TÜRKİYE’DE ŞEHİR VE TOPLUM: TARİH, TEORİ VE TEMEL MESELELER

0

 

Kentler, binlerce yıllık tarihi ile insanları çevreleyen bir unsur olsa da modern döneme kadar nüfusları ve etkileri kısıtlı kalmıştır. Ancak günümüze geldiğimizde dünya nüfusunun %50’den fazlası kentlerde yaşamaktadır. Türkiye’de ise bu oran 1950’ye kadar %25 civarında olsa da 1950’den sonra yaşanan hızlı kentleşme ile birlikte bu oran günümüzde %93,2’ye kadar yükselmiştir. Kentlerde yaşanan nüfus artışı ve hızlı kentleşme beraberinde sosyal, ekonomik, idari, mimari vb. alanlarda çeşitli sorunları da beraberinde getirmiştir. Konut yetersizliği, çarpık kentleşme, işsizlik, ulaşım, gelir adaletsizliği, yeşil alan yetersizliği, çevre kirliliği ve benzeri bir çırpıda sayılan sorunlar kentin sakinlerini ve onların hayatlarını olumsuz olarak etkilemektedir.

Mustafa Kömürcüoğlu tarafından kaleme alınan bu kitap Türkiye’nin kentleşme süreci ve dönüşümünün farklı boyutlarını tarihsel bir bakış ile incelemektedir. 2012 yılında tamamlanan “İdari ve Sosyal Açıdan Türkiye’de Kentsel Dönüşüm” başlıklı doktora çalışmasından üretilen kitap, kısıtlı bir hedef kitleye hitap eden yoğun bir akademik dil yerine sade bir dil kullanılarak herkese hitap eder hale getirilmiştir.

Yazar kitabın giriş bölümünde şehir, şehirleşme ve metropol gibi temel kavramları sosyal, ekonomik, idari ve sosyolojik açılardan tanımlamış, ardından çalışmanın metodolojisini aktarmıştır. Kömürcüoğlu, Türkiye’nin şehirleşme meselesini sosyal, ekonomik ve kültürel boyut, fiziki ve mimari boyut ile idari boyut olmak üzere çok boyutlu olarak tarihsel bir perspektifte incelemiştir.

Çalışmanın 1. Bölümünde yazar tarihsel olarak tarım, sanayi ve bilgi çağında şehrin gelişimine değinmiştir. Ardından Weber, Pirenne ve Sjoberg’in görüşlerinin şekillendirdiği tarihsel sosyoloji eksenli şehir yaklaşımı incelenmiştir. Chicago Okulu’nun Darwin’den etkilenerek oluşturdukları insan ekolojisi eksenli şehir yaklaşımı başlığı altında incelenerek, Thomas, Small, Park, Burgess gibi teorisyenlerin geliştirdikleri kuramlara ve bu kuramlara getirilen eleştirilere yer verilmiştir. Marksist literatür doğrultusunda bir şehir tasviri yapan Engels, Lefevbre, Castells ve Harvey’in geliştirdikleri teorilere kısaca değinilmiştir. Bölümde son olarak ise İslam şehri kavramsallaştırması ele alınmıştır.

İkinci bölüm şehirleşme mirasımızın temeli olan Osmanlı şehrini incelemektedir. Osmanlı’nın 19. yüzyılda benimsediği modernleşme kent için de bir dönüm noktası kabul edilerek bu dönem klasik ve modern olmak üzere iki bölüme ayrılmıştır. Klasik dönem Osmanlı şehrinin sosyal ve demografik yapısı; kadı, imam, muhtesib, vakıf, lonca gibi bileşenleri bulunan idari yapısı ve kentin fiziki çevresini oluşturan cami, bedesten, konut ve benzeri fiziksel çevre unsurları incelenirken modernleşme ile sosyal, idari ve fiziksel yapıların dönüşümü ele alınmıştır. Kitabın üçüncü bölümü Cumhuriyetin kuruluşundan 1950 yılına değin kentin yaşadığı sosyal, idari ve mimari değişimleri incelemiştir. Erken cumhuriyet döneminde oldukça durağan olan kentleşme süreci 1950 yılı sonrasında hızla artmıştır. Dördüncü bölümde de 1950 ile 1980 yılı arasında bu hızlı kentleşme ve gecekondulaşma olguları üzerinden kentler incelenmiştir. Beşinci bölümde 1980 yılı itibariyle ülkemizde benimsenen uluslararası ekonomi piyasalarına entegrasyon ve liberalleşme olgusunun şehirlerimizde oluşturduğu dönüşüm ele alınmıştır. Kitabın altıncı bölümünde ise günümüzde şehirlerimizin sahip olduğu planlı ve plansız çarpık kentleşme, özellikle büyükşehirlerdeki ulaşım sorunu, konut ve çevre sorunları irdelenmiştir. Sonuç bölümünde ise yazar modernleşmeyle birlikte kentlerimizin özgünlüğünü yitirdiğine ve bir kimlik sorununa sahip olduğuna işaret etmiştir.

Bütünüyle değerlendirildiğinde Kömürcüoğlu kitabında kent teorilerine değinerek, Türkiye’nin Osmanlı şehrinden aldığı miras ile bugüne gelen süreçte yaşadığı sosyal, ekonomik, idari ve fiziki-mimari dönüşümü sade bir dil kullanarak okuyucuya aktarmış ve kimlik sorunu başta olmak üzere ulaşım, çevre, çarpık kentleşme ve konut sorunlarını temel sorunlar olarak ele almıştır. Kitap bu açıdan Türkiye’nin kentleşme sürecini ve sahip olduğu sorunları bütünleşik olarak başarılı bir biçimde ele almış ve okuyucuya sade ve kolaylıkla anlaşılır bir dille aktarmıştır. Bu açıdan kitap kent okumalarına merakı olan ve Türkiye’deki şehirleşme hikayesine bir bakış atmak isteyen okuyucular için uygundur. Diğer taraftan kitabın özellikle muhteva ettiği alanlar ile ilgili derinlikli bilgi arayan kişiler için beklentileri karşılamadığını da ifade etmekte fayda görülmektedir. Zira kitap değindiği alanlar ile ilgili temel noktaları ifade ederek geniş bir okuma yapmaktadır.

 Ertuğrul YEŞİLKAYA

About Author

Uluslararası İlişkiler mezunu, Kamu Yönetimi Yüksek Lisans öğrencisi [email protected]

Leave A Reply