İNCELEME | “BLACK MIRROR – FIFTEEN MILLION MERITS”

2

Bu yazımızda Black Mirror dizisinin 1. Sezonunda yer alan “Fifteen Million Merits” isimli bölümü değerlendireceğiz. Dizi, satirik özelliğe sahip olup, modern yaşamın olumsuz etkilerine, hürriyet uğruna etiğin göz ardı edilmesine yönelik eleştiriler getirmiştir. Dizide bireyler statik bir çalışma düzeninin parçaları olarak gösterilmiştir. Herbiri rutin hayatları üzere kısıtlı tercih imkanıyla, duygulardan uzak bir şekilde kısır döngü içerisindedirler.

Lavaboda şarkı söyleyen bir kadının sesinin güzelliğini fark ederken başkarakter, bu kadına karşı sevgi besleyecektir. Dört bir yanından sanallık ile kuşatılmış başkarakter “Gerçek bir şey yaşansın!” diyerek kadının ses yarışmasına katılması hususunda ikna eder. Ancak kadının şarkı yarışmasına katılmak için belirli bir katılım bedeline sahip olması gerekmektedir. Karakterimiz, bu bedeli karşılamak için canhıraş çalışacaktır. Ayrıca dizideki sembolik içeriklere değinmek gerekmektedir. İnternetteki diğer incelemelerden birine göre dizideki kadınlar Yunan mitolojisindeki tanrıçalardan bazılarını temsil etmektedir. Dizide canlandırıldığı gibi, kadınlardan biri hırslarına yenik düşmeyen, kalbi şehvetten iffete dönüştürücü özelliğe sahiptir. Başkarakter, bahsedilen kadını göz ardı edip, Aphrodite’i simgeleyen kadını takip etmektedir. Dizide elma objesi karşımıza çıkmaktadır. Elma, modern sanatta aşk ve cinselliği çağrıştırmaktadır. Meyveler arasında elmayı tercih eden karakter, duygularına yenik düşecektir.

Meyvelerin satın alındığı otomatın ekranında alışveriş esnasında şu yazı belirmektedir:

“People who liked apple, also liked banana.”

Dizide tüm yaşamı şekillendiren kısıtlar burada da karşımıza çıkmaktadır. Tercih anında dahi kendisine maruz kalınan görsel teşviğin, tüketim tercihlerinde bireyi nasıl etkisi altına aldığı apaçık gösterilmiştir.

Rutin koşullar altında yaşamlarını sürdüren bireyler, yalnızca pedal çevirerek kazançlarını sağlamaktadırlar. Biriktirdikleri puanlarla yine aynı mecralar üzerinden harcama yapabilmeleri durumu ile senaryo, modern tüketim tarzına bir eleştiri getirmektedir.

Bireylerin, tıpkı günümüzdeki gibi hayatlarının her anında reklamlara maruz kalmaktadırlar. Düzen, reklamları izlememek/değiştirmek için dahi bireyleri ücrete tâbi tutmaktadır.

Dikkatimizi çeken bir diğer husus, bireyler arasındaki hiyerarşik durumdur. Dizi kurgusunun dışındaki düzeni bilemediğimiz için görünürde hürriyet bakımından ilk sırada program yapıcılar ve jüri üyeleri yer almaktadır. Orta sınıfı pedal çevirenler oluşturmaktadır. Onların aynı kıyafetleri giydiği ve sınırlı tercihlerde bulunabildiklerini görmekteyiz. Fiziksel olarak pedal çevirmeye müsait olmayan bireyler temizlik işçileridir. Bu sınıfı oluşturan kişiler obez olup, orta sınıfın çalışma alanında gündelik temizlik işleriyle uğraşmaktadırlar. Bu dezavantajlı grup, giydikleri farklı renkli kıyafetlerle orta sınıftan ayrılmaktadır. Zaman zaman orta sınıf üyelerinin hakaretlerine maruz kalmaları, her bir sınıfın iktidar istencine ve fırsatını bulduğu anda gücünü öteki üzerinde tatbik etmeye meyilli olduğuna işaret ermektedir.

Bireylerin her durumda gözetim altında olmaları, hücrelerinin dışarıyı görmelerine engel oluşturan ekranlar ile yalıtılmaları durumu bize “panopticon” kavramını hatırlatmaktadır. Böylece birey, görmediği karşısında savunma geliştirememekte, rutin koşulların hipnotize edici etkisinden ötürü tepki verememektedir. Kadın yarışmacıya kuliste zorla verilen içecek, onu jürinin karşısında daha itaatkâr kılmaktadır. Kadın, daha özgür bir yaşamı onur kırıcı şeyler yapma zorunluluğuyla kabul etmişti. Bu durumun farkında olan başrol oyuncusunun, bu içecekten içmemesine rağmen jürinin istekleri karşısında itaatkâr davrandığı görülmektedir. Karakterimizin gösteri esnasındaki hakikat çağrısı, “gösteri toplumu” dahilinde duygusal etkileyicilik ile bağdaştırılarak bağlamından uzaklaştırılmıştır. Daha özgür bir yaşamı, beraberinde ahlakilikten uzak olması özelliğiyle beraber kabul etmiştir. Dizinin sonunda oyuncu, artık hücre esaretinden, pedal çevirmekten kurtulmuş gözükmektedir. Ancak karakter, eğlence sektörünün parçası olmuştur ve bozulmaya uğramış hakikat çağrısı ile geride bıraktığı tutsaklara yönelik süreli yayın yapmaktadır.

Yaşadığı ortam görüntülendiğinde, güzel bir manzarası olan cephe dikkatimizi çekmektedir. Lakin seyirci olarak biz, gerçek gibi görünen manzaranın programlanmış bir görüntü olduğu yönünde şüphe duyduğumuzu belirtmeliyiz.

Furkan EMİROĞLU

Lütfen takip edip, beğenin
error0

About Author

Furkan EMİROĞLU

Istanbul Medeniyet Univ. Political Sciences furkanemirrr@gmail.com

2 yorum

  1. İsminivermekistemeyenokuyucu on

    Merhaba. Yazı güzeldi tebrikler. Eleştirilecek kısımları var elbet ama başkasına bırakıyorum. İki şey soracaktım, diğer bölümlerin de tahlili gelecek mi ve dizinin bazı kısımlarındaki müstehcen kısımları nasıl buluyorsunuz? Belki bana abartı geliyordur fazla dizi izlemediğimden.. sadece merak ettim. İyi çalışmalar.

  2. Furkan EMİROĞLU
    Furkan EMİROĞLU on

    Merhaba, teşekkürler. Black Mirror dizisinin bazı bölümlerini incelemeye değer buluyorum. Belki bir inceleme yazısı daha paylaşılabilir. Bahsettiğiniz bazı kısımları aramıyorum, böylece bulmuyorum. Sağlıcakla kalınız.

Leave A Reply