OSMANLI DEVLETİ’NDE DİPLOMASİ

0

Devletler için kendi çıkarlarını korumanın ve amaç edindiklerini gerçekleştirmenin çeşitli yolları vardır. Bu yollardan şiddet barındırmayan ve en önemlisi diplomasidir. Diplomasi devletlerin ikili yada çok taraflı olarak iletişim kurmasının en önemli yoludur. Barışçıldır ki eğer devletler arasında savaş yahut askeri bir gerginlik yok ise aralarında diplomasi işletilmektedir.

Günümüzde oldukça önemli olan diplomasi Osmanlı Devleti için de önemli olmştur. Özellikle 18. yüzyıl sonrasında sistematik hale gelen diplomasi yapısı, devlet kurulduğundan yıkılışına dek işletilmiştir. Yazarların ortak görüşü olarak 18. Yüzyılın sonu Osmanlı için diplomaside bir dönüm noktası olmuştur. Bu sebeple 18. yy sonuna dek işletilen diplomasiyi “klasik dönem” 18.yy dan sonraki döneme ise “yeni dönem” Osmanlı Diplomasi olarak adlandırmışlardır.

Osmanlı Devleti geçmişinden büyük bir diplomasi geleneği devralmıştır. Asr-ı Saadet döneminde başlayan Emevi-Abbasi dönemlerinde gelişen diplomasi geleneği Selçuklular ve Osmanlılar tarafından benimsenmiştir. Edindiği bu gelenek ile kuruluşundan itibaren çevresi ile ilişkilerde bulunmuştur. Çevresinde bulunan devlet ve beylikler ile temas sağlamıştır.Bizans, Memlükler, Germiyanoğulları, Çandaroğlulları ve pek çok devlet ile iletişim kurmuş elçi göndermiş ve elçiler kabul etmiştir. Yaptığı fetihler sayesinde genişlemiş ve Karadeniz ve Akdeniz üzerinde kurduğu egemenlik ile deniz aşırı ülkeler ile de temasları olmuştur. Örneğin İtalyan devletlerden Venedik, Ceneviz gibi şehirlere elçiler gönderilmiştir. İlişkiler, örnekten de anlaşılacağı üzere, yalnızca siyasi amaçlı olmamış aynı zamanda da ekonomik yönlü yapılmıştır.

Osmanlılar’ın diplomatik ilişkilere verdiği önem, elçi kabul ederken yaptıklarından açıkça anlaşılmaktadır. Diğer ülkelerden gelen elçiler, Osmanlı toprakları içerisine girdiklerinde yol güvenlikleri ve her türlü iaşeleri karşılanırdı.

İstanbul’un fethinin ardından diğer devletler tarafından İstanbul’da daimi elçilikler kurulmuştur. 1454’te Venedik ile İstanbul’da daimi elçilik açılmasına başlanmıştır. Ardından sırasıyla Lehistan, Rusya, Fransa, Avusturya, İngiltere ve Hollanda ile devam etmiştir. Osmanlılar ise diğer ülkelerde daimi elçiliği 18.yy sonuna değin kurmamışlardır. Kendi topraklarına kurulan daimi elçilikleri devletin büyüklüğüne delalet ettiğini düşünmüşlerdir. Tabiki diğer ülkelerde daimi elçilik açmalarının tek sebebi devletin büyüklüğü değildir. Osmanlı’nın sahip olduğu diplomasi geleneği içerisinde daimi elçilik yoktur. Diğer bir sebep ise Avrupa’nın siyasi ve diplomatik oyunlarına düşmemek, daha geniş bir alanda hareket etmektir.

Osmanlı ilk daimi elçiliğini III. Selim döneminde oluşturmuştur. 1793 yılında Avrupa’nın önemli ülkelerine daimi elçiliklerin açılması ile daha önce de değindiğim dönüşüm sağlanmıştır. Dönüm noktası kabul edilen daimi elçiliklerin açılması hususunda epey zorluklar çekilmiştir. Yetişmiş, ehil, dil bilen, doğrudan müzakere yapabilecek, Avrupa’yı takip edecek kimselerin olmayışı Osmanlı Devleti’ni sıkıntıya itmiştir. Bu sorun Osmanlı azınlıklarından ticaret ile meşgul olan ve dil bilen halktan kişileri tercüman seçerek çözmeye çalışmıştır. Lakin bu insanlara duyduğu güvensizlikten ve de yaşanan hiyanetlerden ötürü bu uygulamadan vazgeçilmiştir. Osmanlı’nın diplomatik alanda temsilini sağlaması amacıyla Bâbıâli Tercüme Odası kurulmuştur. Kurulan bu oda sayesinde dil bilen, müslüman diplomatlar yetiştirilmesi hedeflenmiştir.

1815 yılına geldiğimizde Osmanlı’nın da bulunduğu Viyana Konferansı gerçekleşmiş ve 1818 yılında imzalanan protokol ile diplomatik temsilcilikler ile ilgili düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemeler ile “büyükelçi” “ortaelçi” ve “maslahatgüzar” “mukim elçi” olmak üzere üç statü kabul edilmiştir. Yapılan bu düzenlemeler sonucunda devletler arasındaki mütekabiliyet artmış ve diplomatik ilişkiler daha düzgün ve sürdürülebilir hale getirilmiştir. Ayrıca yapılan düzenlemede elçilerin gönderildikleri ülkelerde yapacakları görevler müzakere, müşahade ve himaye olarak belirlenmiştir. Elçiliklerin ve elçilerin dokunulmazlığı da diplomasi alanı adına önemli bir adım olmuştur.

Sonuç mahiyetinde baktığımızda kurulduğundan bu yana Osmanlı Devleti diplomasiye önem vermiş, diğer devletler ile bu bağlamda ikili temaslar kurmaktan çekinmemiştir. Çeşitli sebepler ile çeşitli devletlere elçi göndermiş ve kabul etmiş, bunu bir gelenek haline çevirmiştir. Öyle ki padişahlar tahta çıktıklarında dahi bunu bildirmek için diğer ülkelere elçiler gönderilmiştir.

Ertuğrul YEŞİLKAYA

Kaynak

  • Hacer Topraktaş, Lehistan’da Bir Osmanlı Sefiri, Zivoştili Hacı Ali Ağa’nın Lehistan Elçiliği ve Sefaretnamesi, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 2015, s. 1-18
  • Halil İnalcık, Reisülküttab, Milli Eğitim Bakanlığı İslam Ansiklopedisi c.9 s.671-683
  • Mehmet İpşirli, Elçi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi c.11 s.3-15

About Author

Ertuğrul YEŞİLKAYA

Uluslararası İlişkiler mezunu, Kamu Yönetimi Yüksek Lisans öğrencisi ertyesilkaya@gmail.com

Leave A Reply