SURİYE’DE ÇOCUK OLMAK

0

Cehennemin tanığı ürkek gözler
Beşiğini bombaların sallayarak büyüttüğü bebekler
Annen nerede diye sorulunca cennette diyen çocuklar
Üzülmeyin, gevşemeyin
Fecrin doğuşuna sizler tanıklık edeceksiniz
Zafere koşarak büyüyeceksiniz

 

Ölmeden cehenneme kendi gözleriyle tanıklık etmiş bir çocuk düşünelim. Daha annesinin karnındayken zul
mü durdurmak için savaşa giden babasını hiç bir zaman göremeyecek olan bir çocuk bu. Yapılan bütün haksızlıkları göğsünde biriktiren ve zamanı gelince bu haksızlıkları bütün dünyaya hesap sormak için saklayan çocuk. Oyun parkı yerine F16’ların geride bıraktığı molozlar arasında oynuyor bu çocuk bütün oyunlarını. Abisi var fakat tanımıyor çünkü abisi çocuk yaşta yere düşen İslamın şerefini kaldırmaya gitti. O çocuk daha bir çok sorun ile karşılaşıyor ve karşılaşmaya da devam edecek.

hqdefaultYetişkin bir insanın dayanamayacağı açlık düzeyine dayanmaya mahkum bırakılan masum çocuklar var Suriye’de. Kuru ekmeği zenginlik sayan Halepli, Doğu Gutalı çocuklar düşlerinde lezzetli yiyecekler yerine kaybettiği ailelerini görüyorlar. Evet kendi çocuklarımızla mukayese ettiğimiz vakit o peygamber emaneti olan yavruların durumunu hiçbir şekilde anlayamıyoruz. Bizim çocuklar için açlıkta neymiş, anneler arkalarından koşar bir parça yedirebilmek için acaba onların arkasından koşacak bir anneleri olmadığından mı yemek yiyemiyorlar?

Belki de açlık onlar için önemi en az olan ihtiyaçtır. Anne kokusunun verdiği huzurdan yoksun büyüyen çocuk, annesinin cennette olduğunu düşünerek huzuru bulmasıdır gerçek ihtiyacın adı. Bir babanın verdiği güveni çocuk başka nerede bulabilir ? Gözleriyle annesinin ırzına geçilişini izleyen yavru nasıl olurda bu zulme sessiz kalan insanlarla bir arada yaşayabilir. Nasıl olur da bu işkenceye sessiz kalanlara sessiz kalabilir.

“Hiç kimsen yok mu?” diye sorulan çocuğa “Annem, babam ve kardeşlerim havadan düşen füze sonucu cennete gitti. Babaannem ile birlikte yaşıyoruz.” diye cevap veren çocuk “Savaştan korkmuyor musun?” diye sorulunca “Yok ben doğduğumdan beri savaş vardı alıştım artık… “ diye bir cümle kurduğunda sizler nasıl olur da ona sadece ailesini kaybetmiş birisi olarak bakabilirsiniz? Nasıl sizler bu çocukları bizim çocuklarla bir görebilirsiniz? Bu çocuklar; savaşı yaşayarak büyüyorken, bizim çocuklarımız savaşı sadece sanal alemin bir ürünü olarak görüyor. Bu iki ayrı dünyanın çocukları nasıl olur da aynı asrı paylaşabilirler?

Bu çocuklar silah seslerini ninni, molozları kendine yastık yapmış olan çocuklardır. Suriye’de F16’ların kalkışlarını engellemek için bisikletinin lastiğini yakan, 3 yaşında kamplarda yemek sırasında ezilen, bacısının namusunu kurtarmak için silahlı askere taş atan çocuklar var. Artık Allah’tan başka sığınacak kimsesi olmayan bu çocuklar İslamın zaferini kucaklayacak olanlardır.

Ey batı ve bu yardım çığlığına sessiz kalan insanlar, her gün Suriye’de onlarca çocukların yetim kalmasına hatta ölümlerine tepkisiz kalmanızı bu ümmet unutmayacak. Sizler ölümle kol kola büyüyen bu çocuklarla ileride karşılaşmak istemeyeceksiniz çünkü Allah vaadini yerine getirdiği zaman onlar İslamın izzetiyle şereflenerek yükselecek sizler ise bu yapılan zulümlerin ağırlıyla yerin dibine girmiş olacaksınız.

Mehmet AYAYDIN

About Author

Mehmet AYAYDIN

Uluslararası İlişkiler (IR) Indo-Pak mehmetayaydn@gmail.com

Leave A Reply