RUSYA’NIN YENİ DEVLET SİLAHLANMA PROGRAMI (GPV 2027) ve KISITLAYICI FAKTÖRLER

0

GİRİŞ

Rusya’nın yeni devlet silahlanma programı (GPV 2027), 2027’ye kadar Rusya’nın savunma tedarik ve askeri önceliklerinin temelini oluşturacaktır. Bir önceki program, GPV 2020 kapsamında kaydedilen ilerlemenin üzerine, Rus silahlı kuvvetlerinin daha da güçlendirilmesi ve modernleştirilmesi beklenmektedir. GPV 2020’nin nispeten başarılı bir şekilde uygulanmasının ardından, yeni devlet silahlanma programı, Rusya’nın savunma sanayisinin silahlı kuvvetler için öncelikli teknolojik gelişmeleri düzene koymasına izin verecektir. Ancak, 2027 yılına kadar GPV 2027’nin uygulanması, üretim yetenekleri, adaptasyon ve teknolojik gelişme açısından sektör için çok büyük zorluklar ve sorunlar ortaya çıkaracak, dış ve iç faktörler tarafından karmaşık hale gelecektir. Bu yazıda, GPV 2027’nin uygulanmasını etkileyebilecek önemli dış ve iç faktörler ele alınacaktır.

DIŞ FAKTÖRLER 

ASKERİ KONUŞLANMALAR

Rusya, Suriye ve Ukrayna’da sahada gerçekleştirdiği çatışmalarla iki farklı savaş deneyimini bir arada yaşamıştır. Bu iki alanda karşılaştığı bütün olaylar Moskova’nın askeri gücü, yetenekleri ve ihtiyaçları hakkında daha tamamlayıcı şekilde düşünmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Suriye, modern silahların gerekliliğini ortaya koyan bir tecrübeyken, Ukrayna bunun tam aksine gizli operasyonel faaliyetlerin yürütülmesi gerektiğini ortaya koyan bir tecrübe olmuştur. Buradan alınan dersler GPV 2027’nin Rusya’nın askeri gerekliliklerini ortaya koyacak biçimde olmasını ve bu gibi durumlara karşı üretilmesi gereken yeni teknolojilerin ihale süreçleri gibi önemli nüansların kararlaştırılması için gerekli adımların planlamasını sağlamıştır.

Eylül 2015’ten sonra başlayan Rusya’nın Suriye sürecinde, bazı uzmanlar tarafından Sovyetlerin Afganistan’da iken kullandığı gibi “Askeri alanda rus devrimi” adı altında söylemler kullanmıştır. Bu kapsamda askeri uzmanlar stratejik planlar yerine artık operasyonel sahada kullanabilecekleri askeri robotlar PGM’ler gibi modern sistemlere odaklanacaklardır.

Rus stratejisisyenlerin görüşüne göre Suriye’deki bombardımanlardan alınan sonuçlar neticesinde hava ve kara güçlerinin koordinasyonunu sağlamak amacıyla müşterek operasyonların arttırılması gerektiğinin altı çizilmiştir. Bunun yanı sıra Deniz kuvvetleri‘nde gerçekleşmesi gereken yenilikler de ortaya koyulmuştur. Bu kapsamda değerlendirince bunların hepsi GPV 2027 satın alma kararlarını etkileyecektir.

GPV 2027, Rus savaş yeteneklerini daha önce yayınladığı 2020’nin de ötesine taşıyacaktır. Zaten modernizasyonları gerçekleştirilmiş olan insansız hava aracı teknolojilerinin daha da ileri seviyeye taşıyacak yetenekleri geliştirecektir. Savaş alanında test edilmiş olan sistemleri üzerinde gerçekleştirilecek değişimler operasyonel alanda bazı faaliyetleri hızlandıracaktır.

Bunlar yaşanılan tecrübelerden ötürü GPV 2027’nin uygulaması gereken zorunluluklardır.

EKONOMİK YAPTIRIMLARIN VE İTHAL İKAMESİNİN ETKİLERİ

GPV 2027 ekonomik alanda uluslarası yaptırımlar sonucunda savunma sanayi firmaları üzerindeki etkilerine ve aynı zamanda 2014’ten bu yana bozulan Ukrayna-Rus askeri işbirliğine odaklanacaktır. Çünkü her iki gelişmede de askeri açıdan olumsuz etkilerin olduğu değerlendirilmiştir. Ukrayna ile Rusya arasında gerçekleşen Rusya’nın ihtiyaç duyduğu askeri teknolojiye yönelik alım satımların etkilenmesi dolayısıyla devlet savunma düzeninin yerine getirilmesinde gecikmeler görülmüştür. Bu kapsamda konuyu ele aldığımızda devletlerin her zaman rasyonel olmadıklarını düşünmekte de fayda vardır.

Fakat Uluslararası yaptırımlar ve ilişkilerin bu denli kötüleşmesi askeri sanayinin yerlileşmesine katkıda bulunmuştur. Resmi hedefler, ikame edilen askeri bileşenlerin ve teçhizatın yüzde 85’inin 2025 yılına kadar yurtiçinde üretilmesini gerektiriyor ve bu kapsamda 2027 vizyonu da ona göre şekillenecektir. Fakat Savunma sanayii, ithalat-ikame programlarına rağmen, donanım ve bileşenlerin kritik eksikliklerini yaşıyor. Bu problemler GPV 2027 boyunca ele alınacaktır.

Ana konulardan biri, makine aletlerinin ve mikroelektronik bileşenlerin tedarikini arttırmak olacaktır. Bu alanlardaki eksiklikler, Başbakan Yardımcısı Rogozin tarafından askeri sanayinin iki “aşil topuğu” olarak tanımlanmıştır. Rusya’nın bunları yurt içinde üretme kapasitesi bulunmadığı ve bunları satın alamayacağı için makine yapım araçlarının eksikliği özellikle göze çarpmaktadır. Mikroelektronik bileşenler, savunma sanayi faaliyetlerinin, özellikle gemi yapımının tüm yönleri için de kritik öneme sahiptir. 

İÇ FAKTÖRLER

MODERNLEŞME MÜCADELESİ

Rusya’nın silahlı kuvvetleri uzun vadeli bir modernleşme eğilimindedir. GPV 2020, şu anda silahlı kuvvetlerde hizmet veren tüm askeri sistemlerin yüzde 70’inin modernizasyonunu sağlamaktadır. Bu, 2020 yılına kadar, “modern” olarak sınıflandırılan ekipmanların payının, ordunun tüm şubelerinde toplamın en az yüzde 70’ine ulaşması gerektiği anlamına gelmektedir. 2017 ortasında, genel sistemlerin yüzde 60’ının yükseltildiği tahmin edilmektedir. Belirtildiği gibi, ordunun her bir kolu tarafından elde edilen modernizasyon oranı değişmiştir. Stratejik Roket Kuvvetleri için %79, kara kuvvetleri için %45, VKS için %73 ve donanma için %53’tür.

Silahlı kuvvetlerde hizmet veren çoğu Rus sistemi, 1980’lere ve 1990’lara dayanan eski Sovyet tasarımlarına dayanmaktadır. Örneğin, Iskander füzeleri, Ka-52 saldırı helikopterleri ve Su-35’ler 1990’larda tasarlanmış ve nispeten eski platformlar üzerine inşa edilmiştir. Aynı şey, Armata tank ailesi ve Borei sınıfı SSBN’ler gibi en gelişmiş sistemler için de geçerlidir.

Bu bağlamda, “modernleşme” teriminin gerçekten neyi gerektirdiğini incelemek önemlidir. Sınıflandırma mührü altında anlamlı verileri gizleyen otoriteler, askeri modernizasyonu yeni sistemlerin temin edilmesi ve mevcut platformların yükseltilmesinin bir kombinasyonu olarak anlamaktadır. Bu anlamda, bir yorumcunun sözleriyle, “Yeni her zaman modern anlamına gelmez!”.

Modernizasyon ayrıca tüm ordu branşlarında çoğu eski sistemin aktif hizmet ömrünü en üst düzeye çıkarma çabalarını da kapsamaktadır. Bu yaklaşım, silahlı kuvvetlerin eski ve kanıtlanmış platformlarda “modern” standartların ne olduğunu kavramasına olanak sağlamaktadır.

Bu yaklaşım endüstrinin modern bir donanım yaratmasını sağlamayacak, ayrıca Ar-Ge’ye yatırım yapmaya zorlayamayacaktır; daha ziyade, firmaların silahlı kuvvetlerin şu anda ihtiyaç duydukları şeyi üretmeye ve daha fazla şey yapmaya konsantre olmalarını teşvik edecektir.

ASKERİ BİLİMLER VE AR-GE

GPV 2027’nin askeri donanım tedariki ile askeri Ar-Ge harcamalarının payını artırma arasında bir denge kurması beklenecek, böylece gelecek nesil sistemlerin kapasite gereksinimlerini öngörebilecektir. Askeri robotlar, PGM’ler ve otonom sistemler bu nedenle GPV 2027’de önemli bir rol oynamaktadır. Ancak, gelişmiş materyallerin üretimi için gerekli olan seviyeye getirilmesi için teknolojik bir sıçrama gerekli olacaktır; diğer şeylerin yanı sıra bu, askeri bilimcilerin ve mühendislerin ilgili alanlarda AR-GE’yi desteklemelerini gerektirecektir.

Askeri Ar-Ge’deki zayıflıklar, inovasyon eksikliğiyle birleşmiş durumdadır. Savunma-sanayi kuruluşu, Sovyet zamanlarında olduğu gibi, yenilikçilik alanında artık lider değildir. Dahası, daha yüksek bilimsel eğitimin niteliği azalmıştır. Rusya’nın askeri donanımının çoğu 1980 ve 1990’larda tasarlanmıştır. Özellikle devlet savunma emri gerektirmediği için, saf Ar-Ge’ye yatırımdan elde edilecek faydaların neredeyse hiçbir faydası yoktur. Bu, 1990’lardan beri silah ve askeri teçhizat için Ar-Ge patentlerinin sayısında bir çöküşe yol açmıştır.

Son olarak, askeri bilim ve sivil dünya arasında gerçekleşen ortaklıklarla ilgili ortaya çıkan problemler göze çarpmaktadır. Her ne kadar Rusya’nın politik liderleri savunma sanayisinin ‘sivilleşmesini’ bir öncelik olarak görse de, askeri ve sivil üretim arasında yakınlaşma mümkün değildir. Silahlı kuvvetler her şey için belli bir küçümsemeyi sürdürdüğü için, Rus ordusunda sivil araştırmalar ile başarılı etkileşimler nadiren gerçekleşmektedir. Sivil ve çoğu zaman yenilikçi projeler veya teknoloji transferleri üzerinde işbirliği yapmayı reddetmektedirler.

Bu kritik eksiklikler- ve özellikle de insan sermayesi meselesinin yanı sıra, genel inovasyon eksikliği- 2027 yılına kadar sürecektir. Saf Ar-Ge için finansman GPV 2027 uyarınca artmazsa daha da kötüye gidecekleri beklenmektedir.

GPV 2027, savunma sanayiinin iç işleyişine ve silahlı kuvvetlerle olan etkileşimlerine ilişkin uzun vadeli ve çözülmemiş sorunlardan kuşkusuz etkilenecektir. Bu konular şunları içerir:

YENİDEN YAPILANMADAN ORTAYA ÇIKAN KARARSIZLIK

Devlet savunma emri altındaki satın alma, şeffaflıktan yoksun olarak, fiyat oluşumunun geleneksel olarak sabit ve standart fiyatlandırma formülleriyle değil, üreticilerle Savunma Bakanlığı arasında uzun süreli bir müzakere ile belirlendiğine dikkat edilmelidir. Eski savunma Bakan Anatoliy Serdyukov silahlı kuvvetlerin fiyat oluşumuna olan etkisini artırmaya çalışmıştır, ancak savunma sektöründen ağır direnişle karşı karşıya kalmış ve bu da sonuçta Kasım 2012’de indirgemeye yol açmıştır. Sonuç olarak, Savunma Bakanı Sergey Shoigu tedarikçiler ile daha az ihtilaflı bir yaklaşım benimsemiştir.

2027 yılına kadar 2018 başlarında yürürlüğe giren yeni bir fiyat oluşum formülü ilk sonuçları vermiştir. Devlet savunma siparişi fiyatlarını düzenlemek için Federal Antimonopoly Service (FAS) tarafından oluşturulan yeni fiyatlandırma formülü, üretim maliyetlerini azaltmaya ve tedarik verimliliğini artırmaya çalışacaktır

KALİTE KONTROL VE ÜRETİM HACİMLERİ

Kalite kontrol, Rusya’nın savunma sanayisinin hiçbir zaman güçlü olduğu bir alan olmadı ve bunun, GPV 2027 kapsamında devam etmesi beklenmektedir. Sovyet dönemlerinde olduğu gibi, askeri müfettişler, savunma işletmelerinde rutin olarak rastgele kalite kontrol denetimleri gerçekleştirmektedirler. Askeri Kontrol Bürosu’nun (Voenpriyemka) temsilcilerinin sayısı, kalite kontrolünü ve teknik gerekliliklere uyumu geliştirmek amacıyla Savunma Bakanı Shoigu’nun talebi üzerine artırılmıştır. Bununla birlikte, gerçekte kalite kontrol seviyesinin şiddetli bir şekilde değiştiği görülmemektedir.

Teslimat yükümlülüklerini rutin olarak karşılayamamaktadır. Sistem entegratörleri ve taşeronları arasında genel olarak koordinasyon eksikliği vardır. Bu durum, çıktı kalitesini olumsuz olarak etkilemekte ve özellikle devletin koordinasyonunun merkezi Sovyet sistemi henüz modern bir sistemle değiştirilmediğinden, devletin savunma düzeni yerine getirilmesinin zamanında gerçekleşmesini engellemektedir.

Devlet savunma emri için hedeflenen silahlanma hacimlerinin zamanında yerine getirilmesindeki sorunlar muhtemelen GPV 2027 kapsamında devam edecektir.

OSMAN MİCAN

About Author

Osman MİCAN

İstanbul Medeniyet Üniversitesi-SBKY dunyasubayi@gmail.com İLİM ''MEDENİYET''TİR.

Leave A Reply