İSRAİL'E GENEL BİR BAKIŞ

BATI ASYA

İsrail'i Genel Olarak İncelemek Güzel Olacaktır...

Her şey sekülerleşme ile başladı. Bir yerden sonra Yahudiler, klasik eğitim ile devam edemeyeceklerini anladılar. Yahudiler dini inançları gereği ilime büyük önem verirler. İbranice kitabında okuduğum bir metinde, Yahudi çocukları ergenliğe gelindiğinde ona Tevrat ve para verilir ve parayı seçenler, ticarete; Tevrat’ı seçenler ise dini eğitime yönlendirilir. Bu belki efsane olsa da toplumda bir karşılığı vardır. Modern toplumda modern başarılar olmalı ve ABD’deki Yahudiler daha seküler ve daha özgür bir ortamda yaşamalıdır. Modern dini akımlar vs. de çoğunlukla ABD’de çıktığı için ABD’li Yahudilerin daha başarılı olduğu söylenmektedir. Bunda ABD’nin başarı merkezli bir ülke olması da bunu desteklemektedir. İnsanların en büyük hedefi zengin olmak ve maddi özgürlüğe kavuşmaktır. Homeless’lara yani en fakir evsizlere bile sorulduğunda, “Henüz zengin değilim.” diyebilirler yani fakirim demezler. Tabi ABD’de çıkan bir akım, ideoloji veya görüşün dünyaya şu veya bu yılda gelmemesi düşünülemez. Özellikle Voice of America’nın yıllık harcamaları devasa miktarlardaydı ve ABD yumuşak güce uzun yıllar yatırım yapmıştı. İngilizcenin dünya dili olması boşuna değildir. Bunun arkasında ABD ve İngiltere olduğu da açıktır.

Osmanlı’da, Orta Asya’da ve hatta dünyanın birçok yerinde insanlar arayışa girdiler. Yenilik hareketleri baş gösterdi. Medrese eğitimi işlevini kaybetti ve kendisini güncelleyemedi. Medrese yerine mektepler kuruldu. Bu mekteplerden yetişenler Türkiye’yi kurdular. Bir benzer olay olarak Batı Avrupa’da “Moses Mendelshon” dünyaya geldi. Onun felsefe ve edebiyat alanında yaptıkları çığır açacaktı. Almanya edebiyat tarihi Moses Mendelshon’un hayvanların girdiği kapıdan Berlin’e girmesiyle başlamıştır. Bir toplumun kaderinde bir insanın yapabileceği devasa katkıların görüldüğü söylenir. Normalde Yahudiler, Yidiş öğrenirlerdi ve gettolarda yaşarlardı. Bilim ve felsefe gibi alanlardaki çalışmalar o kadar artmıştı ki, zeki olan Mendelsonu da etkiledi. Almanlar da bunu Yahudileri dönüştürmek ve onları birer Alman vatandaşları yapmak için kullandılar. Yahudiler de Türkler gibi kolay kolay asimile olmayan toplumlardır. Yahudiler, İslam’ın en parlak dönemlerinde bile İslamiyet’e geçmemiş ve kendi dinlerini yaşamayı seçmişlerdir. Yahudiler 19. yüzyıla kadar sadece Yidiş öğreniyorlar, Almanca kitaplar vs. okumak aforoz edilmeyi beraberinde getirebiliyor. Bu derece bir dini baskı söz konusu. Mendelson ise gizliden Almanca kitaplar okuyor ve Almanca olarak yazdığı kitaplarla büyük bir ivme yakalıyor. Yahudilerde ilim anlayışı o kadar güçlüdür ki, Haredi gibi aşırı akımlar Tora okumaktan başka bir iş yapamazlar.

Yahudiliğin metafizik boyutunda ve Hasidik gelenekte ilmin ve bilginin 3 aşaması var. Bunlar Da’at yani bilgi, Hohma yani bilgelik ve bina yani anlayıştır. İlkin öğrenci bilgiyi edinir ve ezberler. İkincisinde hikmet kazanır ve üçüncüsünde ise analiz ederek anlar. Bilgi dolayısıyla Allah’a ulaşmak için kullanılır ve İslam’da metafizik-ezoterik ilim alanıyla yakından alakalıdır. Bizdeki gibi ilmin Yahudilerde de kutsal bir tarafı olduğu anlaşılıyor. Bilim ise çok farklı ve daha çok dünya merkezli, deney ve gözleme dayalı bir alan. Yahudiler de fiziki bir alemin yanı sıra iç-batıni bir alem olduğuna inanırlar. Örneğin 5 duyu ile algılanan varlıklara karşı, ruh gibi duyularla anlaşılamayan varlıklar da vardır. Bu dini anlayış Yahudilerin önemli makamlara gelmelerine sebep olmuştur. Ticaret mesleğini seçen Yahudilerin hesaptan anlaması gerekiyordu ve okuma yazma bilmesi lazımdı. Dini eğitim o zamanlar bunlar için belki de yetiyordu. Ama zamanla dini eğitim gelişen bilim dallarını kapsayamaz oldu ve bütün dünyada eğitim alanında reformlar görüldü.

Bu ilim anlayışı ve sevgisi ise manipüle edilmiştir. Her evde neredeyse “holokost” ansiklopedisi bulunur ve ilk sayfalarda Hacı Emin El-Hüseyni’yi görürüz. Onun Hitlere Yahudi soykırımı talimatını verdiği zikredilir. Bu tabi manipülasyonlar ülkesi olan İsrail için normal bir durumdur. Ortak bir düşman yaratma çabaları sürerken, Arap kökenli Yahudilerin ise en çok Arap düşmanı oldukları görülür.

Yahudiler, gettolardan çıkmıyorlardı. Gettodan çıkmamayı hem kendileri istiyor hem de bulundukları ülkeler istiyordu. Çünkü Yahudiler, Protestanlığın çıkışına kadar “Tanrı katili” olarak görüldüler. Hz. İsa Yahudiliğin tahrifini düzeltmek için geldi ama Yahudiler onların ölümüne sebep oldular. Bilimsel gelişmeler döneminde Yahudiler ırk olarak aşağı görüldüler. Rusya’da komünizm ve sosyalizm gibi hareketlere katıldılar ve pogromlar başladı. Rusya’da ise kralı öldürmekle suçlanarak, “kral katili” oldular. Bu ithamlar ve söylemler peşlerini hiç bırakmadı. Yoksuldular ve dilencilik gibi mesleklerle uğraştıkları da iddia edilir. Her ülkenin ötekisiydiler. Kimse Yahudiler ile uğraşmak istemiyordu. Sadece onların en zenginlerinin paralarını ticareti geliştirmeleri için istiyor, yoksul olanları şehir merkezlerinden kovuyorlardı. Fatih Sultan da Yahudilerin bu özelliğini bildiğinden 1400’lü yıllarda, onların İstanbul’a yerleşmelerini salık veriyor. Batı’da Yahudilerin parasını kullanan ve sonra onları kovan krallar görüldü. Osmanlı’da ise önemli makamlara gelebildiler ve dil de bildiklerinden hariciyeyi ilgilendiren konularda merkezi bir role sahip olabildiler. Bir Yahudi yazar Fatih’in şu cümleler ile onları davet ettiğini yazar.

“Osmanlı Padişahı Mehmed der ki: Allah bana birçok ülke bahşetti ve hizmetkârı Hazreti İbrahim ile Yakub’un sülalesine sahip çıkmamı, kendilerine yiyecek vermemi ve onları himayeme almamı bana emretti. Aranızda kim, Tanrı’nın yardımıyla İstanbul’a, başkente, gelip yerleşmeyi, incirin ve bağın gölgesine huzur içinde yaşamayı, serbest ticaret yapıp mal mülk sahibi olmayı arzular?”

Fatih bu ferman ile Yahudileri İstanbul’a davet etti. Ya Haham ya da Tacir olan Yahudiler bu alanda mahirdiler.

  • Kur’an-ı Kerim ve Yahudiler:

Yahudiler; Kur’an-ı Kerim’de yeryüzünde fesat çıkaran, peygamber öldüren, ahitlerinden dönen, Allah’ın nasip ettiği güzel yiyecekleri tepen, imandan sonra puta tapmaya hemen dönen, savaşmaktan korkan ve ölmek istemeyen kimseler olarak resmedilmiştir. Hatta Yahudiler o kadar çok yaşamak istemişlerdir ki, ilk organ naklini Yahudilerin gerçekleştirdiği iddia edilir. Doktorluk mesleğinde bulunmaları da belki bununla alakalı olabilir. Aynı Kur’an yine, iman edenler arasında düşmanlıkta en ileri gidenlerinin Yahudiler olduğu söylenmektedir. Hz. İsa ve Peygamber Efendimizi çok defa öldürmeye de çalışmışlardır. Ama Allah, onları korumuştur. Rabbimiz ayrıca Yahudileri lanetlediğini ve onları bir zaman alemlere üstün kıldığını dile getirmektedir. “Faddaltukum Ale’l-Alemin” demektedir ve, “Onlara ayrıca aşağılık maymunlar olun.” dedik de demektedir.

Kur’an-ı Kerim, peygamberimize vahiy olarak belli bir sürede indi. Kur’an-ı Kerim’in amacı ülke tanıtımı vs. değildir. Rabbimiz bizlere rehber niteliğinde bir eser indirmiştir. Kur’an-ı Kerim, Yahudilerin bazı temel özelliklerinden bahsetse de; o zaman Yahudiler, “Start-up”, “nation” değillerdi, “inovasyon” yoktu. Zaten Kur’an’ın amacı da bu değildir. Günümüzde Kur’an’da olmayan ama bilmemiz gereken birçok şey olduğundan, ayrıca Yahudiler üzerine çalışmalar yapmak gerekiyor.

  • Filistin Coğrafyası Neden Önemli?

Filistin, peygamberler diyarıdır. Aynı zamanda Dervişler, Evliyalar, Salihler ve samimi Müslümanlar mekanıdır. Evliya Çelebi gibi isimler de bölgeyi ziyaret etmiş ve bölge hakkında bilgiler vermiştir. Müslümanların ziyaret için riski göze alabileceği 3 mekandan birisidir. Kudüs’e gidilemezse, kandillerinde yakılmak için yağ gönderilmesi önerilmiştir. Osmanlı döneminde özellikle Kudüs denilince akla, Kanuni gelmektedir. Kanuni, Kudüs’ün surlarını tamir ettirmiş ve birçok gönüllü projeye imza atarak diğer padişahların belki toplamından çok Kudüs’te kitabe bırakmıştır. Filistin’de eğitim alırken, Kanuni’nin Kudüs ile ilişkisine dair İbranice ders kitabında yazı vardı. Yazıyı okuduk ama konu hakkında okuyanların ve okutanların o zaman malumatı azdı.

 

Kanuni’nin Yaptırdığı Surların İleri Kısımları

Burada görülen surları, Kanuni Sultan Süleyman’ın tamir ettirdiği söylenilmektedir. Yavuz ile fethettiğimiz toprakların zirve noktası “Kanuni dönemi” olmuştur.

Hz. İsa’nın hayatının bir kısmı Filistin’de geçiyor. Nasıra doğumludur ve Filistin’de birçok Hristiyan kilisesi bulunmaktadır. Eski dönemlerden beri, Hristiyan hacılar Filistin’i ziyaret etmeye gelirler. Osmanlının zayıfladığı dönemlerde de birçok dönemin küresel gücü Filistin’de nüfuz kurmaya çalışmıştır. Filistin’deki kutsal yerler meselesinden dolayı savaş dahi çıkmıştır. 1853’te patlak veren Kırım Savaşının en önemli sebeplerinden birisi, kutsal yerlerdeki hak iddiasıdır. İngiltere, Fransa, Rusya ve Almanya gibi devletler 1840’lardan 1890’lara kadar  Filistin’de kiliseler ve dini merkezler açarak nüfuzlarını artırmaya çabalıyorlardı. Sömürgeler sadece toprak için değil, dini sebeplerle de yapılabiliyordu.

Osmanlı için önemli olan Kudüs, Cumhuriyet Türkiye’si döneminde de eski önemine kavuşmuştur. Türk ziyaretçiler Kudüs’e geziler düzenlemekte; Mekke ziyaretinden sonra Hacıların Kudüs’e götürülmesi gündeme getirilmektedir. Ayrıca Türkler, artık Kudüs’e sadece namaz kılmak için gitmemekte, İsrail’in üniversitelerinde okumak ve ilim için de gitmektedirler.

Müslümanlar için Kudüs’ün en önemli özelliklerinden birkaçı şunlardır; peygamberimizin miraca yükseldiği “Kubbetu’s-Sahra” oradadır. Efendimiz Burak adlı bineğini Eski Şehir’de bağlamıştır. Bölge, Hz. Ömer döneminde fethedilmiş ve Hz. Ömer büyük bir adalet örneği ile hareket etmiştir. Hristiyanlar için kutsalın kutsalı kabul edilen Kıyamet Kilisesi’nde namaz kılmamız, bugün onun yakınlarında olan Hz. Ömer Mescidi’nde namaz kılınmıştır.

 

Hz. Ömer Camii

Hz. Ömer Camii’nin hemen yanı başında Kıyamet Kilisesi bulunmaktadır. Hristiyanlar için burası kutsalların kutsalıdır. Hristiyan mezhepleri oranın bakımı ve temizliği için yarışmakta ve bazen kan dahi dökülmektedir. Orada yerdeki kabirleri dahi öpmekte ve büyük ihtiram göstermektedirler. Dolayısıyla Hristiyan dünyasının kalbi, Kıyamet Kilisesi’nde atmaktadır.

Hristiyanlar, Hz. İsa’nın “çile yolu” adını verdikleri bir yolu her yıl yürümeye çalışırlar. Hacılar mutlaka o yoldan yürürler ve yürürken de ayin yaparlar. Bu orada renkli görüntüler oluşmasına sebep olur. Hristiyanlıkta kutsal mekanlarda azizlerin mezarları da olur. Hz. İsa’nın hem burada gömülmesi ve hem de azizlerin kalıntılarının bulunması bu bağlamda önemlidir. Azizlik kültürü Hristiyanlıkta oldukça eskidir ve bu azizlik, kültü halkları da bir arada tutan, harekete geçiren şeyin ta kendisidir. Batı Avrupa bugünkü şeklini alana kadar, din adına çok savaşlar olmuştur. Papalar, Haçlıların günahlarını bağışlanacağı söylemiyle onları bölgemize göndermişlerdir. Zaman zaman bu dini söylem zayıflasa da, Avrupa’nın zihin kodlarında hâlâ taze ve canlıdır. Hristiyanlar günümüzde ise haçlı mantığını geride tutarak, “evanjelizm”e kollarını sıvamışlardır. Özellikle Protestan Hristiyanlık, Yahudi Siyonizm’inden önce Hristiyan Siyonizm’ini ortaya çıkarmıştır. Siyonistten daha çok siyonist olan Hristiyanlar, Osmanlı’ya başvurarak Yahudileri Filistin’e yerleştirmelerini teklif etmişlerdir. Bunun için Osmanlı’nın borçlarını ödemeyi teklif etmişler ve Herzl ise daha sonra, sanki bu olaydan haberi varmış gibi parası olmamasına rağmen Osmanlı’ya borçlarını ödemeyi teklif etmiştir.

Yahudiler ise “Batı Duvarı”nı kutsal addetmektedirler. Batı Duvarına, “Kotel Ha-Maaravi” demişlerdir. Anlamı ise Batı Duvarı demektir. Biz ise zaman zaman Yahudiler burada ağladıklarından dolayı, “ağlama duvarı” demişizdir. Yahudiler bu duvara dileklerini bir kağıda yazarlar ve not olarak duvarın arasına sıkıştırırlar. Böylece dualarının kabul olmasını umarlar. Bununla ilgili bir İbranice bir film bulunmaktadır. Adı ise “Maktub”dur. Bu filmde ölümden dönen iki kişinin hayatlarını artık iyiliğe adamaları konu alınır. Hayatlarını iyiliğe adarlarken ağlama duvarına giderler, orada insanların yazdıklarını onlar gittikten sonra alıp dualarını gerçekleştirmeye çalışırlar. Komedi tarzını izlenmeye değer bir film olarak önerebilirim.

Yahudilerin dünyasında Kudüs’ün çok önemli bir yeri vardır. Tapınağın yıkılışı, büyük bir felaket olarak unutulmamıştır. Yahudi kızları düğünlerinde bardak kırarak tapınağın yıkılışını canlandırırlar ve, “Eğer seni unutursam Kudüs, sağ elim yeteneğini unutsun.” derler. Dualarında, “Gelecek sene Kudüs’te.” derler. Ortodoks Yahudilikte, Kudüs’e toplu göç yasaktı. Dindar olanları bu işe ikna etmekte büyük ihtimalle çok zorlandılar. Buna rağmen Siyonizm, zamanla o kadar büyük bir ivme kazandı ki bir sürü varyasyonu çıkabildi. Dini Siyonizm, kültürel Siyonizm, siyasi ve pratik Siyonizm gibi çeşitli akımlar da çıktı. Yahudiler, Herzl ölünce onun davasına ise sahip çıktılar ve kalıntılarını da getirip Herzl Tepesi’ne gömdüler.

 

Herzl’in Mezarı

Herzl’in mezarı önemli isimlerin arasında bulunuyor. Bunlardan birisi de Jabotinsky’dir.

 

Jabotisnky’nin Mezarı

Jabotinsky, demir duvar doktrinini ortaya atmış ve Filistinlilere karşı demirden bir duvar oluşturulması gerekiyor denilmiştir. İsrail de utanç duvarı yaparak Jabotisnky’nin hayalini gerçekleştirmiştir. Adeta Filistinliler güçten anlar demektedir. Bu iki isim Herzl Tepesi’nde birlikte yatmaktadırlar. İkisinin de efsanesi/söylemi hâlâ etkin bir şekilde devam etmektedir ve yaşamaktadır. Jabotinsky, daha radikal kararlar da alarak çetevari örgütler ile terör eylemlerine bile bulaşmıştır. Osmanlı’ya karşı Çanakkale’de cephe gerisinde savaşmıştır.

 

Utanç Duvarı’nın Görüntüsü

Dini boyut:

Dünyada en önemli şeyin, sahih din bilgisi olduğunu arkadaşım söylemişti. Hem dünyamızı hem de ahiretimizi din bilgimiz ile idare ediyoruz. Dolayısıyla dini bilgimizin yeterli olması gerekiyor. İslam, Hristiyanlık ve Yahudiliği kabul ediyor. Onların peygamberleri, artık bizim peygamberlerimiz olmuştur. Lakin dinlerde peygamberlere ortak bir bakış söz konusu değildir. Hristiyanlar şeriatı unutup, Hz. İsa’ya adeta Allah’tan daha çok değer vermeye kalkınca; onu İlah veya oğul edindiler. Böyle birisi ancak (haşa) Allah’ın oğlu olabilir dediler. Bu durum aşırı sevgi durumlarında diğer mezheplerde de görülebilmektedir. Rabbimiz de, “De ki; O birdir, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.” diye bir ayet indirdi. Burada bir nevi Hristiyanlara da cevap vardır. Rabbimizin ayrıca en sevdiği zikirlerden birisi de, “La İlahe İllallah”tır. Bu da Allah’tan başka İlah yoktur demektir. Yine Rabbimiz, şirkten başka bütün günahları affedebileceğini söylüyor. Dolayısıyla Hristiyanların tahribini düzeltmek için İslam geldi. İlk tek Tanrılı dinlerin başında ise Yahudilik geliyor. Yahudilerin peygamberlik anlayışı oldukça sıkıntılı ve kutsal göz ile bakılmıyor. Hz. Süleyman, halka ağır vergiler yükleyen ve adil davranmayan biri olarak Yahudi kaynaklarında görülebiliyor. Devletin dağılmasındaki rolüne de atıf bulunmaktadır. İslam dini bu iddialardan bazılarını ise temizlemiştir. Bir hocam, “Hristiyanlık sevgi dini, Yahudilik “halakaik” yani kuralcı bir din iken; İslam, her ikisini de kapsamıştır.” diyor. Yahudiler en başından beri dini ilime meyyaldiler. Harediler gibi gruplar bugün hâlâ geleneği sürdürüyor. Sabahtan akşama kadar Tevrat okuyorlar. Tevrat’a hâle getirmemek diye bir durum söz konusudur. Çok çocuk yapıyorlar ve İsrail’in bu grubun nüfusuna çok güvenmeye başladığı iddia ediliyor. İsrail’de kadın başına çocuk 2.9 olduğu iddia ediliyor. Bu “gelişmiş ülkelerdeki” en yüksek oranlardan birisi. Bu durumun da en yüksek olduğu grup Haredilerdir. Yahudilere Hz. Musa tarafından 10 emir verilmiştir. Bunlardan bazıları; öldürmeyeceksin, çalmayacaksın gibi emirleri içerir. Tabii bunlar savaş zamanı geçerli değil, büyük ihtimalle geçerli olsa bile tevil ediyorlardır. Yoksa bu denli bir vahşetin işlenmesi söz konusu olamazdı.

Ozan Dur

Ozan DUR
Ozan DUR

Ozan Dur, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun olup, İngilizce, Osmanlıca, Farsça, Arapça ve İbranice öğrenerek dil alanında uzmanlaştı. Humboldt Üniversitesi, İmam Humeyni Üniversit ...

Yorum Yaz