Fransa’da Dīni Tiyatro

0

Fransada Dīni Tiyatro

Fransız tiyatrosunda baʿzı muharrirler ve mümessillerin teşebbüsüyle yeni bir şekil meydana getirildi. Bugünki tiyatro düşüncelerinden büsbütün uzak ve tiyatro kavāʿidinin geçirdiği istihālelerden tamāmıyla āzāde bu yeni şekil, klasikler devrini bugünki tiyatro ve kavāʿidine riʿāyet etmek şartıyla ihyā etmek arzūsundan doğmuşdur.

Evvelā, bu yeni şekli kabūl ve taʿmīme çalışanların nokta-i nazarlarını telhīs edelim: ‘’Tiyatronun hedeflerinden birincisi ahlākı korumakdır. Ahlākı korumak vazīfesi yalnız tiyatrolarda değil, ʿaynı zamānda dīnin de evāmirindendir. Dīn tārīhi, tiyatro için henüz bākir bir mevzūʿ sayılabilir. Onun içinde bulunan bir vakıʿadan pek az bir kısmı sahnede görülmüş ve pek azı temsīl edilmişdir.

Dīni her vakıʿadan ahlāki bir netice elde etmek kābildir. Bu vakıʿaları bugünki tiyatro kavāʿidine riʿāyet etmek şartıyla sahneye vazʿ etmek ve ahlākı neticeyi çıkarmak, tiyatroyu faydalı bir hāle koymakdır? Çünki tiyatrodan fayda elde edilmediği zamān, o vazifesini ihmāl etmiş ve muzırr bir hāle gelmiş olur.

Dīni tiyatrodan maksad, ahlākı düşünceleri telkīn ve zerk edebilmesini teshīl edecek ve bunun taʿmīm edilmesi tiyatroyu hakīki vazīfesine ʿavdet etdirmiş olacakdır.’’

Fransa tiyatrosundaki bu yeni şeklin rağbet bulup bulmayacağını şimdiden tahmīn etmek doğru olamaz. Yalnız mühim Fransız münekkidlerinin bu husūsdaki mütālaʿalarını tedkīk etmek, şimdiden bu yeni şekil hakkında bir fikir edinmekliğimize yardım edecekdir. Losyen Dubeş (Lucien Dubech) bir makālesinde dīni tiyatrolardan bahs ederek diyor ki:

‘’Dīni tiyatroların maksadı ahlāki sıyānet korumak olduğunu son defʿa neşr edilen bir makāleden öğrendik. Fakat tiyatrodan ahlāki bir netīce elde edebilmek için muhakkak dīni bir vakıʿanın yardımına ihtiyāç görmek gayet garībdir.

Bugünki hayātın her köşesinden, her vakıʿasından ahlāki bir netīce çıkarmanın imkānı yok mudur? ʿāʾile fāciʿaları, izdivāç uygunsuzlukları, ʿaşk entrikaları ʿacabā bu tiyatro ve muharrirlerine arzu etdikleri kadar geniş bir mevzūʿ sahası değil midir?

İşte bu noktadan, bu yeni şekli kabūl etmek ve etdirmek isteyenler yeniliyorlar. Dīni vakıʿaları temsīl edebilmek için, mümessillerin, klasiklerin kabūl etdikleri bir şekilde sahnede isbāt-ı vücūd etmesi lāzımdır. Hālbūki eski kıyafetlerle sahnede dolaşan mümessiller, bize dāʾimā köhneleşmiş, ve ʿasırlar geçdikçe kıymeti azalmış düşünceleri bildiren bir manken hālinde görülüyor. Bugün yanımızda dolaşan insānların hayātlarını onların düşüncelerini ve herhangi bir düşünce ile hareket edenlerin ne gibi bir ʿākıbetle karşılaşdıklarını görecek olursak, daha fazla istifāde etmiş oluruz. Çünki  biz de onların geçirdiği hayātı yaşamakda, ʿaynı vakıʿaların arasında yüzmekdeyiz. Ahlakımızın ve düşüncelerimizin tasayyühü için birkaç ʿasır evvele bakmam, herhālde mantıkī bir hareket olmasa gerek. . Her Mısırın hatā ve sevāblarını o ʿasırdan evvelkiler değil, onların ahfādı taʿyīn eder. Biz o dīni vakıʿaları bugünki hayātımıza uygun bir şekilde tatbīk edecek olursak, her hālde daha ziyāde bir fayda elde etmiş oluruz..

Lusyen Dubeşin bu nokta-i nazarı her hālde diğerinden daha doğrudur. Çünki tiyatro, kendi ʿasırlarını yaşayan ve canlandıran en kuvvetli bir vāsıtadır. Bir İngiliz münekkidinin dediği gibi: ‘’Tiyatro, kendi ʿasrındaki çirkinlikler ve güzellikleri nefsinde toplayan ve onları büyük bir sükūnet ve iʿtidāl ile halka bildiren bir mürebbī gibidir. O mürebbī, ne yapmak istediğini ve ne yapması lāzım geldiğini doğrudan doğruya bildiremez.. Onun arzūları vakıʿaların netāyicinin içinde gizlidir. O, vekāyiʿnin katʿī netīcesini seyr edenlere bu mürebbīnin fikirlerini ve hangi noktayı tercīh etdiğini gāyet güzel bir şekilde gösterir. . .’’ Dīni tiyatrolar, şimdiden fazla tarafdār bulamamışdır; çünkü pek eski bir vakıʿayı yaşatmak, dīnin hākim olduğu bir zamandaki ʿaşk sahnesini tam bir kudretle canlandırmak pek güçdür. Yalnız bu teşebbüsden şu netīceyi elde etmek kābildir: Fransada yapılan tiyatro hareketleri tamāmıyla maʿnāsız ve veduviler ʿaleyhindedir; çünkü tiyatroyu ahlākın bir mürebbīsi, hayātın bir rehberi olarak kabūl edenler, hiçbir zamān sahnede maʿnāsız sözlerle uzun kahkahaların doğmasını kabūl etmiyorlar. Onlar orada tebessümlerin canlanmasına müsāʿade etdikleri hālde, mahalleyi uzun müddet işgāl etmeyen, muhākemeyi tahrīrinden uzak bulunan mevzūʿlara kıymet vermiyorlar. Tiyatro, bedīʿī hislerimizi okşamakla berāber, insānların rūhunu tasfiye etdiği dakika hakiki vazifesine ʿavdet etmiş olacakdır. Ruhu tasfiye etdirecek kudret ve kuvvet ise kitāblardan ziyāde tiyatrolara tahmīl edilmiş bir vazīfedir. Bu vazīfeyi yüklenen tiyatro gayesinde muvaffık olmadığı takdīrde beklediğimiz faydadan ziyāde mazarrat tevlīd edeceği muhakkakdır.

Hikmet Şevkī

 

PDF’si:

Fransada Dīni Tiyatro

LATİN HARFLERİNE AKTARAN:

MUSTAFA ÇAĞLAR & EROL TURUNÇ

KAYNAKÇA

(İSAM tarafından halka açılan “Osmanlıca Makaleler VT” den metnin PDF’si temin edilmiştir.)

Temaşa = Fransa’da Dini Tiyatro / Hikmet Şevki.– Ankara: Mehmed Emin (Erişirgil) , 23 Şubat 1928.

Hayat Mecmuası

cilt: III, sayı: 65, sayfa: 255

About Author

OSMANLICA

İletişim: caglarmustafa58@gmail.com erolturunc@gmail.com

Leave A Reply