SÖZLER KADERE DÖNÜŞÜR, AMAN DİKKAT!!!

DENEME

Sözler kadere dönüşür, aman dikkat! “İnsanoğlu hayrı istediği gibi şerri de ister.” buyuruldu. Bu yüzden dualarımız çok önemlidir ve sözlerimiz. Dilin Afetleri kitabını okuduktan sonra konuşamayan bazı insanlarımız oluyor. Peygamberimiz de (sav) “Dilini tutan kurtuldu.” hadisini söylemiştir. İki kıssa ile bu konuda bir yazı yazmak istiyorum. Birincisi Mehmet Akif’e ve ikincisi Ayşe Şasa’ya aittir. Mehmet Akif fakirlik içinde yaşamış ama vatan ve millet davasından vazgeçmemiştir. Bu tarz kahramanlar 50 yılda zor gelebilmektedir. Neşet Ertaş gibi bir üstat bile “Cahildim dünyanın rengine kandım.” diyor.

Sözler kadere dönüşür, aman dikkat!

“İnsanoğlu hayrı istediği gibi şerri de ister.” buyuruldu. Bu yüzden dualarımız çok önemlidir ve sözlerimiz. Dilin Afetleri kitabını okuduktan sonra konuşamayan bazı insanlarımız oluyor. Peygamberimiz de (sav) “Dilini tutan kurtuldu.” hadisini söylemiştir. İki kıssa ile bu konuda bir yazı yazmak istiyorum. Birincisi Mehmet Akif’e ve ikincisi Ayşe Şasa’ya aittir. Mehmet Akif fakirlik içinde yaşamış ama vatan ve millet davasından vazgeçmemiştir. Bu tarz kahramanlar 50 yılda zor gelebilmektedir. Neşet Ertaş gibi bir üstat bile “Cahildim dünyanın rengine kandım.” diyor. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de dünyanın bir oyun ve eğlence gibi olduğunu söylüyor. Bunu bence günümüzdeki insanlar çok iyi anlıyor. Bir oyuna girdiğimizi düşünelim: araba alıyoruz veya motor. Oynadıkça para kazanıp seviyelerini yükseltiyoruz. Bugünün insanı da bir araba alıyor ve kazanıp bir üst modelini alıyor. Hep bir üstünlük ve makam göstergesi kabul ediliyor. Ama araba veya motor izzet veremez. Hiç araba almayıp ümmetin bir kanayan yarasına derman olayım diyeni geçtik, bir arabam var, ikincisini almayayım, ümmete faydalı bir şeyde kullanayım diyen kaç kişi tanıyoruz? İslam adanmış insanı sever. Musab bin Ümeyr’in İslam öncesi ve sonrası hâli bize çok şey anlatıyor. İslam üstün insan üretir, bir fabrika gibi.

Üstad Mehmet Akif, yaşadıkların için üzgünüz. Umarım cennetin en üst köşelerindesindir. Geleceğe taşıdın emeğinin ününü. Emeklerin bugün karşılık buldu ve 2026’dan bildiriyorum: “İstiklal Marşı yazmak zorunda kalmadık.” Rabbim duanı kabul etti ve Türkiye’mizi 2. Dünya Savaşı’ndan da korudu. Bu misyon üzere umarım gençlerimiz çalışmalarına devam ederler. İstiklal Marşı bir daha yazılmasın diye hedef koyacak gençler de Rabbim halk eder inşallah. Akif’in derdi vatan ve millet idi. İtikadi görüşlerinde belki olumsuz bir şeyler bulunabilirse de vatan aşkından kimse şüphe edemez. Ceket alacak parası yokken verilecek parayı almaz. O para, Ankara’nın belki yarısını alabilecek bir paradır. “Keşke alsaydın üstad.” dediklerinde ise onu diyene küser ve bir süre konuşmaz. Akif’in bir duası var ki herkes okur ama manasına vakıf kaç kişi vardır bilemiyorum. İstiklal Marşı’nda Akif’in bir duası vardır: “Varımı yoğumu alsın da Hüda, etmesin tek beni vatanımdan cüda.” der. Yani Rabbim bir tanem, varımı yoğumu al, canımı al, cananımı al der ama beni vatanımdan ayırma der. Bu sözün üzerinden çok geçmez, kahraman Akif’in peşine hafiyeler takılır ve Mısır’a gitmek durumunda kalır Akif. En sevdiği yerden darbe almıştır Akif. Mısır yılları çile ve hasret yıllarıdır. Akif buranın iklimine fazla dayanamaz ve onu öldürecek bir hastalığa yakalanır. Sevgili Akif, belki Rabbim günahlarını affetmek için bunca çileyi sana çektirdi. Umarım cemalullahı görüyorsundur şimdilerde. Bu millete duan da umarım geçerli olur.

Ayşe Şasa beni en çok üzen isimlerden birisi. Okuması da yazması da derinden sarstı hayatını. Üzüldüm, merhamet ettim ve içimde fırtınalar koptu. Aile, eş, sağlık ve iş açısından sürekli imtihan hâlindeydi. “Truth” kelimesine kafayı takmıştı. “Yahu Ayşe abla keşke duana dikkat etseydin.” diyorum. Üzülmezdik senin için. Küçükken ecnebi dadıların emrinde disiplinli bir hayat yaşıyor. Bu hayatı yaşarken olumsuz bazı şeyler hayatında meydana geliyor. Dadıları korkunç sayılabilecek hikâyeler okutuyorlar. Bunlardan çok etkileniyor. Batı masallarının bazıları korkunçtur. Daha sonra bu onda bazı hastalıkları tetikleyecektir. Öyle bir ortamda büyütülüyor ki Ayşe abla, “Müslüman mıyım, Hristiyan mıyım?” daha sonra karar veremedim diyor. Psikolojik sorunlarının etkisiyle kilisenin o ürkütücü yapısı onu derinden sarsıyor. Caminin o aydınlık yapısını seviyor ve Müslüman olduğuna karar veriyor. Bir gün akıl hastanesinin önünden geçerken, “Hakikati bulmam için buraya düşmem gerekiyorsa razıyım.” diyor. Yıllar sonra çok başarılı bir çocuk olarak ilerlerken bir anda kendisini akıl hastanesinde buluyor. O yüzden ne dua ettiğimiz çok önemli. Hele içinde bir hayır da barındırıyorsa mutlaka Rabbim onu nasip edebiliyor. Çileli yoldan Ayşe ablaya hakikat yolu açılıyor. Ömrünün son zamanlarında büyük Allah dostu İbn Arabi’nin kitaplarıyla da tanışıyor. Çocukken “şeker” satın aldığı amca ile yıllar sonra tekrar tanışıyor. Bu amca ise bir Allah dostu imiş ve Ayşe bunu bilmiyor. Ayşe ablanın ömrü psikolojik sorunlarla geçiyor ve ölene kadar bu durumdan muzdarip kalıyor. Sevgili Ayşe abla, beni çok üzdün ama Rabbim seni çok sevindirsin. Yerinde rahat uyu. Cennetin en yüce yerlerini dilerim. Evet okuyucular, bugünkü yazımızda ağızdan çıkan şeylere çok dikkat etmemiz gerektiğini öğrendik iki örnek üzerinden. Rabbim bizleri bağışlasın ve doğru dualar edebilmeyi nasip eylesin. Âmin…

Ozan Dur

Ozan DUR
Ozan DUR

Ozan Dur, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun olup, İngilizce, Osmanlıca, Farsça, Arapça ve İbranice öğrenerek dil alanında uzmanlaştı. Humboldt Üniversitesi, İmam Humeyni Üniversit ...

Yorum Yaz