İlim ve Medeniyet
Yeni Nesil Sosyal Bilimler Platformu
Emin Bin Salim ile Dil Öğrenmeye Dair Röportajlar Devam Ediyor
Ozan Dur: Mapping sistemi dil öğreniminde tam olarak neyi ifade eder ve geleneksel ezber yöntemlerinden hangi yönleriyle ayrılır?
Emin bin Salim: Elhamdülillah, vesselâtü vesselâmü alâ Resûlillah. Öncelikle soru çok güzel bir soru. Sonuçta insanlar dil öğrenirken eskiden günümüze kadar belli bir yöntem kullanmış durumdadır. Dil öğrenme konusunda çeşit çeşit yöntemler var. Herkes buna bir şeyler katıyor. Her biri de o konuda çok değerli. Her birinin ufak tefek eksiklikleri olsa da eski sistemde çok ilerilere kadar gidip güzel öğrenenler olabiliyordu ama bakıyorsun, en güzel yöntemle de öğrenemeyenler oluyordu.
Onun için her ne kadar farklılıklar arz etse de bu yöntemler hakkında şunu sürekli söylemek gerekli: Kişinin sadece kabiliyeti önemli değildir. Çünkü kabiliyet denildiğinde daha özel bir alana giriyoruz. Böylece kişinin özel unsurunu diğerlerine teşmil edemiyoruz. Diğerleri için bir teşvik unsuru kullanamayız. Herkesin belli bir kabiliyeti var ve herkes bu kabiliyetlerinin farkında olması lazım. O da nedir mesela? Hafıza güçlülüğü. Herkes ne kadar güçlü bir hafızası olduğunu az çok biliyor.
Eğer birisi gerçekten kelimeleri ezberleme ve hatırlama konusunda iyi ise kendisini farklı bir yere koyabiliriz. En kötü yöntemler de bu kişi için uygundur diyebiliriz. Ailesinde dil öğrenmiş birisi varsa, onun tecrübesinden dolayı karşısına hangi yöntemle başlasa başlasın yine bir şekilde başa çıkar.
Fakat yöntemlerin faydası öğrenim sürecini hızlandırması, kolaylaştırması ve pekiştirmesidir. İlk ikisi başta öğrenmek isteyen ve öğrenme sürecinde olan insanlar için önemli. Pekiştirme ise daha çok C1 ve C2 seviyesinde olanlar için önemli. İlk iki faydasından bahsetmek istiyorum.
Eğer kişi için dil öğrenimi bir hobi ise, yani hız ya da kolaylaştırma o kişi için çok uygun olmayabilir. Bu kişi geçen vakitten zevk aldığı için öğrenirken pek önemsemeyebilir. Özellikle çok ihtiyacı olmayabilir. Kimler için önemli mevzusunu açarak mapping ile geleneksel yöntem arasındaki farkı daha belirgin hâle getirebiliriz. Hatta detaylarına girmeden bile hemen cevap verebiliriz. Mapping sistemi kişilerde bir merak uyandırabilir, dil öğrenmeye dair bir düşüncesi yoksa bile.
İngilizce bir lingua franca’dır, yani küresel ortak dildir. Birçok dil öğrenen için de önemlidir. Bu sebepten mapping kelimesi yaygınlaştı. Birçok insan bu konuya dair yüzeysel de olsa bilgi sahibi olabiliyor. Mapping Türkçe “haritalama” demektir. Yani belli bir zihni harita oluşturmak demektir. Belli bir harita oluşturduktan sonra belli bir merhaleden eğitime başlamış olur. Sadece dil öğrenimi için değil, karmaşık gelebilecek konularda da mapping sistemi kullanılabilir.
Haritalama sistemi genel bir çerçeve oluşturmak anlamına gelmektedir. Genel bir çerçeve oluşturduğumuz zaman belirli bir şeyin sınırlarını öğrenmiş oluyoruz. İçinde olmayacak olanları da rahatlıkla dışına almış oluyoruz.
Ozan Dur: İngilizce üzerinden örnek verirsen o sınırları nasıl belirlersin?
Emin bin Salim: Öncelikle kişi matematik ve fizik arasındaki farkı bilmelidir. Fiziğin belli bir sınırı var, belli bir nihayeti var. Eni ve genişliği var. Matematik ise farklı. Kişi fizik bilsin bilmesin, ikisini ayırt edebilir şekilde zihni bir harita oluşturmalıdır. Onun dışında mesela Fransızcayı İngilizceden ayırt etmek ya da Rusçayı Arnavutçadan ayırt etmek gibi. İnsanlar alıştığı için İngilizce konuşulduğunda anlıyorlar.
Türkiye dediğimizde birçok kişi Türkiye’nin nasıl bir haritası olduğunu bilir ama mesela Jamaika desek kimse belki haritasının nasıl olduğunu bilmeyebilir. Onun gibi dillerde de buna benzer bir yaklaşım ile bakılabilir. Diğer ilimler için de kullanabiliriz. Amacımız daha çok dil üzerinde olduğu için bu konuda konuşacağız.
Baktığım kadarıyla haritalama sistemi doğrudan belli bir şey üzerine odaklanmak değil, belli bir piksel ya da açı değil. Öncelikle genel bir çerçeveden bakmak ve sonrasında sırasıyla derinlemesine dalmaktır. Bir kimse ne kadar derinlere giderse dile o kadar hâkim olur. Kimileri için bu biraz immersion durumuna benzeyebilir. İmmersion, belli bir topluma gidip orada dile maruz kalmak demektir. Etrafındaki insanlar nasıl konuşuyorsa sen de onlara alışıyorsun. Kulağın aşinalık kazanıyor ve zamanla öğrenmiş oluyorsun. Eğitime gitmesen de…
Ozan Dur: Maruz kalma.
Emin bin Salim: Maruz kalma. Lakin yakından incelediğimizde arada bir fark var. Mapping sisteminde öncelikle belli bir ülkede olmak gibi bir zorunluluk yok. Bulunduğun yerden maruz kalmadaki fayda ne ise temin edebiliyorsun. Ama bu her dil için geçerli değil. Her dil için yeterli kaynak bulunamayabilir. Madagaskarca için kaynak bulunmayabilir. Rusça, İngilizce ve Arapça dillerinde tüketemeyeceğin kadar materyal ve ders bulunmaktadır. Yani hayatının tamamını bu dilleri öğrenmeye versen bile her birini dinleyemezsin ve her birini okuyamazsın.
Maruz kalmadan farkı, o ülkeye gitmene gerek olmamasıdır. Uçak bileti, pasaport, yabancı ülkeye gitme fobisi, vize alamama gibi sorunları ortadan kaldırıyor mesela. Bulunduğun yerden artık kendin üzerine koyabiliyorsun ve gerçekten epey bir seviyeye ulaşabiliyorsun.
Zaman zaman bazı konuşmacılara denk geliyorum. Zamanında bir ülkeye gitmiş, konuşuyor ve anlıyor ama yine de çözemeyeceği birçok hataya düşüyor. Detaylara dair bir şey sorduğunda “bilmiyorum” diyor.
Öğrenci belki maruz kalma en iyi yöntemdir diyebilir. Sonuçta direkt toplumda bulunuyorsun, aynı zamanda daha önce dediğimiz duyma yöntemini de içeriyor. Ki duyma en doğal dil öğrenme yöntemidir. Fakat yanıltıcı olabilir. Dediğim gibi çünkü maddi zorlukları var. Her giden de etkili bir şekilde öğrenemiyor. Bildiği bir konuda konuşabilse de oraya gidince maruz kalsa da dili yine iyi bir seviyeye ulaştıramayabiliyor. Böylece haritalama yöntemi de bu iki sorunu ortadan kaldırabilir. Bu da kişinin yeteneğine bağlı. Kişi ne kadar yetenekli ise sonucu da o kadar etkili olur.
Geleneksel yöntemde bir hoca olacak. Enini boyunu bilmediğin bir dili her hafta farklı gramerler sana dağıtıyor. Bu şeye benzer: puzzle, yani yapboz oyunu. Mesela yapboz oyunlarında, eğer mapping sistemini örneklendirecek olursak, mapping sistemi puzzle bütünken ona bakmak ve sonrasında onu bozup yapmaya çalışmaktır. Böylece bu yöntem daha etkili olur. Önce bitmiş hâlini görürsün ve sonra onu yapmaya çalışırsın.
Ama geleneksel yöntem nedir? O bitmiş hâlini görmüyorsun. Her gün sana hoca bir iki parça veriyor ve bunu bitir diyor mesela. Şimdi bu iki örnekte hangisi daha iyi bir sonuca varabilir?
Ozan Dur: Tabii önceden görmek daha etkili olur.
Emin bin Salim: İşte mapping sisteminin amacı da bu. Öncelikle diyor ki kişiye: “Sen bu dili öğreneceksen önce her birini en iyi şekilde öğrenmeye çalışma.” Her bir grameri vesaire… Bir şekilde sen bir izlenim al diyor. Sadece izlenim. Çünkü öğrenen aslında beyin. İster hafıza sistemi olsun ister bilgileri birbirine bağlama olsun, bunlar doğrudan bilerek ve isteyerek yaptığımız şeyler değil. Nöron dediğimiz şeyler birbirine bağlanıyor ve elektrik yayıyorlar. Aslında onlar çalışıyor.
Bunları eğer birinci olarak yapmaya çalışırsak epey zor olur. Bazıları bir şekilde kendisini zorlayarak hallediyor ama gerçekten meşakkat çekiyorlar. Zorluk çekiyorlar ve öğrenim sonrasında da bazen yine unutuluyor. Verilen emeğe yazık oluyor.
Her neyse, galiba şimdi haritalamanın faydası ve nasıl bir yöntem olduğunu anlatmış olduk. Burada amaç teknik anlamda haritalama sistemini anlatmak değil; daha çok sıradan insanların anlayacağı bir dilde anlatmak. Çoğu öğrenmek isteyen, “Nasıl daha iyi öğrenirim?” diyenlerin çoğu sıradan insanlar.
Fransızca ve İngilizce gibi diller bir ihtiyaç hâline geldi. Çok teknik olduğunda bu sefer üst tabakadaki insanlara hitap etmiş oluyor. Üst tabaka denildiğinde toplumda bir üstünlük kastetmiyorum; daha çok ilmî anlamda kendini biraz geliştirmiş kişilerden bahsediyorum.
Daha sade bir dil ve daha sade örneklerle açıkladığımızda herkes istifade edebiliyor. Akademisyenler de bu yazıdan yararlanabilirler çünkü dili basit ve herkes anlayabiliyor. Verilen örnekler çok basit örneklerdir. Bunun üzerine devam ettiğimizde haritalamanın önemli ve faydalı olduğunu öğrenmiş oluyoruz.
Acaba sorunu cevaplayabildim mi?
Ozan Dur: Çok güzel yanıt verdin ahi.
Emin bin Salim: Mapping yaklaşımı kelime öğreniminde, gramer ve kelime öğreniminde ve konuşmada nasıl bir etki yapabilir? Şimdi bu daha operasyonel dediğimiz bir soru. İşlevi nasıl oluyor bu haritalama sisteminin?
Geleneksel olarak öğrenci sözlüğü alır ve karşısındaki manasını öğrenir. Aynı anda ikisini ezberlemeye çalışır. Artık kimisi bir tane, kimisi on tane günde öğrenebiliyor. Fakat böyle bir yöntem hem yorucu hem de bağlamından kopuk olduğu için bazen adam “çok kelime biliyorum ama kullanamıyorum” diyor. O duruma düşebiliyor. Çünkü bazen belli bir kelime ezberlemişsin ama konuşanlar bile o kelimeleri kullanmıyor mesela. Bilemiyorsun çünkü.
O yüzden sadece sözlüğe güvenip dile başlamanın yanlış olduğunu vurgulamak isterim. Sözlüğe başvurmak yanlış değil; başta ona başvurmak doğru değil. Çünkü bağlamından kopuk kelimeler öğreniliyor ve bazen de gerçekten kullanılmayabiliyor. Aynı zamanda da dediğim gibi yorucu oluyor.
Mapping sisteminde nasıl bir farklılık arz ediyor? Mapping sisteminde öncelikle kendini zorlamadan — çünkü amaç budur — kelimelerle aşinalık oluşturmaktır. Kelime öğrenmek değil, kelime aşinalığı oluşturmak. Onun için kişi bazen bir günde iki tane, üç tane; artık beyin hangisine daha çok aşina geldiyse onu öncelikle öğreniyor.
Bağlamı içerisinde öğrendiği için kafada bir çerçeve oluşuyor. Sadece kelimeyi değil, kelimenin kullanıldığı tabiatı da o şekilde öğreniyorsun. Hemen ezberlemesen bile iki üç kere gördükten sonra kafana oturuyor. Manasını bilmesen de eğer kelimeyi doğru bir şekilde biliyorsan bu bile çok iyidir. Çünkü tekrar baktığında sadece manasını teyit edersin.
Ama hem manasını hem de kendisini ezberlemeye çalıştığında bu daha yorucu bir işlem. Çünkü beyine iki şey yaptırmış oluyorsun. Mapping sistemi, önceki yaptığımız açıklamanın sonucudur. Ben de dil öğrenirken bunu bir macera olarak gördüm. Niye? Çünkü en depresif olduğum dönemde oldu. En tembel olduğum dönemde oldu. Zaten yaptığımız görüşmede “tembel olarak bir dil nasıl öğrenilir” gibi bir başlık kullanmıştık.
Kişinin en düşük olduğu seviyede bir şey elde edilebiliyorsa, demek ki yapılan yöntem gerçekten kolay bir yöntemdir. Öyleyse daha disiplinli olanlar için de daha kolay olur. Bunun için mapping sistemi beyine fazla yüklenmeden aşinalık oluşturma amacı taşır. Geleneksel sistem ise salt ezber yapmaktır. Aradaki fark budur.
Bundan dolayı kişi ne kadar hafıza güçlülüğüne sahipse o kadar kelime hazinesi oluşturabilir. Bir örnek vermek istiyorum: Türkçeyi bildiğin için ve aşinalığın olduğu için bugün mesela daha önce hiç duymadığın Türkçe kelimeleri (Osmanlıcadakiler gibi) sana versem daha hızlı öğrenirsin, hafızan güçlü olmasa bile. Çünkü altyapın var o dilde. O altyapının sadece bir örneğini ortaya çıkarmış oluyorsun.
O altyapı olmadan sana şimdi bir ya da iki tane Madagaskarca kelime versem birkaç dakika sonra unutursun. Alışmadın ona ve kıvam oluşturmadın. Çünkü mapping sisteminin amacı önce bir çerçeve oluşturmak ve çerçeveyi zamanla doldurmaktır.
Ozan Dur: Mapping sistemini uygularken sözlüğe bakmalı mıyız?
Emin bin Salim: Fark etmez, başvurabiliriz ama ezber yapmayacağız. Manasına bakabiliriz ama kelime ile dakikalarca vakit geçirmek doğru değildir. Sadece “bu kelime şu manaya gelirmiş” denilir ve en fazla iki dakika üzerinde durursun ve geçersin. O kelimeyi öğrenecek kişi değildir; beyindir. Mevcut olan çerçeveyi büyüterek, boş olan yerlerini doldurarak kullanırsın. Amaç beyni faydalı bilgilerle doldurmak ve donatmaktır.
Ozan Dur: Mapping sistemini dört temel beceriye nasıl uyarlarız? (Okuma, dinleme, yazma ve konuşma)
Emin bin Salim: Mapping sistemi bunlardan farklı bir sistem değil, bunları birleştiren bir yapı. Çıkarmak istenilen şey nedir? Dil öğrenilirken zorluk ve yanlış yöntemler. Yanlış yöntemler insanı gerçekten yorar. Mesela dil öğreniminden soğutabiliyor, demotive edebiliyor. Amaç bunları kaldırmak, psikolojik engelleri kaldırmaktır.
Mevcut yöntemleri pekiştirmek; ister ezber olsun ister anlama olsun. Çünkü belli bir ülkeye gitmeden önce sana hangi yerlerin ziyaret edilmesi gerektiğini ve ne şekilde ziyaret yapılacağını anlattığımızda kişi o ülkeye gittiğinde rahat eder. “Orası da ülkemiz gibi bir yerdir” denilse ve ön bilgi verilmezse kişi zorlanır, yolunu şaşırır. İnsanlara sorması gerekir ama dil bilmediğinden daha da zorlanır.
Mapping sisteminin amacı o zorlukları kaldırmaktır. Yine emek vereceksiniz ama emek verilmeden dil öğrenilmez. Yine sözlük kullanacağız ve yine dinleyeceğiz. Fakat onları yaparken farklı bir yaklaşımla yapmış oluyorsun. Amaç budur.
Ozan Dur
Yorum Yaz