FİLİSTİN DAVAMIZ

BATI ASYA

Filistin Davamız

Filistin Davamız

Filistin, İslam’ın mazlum coğrafyasıdır. Şanslı mazlumlardandır; çünkü orada yaprak kımıldasa İslam dünyasının haberi olur. Muhafazakâr ve İslam hassasiyetleri olan gençlerimizin İslam dünyasından haberdar olmaları güzel olur. İhlasla çalışılırsa Rabbimin yardımı da muhakkak gelecektir.

Yapay zekâ ortaya çıksa da bir ülkenin dilini öğrenmek her zaman avantaj sağlar. Aklımızı ve kişisel gelişimimizi yapay zekâya emanet edemeyiz. Filistin meselesinde akl-ı selim ile, radikalliğe kaçmadan araştırmalar yaparsak güzel olur. Benim farkım bu meseleyi dert edinmemdi.

Birkaç kez ben de mutlaka İsrail’i protesto eden gösterilere katılmışımdır ama istikrarlı bir çalışma yapmak istedim. Burada bazen radikalliğe varan düşüncelerim oldu. Bu radikallikten bugün uzağım. Amacımızın şu olması gerektiğini düşünüyorum: Savaşlara girip milyonlarca insanımızı tehlikeye atamayız. Rabbim de bunu istemiyor, benim anladığım kadarıyla.

Bugün bir ülke sadece bir ülkeden müteşekkil değil. Batı kendi yandaşlarını mutlaka korur. Bizim meselemiz kaht-ı rical ortadan kalksın ve Türkiye’nin ve ümmetin ihtiyaç duyduğu alanlarda gençlerimiz kendilerini yetiştirsin. Benim de hedefim buydu.

Orta Doğu üzerine uzmanlarımız yok deniliyordu ve ben bu alanda öncü çalışmalar yapmaya başladım. Rabbim de bereket ihsan eyledi. Amacım, ülkemizde yavaş yavaş uzman sorununun azalmasıydı. Hayırlı ise devam ettirilebilir. İslam dünyasından başlayıp bütün ülkeleri araştırsak güzel olur. Batı bugün Afrika dâhil olmak üzere her şeyi araştırıyor. Biz ise illa bir akım çıkmasını ve o şekilde araştırma yapmayı bekliyoruz.

Petrolün biteceğini önceden bilsek de son ana kadar alternatifler üzerinde çalışmıyoruz. Ülkemiz tehlikeye girmeden öncü araştırmacılar bu alanda rol alabilirler. Politikalarımız isabetli olmuyor, onu söylemeye çalışıyorum. Çünkü işimiz neyse onu yapıyoruz. Din davetini imamlara, devlete hizmeti memurlara ve çocuklarla ilgilenmeyi de bakıcılara bıraktık. Biz bu durumda sorumluluk almıyoruz.

Eve geldiğimizde televizyonun karşısında saatlerce oturuyoruz ve sonra her şeyden şikâyet ediyoruz. Rabbim ise “Şükredin, nimetlerimi artırayım” diyor. Rabbimizi ve O’nun gücünü unuttuk. Hakikatte O’nun izni olmadan yaprak kımıldamaz.

Kimseye düşman olmak zorunda değiliz. Dost da olmak zorunda değiliz. Mantıklı bir şekilde araştırmamızı yaparız. Diğerlerinden farkımız, Rabbimizi unutmadan, kimseye haksızlık etmeden, hakikatin peşinde koşarak bu işi yapmamızdır. Biz mutlak adil olalım ama Allah’tan merhamet dileyelim.

İslam dünyası zor durumda ve biz de zor durumdayız. Maddiyat elimizden kaçıyor ama maneviyatı bırakmayalım. Peygamberimizin (sav) karnına taş bağladığı günleri unuttuk mu? Bu günler gelmez mi sanıyoruz? Kur’an hep sabır üzerine durur. Bir eli yağda bir eli balda olan neye sabredecek?

İnananlar için bir çıkış vardır. Mazlumların hayatlarını kolaylaştırırsak güzel olur, eğitimler verirsek, davalarını savunacak avukatlarımız olursa ne ala. 50 yıl boyunca Filistin’i çalışmış bir ismimiz var mı, bilmiyorum. Bir yazı veya bir kitap yazmakla bu işlerin anlaşılmayacağını bilmeliyiz.

Savaşmak ve fetih gibi hamleler Allah’ın iradesinden bağımsız olamaz. Rabbimin bin bir türlü planı var her şeyle ilgili. Biz adilane bir şekilde her ülkeyi çalışabiliriz. Lakin pergelin ayağı burada olursa biz kazanırız ve kimse ülkenin kaderinde tek başına büyük bir söz sahibi olmasa iyi olur.

İbranice ve Farsça konusunda ise herkese bu dilleri öğretemeyiz. Devletimizin belirlediği politikalar ve kişisel ilgi alanlarına göre bu olabilir. İnsanımız önce kendi dilini güzel öğrenmeli. Orta Doğu araştırmacılar öğrenebilir ve dinler tarihçileri. Bunun dışında yaygınlaşmasını pek sağlıklı bulmuyorum artık. Arapça ve İngilizce dilleri dışında Gençlerimize ve Ümmetimize yük yüklemeyelim. İki ucu keskin kılıç gibi dil. Dolayısıyla bir kurum bünyesinde bu işler yürütülmelidir. Bunun haricinde öğrenmek isteyenler için de kaynaklar mevcut bulunmalıdır. Bundan sonra bu işi yaygınlaştırmaya çalışmaya gerek yok. Arapça ve İngilizce dışında Gençlerimize ilgileri yoksa hiçbir dili zorlamama taraftarıyım ama benim görüşüm mutlak görüş değildir. Sadece bir görüştür ve herkesi bağlamak zorunda değildir. Sizden ricam İbranice konusunda ve Farsça konusunda daha fazla yaygınlaştırma çalışması yapmamanız. Lakin öğrenecek olanlara da kaynaklar bulunsun. İnsanlar bu iki dile dair ama teşvik edilmesin. Dinler tarihçisi ve Orta Doğu çalışmalarına hasredilsin. âcizane görüşüm budur. En uygun en stratejik olan ne ise o çağa ve döneme göre değişir. Bunu zaman gösterecek. Sözlerimiz bütün çağlarda geçerli olamaz çünkü vahiy değillerdir. âcizane ricadır. Rabbim yardımcımız olsun.

Vatan, millet ve ümmet âşıkları yetişebilmeli. Bunlar öncü roller oynayacaklardır. Rabbimizi unuttuk; en önemlisi O’nu hatırlayalım ve O’na layık bir kul olmaya çalışalım.

Hz. Fatıma Peygamberimizin (sav) kızıydı. Ama o da “Babacığım, ellerim çok acıyor.” dedi babasına. Hz. Fatıma’ya yâr olmayan bir dünyadan bahsediyoruz. Bu, güzel yaşamayacağımız anlamına gelmiyor.

Rabbim cümle taksiratımızı affetsin ve hayırlar halk eylesin. Rabbim sabredenlerle birlikte olduğu gibi iyilerle de birliktedir. Muhsinleri ve sabredenleri müjdeleyin.

Ozan Dur

Ozan DUR
Ozan DUR

Ozan Dur, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun olup, İngilizce, Osmanlıca, Farsça, Arapça ve İbranice öğrenerek dil alanında uzmanlaştı. Humboldt Üniversitesi, İmam Humeyni Üniversit ...

Yorum Yaz