikâye kitaplarının önemi cazip olması ve yeni kelimeleri sıklıkla karşımıza çıkarmasıdır. Üniversite kitapları da bu formatta hazırlanır. Önce konu işlenir ve kelimeleri görürüz. Akabinde metinde okur ve alıştırmalarla aynı kelimeleri öğreniriz. Amaç kelimelerin oturmasıdır. Bu kolay bir öğrenim şeklidir özellikle hikâye kitapları. Ezberlemek için saatlerce “zevksiz” bir şekilde uğraşmak zorunda kalmazsınız.
Okurken konusunu bildiğimiz hikâyeleri seçebiliriz. Küçük Prensi yakın zamanda okuduysanız onun İngilizcesine bakmayı düşünebilirsiniz. Nasıl ki Türkçe Paragraf sorularını kolay çözmek için roman okumak tavsiye ediliyorsa YDS-YÖKDİL soruları için de İngilizce seviyelere göre kitaplar okumak güzel olur. Roman okumanızı normalde tavsiye etmek istiyorum ama Romanda çok fazla binlerce kelime oluyor. Örneğin Dostoyevski’nin kitabını Rusçadan okumak istediniz. Belki 7 bin ile 10 bin kelime arasında bilmeniz gerekebilir. Lakin korkmayın bu kadar YDS sınavı için kelime gerekmemektedir. Ana dilimiz dışında roman okuyabilmek çok zordur. Günlük 1000-1500 kelime arasında kelime bile kullanmayız ve daha az kelime ile meramımızı ifade ederiz. YouTube’da üretilen içeriklerin çoğu da günlük dilde üretilir. Akademik üretimler azdır ve insanlar genelde onları izlemezler. Dolayısıyla akademik kelimelere hayatımızda çok yer ayır(a)mıyoruz doğal olarak.
Günümüzde twitter ve bazı sosyal medya uygulamalarında kelime kullanımı sınırlı ve az. İnsanlarımız ayrıca shorts adı verilen kısa videolar izliyorlar. Uzun videolar artık izlenmiyor ve uzun yazılar artık okunmuyor. Sosyal medyada çok vakit geçiriyorsanız bu Size YDS- YÖKDİL gibi sınavlarda dezavantaj sağlar. 15 dakika bile Tiktok videoları izlenilse, öğrenci dersten fersah fersah uzaklaşıyor. Bununla birlikte sosyal medyada öğrenci ne kadar kalırsa yapılan araştırmaya göre depresyona girme ihtimali o kadar artıyor. Dolayısıyla kısa videolar mutluluk verse de kısa vadede anlamlı bir dopamin olmadığından hemen tüketiliyor. Sonrasında kişiye can sıkıntısı ve bunalım olarak geri dönüyor. Bu tarz sınavlara çalışırken sosyal medya “detoksu” yapmak önem arz ediyor.
Öğrencilerimiz genelde dil öğrenirken sürekli gramer çalışıyor veya kurslardaki eğitimleri yeterli görüyor. Her ikisi de büyük bir hata olarak karşımıza çıkıyor. Sürekli gramer çalışmak dili zor yoldan öğrenmek demek ve gramerin dozunu çok artırmamak gerekiyor. Yemekteki tuz miktarı kadar gramer öğrenilmeli. Gramer elbette önemli ama onu öğrenirken yüsek dozlarda alarak öğrenmemeliyiz. Okumaya büyük önem verilmelidir. Kurslarda alınan eğitimler sonucunda dili bilmiş olmuyoruz. Üniversitede hazırlığı geçince İngilizceyi öğrenmiş olmuyoruz. Okumaya, konuşmaya, dinlemeye, izlemeye ve yazmaya devam ederseköğrenebiliriz. O köy gitmesekte, gelmesekte bizim köyümüzdür diyemeyiz. Gitmeliyiz ve gelmeliyiz. Köyle de dille de ilgilenmek gerekiyor. Diğer türlü bakmadığımız için dağ olur ve meyvesini yiyemeyiz, çünkü bağ olmaktan çıkmıştır artık.
YDS-YÖKDİL sınavları güncel mevzulardan müteşekkildir. Dolayısıyla kültür bağlamında güncel bilgilerimizin de olması gerekir. Korona hakkında hiçbir bilginiz olmadığını düşünün (çok zor ama) metindeki bütün kelimeleri bilseniz de mevzuyu anlamayabilirsiniz. Bu yüzden genel kültür bilginizin de iyi olması lazım. Toplumun genelinin dikkatini çeken olayları mutlaka bilmek ve takip etmek fayda sağlar. Bir konuyu bildiğimizde metin yabancı dilde olsa daha kolay anlıyoruz.
Okumada yapılan hatalardan birisi de bağlama dikkat etmemektir. Mean kelimesini herkes anlam olarak bilir. Ama cimri anlamı da vardır. Bazen bir kelime günlük dilde farklı ve felsefede farklı bir anlama gelebilir. Reason örneğin sebep anlamındadır ama felsefede akıl ve rasyonalite anlamına gelir. Kelime bağlama oturmuyorsa bağlamdan çıkarmaya çalışabilirsiniz. Bir ihtimal anlamını çıkarabilirsiniz. Lakin bu durumun garantisi olmamakla birlikte çok okuma yaparak kelimelerin farklı bağlamlarını öğrenebiliriz.
Metin okurken doğru anladığımızdan nasıl emin olabiliriz?
Bilmediğimiz kelimeler varsa metni anlamama olasılığımız oldukça yüksektir. Bu kelime eğer bir fiil ise anlaması daha zor olabilir. Bazen duruma göre neither, nor gibi ifadelerin de tam anlamını çıkaramayabiliyoruz. En önemli husus ise metnin bize garip gelmesidir. Metin garip geliyorsa ve bağlam ile uyuşmuyorsa anlamıyoruzdur büyük ihtimalle.
“She was charged with handling case” cümlesini okuduğumuzu düşünelim. Bu cümleyi şöyle çevirir bir çoğumuz : “O, davayla ilgili suçlandı” ama charge kelimesinin bir diğer anlamı “yetkilendirmek”tir. Metnin asıl anlamı “ona davayı yürütme sorumluluğu verildi” olmalıdır.
Bir de şöyle bir cümleye denk geldiğinizi düşünün
“The city had been preparing for weeks. Streets were decorated, and thousands of people were expected to attend. The government sanctioned the celebration. The event went ahead without any legal obstacles.”
Hükümet kutlamayı yasakladı gibi bir anlam veriyorsanız siyah yazan yere bir düşünmelisiniz. “sanctioned” ifadesi burada bizi ilgilendiren fiil. Fiil bağlama uymuyor. Çünkü sonrasında olumlu bir cümle kurulmuştur. Dolayısıyla ifadeyi garip buluyorsanız metni anlamamışsınız demektir. “Sanction”un diğer bir anlamı “resmen onaylamak” anlamındadır.
Metni büyük bir dikkatle okumak ve anladığımızı sandığımız şeylerden emin olmak gerekiyor. Birçok soruları ve metni de anladığımızı sanarız. Ama aslında yanlış anlamışızdır. YDS ve YÖKDİL’de bu tarz tuzak sorular olabilmektedir. Bu yüzden çıkmış soruları dikkatli çözmek ve kelimeleri farklı bağlamlar içinde metinlerde görmek gerekmektedir. Olabildiğince dikkatli bir şekilde okumak ve olabildiğince hızlı olunmak zorundadır. YDS soruları çözerken de sınavdaymış gibi ara vermeden soruları çözmeyi birçok kişi tavsiye etmektedir. Pazar günlerini kendinize YDS sınavı yapmaya ayırabilirsiniz. Bu sürede telefona, cevaplara bakmamalı, YDS ortamını birebir kendinize oluşturmalısınız. İnsan alıştığı şeylerden kolay vazgeçemez çünkü.
Yasir Güneş & Ozan Dur
Yorum Yaz