İlim ve Medeniyet
Yeni Nesil Sosyal Bilimler Platformu
Gelin huzurumuz için doğru düşünelim!
Niyetlerimizi yeniden gözden geçirelim!
Niyet Hayır Akıbet hayır. Başı ve sonu hayırsa, ortası da hayır olması yüksek ihtimaldir.
Nebimiz, Ümmetin bir uzvu acısa hepsi acı çeker buyurdu. Ümmetin bir yeri iyiyse hepsi iyidir diyebiliriz. Ümmet bir bütündür ve parçalanamaz. Bu bağlamda ümmetten bir gencin başarısını da sahiplenebilmeliyiz. Kendimizi büyük bir ailenin parçası görürsek ailemizdeki birilerinin de başarılarına seviniriz. Kardeşine istediğini kendine istemediğinde ideal Müslüman olamıyorsun. Kardeşini de kendin gibi görmek gerekiyor demektir bu. O başarılıysa sevinebiliyor musun kendin başarmış gibi? Başkasının oğlunu da kendi oğlunun yerine koyabiliyor musun?
Düğünlerde bize para gelecek diye takı takarız. Bu dünyevi bir bakış ve niyette bazı düzeltilmesi gereken hususlar var. İki kişi hayata adım atıyorlar ve onlara destek olmak manasında takı taksak dünya ve ahirette mutlu oluruz. Bu parayı da gelmese de benden helal olsun diyebilmek erdemini gösterebilirsek ne kadar güzel olur.Aldığımız değil de verdiğimiz bizimdir. Tabii her düğüne de mahreme riayet edilmediği için gidemeyiz ve belli bir duruşumuz olmalıdır.
Kazandığımızda seviniyoruz peki kazandırdığımızda. Kazandırmayan asıl manada kazanamaz ki. Bu tabii kendimizi enayi yerine koymak değildir. Uyanık olacağız ama kazandırarak kazanacağız. Yaptığınız işi de küçük görmeyin. Somuncu Baba hazretleri sadece bir ekmekçi idi. Ama nesillerce kendisinden faydalanılıyor. Hayırla yâd ediliyor. İşin değil de işi ne için ve nasıl yaptığın önemli. Kalbinde zerre kibir olan cennete giremez buyuruldu. Kibirlenmek melekleri dahi yoldan çıkarabilen bir haslettir. Melek olanı bile yoldan çıkarıyorsa kusurlu İnsanı kibir ne yapmaz! Tuvalet temizleyen memnun olabiliyorken devletin bir bakanı olan halinden şikayetçi olabiliyorsa işin de önemli olmadığı söylenebilir.
Şükredin ki nimetler artsın. Kendi halimde istemediğim veya beğenmediğim bazı durumlar vardı. Halbusaki o durum ne kadar da güzelmiş. O durumdan kurtulmak için Allah’a çok dua ettim. Ergenlik dönemlerinde ettiğim bir dua idi. Daha sonra Allah’ım duamı kabul etti ve ne kadar yanlış olduğunu anladım. Eski durumum ise çok daha hayırlıydı benim için. Onu ben bilememişim ama Allah biliyordu. Şimdi o duruma dönmek için dua ediyorum. Yani neyin hakkımızda hayırlı olduğunu bilemiyoruz. Mutluluk kendimizden aşağıdakilere bakmakta. Her gün üzüntü yaşıyorsak sahip olduğumuz şeyleri bir kağıda yazmalı ve şükretmelidir. Büyük bir Allah dostu su çömleklerinin olduğuna Allah’a sürekli şükrediyor ve diyor ki Milletin bahçesi bağı var ama bizim de suyu soğuyan su çömleğimiz var bunun şükrünü nasıl ödeyeceğiz. Önemli olan eldeki nimetleri görebilmek, elde (yabancı da) olan nimetleri değil. Şükredersek nimetler artacak, Rabbim vaadinden dönmez.
Biz hangi nimeti çabamızla kazandık. Sahip olduğumuz iş hak ettiğimiz için mi verildi. Yoksa Allah nasip ettiği için mi? Aklını ve gözlerini bu süreçte kullandın. Bu nimetleri Sana kim verdi. Sınavda kendini iyi hissettin bunu kim nasip etti. Afrika’da doğmadın bunu Sana kim nasip etti. Üniversitede büyük hastalık geçirmeden lisansı bitirdin bu nimeti Sana kim nasip etti. Dolayısıyla Eden kim Eyleyen kim? Her şey Allah’tan bir nimettir. Rızk kapısı açılsın diye Sana o işi veriyor. İşine bak işi vereni gör.
Ne yaptık ki biz bu iş bize verildi. İnsanlığın yarısının imanını kurtaran Nebi, çabalamadı mı? Bütün bir İslam dünyasını fetheden Müslümanları yetiştiren Nebi’nin neyi vardı. Hepimiz Nebinin kölesi olsaydık da Hz. Fatıma’nın “babacığım ellerim acıyor” sözü tarihe geçmeseydi. Bu sözün ağırlığını hissediyor muyuz? Nebi dünyanın içinde ne var ne yoksa hepsini hak etti ama Allah, Onu ne imtihanlardan geçirdi. Çünkü örnek olacaktı Müslümanlara. Nebi dedi mi ki ben kazandım ben çabaladım dedi mi bir kere. Namazlardan sonra bize ne dedi Elhamdülillah deyin dedi. Elhamdünefsi deyin demedi. Nefsine değil Allah’a şükret dedi. Nebi gibi de Ona yaklaşan gibi de bir çabamız yok. Dolayısıyla nasıl oluyorda biz hak ediyoruz.
İşe girerken rahat bir işim olsun diye hedefliyoruz. Baştan rahat hedefleniyor. Rahata çaba ile ulaşılır. Zorluk, kolaylığa gebedir. Zahmet, rahmeti doğurur. İşin yorucudur ve yorulursun karşılığında Allah’ın Sana ne vereceğini bilebiliyor musun? Dedem ağır bir işte çalıştı ama ömrünün son anlarına kadar çok sağlıklıydı. Rahat bir işte çalışırken bir sürü sağlık sorunu yaşamaya var mısın? Hayrı istediğimiz gibi şerri de istiyoruz ama Allah’ım Sen beni benden daha iyi bilirSin. Bana en hayırlısı neyse onu ver desek ya! İşimiz yorucuysa Allah’a bizi daha da güçlendirmesi için dua etsek. Spor yapsak da güçlensek mesela. Boynuzun bile hesabını soran bir Rabbin var. Senin yaşadığın zorlukların karşılığını vermez mi sanırsın.
Kardeşine dua edebilecek bir seviyeye ulaş ki Sana da istediğin verilsin.
Üzme ki üzülmeyesin.
Merhamet et ki merhamet edilsin.
Ver ki verilsin.
Çabala ki layık ol.
Zorlukla beraber kolaylığın olduğunu bil.
Dünya hizmet ve ibadet yeridir, ücret yeri değildir. Sultan Süleyman’a kalmayan dünyaya ne bel bağlarsın. Mal da yalan mülk de yalan diyen Yunus Emre’nin bu sözü üzerinden 700 yıl geçti akıllanmaz mısın?
Yaşlıya hizmet edene yaşlılığında ona hizmet edecek birini görevlendiririm buyurdu Allah’ımız. Dinine ve toplumuna hizmet edene Allah neler vermez.
Elindekinin kıymetini bil. Kaybetmeden değerini anla ve duaya sarıl. Her şeye gücü yeten bir Rabbin var. İç dünyan düzelmeden dış dünyan güzelleşmez. Aradığın da Seni aramakta. O’nu bulana kadar aramaya devam et. Sevgiler...
Ozan Dur
Yorum Yaz