HİNDİSTAN’DA BİR TÜRK KAPISI: RUMİ DARWAZA

0

Uttar Pradesh eyaletinin başkenti Lucknow’da bulunan Rumi Darwaza, şehrin en etkileyici mimari yapılarından biri olarak gösteriliyor. Nevab Asaf ed-Devle tarafından 1784 yılında inşa edilen şehir kapısı, Hint-İslam mimari tarzının özgün bir örneğini yansıtıyor.

Lucknow’un Rumi Darwaza’sı, aynı zamanda, İstanbul’daki Bab-ı Hümayun’dan esinlenilerek yapıldığı için Türk Kapısı (Turkish Gate) adıyla da biliniyor. Öte yandan “Rumi” kelimesi, eski Roma İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’a atfen türemiştir. Kapının adının Rumi olması Doğu Roma İmparatorluğu’ndaki Roma kelimesinin Hindistan’da bozulmuş hali olarak kabul ediliyor.

Lucknow’un kalbinde yer alan Rumi Darwaza, Lajpat Nagar’ın yoğun gündelik trafiğinde şehrin önemli tarihi olaylarına şahitlik etmiş bir abide gibi duruyor. Kapının yapımı 1748 yılında yaşanan kıtlıkla doğrudan ilişkilidir. Kıtlık 1748’de Kuzey Hindistan’ı kasıp kavurduğunda, o zaman Lucknow’un Nevab’ı(yöneticisi) Asaf ed-Devle hem memleketlerini besleyecek ve hem de ona saygı duyulmasına vesile olacak bir plan hazırladı. Plana göre, işçiler günlük yemek karşılığında büyük Rumi Darwaza’yı inşa ettiler. Rumi Darwaza o zamanlar kraliyet sarayına açılan kapıydı. İşçilik noktasında İstanbul’daki Bab-ı Hümayun kapısı rol model alınarak yapılan Rumi Darwaza, böylelikle Lucknow şehrinin ana giriş kapısı haline dönüştü.

Rumi Darwaza, yaklaşık 60 metre yüksekliğindedir ve 1784 yılında inşa edilmiştir. Rumi Darwaza, Kuzey Hindistan’da hüküm süren Müslüman devletlerin mimarilerine benzese de stili oldukça farklıdır. Rumi Darwaza’nın mimarisi, Awadhi bölgesinde popüler olan Nevabi mimarisi ile özdeştir. Kırmızı taş kullanan Babürlerin aksine Lucknow’un Nevab’ı, sert kırmızı taş yerine daha karmaşık ve detaylı tasarımlar için elverişli olan kireç taşı ve tuğla kullanmıştır. Kapıyı süslemek için alçı süsleme (gajkari) kullanılmıştır ve düz duvarlarda derinlik etkisi yaratmıştır. Mermerden daha ince bir parlaklık vermek için alçı süslemede sedef ve göl yataklarında biriken kabuklar kullanılmıştır.

        Rumi Darwaza’nın en üst kısmına bir merdiven aracılığıyla erişilebilmektedir ve güzelce oyulmuş sekizgen bir Chatri (şemsiye) içerir. Kapının dört köşesinde dört minaresi vardır ve her iki taraf da bir kapıdan ziyade neredeyse bir binanın şeklini alır. Rumi Darwaza’nın üzerindeki oyma çiçekler ve detaylı tasarımlar, benzersiz bir el işçiliğini yansıtmaktadır.

Günümüzde Rumi Darwaza’nın kemerli yapısı her iki yönde ulaşım imkanı sağlıyor. Şehrin merkezinde yer alan kapı, gündelik hayatın en canlı olduğu noktaların başında geliyor.  Bu durum, gün boyu yoğun trafik içerisinde kapının mimari yapısının bozulmasına zemin hazırlıyor. Çoğu uzman kapının koruma altına alınması gerektiğini ifade ederken şehir ulaşımının farklı bir rotaya alınması tartışılıyor. Her şeye rağmen Rumi Darwaza, nam-ı diğer Türk Kapısı bakımsızlık ve kötü kullanım yüzünden tehlike altında olsa da Lucknow’un en büyük simgelerinden biri olarak ayakta duruyor.

Abdulkadir AKSÖZ

About Author

Abdulkadir AKSÖZ

Uluslararası İlişkiler Siyasi Tarih abdlkdraksz@gmail.com

Leave A Reply