İlim ve Medeniyet
Yeni Nesil Sosyal Bilimler Platformu
Nasıl ve Neden 6 Dil Öğrendim?
6 dil öğrendim ama amacım poliglot olmak değildi. Orta Doğu’nun en iyi uzmanı olmaya çabalıyordum ve bu bağlamda dil öğrenmem gerekiyordu. Kitabın adını da bu yüzden “Orta Doğu Yolcusu” koydum. Orta Doğu ile alakalı olduğu için bu dilleri öğrendim. Dilleri tek tek öğreniyordum ve geriye dönüp baktığımda aslında ne kadar çok dil öğrendiğimi fark ettim. Poliglot olmak gibi bir hedefle hareket etmemiştim. Sürekli dillere çalışıyor ve Orta Doğu üzerine okumalar yapıyordum. Boş kaldığım her vakitte Farsça veya İbranice gibi dillerle meşgul oluyordum.
Bir dili öğrenebildiğim kadar iyi öğrenmeye çalışıyordum. Bir dilde orta seviyeye geldiğimde diğerine başlıyordum. Yaklaşık 2 yıl boyunca yoğun bir şekilde çalışırdım. Ama aslında süreleri çok hesaplamazdım; her boş vaktimde mutlaka dile bakar, uzun saatler ders çalışırdım. Kelimeleri defterime ya da kitaplara yazardım. O zamanlar yapay zekâ yoktu ve anlamadığım her cümleyi mutlaka çözmeye çalışırdım.
Farsça özelinde konuşacak olursam, değerli arkadaşım İzzetullah’tan yardım alırdım. Kendisi bir süre İran’da yaşamıştı ve Farsçası oldukça iyiydi. Bazen öyle cümlelerle karşılaşırdım ki ana dili Farsça olan Afganistanlı arkadaşlarım bile anlamakta zorlanırdı. Onlarca, belki yüzlerce kez İzzetullah’ın yanına gittim. Her defasında beni anlayışla karşıladı ve ben de çekinmeden yanına gidebildim. Normalde çekingen biriyimdir ama mevzu ilim olunca Rabbim bana güç ve cesaret verdi. Çok iyiliksever ve ikram sahibi bir arkadaşımdı. Allah işlerini kolaylaştırsın ve kendisine güzel bir ömür nasip etsin.
Çok zorlanıyordum. Seviye seviye metinler bulamıyordum; bulduğum metinler ya çok basit ya da çok zor oluyordu. Zor olan metinlerle karşılaştığımda defalarca uğraşır, didinir, tekrar tekrar çalışırdım ama pes etmeyi hiç düşünmezdim. Zamanla zihnimde şöyle bir düşünce oluştu: Dil öğrenmek kolaydır ve 6 ayda bir dili çok iyi öğrenebilirim. Gerçekte 6 ayda o seviyeye ulaşamasam da bu düşünce beni motive ediyordu. Dil öğrenmeyi zihnimde “kolay” olarak kodladığım için pes etmeden devam edebiliyordum.
2018’li yıllarda Farsça bir yazı yazdığımda “6 ayda iyi bir seviyeye gelebilirsiniz” demişim. O zamanlar buna gerçekten inanıyordum. Ama geriye dönüp baktığımda aslında en az iki yıl yoğun şekilde çalıştığımı görüyorum. Süreleri hesaplamaz, sadece çalışırdım.
Arapça öğrenirken hocamız derste bizden cümle kurmamızı isterdi. Biz de aklımızdan cümleler oluştururduk. Diğer öğrencilerin kurduğu cümleleri de defterime yazardım. Bir sonraki hafta geldiğimizde çoğu öğrenci kendi kurduğu cümleleri unutmuş olurdu ama ben unutmazdım. “Geçen hafta şöyle bir cümle kurmuştunuz” derdim.
Bir gün derste yer-yön sıfatlarını öğrenmiştik; üst, alt, sağ ve sol gibi. Önceki dersleri ezberlediğim için bunları rahatlıkla sayabilmiştim. Benimle birlikte derse başlayan bir arkadaşım ise devam edememişti. Genelde başlayanlar bırakıyor ve sonuna kadar gidemiyordu. “İstikamet keramettir” denir; belki de “istikrar da keramettir” demek gerekir. Günlük hayatın yoğunluğundan sıyrılıp bir alana her gün düzenli zaman ayırmak gerçekten kolay değildir. Dersler Silsiletü’l-Lisan kitabı üzerinden işleniyordu.
Aslında insan, takdir gördüğü derslere daha çok yönelir. Beni hem tarih hocam hem de İngilizce hocam takdir etmişti ve bu iki alan benim için zamanla daha da kolaylaştı. İki farklı tarih hocam beni teşvik etti. Bunlardan biri ilkokuldaydı. Derste tarih metnini ezberlemeye çalışır ve anlatmak isterdim. Bir gün bir arkadaşım hocaya “Hocam, Ozan dersi baştan beri ezberlemeye çalışıyor, o anlatsın” dedi. Hocamız da “Dersi anlatmak isteyen var mı?” diye soruyordu. Ben de anlatmıştım. Hatıralar biraz bulanık; yanlış bir şey söylemekten Rabbime sığınırım.
Bir diğer hocam ise bize kitap okumamızı tavsiye etmiş ve okuduğumuz kitapları getirmemizi istemişti. Ben 10’dan fazla kitap getirince beni takdir etmişti. İngilizce hocamızın adı sanırım Kübra idi. Derste “Ozan güzel yazıyor ama özne ve yükleme dikkat etmeli, daha uzun yazmalı” derdi. Yanlış hatırlamıyorsam aklımda kalanlar bunlar. Demek ki bu dersleri sevmişim ki Rabbim bu alanlardan bana yollar açtı.
Bir gün bir dizi izliyordum. Duvarda “Aliye” yazıyordu diye hatırlıyorum. Bunun İngilizce bir kelime olup olmadığını hocama sormuştum. Sonrasında bunun bir kız ismi olduğunu öğrenmiştim. İngilizceye olan merakım belki de o dönemlerde başlamıştı. Rabbim de bu hayretler üzerinden bana dil öğrenme yolunu açmış olabilir.
Bir gün de bir akrabamın elbisesinde “universe” ve “world” kelimeleri yazıyordu. “Bunlar ne demek?” diye sormuştum ve öğrenince çok şaşırmıştım. “Nasıl bilebiliyor?” diye düşünmüştüm. Sonrasında Rabbim bana 6 dil öğrenmeyi nasip etti. Hayret makamında yaşananların ve sevdiğimiz insanların hayatlarının da insan üzerinde etkisi oluyor; Rabbim uygun görürse.
Ozan Dur
Yorum Yaz