BAŞKA DÜŞÜNCELERİMİZ

EDEBİYAT

Gururun, insanların en güzel hassalarını da mahvedip en iyi adamı da çürüttüğünü görerek çok müteessir oluyordum.

Ama Türkiye gibi, edebî tarihi, şiir ile özdeşleşmiş olan bir ülkede, şiirin, teorik yeniden okumalarla, Zeitgeist ’a eklemlenmesi mümkün olabilir.

Ziya Paşa’nın Şiir ve İnşa’sı ile başlayan Divan Edebiyatı eleştirisi, Cumhuriyet döneminde Abdülbaki Gölpınarlı’nın Divan Edebiyatı Beyanındadır’ı ile neredeyse birebir tekrarlanır.

Psikanalitik eleştiri, Lacan’ın Freud’un ‘yoğunlaştırma’ ve ‘yer değiştirme’ kavramlarını Jacobson’un metafor ve metonimi kavramlarıyla birebir ilişkilendirmesiyle, metnin bir ‘rüya metni’ olarak okunmasını sağladı.

Hirsch, yazar merkezli okuma biçiminin dışında, metin ve okur merkezli okuma biçimlerini, ‘yazarın anlamının yok sayıldığı’ ve ‘yazarın acımasızca sürgüne gönderildiği’ gerekçesiyle reddeder.

Ahmet Hamdi Tanpınar, 1938 yılında Ankara’da bulunan arkadaşı Ahmet Kutsi Tecer’e yazdığı mektupta, ‘’sana biraz havadis’’ der ve şunları ilave eder, ‘’Geçen akşam Yahya Kemal’i gördüm, yanımda Muhip de vardı. Sofraya

Bezm-i safaya sagar-ı sahba gelir gider

Güya ki medd ü cezr ile derya gelir gider

beytini okuyarak geldi, biz derhal komplimanı yapıştırdık; ‘Bu sizin gelişiniz beyefendi!’ dedik ve iyice dalkavukluk ettik. Üstad sarhoştu, açıldı. Sağa sola bastı küfürü. Nihayet bir yarım saat da bizim nesirleri medhetti, sonra ‘Şiirden vazgeçin.’ dedi. ‘Onu yapmayın, o benimle bitti. Müsaadenizle bendeniz o işi yaptım. Artık yapamazsınız.’ diye bir baba nasihati verdi. Vakıa önce çok kızdım, fakat bilahare Bülbül manzumesi bu söze hak verdi.’’

Hamdolsun O Allah’a ki, halk için aklı delil kılmış, Hakk ile batılı ayırdetme hususunda onunla şeriatı te’yid etmiştir.

Şayet mevcut hem zihinde hem de hariçte mutlak olarak meddeye muhtaç olursa, bu çeşit hususlarla alâkalı bahislerle Tabî ilim (fizik) derler. Bu ilmin dahi şubeleri çoktur.

Bizatihi maksut olan ilimler daha konuları itibariyle yekdiğerinden ayırd edilirler. Eğer konu Allah’ın kelâmı (ve Kur’ân) ise, o ilmin adı Tefsir ilmi ve Kıraat ilml’dir, dallarıyle birlikte. Şayet konu Rasûllüllah’m kelâmı (ve hadis) ise, o ilmin adı Hadîs ilmi’dir, şubeleriyle birlikte.

İslâm ilimleri tedvin edilip herhangi bir yoldan bozulmaktan korunmuş ve mazbut bir hale getirildikten sonra müslümanlarm büyükleri selefin, (aklî ve felsefî ilimleri) men’ etmelerinin bu maslahat için olduğunu gördüler, mahzur bertaraf edildi, maslahat son buldu.

Yüce Osmanlı Devletinin başlangıcından Sultan Süleyman Han (974/1566) zamanına gelinceye kadar hikmetle şeriat ilimleri nefslerinde toplayan muhakkikler şöhret bulmuşlardır. Sultan Fâtih Mehmed Han (886/1481) “Medâris-i Semâniye”yi bina edip, “usûlüne uygun olarak tedrisat yapılsın.” diye vakfiyesine kayd koydu.

Ya (Hızırla görüştük diyen) bu adamlar yalan mı söyler, bu rivayetlerin aslı nedir, denirse, deriz ki: Meşâyih-i kiramın gaybet âleminde nice seyr ve sülûkü ve ruhanîlerle görüşme ve mülakatı vardır ki, onlar mertebesinde olmayanlara müyesser olmaz.

Bugün sesin çıkmıyorsa yaz ve yazdır hakikati

Unutma ki zaman onun sadık dost ve müttefiki ve kuvveti muhafız.

Bir kanun ki duygular bir olsun,

Beşeri kurtarınağa çare bulsun.

Fakat Ermeni milleti hiç bir vakit ümidini kaybetmemiştir; hatta cesurane ve sebatlı bir işte kendisini mahvederken dahi bekledi, çok zaman bekledi, daima da bekliyecektir.

Ermeni mevcudiyetine Türk milleti gene hürmet etti ve onun istiklalini bitirmedi. Yeniden birçoklariyle tanıştım. Şifahen hatta yaziyle bile söz verdiler ki artık (Türk - Ermeni) dostluğu ebedi kalacaktır. Ermeni milletini yaşatacak ancak Türk dostluğu olduğunu bir daha gördüler ve Ermeni edebiyatınm esasının Türk münafereti değil Türk dostluğu olacağını kabul ettiler. Ermeni milletinin mahvi anında ıztırap çekecek başka bir üçüncü millet olmadığını da tasdik ettiler.

Bir zamanlar milletimizin mukadderatını kayıtsız şartsız tasarruf eden Enver ve Talat Paşa gibi zatlar, amil oldukları müthiş hadiselerin bilançosunu millete vermeden ve hatta ufak bir iz bile bırakmadan göçüp gitmişlerdir. Bu tarzı hareketin mahcubiyet ve mes’uliyeti elimdir. Bu hacaletten aileleri de, kendilerini sevenler de müteessir olmaktadırlar.

Trakya ve Anadolu’yu esas Türk vatanı adiyle Osmanlı umran ve servetini bu hudut içerisinde toplamak dahili siyasetimizin gizli temeli olmak sırası gelmiştir. Rumeli ve Arabistan’ın uzun zaman bizde kalmasına artık imkan göremiyorum. İslam ırkları bile bizden ayrılmak fikrindedirler. Ordumuzun içindeki Arnavud ve Arap zabitlerinde bile dehşetli ayrılık fikirleri başlamıştır. Harici devletlerle de Türk’ten gayri ırkların daha sıkı rabıtaları vardır. Osmanlı İmparatorluğunun inhilali karşısında öz Türk unsuriyle meskun olan yerlerin de felakete düşmesine karşı şimdiden tedbirler alınmalıdır. 1 - Şimendöfer, yollar, ve her türlü müessesat bu sahada vücuda getirmeli ve bunun haricinde inşası zaruri ilan kışlalar vesaire resmi mebani kerpiç olmalıdır. 2 - Ordunun harp kıymetinin yükseltilmesine büyük ehemmiyet verilmelidir.

Gururun, insanların en güzel hassalarını da mahvedip en iyi adamı da çürüttüğünü görerek çok müteessir oluyordum.

Tehlikenin Çanakkale ve İzmir’den yapılacak debarkmanlarla geleceğini ve bunun Yunanistan sahil ve adalarında hazırlanacağını ve Yunan ordusundan da istifade olunacağını izah ettim ve bu hesaplan da yaparak bir layıha ile harbiumumiye girmekle Anadolu’nun felakete düşeceğini kendisine gösterdim.

Nitekim Mîr Ali Şir Nevai’nin eserleri, Herat’ta neşv-ü nema bulduğu hâlde, bu dil ile yazılmıştır. Ahalisi arasında güzeller çok bulunur. Musikide meşhur olan Yusuf Hoca, Endicanlıdır. Havası sıhhate muzırdır ve sonbaharda sıtma çok olur.

Yumruk güreşi Maveraünnehir’de çok şâyi olan bir âdettir. Semerkand ve Buhara’da şöhret kazanan güreşçilerin ekserisi Merginanlıdır.

Hocend ile Kend Badem arasında Ha-Derviş adlı bir çöl vardır. Bu çöl hep rüzgârlıdır ve kasırgalar olur. Çölün şarkında bulunan Merginan ile garbında olan Hocend’e buradan dâima rüzgârlar gelir. Rivayete göre, birkaç derviş bu çölde kasırgaya tutulmuşlar ve birbirlerini bulamadan, “ha derviş, ha derviş!” diyerek, ölmüşlerdir. O zamandan beri bu çöle Ha-Derviş diyorlarmış.

Sultan Ahmed Mirza, Taşkend’e moğul üzerine asker sevkedip, Çir suyunun yakasında mağlûp oldu. Uratepe’de Hafız Bey Dulday bulunuyordu. Burasını Ömer Şeyh Mirza’ya verdi ve o zamandan beri Usruşna onun idaresinde idi.

Ömer Şeyh Mirzâ’nın haremlerinden biri, Hoca Hüseyin Bey’in kızı Ulus Aga idi. Ondan bir kızı olmuşsa da, küçüklüğünde öldü. Bir, bir buçuk sene sonra, (Ulus Aga’yı) haremden çıkardılar. Biri de, moğul tümen beylerinden Fatma Sultan Aga idi. Mirza hepsinden önce bu Fatma Sultan Aga’yı almıştı. Sonraları aldığı Karagöz Begim çok sevimli idi. Mirza’ya hoş görünmek için, nesebini Sultan Ebû Said Mirzâ’nın ağabeyisi Minuçihr Mirza’ya kadar çıkarmışlardı.

İʿtiḳādumca ġazā eyledüm inşāallāh

Ḥaḳ bilür yoḳ yere ben kimseye sögmem a köpek

Gökden nazîre indi Sihâm-ı Kazâsına

Nef’î diliyle uğradı Hakkın belâsına.

Zîr-i ankâ-yı şükûhunda felek bir beyza

Kef-i mîzân-ı vekârında zemîn bir miskal

Mücessem zarta-i yah-beste-i dîv-i Demâvendî

Musavver yesteh-i efsürde-i Batrîk-i Nasrânî

Saʿādet ile nedim olalı peder ḫāna

Ne mercümek görür oldı gözüm ne tarḫāna

Zihī ḫusrān-ı dīn ü devlet ü neng-i Müselmānī

K’ola bir dīv-iḫuns̱ā mālik-i mühr-i Süleymānī

Belā bir iken üç olurdı başına ḫānuŋ

Ėderdi her biri bir güne ʿarż-ı cer ḫāna

Şimdi ḫayli süḫanverān içre

Yoḳdur Nefʿī gibi bir şāʿir

Sözüŋ Sebʿa-i Muʿallaḳadur

İmruʾu’l-Ḳays kendidür kāfir

Hayatta en sevmediğim şeylerden biri de fıkhi bir tartışmanın ortasında, kenarında veya herhangi bir yerinde kalmaktır. Fıkhi konularda açık, net, bilinçli tercihim bir hükmü tartışmak değil; ilmihale bakmak, ilmihalde ne diyorsa onu kabul etmek olmuştur. Hatta kabul etmek ne haddime, ona uymak olmuştur demeliyim.

Elbette gençlerimize fıkha ihtiyaç duyacak kadar, yani doğru yaşamaya çaba gösterecek kadar dinini sevdiremediğimiz için gençleri suçlayacak değiliz. İslam’ı yaşama şevkini içinde hissetmeyen birine ilk yapılacak şey, elbette git abdest almayı öğren demek değil! Ona Müslümanlığı sevdirecek güzel bir Müslüman hayatını bizzat kendi yaşantımızla sunmak; yapmamız gereken bu. Ondan sonrası gelir zaten.

Kütüphanelerin 24 saat açık olması gerektiğini anlatmakla geçti ömrüm neredeyse. Genç dergisinde de yazdım bunu. Birkaç yıldır şükür, kütüphaneler geceleri de açık tutulmaya başlandı.

Osmanlı Türkçesi değil, Kur’an Türkçesi ilkokullarda öğretilsin.

Dünyada camiler açık tutulabiliyor mu, biraz araştırayım dedim. Sonuç korkunç. İlkin Kudüs ve Filistin’i sordum. Namazdan bir saat sonra kapatılıyormuş. Sadece Somali’de camilerin sabaha kadar açık olduğunu öğrenebildim.

Camiler gece gündüz açık olmalı. Oralarda sohbet edebilmeliyiz. Zikir halkaları, ilahi halkaları, sohbet halkaları, ilim halkaları oluşturabilmeliyiz. Aşhanesi, imarethanesi, kütüphanesi, misafirhanesi ile darul-hadisi, darul-Kur’an’ı ile büyük düşünenlerin yeri olabilmeli camilerimiz.

Floransa yemyeşil bir şehir. Yaşayan bir şehir olarak gördüm Floransa’yı. En çokçocuklar çarptı gözüme. Ve şehre çok yakışan Arno nehri. Floransa görülmeden İtalya’dan geçilmemeli.

Paris’te Hamidullah hocaya bakılmadığını duyunca utandım. Paris metrosu ve Cezayirli işçiler… Metronun ışıklı parlak atmosferinde artık Kuzey Afrika’nın sömürülen alın terini hissetmek zor.

Sizi tüm interrailcilerden daha ucuza seyahat ettirecek muhteşem bir söz var: Selamunaleyküm. Bu güzel kelamla birçok kapı ve fırsat açılıyor.

Romanın Başarısı Bizimledir yazısında Rus, Alman ve Fransız romanlarını karşılaştırır. Doktor Jivago romanından sözü açarak girdiği yazısında Devlet Ana, İnce Memet, Ağrıdağı Efsanesi romanlarını da zikreder. Ağrıdağı efsanesi ve İnce Memet’i eleştirir.

Zarifoğlu’nun tavsiye ettiği, bahsettiği, eleştirdiği kitaplar bu kadar değil. Bakalım ömrümüz devamını getirmeye yetecek mi?

 

Kaynakça:

Uçtun Yine Deli Gönül-Asım Gültekin

Okuma Biçimleri-Hilmi Yavuz

Sihamı Kaza-Nef’i

Mizanül Hakk fi İhtiyaril El Hakk-Katip Çelebi

Babürname-Babür Şah

İstiklal Harbimizin Esasları-Kazım Karabekir

Murat Taşlıoğlu 

Yorum Yaz