BU ENTELEKTÜELLER KİMİN İSE GERİ ALSIN

1

Şu aralar sıklıkla duyduğum bir mefhum var; ENTELEKTÜEL… Literatüre bakarsanız birçok tanımla karşılaşırsınız ama bana sorarsanız benim aradığım tip idealist –hatta belki yüce- bir entelektüel… Bilemiyorum ben çıtayı çok yüksekten aldığım için mi, yoksa gerçekten böyle olması gerektiği için mi bu seçimi yaptım?..

Edward Said’de benimle aynı düşünceleri paylaşıyor diye düşünüyorum; “Gerçek entelektüeller en çok, metafizik tutkunun, çıkar gözetmeyen adalet ve hakikat ilkelerinin etkisiyle yozlaşmayı mahkûm ettikleri, zayıfları savundukları, hatalı ya da baskıcı otoriteye meydan okudukları zaman kendileri olurlar” derdi.

Yani, ona göre, entelektüel siyasetle uğraşmamalı, kendi entelektüel varoluşunu politizasyona asimile ettirmemeli; kalabalıktan uzak durmalıdır. – Mahalle diliyle tribüne oynamamalıdır.-  Hatta “eğer entelektüel kalabalık tarafından alkışlanıyorsa ihanet içindedir”.

Büyük mütefekkir Cemil Meriç’te bu durumu şöyle aktarırdı; “yığınların mahkûm ettiği entelektüel, gerçek entelektüeldir.”

Bu kelimeyi sıklıkla duyma sebebine gelince, biraz kahve muhabbetinden uzaklaşıp makul olanı konuşan, entelektüel birikimlerini ortaya koyan veya yazanları takip ederseniz onlarla münasebette bulunursanız Ak Parti’nin siyasal iktidarı elinde bulundurduğunu hatta gittikçe güçlendiğini ancak kültürel iktidar için aynı durumu söylemenin zor olduğunu, gelişmekten çok gerilediğini duyarsınız.  Bu yazımızda biraz bunu irdeleyebileceğimizi düşündüm. Öncelikle şunu söylemek isterim, yazdıklarıma indirgemeci bir yaklaşımla, genellemelerle, günlük siyasetin diliyle yaklaşmayın. Beni bir kefeye koyma derdiniz olmasın, bana siyasi bir yakıştırma yapmak için beyhude bir yaklaşıma girmeyin. Yazdıklarım siyasi görüşlerimden bağımsız entelektüel kimliğimi yansıtır. Yani ideolojik ceketimi ve entelektüel ceketimi üst üste giymedim ki zaten yakışmaz deli derler maazAllah… – Abi, düşünsene karşında üst üste iki ceket giymiş kravatlı bir entelektüel geçinen ne olduğu belirsiz birisi var.-

Ak Parti döneminde kültürel iktidar meselesine gelince; birçok arkadaşımın dillendirdiği İslamcıların entelektüel birikimi yoktur lafına hiç katılmadığımı İslam Medeniyetinin ortaya koyduğu ürünleri göstererek noktayı koyarım. Ancak bir nokta var ki kültürel iktidar konusu beni de düşündürüp duruyor. Tam da benim değinmek istediğim nokta İslamcı entelektüellerden çok,  Ak Parti’nin yetişmiş kadrosudur.

Yersiz Yurtsuz Çocuk Edward Said der ki;  “Entelektüellerin kendi etnik ya da ulusal toplulukları adına yapılan kötülüklere kör kalmalarına yol açan kendini üstün görme, haklı çıkarma tarzı tuzaklara düşüp daha fazla popüler olmaları da kolaydır. Olağanüstü hal ve kriz dönemlerinde bu daha da geçerlidir. Mesela Falkland ya da Vietnam savaşları sırasında bir bayrak altında toplanma çağrısı, savaşın ne ölçüde adil olduğunu tartışmanın vatana ihanetle bir tutulması anlamına gelmişti. Fakat hiçbir şey onu bu denli gözden düşüremeyecek olsa da bir entelektüel bunun kendisine kişisel olarak nelere mal olacağını umursamadan bu tür sürü davranışlarına açıkça karşı çıkar.”

Ak Parti iktidarı entelektüel birikimini bu söz üzerinden siz tefekkür ededurun… Ben şunu söylemek istiyorum Ak Parti iktidarının üzerinde entelektüel birikim muhabbeti sürdürdüğü belli başlı isimler var; Mehmet Akif, Sezai Karakoç, İsmet Özel, Yedi Güzel Adam, Necip Fazıl… bunlara amenna. Bunlar güzel aydınlar ancak bunlar Ak Parti’ye muhalif İslamcı kesimlerin sahiplendiği entelektüeller ve Ak Parti döneminin yetişmişleri değildir.- Hoş bunların içinde de tam olarak entelektüellik sıfatını üzerinde taşımayanlar var-  Ancak bizim derdimiz özelikle iktidar düzeyinde aydın olarak ön plana sürülen, yaşayan, entelektüel birikime katkı sunduğu sanılan yan sanayi aydınlar: Yusuf Kaplan, Kadir Mısıroğlu, İsmail Kılıçarslan, İskender Pala, Yiğit Bulut, Nagehan Alçı, Rasim Ozan Kütahyalı, Cemil Barlas… En deneyimlilerini Mehmet Barlas ve İbrahim Kalın veya transfer aydınlar olarak sayarsak tablo ortadadır.

Şimdi tekrar Edward Said’in sözlerini tefekkür edin, ya entelektüel yetiştirme veya kültürel iktidar derdiniz olmayacaktır. Ya da dert varsa, siyasette bağnaz olmayan, eleştiren, işini yapan, üreten medyatik olmaya ihtiyacı olmayan kişiler yetiştirme mecburiyeti aşikârdır. Entelektüel diyeceğiniz insanlarınızın üslup sorunu olmadan mukavemet gücü olmalıdır.  Net bir soru sormak istiyorum ortaya sürülen bu adamların entelektüel birikimi konusunda kaçımız tam diyor? Bana gerçekten ses getirir ürünleri olan roman, deneme, şiir vs. üreten birilerini gösterin?  Sağda solda konjonktür adamı olarak sırf iktidara yaranmak için laf ebeliği yapmaktan vazgeçmiş hakiki manada üretim yapan kaç kişi sayabilirsiniz? – Yoktur demiyorum varsa da yarın konjonktür adamları onları arka plana itmesini, karalamasını bilir, onun hakkında iki tane afili tweet atarlar iki de gazete manşeti, Tayyip Erdoğan düşmanı, ve adamı kaçırırız elimizden merak etmeyin Paçavralar entelektüelleri karalıyorsa ve buna müdahale yoksa kimse kültürel iktidar filan demesin bence… Kültürel iktidarın o güzel görünen geleceği hiç kusura bakmayın gelmeyecek!-  Az daha entelektüel kimliğimi kaybediyordum neyse ki…

Entelektüel kişilerde bencillik, bir yerlere yamanmak veya kendi şahsi iktidarı için iktidara yanaşmak yoktur. Entelektüel popüler olmak derdinde olamaz. Entelektüeller insanlığın vicdanıdır. Muazzam yeteneklidirler. Ahlaki donanımları gelişkindirler. Ulusal değerlerin üretilmesinin baş mimarlarıdır. AYDINLANMIŞ, AYDINLATAN, AYDINDIRLAR. Aslında onlar yetişmiş bir avuç insandır.

Oktay KAYMAK

About Author

Oktay KAYMAK

International "Relations&Law" Doctrine, Practice and Theory oktaykaymak02[at]gmail.com

1 Yorum

Leave A Reply