İlim ve Medeniyet
Yeni Nesil Sosyal Bilimler Platformu
Son zamanlarda camilerde büyük bir heyecan yaşanıyor farkında mısınız? Genciyle yaşlısıyla, büyüğüyle küçüğüyle insanlar adeta zikre koşuyor. İstanbul bu noktada başı çekiyor, zikir halkaları dalga dalga tüm Türkiye'ye yayılıyor.
Doğrusu bu manzara o kadar güzel ki, kelimeler yetmiyor mutluluğumuzu tarif etmeye. Bir millet adeta ruh köklerine geri dönüyor, kalpler en çok ihtiyacı olan şeyle buluşuyor, camiler sanki bayram ediyor.
Ulvi bir heyecan bu, gönüllerde Allah aşkı kaynıyor, insanlar nurdan halkalar oluşturup sesli sesli Rablerini anmak istiyor. Kimi saatler öncesinden hazırlık yapıp kokular sürüp yola düşüyor, kimi gözlerini kapatıp fâni dünyanın telaşelerinden uzaklaşıyor. Birlikte Allah'ı anmak öyle hoş, öyle manalı ki, zikrin sonunda kalpler pamuk gibi yumuşuyor, simalara bir sekine çöküyor.
Öyle ya, kalpler ancak Allah'ı anmakla mutmain olurmuş. Hep birlikte ve sesli şekilde yapılan zikirler, bambaşka bir tecrübeye vesile oluyor. "Yaşamaktan gaye nedir, niçin varız bu alemde, bu gidiş nereye?" şeklindeki birçok soru, zikrin lahuti atmosferinde adeta buharlaşıyor, "Allah, Allah, Allah" sesleri arasında insan bir mana cennetine adım atıyor.
Rabbimizi anmak ne güzel, O'nun adını zikretmek ne tatlı. Seven sevdiğini anarmış, son gelişmeler milletimizin Rabbimize karşı sevgisine dair en güzel delillerden biridir. Bizler Allah'ı çok seven bir milletiz, bizler Peygamber Efendimiz'in adını başımızın gözümüzün üstüne taç etmiş yürekleriz. Camilerde tertip edilen zikir halkaları bu büyük sevgiyi açığa çıkarmak için çok güzel bir vesile oldu, niyet edip uygulamaya koyanlara minnettarız.
Bu sayımız camilerdeki bu dirilişin her şehre, her ilçeye yayılması arzusuyla hazırlandı. Yayılsın ve zikrin bereketi sarsın dört bir yanı. Yayılsın ve kalpler huzurun gerçek adresini öğrensin. Yayılsın ve ruhumuzdaki açlığı doyurmanın mutluluğunu yaşayalım.
Hani insan çok güzel bir müzik dinledikten ya da film izledikten sonra, ister istemez sevdiklerine de dinletmenin ya da izletmenin derdini taşır ya, zikir meclislerinde yaşananlar öyle güzel ki gönül istiyor herkes bu nasipten hissesini alsın. Dileriz bu sayımız böyle bir amaca da aracılık eder, tüm okuyucularımıza adeta "ne olur en kısa zamanda camilerdeki sesli zikre katılın" daveti ulaşmış olur.
Allah'ı unutursak kendimizi kaybetmiş oluruz. Allah'ı anmazsak kendimize yazık etmiş sayılırız. Allah'ı hayatımızın merkezine koymazsak hiçbir şeyi yerli yerine oturmak mümkün olmaz. Yerin ve göğün arasına sıkışmamak için, omuz omuza verelim inanmış yüreklerle, hep bir ağızdan zikredelim Mevlamızı, kanatlanalım yüceliklere, açılsın sadrımız, derin bir "oh" çeksin her zerremiz.
Zikir bizim fabrika ayarımızdır, zikir fikrin kapısıdır, zikir şükrün köprüsüdür. Diller zikirle ıslandığında kalp şükürle dolar, akıl fikirden nasibini bolca alır. Dille başlar zikir, kalple devam eder, tüm zerrelere sirayet eder. Tadanlar der ki, bu öyle bir haldir ki kalp sonsuzluklara açılır, insanın her hücresinde mutmainlik esintisi hissedilir.
Yunus Emre Hazretleri "dağlar ile taşlar ile, çağırayım Mevlam seni" demişti, selam olsun Hakk'ı anan ve anılmasına vesile olan o büyük pirimize. Gelin biz de camilere akın edelim, zikir meclislerindeki yerimizi alalım, safları sıklaştırıp sevdiklerimizle çoğaltalım, doya doya, coşa coşa Allah'ı analım. Dile gelen, ele gelsin, amin...
Temmuz ayında görüşmek üzere, zikirle, fikirle, şükürle...
Süleyman Ragıp Yazıcılar
Yorum Yaz