SOLMAYAN İZLER

EDEBİYAT

Dizimizdeki o iz dahi zamanla solmuş, belki yok olmuştur. Artık sızlamaz, insana acı vermez. Fakat bu yaramızın yalnızca gözle görünen kalıntısıdır.

Solmayan İzler

Zaman yalnızca geçmez, bizde birtakım akisler bırakır. Kimi zaman bir yara izidir bu yansımalar, kimi zaman ise hatıralardır. Yara izleri yalnızca mazinin bugüne bıraktığı bir mirastır. Ne ilk zamanki gibi sızlar ne de insana eziyet ederler. Oysa hatıralar, bir zamanlar yazarın da dediği gibi "mutlu olsun, kederli olsun" daima ilk hatırlayış gibi acı verirler. Kimi zaman güzel bir vaktin bir daha gelmeyeceğini fısıldar, kimi zaman ise kötü anların oralarda bir yerlerde hâlâ nefes aldığını, bugüne etkileri olduğunu söylerler.

Mahallede bir çocuk düşer, dizini kanatır. Ağlamak için yüzünü buruşturur fakat yanındakilere bakar; utanır. Ağlayıp kendini rahatlatmak, rezil olmak demektir. O an bu şekilde rahatlamak ve gururundan ödün vermek, dizindeki yaradan daha çok acıtır canını. Gururlu ve acılı olarak evine gider. Annesinin hem kızgın hem de merhametli ellerine bırakır kendini. Yarasına bir bant yapıştırılır, birkaç gün yoldaşı olur. Günler geçer, yoldaşla ayrılma vakti gelir. Bant çıkar, yaradan ise kalan bir küçük izdir.

Dizimizdeki o iz dahi zamanla solmuş, belki yok olmuştur. Artık sızlamaz, insana acı vermez. Fakat bu yaramızın yalnızca gözle görünen kalıntısıdır. Asıl iz, anılarda oluşur. Onlar ne silinir ne de yok olurlar; bilakis her hatırlayışta daha da büyürler. Yâd ettiklerimiz hep biraz buruktur. Yaranın hatırlanması aynı zamanda düşmenin, insanların bakışının hatırlanmasıdır. Böylece yara solar, anısı daha da parlar.

İyi ve kötü anıların çok az ortak özellikleri vardır. Bu özelliklerden en mühimi iki anı şeklinin de insana bir hüzünle beraber geliyor olmasıdır. Kötü anıların hatırlandıkça acı vermesi oldukça doğaldır. Ancak iyi olan, yaşandığına sevindiğimiz vakıalara dahi hüzünle bakmak absürt gibidir. Öyle ya iyi olanı kederle yâd etmek akıl işi değildir. En azından ilk bakışta bu böyle gelebilir. Ancak unutulan bir şey vardır ki, o da anıların hiçbir zaman akıl işi olmadığıdır.

Yâd ettiklerimiz aynı zamanda geride bırakamadıklarımız, yanımızda sürüklediklerimizdir. Onları durmaksızın bilmediğimiz yerlere götürürüz. Bunlar bazen bir çocuğun tebessümüdür, bazense bir veda fotoğrafıdır. İkisi de ağır, ikisini de taşımak oldukça zordur. Bir çocuğun tebessümüne sebep olmak başlı başına güzel ve sevindiricidir. O anı bizzat yaşarken insanın ruhu hafifler, insanda yaşama dair sebepler oluşturur. Oysa yaşanan an, bir hatıra olmakla beraber aslında havanın ağırlaşabileceğini gösterir. Yavaş yavaş tebessümün sesi kaybolur, insana yalnızca bir yankı kalır. Bu yüzden belki de iyi anıları taşımak, kötü olanlarını taşımaktan daha zordur. Çünkü onlar mazi denen güzelin, şu anda kaybolduğunu fısıldarlar.

Umut Can Zan

Yorum Yaz