İlim ve Medeniyet
Yeni Nesil Sosyal Bilimler Platformu
Bugün Esenler'de aheste aheste yürürken, genç bir delikanlı beni görür görmez heyecanlandı, sevinçle üzerime doğru gelmeye başladı. Yüzüne dikkatle bakınca, seneler evvel aynı mahalleyi paylaştığımız aziz kardeşlerimden biri olduğunu anladım. Çok güzel bir çocuktu, ismini bir harf farkla doğru hatırladım: Doğukan.
Bendenizi gördüğü için öyle mutlu, öyle bahtiyardı ki, onun mutluluğu karşısında mahcup oldum, içten içe şükrettim Allah'a. Çünkü seven ve sevdiren hep Rabbimizdir, bunu iyi biliyorum. Muhtemelen aramızda on-on beş senelik bir yaş farkı vardı, Esenler'de geçirdiğim ilk gençlik yıllarımın hatıralarına şahitlik etmişti. Kâh evimizde sohbetler yapardık, kâh mahalle çocuklarının evlerine misafir olur oralarda hakkı, hayrı konuşmaya çabalardık.
Ayaküstü, hayatının şimdiki durumuna dair hasbihal ettik, mâziye dair bazı tatlı anıları yokladık, kıymetli annesini, kalender abisini andık. Doğukan kimya mühendisi olmuş, şu sıralar iş bakıyormuş. Konuşurken gözlerinin içi gülüyor, küçük çaplı bir vecd hâli yaşıyor gibiydi. "Ben seni seviyorum abi ya" dedikten sonra, unutamayacağım şu minvaldeki cümleleri kurdu:
"Süleyman Abi, çocukluğumun en kıymetli insanlarından birisin benim için. O kadar mutlu oldum ki gördüğüme anlatamam. Nasıl bir dilekle istediysem seni görmeyi, karşıma çıkardı Allah. Ben küçücükken kucağına oturtup neler neler anlattın bana. Bugün iyi bir insan olmayı, Müslümanlığı, senin güzel örnekliğinde yaşatıyorum gönlümde. Sana gıyabında ne dualar ettiğimi bir Allah bilir.."
Öyle etkiledi ki bu sözleri beni. Göğün boşluğunda asılı kalan martılar gibi, birkaç saniye meczupvâri gittim geldim olduğum yerde, gözlerim nemlendi, ister istemez bir daha sarıldım genç kardeşime. Telefon numaralarımızı verdik birbirimize, daha sonra uzun boylu bir hasbihal için muhabbetli gözlerle sözleştik.
Yol boyunca bu sözlerin etkisinden kurtulamadım, gözlerim sulandı epeyce. Rabbimiz ne büyük dedim içimden, bir gönülde bu şekilde yaşamaktan dolayı şükrettim. Bu öyle bir şükür hâliydi ki, varlığım coşkun bir volkan gibi sevinçten hem kabarıyordu hem de Allah'ın eşsiz ikramları karşısında iki büklüm bir eda içindeydim.
Sonra kendi çocukluğumda yüreğime iz bırakan insanları düşündüm, bu genç kardeşim gibi gıyaplarında dualar ettim, hayalimde beliren simalarına içli gözlerle selam çaktım.
Doğrusu güzel olan her daim Mevlamızdır. O öyle bir sevgili ki, kullarını kullarına ayna kılıyor, daima perdeler ardında kendini gizliyor.
İşte böyle...
Allah bizleri iyilikten, güzellikten, hayırdan ayırmasın.
Kusurumuz, hatamız, günahımız çoktur, lakin Rabbimiz dilerse nice hayra, güzelliğe vesile olabiliriz. Dünya hayatı fâni, öte âleme buradan güzel şahitlikler götürebilirsek ne âla.
Bugün bir kez daha anladım ki iyilikler asla zâyi olmuyor, güzellikler asla kaybolmuyor. Doğukan aslında bugün bana bir kez daha misyon yükledi, sorumluluğumu hatırlattı. Vesilesiyle bir kez daha bildim ki, hepimiz kendi küçük bağlamlarımız içinde, kendi etki alanlarımız dahilinde çok büyük hayırlara vesile olabiliriz, hiç ümitsiz olmadan, hiç karamsarlığa düşmeden, daima aşkla büyük manaları yaşama ve yaşatma derdinde olmalıyız..
Hepimiz küçük dokunuşların eseriyiz madem, her daim yanımızda yöremizde beliren fırsatları değerlendirip insanlığı yaşatabilenlerden olmamız duasıyla.
Huu...
Süleyman Ragıp Yazıcılar
Yorum Yaz