SUİKASTE UĞRAYAN HİNDİSTAN LİDERLERİ VE HAYATLARI: Mahatma Gandhi, İndira Gandhi, Rajiv Gandhi

0

Aydın Güven[1], Mücahit Kaçmaz[2], Yasir İ. Doğan[3]

Giriş

Bağımsızlığını geç kazanan ülkelerin askeri darbelerin kurbanı olduğundan çoğu kez yakınılmaktadır. Bu durum genelde sömürgecilik döneminde sömürgeci güçler tarafından yetiştirilen kişiler üzerinden gerçekleşir. Ancak bu durumun yaşanmadığı sömürgecilik geçmişine sahip ülkeler de yok değildir. Hint alt kıtası bu iki durumu birlikte bünyesinde barındıran nadir bölgelerdendir. Örneğin aynı tarihte bağımsız olmalarına rağmen Pakistan’da ülke sürekli askeri darbelerin kurbanı olurken, Hindistan’da askeriye siyasetten uzak bir hayat sürmüş ve demokrasinin aksamasına neden olmamıştır.

Hindistan’da hiçbir devlet başkanı ve/veya başbakanın yönetimi askeri darbelerle devrilmemiştir. Ancak bu durum bu yöneticilerin seçildikleri dönemlerde görevlerini tamamladıkları anlamına gelmemektedir. Nitekim darbe geleneğinin olmadığı Hindistan’da, bağımsızlıktan bu yana birçok defa devlet başkanı, başbakan ve kabine bakanları suikastlere uğramışlardır. Hindistan, suikastlerle daha bağımsızlığın ilk yıllarında tanışmış ve bu durum günümüze kadar artarak devam etmiştir. 1947 yılında bağımsızlığını kazanan Hindistan, 1948 yılında bağımsızlığın siyasi ve ruhani liderini, Hindu milliyetçiliğinden beslenen bir suikast sonucu kurban vermiştir. Yürüttüğü barışçıl politikalarla Hindu milliyetçiliğinden beslenen grupların hedefi haline gelen Gandhi, bir dua töreninde vurularak hayata veda etmiştir.

Bir diğer suikast ise Hindistan’ın siyasi liderlerinden ve aynı zamanda Hindistan’ın ilk başbakanı olan Nehru’nun kızına yönelik gerçekleştirilmiştir. Hindistan’ın ilk kadın başbakanı olan İndira Gandhi, yürüttüğü politikalarla Hindistan siyasi tarihine damga vurmuştur. Özellikle Sikhler’e karşı yürüttüğü politikalar İndira’nın sonunu hazırlamış ve nitekim Sikh korumaları tarafından kurşun yağmuruna tutularak yaşama veda etmiştir.

İndira Gandhi’nin suikaste kurban gitmesi sonrasında kendisinin de böyle bir sonucunun olacağını söylediği halde başbakanlık görevini oğlu Rajiv Gandhi üstlenmiştir. Rajiv, dedesi Nehru ve annesi İndira gibi siyasete hâkim biri değildi. Nitekim annesinin ölümüyle görevi üstlenen Rajiv Gandhi, Hindistan önde gelenlerinin kuklası olmakla suçlanmıştır. Girdiği ikinci seçimi kaybetse de çalışmalarını sürdürdüğü seçimden birinci parti olmasına kesin gözüyle bakılırken bir miting sırasında bombalı suikastin kurbanı olmuştur

Bu makalede Hindistan’ın suikaste uğrayan devlet başkanları ve/veya başbakanlarının hayatları ve suikaste uğrama nedenleri ele alınacaktır. Makale, yaşadıkları dönemin Hindistan iç ve dış siyasi politikası göz önünde bulundurularak bu kişileri suikast kurbanı olma sürecine götüren etkenler üzerinde duracak ve sonuç kısmı ile tamamlanacaktır.

Mahatma Gandhi ve Ölümü

2 Ekim 1869 tarihinde, Porbandar’da dünyaya gelen Mohandas Karamçand Gandhi (Mahatma Gandhi), Satyagraha[4] felsefesinin öncüsü kabul edilmektedir. Dindar bir aileden gelen Gandhi, ilk eğitimini Hindu dini geleneklerine son derece bağlı olan annesinden almıştır.[5] Nitekim annesinden aldığı eğitimin ilerideki hayatını şekillendirdiğini belirten Gandhi’nin kendisi de Hinduizm’in temel kurallarına riayet eden, barışçıl ve şiddet karşıtlığı özelliğiyle bilinen birisiydi.

Üç erkek kardeşin en küçüğü olan Gandhi, daha küçükken birçok zorlukla karşılaşmış ve bunların üstesinden gelmeyi bilmişti. Daha 13 yaşında iken kendi isteği olmadığı halde evlendirileceğini öğrenen Gandhi, kendinden bir veya iki yaş büyük eşine hem oyun arkadaşı hem de koca olmuştu.[6] Annesinden aldığı dini eğitimini Hindistan geleneksel eğitimi ile devam ettiren Gandhi, evlilikten dolayı ihmal ettiği öğrenim hayatına devam ederek girdiği sınavlarda edebiyat bölümünü kazanır. Ancak edebiyat okumak istemeyen Gandhi, annesinin izni ile mensubu olduğu Kast’ın karşı çıkmasına rağmen Londra’ya giderek 1888-1891 yılları arasında orada hukuk eğitimi almıştır. Hukuk eğitimini başarıyla bitiren Gandhi, Hindistan’a dönerek Bombay ve Raçput gibi şehirlerde avukatlık yapmaya başlamış ise de iki yıl gibi kısa bir süre sonra Afrika’da faaliyet gösteren bir Hintli ticaret firmasında avukat olarak çalışma teklifini kabul edip Güney Afrika macerasına atılmıştır.[7] 1893 yılından 1914 yılına kadar Güney Afrika’da, icra ettiği avukatlık mesleğinin yanı sıra çeşitli görevlerde bulunmuştur.

Güney Afrika dönemi oldukça sıkıntılı geçen Gandhi’nin asıl macerası burada başlar. Bir nevi Gandhi’yi Mahatma yapan Afrika’da kaldığı dönemde göstermiş olduğu çaba ve başarılarıydı. Güney Afrika’nın apartheid politikalarıyla bilinen rejiminin katı ırk ayrımını öngören yasalarla yönetildiğini ve bu durumun ülkedeki Hint kökenlilere karşı kullanıldığına şahit olan Gandhi, Hintli göçmen işçilerin haklarının savunuculuğunu yaparak ön plana çıkmaya başlamıştır. Gandhi, burada göstermiş olduğu sistemli ve örgütlü çalışma azmi ile ününü Hindistan’a kadar ulaştırmayı başarmıştır. Kendisi de birçok defa ırkçı söylemlere ve şiddete maruz kalan Gandhi, uzun uğraşlar sonucunda Hint kökenli işçilerin bazı temel haklara sahip olmalarını sağlamıştır. Bu bağlamda 1894 yılında Güney Afrika’da yaşayan Hint kökenli işçilerin haklarını korumak adına Netal Hint Kongresi’ni kurarak orada yaşayan Hintlileri tek çatı altında toplamıştır.[8] Ancak Hint kökenli işçileri örgütlemek ve Güney Afrika rejimine karşı kışkırtmak gibi suçlardan birçok defa hapse mahkûm edilmiştir.

Gandhi, ailesinden gelen bir yönetme ve liderlik kabiliyetine sahipti. Porbandar’daki eyalet başbakanlığı (başveziri) görevinde bulunan dedesi, amcası ve babası[9] gibi Gandhi de yürüttüğü bu politikalarla Hindistan bürokrasisinin en üst makamlarında bulunacak ve Hindistan’ın bağımsızlığının siyasi ve ruhani lideri olarak kayıtlara geçecekti.

Birinci dünya savaşının patlak vermesiyle Hindistan’a dönen Gandhi, burada İngilizlerle birlikte hareket etmiş ve cephelerde genelde ilkyardım ekiplerinde görev yapmıştır. Bu tarihlerde İngilizleri destekleyen Gandhi, Birinci dünya savaşından sonra artık İngilizlerin Hindistan’a maddi-manevi büyük zararlar verdiğinin farkına varmıştır. 1930’lara doğru Hindistan’ın bağımsızlığı için şiddetten uzak satyagraha felsefesi bağlamında Swaraj[10] politikası yürüterek tüm gücüyle Hindistan’a dominyon ülke haklarının verilmesi için çalışmıştır.[11]

Savaşın ardından Hindistan vatandaşlarının çektiği ekonomik yoksulluğu ön plana çıkarmaya çalışan Gandhi, 1930’lardan sonra sivil itaatsizlik faaliyetlerini arttırmıştır. Öncelikle Batı menşeli tekstil ürünlerini terk ederek geleneksel Hint elbiselerini giymeye ve halkı da bu noktada kendisine destek olmaya çağırmıştır. Nitekim bu durum halk nezdinde büyük itibar görmüş ve halk, İngiliz tekstil ürünlerini boykot etmeye başlamıştır. Kısa sürede satışlarında büyük düşüş yaşanan İngilizler, durumu Hindistan menşeli endüstri ürünlerinin vergisini arttırarak düzeltmeye çalışmıştır. Ancak bu durum halkta tepkilerle birlikte bilinçlenmeye de yol açmış ve direnişin Hindistan’ın geneline yayılmasına neden olmuştur.[12]

Gerçekleştirdiği şiddet içermeyen gösteriler sonucunda neden gösterilmeksizin defalarca mahkum edilen Gandhi, hapiste girdiği ölüm oruçlarıyla dışarıdaki halkın direnişine destek vermeye devam etmiştir. Özellikle 1930 yılında arttırılan tuz vergisine karşı sivil itaatsizlik kampanyası başlatmış ve bu kapsamda tuz yürüyüşü adıyla bilinen yaklaşık 400 km’lik bir yürüyüş gerçekleştirmiştir.[13] Bunun üzerine Gandhi başta olmak üzere birçok Hint önde geleni tutuklanmıştır. Serbest bırakılmasının ardından İngilizlerin ülkeyi terk etmesi adına faaliyetlere başlayan Gandhi, 1942 yılında İngilizlere karşı ‘Hindistan’ı terk et’ kampanyası başlatmış ve İngilizler tarafından defalarca tutuklanmasına rağmen uzun vadede başarılı olduğu görülmüştür.[14]

İngilizlerin alt kıtayı terk edeceği kesinleşince Gandhi, alt kıtanın Pakistan ve Hindistan arasında bölünmesine karşı çıkan bir duruş sergilemiştir. Bu bağlamda gerek Hindistan Ulusal Kongre liderleri gerekse Tüm Hindistan Müslüman Birliği liderleri ile çeşitli görüşmeler yaparak tarafları tek ülke çatısı altında yaşamaya ikna etmeye çalışmış ve iki devletli yapının son çare olarak görülmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Ancak aynı dönemde Hindistan’da Müslümanlar ile Hindular arasında büyük çatışmaların meydana gelmesi, sorunun iki ayrı devlet olmaktan başka şekilde çözülemeyeceğini göstermiştir. Gandhi son olaylardan sonra bölgede ayrı bir Pakistan devletinin kurulmasının gerekli olduğunu kabul etmiş ve bu kapsamda Hindistan Ulusal kongresini ikna etmeye çalışmıştır.[15]

İki devletli yapının kesinleşmesinden sonra 1947 yılında İngiliz sömürge yönetiminden kalan kaynakların, orantılı bir şekilde paylaşılması yönünde antlaşma yapılmıştır. Ancak bağımsızlıktan sonra Hindistan yönetimi Pakistan’a düşen payı vermeyi reddetmiştir.[16] Bunun üzerine büyük çatışmaların meydana gelmesinden endişelenen Mahatma Gandhi, antlaşmanın öngördüğü şekilde paylaşımın yapılması gerektiğini savunmuş ve bu uğurda Nehru’yu ikna etmeye çalışmıştır. Ancak bu duruşu radikal Hinduların Gandhi’ye hain gözüyle bakmasına yol açmış ve hatta ileride ölümüne neden olmuştur.

Ölümü ve Suikast Nedeni

Bağımsızlık öncesi, Nehru ve Hindistan Ulusal Kongre’sinin bölünmeye karşı oldukları bilinmekteydi. Kendisi de Hindu, Müslüman, Sikh ve diğer dinlerin bir arada yaşadığı bir Hindistan’ın daha evla olacağını savunmasına rağmen son yıllarda artan karşılıklı şiddet ve ölü sayılarının katliamları andıran boyutlara ulaşması sonucu iki devletli bir yapının çatışmaları dindireceği umuduyla Pakistan ve Hindistan’ın ayrı birer devlet olmasını kabul etmiştir. Bu dönemden sonra iki ayrı devletin gerekliliği yönünde fikir beyan eden Gandhi, Pakistan’ın ayrı bir devlet olmasını desteklediği iddialarıyla Hindu radikalistler tarafından eleştirilmeye başlanmıştır. Bu dönemden sonra Gandhi’ye karşı bir nefret oluşmaya başlamış ve özellikle Hindu milliyetçisi bir organizasyon olan RSS[17] ve üyeleri Gandhi’yi adeta vatan hainliği ile suçlamışlardır.[18]

Hindistan’ın bağımsızlığını elde etmesinin öncülerinden biri olan Gandhi, 1947 yılında alt kıtada iki devletli bir yapının meydana gelmesinin önemli belirleyicilerindendi. Bağımsızlık arifesi ve sonrasında Hint alt kıtasında Müslümanlar, Hindular ve Sikhler arasında meydana gelen çatışmalardan büyük endişe ve üzüntü duyan Gandhi, olayların yatışması için iki tarafın önde gelenleri nezdinde girişimlerde bulunmuştur. İngilizlere karşı yürüttüğü pasif direnişle başarı elde eden Gandhi’de ayrılma barış içerisinde olsun mantığı hakimdi.

Pakistan ve Hindistan’ın bağımsızlığının kansız bir şekilde sona ermesi adına çalıştığını belirten Gandhi, bağımsızlıktan Pakistan’a düşen mühimmat, silah ve endüstriyel malzemelerin verilmesi için Nehru’ya baskı yapmaktaydı. Nitekim bağımsızlıktan önce tarafların kaynakları nasıl bölüşmeleri gerektiği yönünde anlaşma yapılmıştı. Nehru, Pakistan’a düşen payı vermeyi reddetmesi ve Pakistan’a yönelik saldırgan tutumlarından dolayı Hinduların nezdinde değer kazanmış ancak bunun tersini savunan Gandhi ise Pakistancılıkla suçlanmıştır.

Bu bağlamda iki devlet arasındaki sorunun çözümü adına yapılan anlaşmalar gereği Pakistan’a düşen payın verilmemesinin iki devlet arasında savaşa yol açacağını belirten Gandhi, Ocak ayının başlarında meselenin çözülmesini ve şiddet olayları dinene kadar ölüm orucuna başladığını bildirmiştir.[19] Bunun üzerine beş günlük bir oruç sonunda Nehru, dediklerini kabul edeceğini bildirmesiyle ölüm orucuna son vermiştir. Ancak Pakistan’a verilecek payın, Hindistan’a karşı kullanılacağını belirten radikal Hindu milliyetçiler bu görüşü için Gandhi karşıtı söylemlerde bulunmaya başlamış ve bu nefret, zaman zaman suikast boyutuna varmıştır.

Bu tarihlerde Delhi’de kaldığı Birla Lodge adlı bir konakta Gandhi’ye yönelik hakaret boyutuna varan sloganların atıldığı söylenmektedir. Bunlar arasında ‘Let Gandhi die!’ sloganlarının yer alması üzerine[20] 1 Ocak günü açıklamalarda bulunan Gandhi; ölümünün, Hindu, Sikh ve Müslüman çatışmalarına şahit olmaktan daha şerefli bir durum olduğunu belirtmiş ve kendisinin Hindistan’ı Hindu, Müslüman, Parsi, Sikh ve Hıristiyanların hep birlikte barış içerisinde yaşadığı bir memleket kılmak uğruna çabaladığını vurgulamıştır. Konuşmasını yaptığı sırada Gandhi’nin ılımlılık ve barış çağrılarının halkı durdurduğunu düşünen bazı radikal Hindular, ev yapımı bir patlayıcıyla Gandhi’ye suikast düzenlemişlerdir. Ancak Gandhi, yaklaşık 90 metre yakınında gerçekleşen bombalı saldırıdan yara almadan kurtulmuştur. Her ne kadar bu Gandhi’nin uğradığı ilk saldırı olmasa da ilk kez ölüme bu kadar yaklaşmıştı. Bu saldırı sonrasında konuşan Gandhi, ‘Eğer bir delinin mermisi ile öleceksem, gülümsemeliyim. İçimde öfke olmamalı. Tanrı kalbimde ve dudaklarımda olmalı.’ şeklinde açıklamalarda bulunmuştur.[21]

Tarihler 30 Ocak’ı gösterdiğinde Gandhi, her zamanki gibi ikindiye doğru evinin bahçesinde gerçekleştirilen dua merasimine katılmak için hazırlanıyordu. 78 yaşında olan Gandhi, merasim öncesi içişleri bakanı Serdal Patel ve Başbakan Nehru ile kendi evinde görüşmelerde bulunmuştu. Gandhi, görüşmenin ardından eşi ve hizmetçisinin yardımıyla tören alanına gitmek için evinden çıktığı sırada kalabalıktan sıyrılıp öne çıkan Nathuram Godse adında bir Hindu milliyetçisi tarafından üç el ateş edilerek öldürüldü.[22]

Suikastçi ifadesinde o anları şu şekilde anlatmaktadır:[23]

Saat beşi beş geçe civarında, Gandhi’yi ve arkadaş çevresinin odasını terk edip dua alanına yaklaştığını gördüm. Gidip, dua edeceği sahnenin yakınında bir grup insanın arasında durdum. Gandhi elleri iki kızın omuzlarında dinlenir vaziyette merdivenleri tırmandı ve beş ya da altı basamak ilerledi. Cebimde, tabancanın emniyet mandalını açtım, Gandhi’yi çevreleyen insanlara rağmen istediğim kapsamı (pozisyonu) alabileceğimi çoktan gözlemlemiştim. Gandhi’nin önüne iki adım ilerleyip silahı cebimden çıkartmak ve ülkeye yaptığı her türlü faydalı hizmet ve ömür boyu yaptığı fedakarlıktan ötürü Gandi’ye saygı göstermek için üç saniyeye daha ihtiyacım vardı. Gandhi’ye eşlik eden iki kızdan biri ona daha çok yakındı ve onun bu girişimden yaralanabileceğinden korktum. Bu yüzden o olasılıktan kaçınmak için ne yapılması gerektiğine karar vererek, ileriye doğru ilerledim ve ‘namaste’[24] kelimelerini söyleyerek, silahı tutan ellerle Gandhi’ye boyun eğdim (selamladım). Bir adım daha ilerleyerek o kızı bir kenara ittim. Bir sonraki saniye içinde ateş edildi. Zaten zayıf olduğundan, Gandhi, ciğerlerinin derinliklerinden çıkan … ‘ah’[25] ile yere yığıldı ve neredeyse anında öldü.

Nathuram Godse kendi ifadesinde, Gandhi’yi vurmasının hemen ardından kendisini yakalamaları için ‘Polis, Polis’ diye bağırdığını ancak polislerin korkudan kendisine yaklaşmadığını söylemektedir.[26] Bunun üzerine halkın eline düşmektense polisin onu yakalamasını isteyen Godse, silahını uzağa fırlattıktan sonra kalabalık tarafından yakalanmıştır.  Daha sonra mahkemeye çıkarılan Nathuram Godse isimli radikal Hindu’nun, bir Brahman Rahibinin oğlu[27] ve Hindu milliyetçisi bir organizasyon olan RSS üyesi olduğu ortaya çıkmıştır. Godse, Gandhi’nin Müslümanları ve Pakistan’ı birçok durumda tolere etmesinin kendisini böyle bir karar almaya sevk ettiğini açıklamıştır.[28]

Bu olaylardan sora RSS’sin hükümet tarafından kapatılmış ve faaliyetlerine uzun süre izin verilmemiştir.[29] Ayrıca suikasti gerçekleştiren Nathuram Godse’nin ifadeleri ve mahkeme savunmasından oluşan Why I assasinated Gandhi isimli kitabında da bu durumu doğrular nitelikte açıklamalar görülmektedir.

Hindistan’da Bapu (baba) olarak anılan Gandhi’nin doğum günü (2 Ekim), Gandhi Jayanti adıyla ulusal tatil ilan edilmiştir. Aynı şekilde 2007 yılında 2 Ekim, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından oybirliği ile “Dünya Şiddete Hayır Günü” olarak ilan edilmiştir.

 

İNDİRA GANDHİ

“Hindistan İndira, İndira Hindistan’dır.”[30] Sonradan Hindistan Ulusal Kongresi’nin de başına geçecek olan Dev Kant Barooah tarafından 1974 senesinde söylenen bu sözler, İndira Gandhi’nin Hindistan ile ilişkisini çarpıcı bir biçimde anlatmakta idi. Babası Jawaharlal Nehru’dan daha keskin bir yönetici olduğunu daha başbakanlığının ilk yıllarında gösteren İndira, Hindistan’ın bağımsızlık sonrasındaki demokrasi serüveninde olağanüstü hal durumuna başvuran tek başbakan olması ve idaresi boyunca yaptığı birçok icraat ile tartışmalı bir kişilik olarak tarih sahnesinde yerini almıştır.

İndira, Jawaharlal Nehru’nun tek çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Doğduğu 1917 senesinde Mahatma Gandhi öncülüğünde yürütülen barışçıl devrim hareketinin politik atmosferine hakimdi. Babası Jawaharlal Nehru ve annesi Kamala Nehru’nun etkinliklerinden dolayı doğumundan itibaren siyasi mücadelenin içinde olan İndira, sonradan eşi olacak olan Feroze Gandhi ile de annesiyle beraber yürüttükleri bağımsızlık eylemleri sırasında tanışmıştır. Feroze ile evliliklerinden kısa bir süre sonra 1942 Ağustos’unda ülkedeki İngiliz yönetimine karşı yürütülen “Quit India Movement” esnasında tutuklanıp hapse atılmışlardır.

Babası Nehru’nun, hasta olduğu 1959 senesinde Hindistan Ulusal Kongresi’nin başkanlığına geçen İndira, babasından sonra başbakanlığa geçen Lal Bahadur Shastri’nin de Ocak 1966’da ölmesi ile başbakan olarak göreve başlamıştır.[31] Hindistan’ın üçüncü başbakanı olarak göreve gelen İndira Gandhi, bu göreve ilk başladığında Hindistan Milli Kongresi’ndeki nüfuzlu siyasetçilerin kuklası olarak hareket ettiği yolunda eleştiriler alsa da ilerleyen yıllarda Hindistan’ın siyaset arenası için bunun çok ötesinde bir aktör olduğunu göstermiştir.

Başbakan olduktan dokuz sene sonra beyan edildiğine göre ülke içindeki kargaşalara son verilmesi amacı ile olağanüstü hal ilan etmiştir. 1975-1979 arasında olağanüstü hal durumunun uygulandığı 21 aylık dönemde, yüz kırk binden fazla kişinin yargılanmadan tutuklandığı ve bunların kırk bin kadarının nüfusun yalnızca %2’sini oluşturan Sih’lerden olduğu belirtilmektedir.[32] Olağanüstü hal sonrası yapılan genel seçimlerde başbakanlık koltuğunu 1969’da Hindistan Milli Kongresi’nin ikiye bölünmesi sonucu ortaya çıkan muhalif hareketin lideri Morarji Desai’ye kaptıran İndira, 1980 genel seçimlerinde tekrardan Lok Sabha’da üstünlüğü sağlayarak başbakanlık koltuğuna geçmiştir.

1980 sonrası İndira Gandhi’yi en az 1977 öncesi kadar sancılı bir dönem bekliyordu. Assam başta olmak üzere Kuzeydoğu Asya vilayetlerinde karışıklıklar yaşanmaktaydı. 1983 Şubat’ında Assam’da gerçekleştirilecek seçimlerde halk, hükümetin Batı Bengal’den getirdiği Hindu ve Müslüman işçileri bir oy deposu olarak kullandığı gerekçesi ile seçimleri boykot etmiştir.[33] Assam halkı, yalnızca sivil itaatsizlikle kalmayıp birçok Bengalliyi de katledince kargaşa daha da artmıştır.

Aynı yılın Nisan ayında Gandhi hükümeti, Keşmir’de daha büyük bir sınav veriyordu. Haziran’da yapılacak eyalet seçimlerinde Faruk Abdullah’ın muhtemel zaferine engel olmak amacı ile Gandhi, direkt olarak seçim çalışmalarını yürütmek için Keşmir’e gitmiş fakat istediği etkiyi yaratamamıştı. Gandhi’nin, Faruk’a karşı yürüttüğü tüm karalama kampanyalarına karşın seçim beklenildiği gibi Faruk’un zaferi ile sonuçlanmıştı. Ancak 1984 Nisan’ına gelindiğinde, seçimle yenemediği Faruk Abdullah’ı Keşmir Valiliği’ne getirilen Jagmohan üzerinden görevden almıştır.

1983 Nisan’ında karışıklığın yaşandığı tek yer Keşmir değildi. Ülkedeki Sih’lerin büyük çoğunluğunun yaşadığı Pencap’ın başkenti Amritsar’da Jarnail Sing Bhindranwale liderliğinde ayrılıkçı bir hareket “Khalistan” (Pencap merkezli bir Sih devleti öngörülen bölge) hedefine ulaşma amacı ile devlete karşı mücadele yürütmekteydi. Bu harekete destek verilip verilmemesi Sih’leri adeta ikiye bölmüştü. Öyle ki kendileriyle aynı emelleri taşımadığı gerekçesi ile Bhindranwale öncülüğündeki çeteler üst düzey bir Sih polis memurunu tapınakta ibadetini gerçekleştirdikten sonra öldürmüşlerdi. Bu olay üzerine Pencap Eyalet Başbakanı, Sih’lerin kutsal mabedi Golden Temple (Altın Tapınak) içerisinde konuşlanmış olan Bhindranwale çetelerinin temizlenmesi amacı ile İndira Gandhi’ye başvurmuş fakat Gandhi, Sih’leri bu bölünmüşlük içinde tutarak bir çözümsüzlük durumu oluşturmanın ülkedeki genel siyaset adına ona daha fazla yararlı olacağını düşünmüştü.[34] Sonrasında da görüleceği gibi bu yaklaşım İndira Gandhi için sonun başlangıcı olacaktı.

Bhindranwale çeteleri her geçen gün çatışmanın şiddetini artırıyor bununla birlikte Bhindranwale’in her yana yayılan kasetleri ile bir direniş bilinci oluşmaya başlıyordu. Çeteler kimi zaman trenleri, kimi zaman otobüsleri basıp içindeki Hinduları kurşuna diziyorlardı. Bu olaylar üzerine İndira, 1983 yılının Ekim ayında eyalet başbakanını görevden alıp Pencap’da direkt merkezi yönetimi iş başına getirmiştir. Fakat bu şekilde Bhindranwale ile iletişim kurabileceği en önemli bağı da kesmişti.

Tüm bunlar yaşanırken İndira Gandhi oldukça yalnızlaşmıştı. İdarede ona büyük yardımı dokunan oğlu Sanjay’ın ölümünden sonra fikir ve duygularını daha az paylaşır olmuştu.[35] Sanjay’ın görevlerini devralan Rajiv’e ise Sanjay kadar yakın değildi. Bununla birlikte Rajiv, siyasi anlamda oldukça tecrübesizdi.

İndira, Pencap’ta Bhindranwale’i ortadan kaldırmak için gerekli planın farkındaydı. Fakat Keşmir’in olayların gelişmesi için izlenip beklenilmesi gereken gri bir bölge olduğunu düşünüyordu. Oğlu Rajiv ise mucizeler oluşmasını bekleyen İndira’nın pasif tutumunu eleştiriyordu. İndira, Golden Temple’a yapılacak askeri bir müdahelenin Pencap’ta tansiyonu daha da artıracağının farkındaydı. Diğer yandan Sihlere karşı yumuşak görünmenin ona zarar vereceğinin de farkına varmıştı.

1984 yılının Mart ve Nisan aylarında Bhindranwale’in çeteleri seksen kişiyi öldürmüş ve yüz yedi kişiyi yaralamıştı. Bununla beraber Bhindranwale yalnızca askeri anlamda değil siyasi anlamda da etkinliğini artırmaktaydı. Eyaletin telefon hatları dahi onun kontrolüne geçmişti. Pencap dışına tahıl dağıtımının kesilmesi tehdidi ise bardağı taşıran son damla olmuştu. Bu noktada Mavi Yıldız Operasyonu belirmeye başlamıştı.

Operasyon Sih bir komutan önderliğinde yürütülecekti. 3 Haziran’da şehirdeki tüm yabancı gazeteciler çıkarılmış, eyaletin dünyanın geri kalanı ile bağlantısı kesilmişti. Golden Temple’ın içindeki Akal Thakt bölümünde konuşlanan Bhindranwale ise kendilerine yapılacak bir operasyonun İndira’ya pahalıya mal olacağını söylüyorlardı. 5 Haziran gecesi Golden Temple’a giren askeri güçler, düşük istihbarat bilgisinden dolayı ilk başta büyük bir bozguna uğramışlardı. Doksandan fazla Hint askeri Bhindranwale destekçileri tarafından bu ilk harekette öldürülmüştü. Askeri güçler başta kutsal mabede zarar vermemek amacı ile minimum güç uygulama talimatı almışlardı. Fakat bu denli şiddetli bozgunun üzerine verilen cevap da aynı derece şiddetli olmuş ve öğleden sonra tank ve ağır silahlar ile tapınağa giren Hint askerleri direkt olarak Akal Thakt bölümüne ateş açmışlardı. Bhidranwale ve yanındaki otuz bir arkadaşı öldürülmüştü fakat mabetteki zarar yüksek boyuttaydı. Sihler için bu kabul edilemez bir hareketti. Harekat boyunca ve sonrasında öldürülen yüzlerce Sih’in yanında, Sih Guruları’nın yazma eserlerinin bulunduğu Golden Temple kütüphanesi de yakılmıştı. 9 Haziran’da İndira’nın ricası ile Golden Temple’a giden dönemin Cumhurbaşkanı Zail Singh’in aktarımı ile sıcakla beraber havadaki ağır insan kokusu temizlenmesi güç bir durum oluşturmuştu.[36]

İndira Gandhi, Mavi Yıldız Operasyonuʼndan sonra öldürülme ihtimalini hep aklında bulundurmuştu. Aynı dönemde oğlu Rajiv ve gelini Sonia ile bu ihtimal üzerine konuşan Gandhi, cenaze töreninin nasıl yürütüleceği ile ilgili direktiflerini dahi iletmişti.[37] Suikaste uğramadan bir hafta önce Lucknow’da halka “İndira Gandhi ölse bile kanı topraktan fışkıracak ve binlerce İndira ülke halkına hizmet etmek için ortaya çıkacaktır.” şeklinde seslenmişti.[38] 11 Ekim 1984’te Margaret Thatcher’a yapılan suikast girişimini haber aldığında bu endişesi daha da artmıştı.

Gandhiʼnin çevresindekiler de onun güvenliğinin tehlikede olduğunun farkındaydılar. Savunma Bakanı, Gandhiʼye güvenliğini sağlamadan sorumlu olan polisleri askerler ile değiştirmesini teklif etmiş fakat Gandhi bu teklifi reddetmişti. Dahası İstihbarat Bürosuʼnun başkanı Gandhiʼnin koruma ekibindeki tüm Sihleri uzaklaştırma emri vermiş ancak Gandhi bu kararı da geri çevirmişti.

Gandhi, hiçbir zaman kendisine yönelik tehdidin bu kadar yakından geleceğini tahmin etmiyordu. Onu korumaya yönelik tüm tedbirler, dışarıdan gelebilecek bir saldırıya yönelikti. Bunun en büyük göstergesi suikast anında da kendisine ilk kurşunu sıkan Beant Singhʼe “Ne yapıyorsun sen?” diyerek şaşkınlığını belli etmesiydi. 31 Ekim sabahı iki Sih koruması tarafından otuz kurşun sıkılarak yaralanan İndira, hastanede son nefesini vermiş ve aynı gün öğleden sonra ölüm haberi tüm ülkeye yayılmıştı.

İndira’nın ölümünü takip eden günlerde başta Delhi olmak üzere Hindistan’ın birçok yerinde Sihlere karşı Hindular tarafından katliamlar gerçekleşmiştir. Sih erkekleri, ailelerinin gözü önünde öldürülüyor ve kadınlarına tecavüz ediliyordu. Bu katliamdan kaçabilenlerin bir çoğuysa saçlarını ve sakallarını keserek kamufle olmaya çalışmışlardı. İndira Gandhi’nin öldürüldüğü günün akşamı radyoda halka seslenen Rajiv Gandhi’nin “Hindistan ölümsüzdür. Hindistan’ın ruhu ölümsüzdür.” sözlerinin birçok Hintli için bir şey ifade etmediği bu katliam sırasında açıkça görülmüştür.

 

RAJİV RATNA GANDHİ

Suikastlerin kol gezdiği Hindistan siyasetinin bir başka kurbanı da Rajiv Ratna Gandhi’dir. 1944’de Bombay’da(Mumbai) Hindistan siyasetinin belki de en etkin ailesinin bir ferdi olarak dünyaya gelen Rajiv Gandhi’nin dedesi, Hindistan’ın kurucu babalarından ve aynı zamanda ilk başbakanı olan Jawaharlal Nehru’dur. Annesi ise Hindistan’ın ilk kadın Başbakanı İndira Gandhi’dir. Tıpkı Rajiv gibi annesi de bir siyasi cinayetin kurbanı olarak can vermiştir. Rajiv Gandhi, Başbakanlık makamının kendi ailesindeki üçüncü kuşak sahibidir.[39]

Siyaset Öncesi Yaşamı

Rajiv Ratna, siyasetin göbeğinde doğup büyümüş olmasına rağmen olabildiğince politikadan uzak bir yaşam yolculuğunu hedeflemişti. Bu doğrultuda İmperial College ve Camridge Üniversitesi’nde yönünü fen bilimlerine çevirerek mühendislik eğitimi almıştı. İngiltere’de İtalyan asıllı Sonia Maino(Sonia Gandhi) ile tanıştıktan sonra evlilik kararı aldılar ve evlendiler. Hindistan’a döndüğünde ise pilotluk lisansı alarak İndian Airlines’da pilot olarak çalışmaya başladı.[40] Ailenin politik mirasının üstlenicisi erkek kardeşi Sanjav Gandi olarak görülüyordu ve Rajiv olabildiğine politikadan uzak durmaya çalışıyordu. Eşi Sonia’da Rajiv’i politikada görmek istemiyor ve politika dışı bir kimse olarak kalması için elinden geleni yapıyordu. Tüm bu isteksizliğe rağmen kardeşi Sanjav’ın 23 Haziran 1980’deki beklenmedik bir uçak kazası neticesinde can vermesiyle politik mirasın kaçınılmaz varisi olarak görünmeye başlanmıştı bile. Kongre Partisinin kıdemli üyelerinin isteklerine hayır demiş olsa da annesi İndira’nın talebi üzerine siyasetin girişi olan dönüşü olmayan kapısından içeriye ilk adımını atmak zorunda kaldı.[41]

Siyasal Yaşamı

Rajiv’in siyasete girmesi birtakım grupların ve medya kuruluşlarının tepkisini çekmiştir. Bu gruplar, Hint siyasetinin egemen ailesi olan Nehru-Ghandi ailesinin adeta kalıtsal bir özellik gibi politik gücü nesilden nesile aktardıklarına dikkat çekmişlerdir. Rajiv, kardeşinin ölümünden kısa bir süre sonra annesinin danışmanı ve partinin gençlik örgütlenmesinin lideri olmayı başarmıştır. Fakat onu Hint siyasetinin zirvesine taşıyacak olan olay 31 Ekim 1984’de gerçekleşecekti. Annesi İndira’nın, Sih korumaları tarafından öldürülmesiyle birlikte aynı gün içinde yemin ederek Hindistan’ın en genç başbakanı olmayı başarmıştır.

Rajiv, annesinin ölümüyle boşalan bir diğer koltuk olan Kongre Partisi liderliğini de üstlenmiştir. Bu dönemden sonra başarılı bir liderlik sergilediği söylenen Rajiv liderliğindeki Kongre Partisi, 1984 yılında yapılan seçimlerde büyük bir başarı elde ederek 533 koltuğun 404’ünü kazanmışlardır. Rajivle beraber ülkenin bürokratik yapısında bir reform başlatılırken ekonomik anlamda da bir libaralleşme süreci içine girilmiştir. Bu bağlamda ihracat ve ithalatın önüne çekilmiş olan setler azaltılmıştır.

1988 yılında Maldivler’e bir grup paralı asker tarafından yapılan saldırıya, Rajiv’in emri ile Hindistan 1600 paraşütçü ve 3 savaş gemisi göndererek Maldivler’i adeta bir işgalden kurtarmıştır.[42] Rajiv Gandhi’nin, iktidarı döneminde aldığı diğer bir önemli karar ise Sri Lanka’da uzun yıllardır süregelen Tamil probleminin çözümü için Hindistan’ı aktif katılımcı  bir konuma getirmiş olmasıdır. Ancak Pencap ve Keşmir’de bulunan ayrılıkçılara karşı verilen mücadelede halkın nezdinde istenilen sonuç alınamaması ve ardı ardına yaşanan mali skandallar, 1989 itibari ile Rajiv’in Başbakanlık makamını kaybetmesine sebep olmuştur. Bu süreçte Kongre Partisi Başkanı olmayı sürdürmüş ve bir sonraki seçimlere hazırlanırken seçim kampanyası esnasında gerçekleşen bir suikast sonucu hayatını kaybetmiştir.[43]

Ölüme Giden Yolculuk

Srilanka’da, nüfusun %73’ünü oluşturan ve çoğunluğu Budist olan Sinhaselerle, nüfusun %18’ini oluşturan ve çoğunluğu Hindu olan Tamiller arasında önceden beri yaşanan sürtüşme 1980’lerde adeta bir iç savaşa dönüşmüş ve aradaki gerilim olabildiğine yükselmiştir. Sri Lanka’da bulunan Tamillerin, Güney Hindistan’ın Tamil Nadu eyaletinde bulunan Tamili Hindistanlılardan para ve silah desteği gördüğü sık sık gündeme getirilen bir konu olsa da Hindistan bu konuda sessiz kalmayı tercih etmişti.1987 yılı itibari ile adadaki iç savaşı önlemek adına Rajiv Gandhi, adaya Hindistan Barış Gücü göndermeyi onaylamıştır. Tamil gruplarının en önemlisi olan Tamil Kaplanları ile Hintli askerler arasında şiddetli çatışmalar yaşanmış ve bu çatışmalarda dökülen kanlar Hindistan Başbakanının da kanının dökülmesine sebep olacak olayı tetiklemişti.[44]

Hint siyasetinin kanlı tarihine Rajiv Gandhi’nin ismi de tıpkı annesi İndira gibi yazılacaktı. 21 Mayıs 1991’de Rajiv Gandhi, Sriperumbudur’da (Chennai) arabasından inip konuşma yapacağı alana yöneldiği sırada yolu partililer ve çocuklar tarafından tekrar tekrar kesilmişti. O sırada suikastçı, Nalini Shiran’da ona yaklaşarak elbisesinin üzerindeki bombayı patlattı. Saldırıda Rajiv Gandhi dahil 15 kişi ölmüş  ve 43 kişi yaralanmıştı.[45] Katil Nalini, Tamil Kaplanlarına üyeydi ve suikastin en önemli nedeni kısa süre sonra yapılacak olan seçimlerde yeniden iktidara gelmesine kesin gözüyle bakılan Rajiv’i bitirmekti. Suikastin sonucunda Nalini, eski Tamil gerillası kocası ve diğer iki kişi ölüme mahkum edilmişti.[46] Ancak Nalini’nin hapishanede bir çocuk doğurması üzerine Kongre Partisinin başına geçen Sonia’nın isteğiyle ölüm cezası müebbet hapis cezasına çevrilmiştir. Sonia Gandhi, Nalini’nin masum kızı Maghera’nın annesiz kalmasını istemediğini belirtmiş bu yüzden ölüm cezasını hapse çevirdiğini belirtmiştir. Gandhi çiftinin kızları, Priyanka’da babasının katili ile 19 Mart 2008’de görüşmüş ve katili affettiklerini açıklamışlardır.

Sonuç olarak1984 yılında annesi öldürüldükten sonra başbakan olarak yemin etmesi için kendisine gelindiğinde, eşi Sonia kendisini, seni de bir gün öldürecekler diyerek durdurmaya çalıştıysa da Rajiv büyük bir sorumluluk ve zorunluluk duygusuyla kabul etmekten başka bir seçeneği olmadığını belirtmiştir. Fakat yine de öldürüleceğim diyerek adeta yıllar sonrasında başına gelecekleri o an hissetmişti.

Sonuç

1947 yılında Mahatma Gandhi öncülüğünde bağımsızlığını kazanan Hindistan, bağımsızlığının hemen ardından siyasi ve ruhani liderini suikaste kurban vermiştir. Takip ettiği barışçıl politikalarla radikal Hindu milliyetçilerinin hedefi haline gelen Gandhi’yi Hindistan’ın ilk kadın başbakanı İndira Gandhi takip etmiştir. Hindistan’ın ilk başbakanı J. L. Nehru’nun kızı olan İndira, uyguladığı politikalarla Hindistan siyasi tarihine damga vurmuştur. Özellikle Sikh’lere karşı uyguladığı politikalar İndira’nın sonunu hazırlamasına neden olmuş ve korumaları tarafından suikaste uğrayarak Hindistan’ın ikinci siyasi kurbanı olan lider olmuştur. İndira’nın ölümüyle başbakanlık koltuğunu devralan Rajiv Gandhi de annesi gibi suikaste uğrayarak hayata veda eden üçüncü lider olmuştur. Görüldüğü üzere Hindistan’daki suikastlerin temelinde dini milliyetçilik vardır. Nitekim Mahatma Gandhi Hindu milliyetçiler tarafından öldürülürken İndira Gandhi, Sikh radikaller tarafından öldürülmüştür. Başbakan olduğunda annesi gibi öldürüleceğini bilen Rajiv ise Tamil Gerillaları’na karşı yürüttüğü politikalarda dökülen kanın kurbanı olan son lider olmuştur.

 

 

 

 

 

Kaynakça

Akella, Devi, Satyagraha: The Gandhian Philosophy of Conflict Management, Journal of Workplace Rights · January 2009.

Ames, Roger T. ve Peter D. Hershock, Value and Values: Economics and Justice in an Age of Global Interdependence, (Book Chapter; Nalini Bhushan and Jay L. Garfield, Swaraj and Swadeshi: Gandhi And Tagore On Ethics, Development, And Freedom), Honolulu: University of Hawaiʻi Press, 2015.

Bayur, Y. Hikmet, Hindista+n Tarihi, III. Cilt, TTK, Ankara, 1987.

Çelebi, Serdar, “Hindistan: Güney Asya’nın Güncel Jeopolitiği Bağlamında Uluslararası Politikada Mevcut ve Muhtemel Yeri”, Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, (Doktora Tezi), 2009.

Frank, Katherine, Indira: the Life of Indira Nehru Gandhi, London, Harper Collins, 2002.

Gandhi, Mahatma, BİR ÖZYAŞAM – Hakikatin Peşinde Başımdan Geçenler-GANDHİ, çev: Mustafa Köpüşoğlu, Alfa Yayınları, 2016.

Godse, Nathuram ve Godse, Gopal, Why I Assassinated Gandhi, Farsight Publishers and Distributors, 2015Han, Muhammed Eyub, Efendi Degil, Dost: Siyasi Bir Otobiyagrafi, Istanbul, Istanbul Matbaası, 1969.

Guha, Ramachandra,  India After Gandhi: History of World’s Largest Democracy, New York: Harper Perennial, 2008.

Jefferson, Paul, “Biography: Indira Gandhi.” Harvard International Review, 3, no. 4, 1980.

Khosla, G. D., The Murder of the Mahatma, 1965, Jaico Publishing House.

Kulke, Hermann ve Rothermund, Dietmar, Hindistan Tarihi, çev: Müfit Günay, İmge Yayınevi, Ankara, 2001.

Malhotra, Inder, Indira Gandhi: A Personal and Political Biography, Haryana: Hay House, 2014.

Mukherjee, Aditya ve Mukherjee, Mridula ve Mahajan, Sucheta, RSS, School Texts and the Murder of Mahatma Gandhi, SAGE Publications India Pvt Ltd, 2008.

Parasher, S. C., “INDIRA GANDHI.” India Quarterly, 40, no. 3-4, 1984.

Singh, Zail, Memoirs of Giani Zail Singh, (Har-Anand Publications, New Delhi.

Şimşek, Alim, “Soğuk Savaş’tan Günümüze Yükselen Hindistan Ve Dış Politikası” Yüksek Lisans Tezi.

İnternet kaynakları

Assassination of Mr Gandhi,https://www.theguardian.com/world/1948/jan/31/india.fromthearchive, 1948, Erişim T: 25.10.2019.

Leaders : Rajiv Gandhi, https://www.culturalindia.net/leaders/rajiv-gandhi.html, Erişim T: 01.11.2019.

Rajiv Gandhi assassination: How plot was hatched and executed by LTTE, https://www.indiatoday.in/magazine/investigation/story/19910715-rajiv-gandhi-assassination-ltte-supremo-pirabhakaran-ordered-the-killing-in-jaffna-in-october-1990-814580-1991-07-15, Erişim T:10.11.2019

Remembering Rajiv Gandhi: What exactly happened on that fateful night of May 21 in Madras and New Delhi, https://www.indiatoday.in/india/story/rajiv-gandhi-assassination-sriperumbudur-new-delhi-978318-2017-05-21.

Richard Cavendish, The Death of Mahatma Gandhi, https://www.historytoday.com/archive/months-past/death-mahatma-gandhi, 2008, Erişim T: 15.10.2019.

Shri Rajiv Gandhi,1989, Congress, https://www.pmindia.gov.in/en/former_pm/%E0%A4%B6%E0%A5%8D%E0%A4%B0%E0%A5%80-%E0%A4%B0%E0%A4%BE%E0%A4%9C%E0%A5%80%E0%A4%B5-%E0%A4%97%E0%A4%BE%E0%A4%82%E0%A4%A7%E0%A5%80/, Erişim T: 01.11.2019.

  1. S. Gill, The Dynasty- Critical Triple Biography of Jawaharlal Nehru, Indira Gandhi and Rajiv Gandhi by eminent Indian bureucrat -Book Review, https://www.researchgate.net/publication/319256927_The_Dynasty-_Critical_Triple_Biography_of_Jawaharlal_Nehru_Indira_Gandhi_and_Rajiv_Gandhi_by_eminent_Indian_bureucrat_SS_Gill-Book_Review, Erişim T: 25.10.2019.

 

[1] aydinguvenmdnyt@gmail.com, İ. Medeniyet Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler, YL öğrencisi.

[2] kacmazmucahit39@gmail.com, Marmara Üniversitesi, Lisans öğrencisi.

[3] doganyas@gmail.com, İstanbul Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler, YL öğrencisi.

[4] Satyagraha; XX. yüzyıl başlarında Mahatma Gandhi tarafından geliştirilen, Hindistan’ının bağımsızlık mücadelesinin temel felsefesidir. Temel öğretisi, hakkını şiddete başvurmadan kazanmak için direnmektir. Şiddetsizlik anlamına da gelir. Bkz: Devi Akella, Satyagraha: The Gandhian Philosophy of Conflict Management, Journal of Workplace Rights · January 2009.

[5] Mahatma Gandhi, BİR ÖZYAŞAM – Hakikatin Peşinde Başımdan Geçenler-GANDHİ, çev: Mustafa köpüşoğlu, Alfa Yayınları, 2016 , s. 52-57.

[6] Mahatma Gandhi, a.g.e., s.  24-32.

[7] Mahatma Gandhi, a.g.e., 138-145.

[8] Mahatma Gandhi, a.g.e., s.193-199.

[9] Mahatma Gandhi, a.g.e., 19-22.

[10] Roger T Ames, and Peter D. Hershock, Value and Values: Economics and Justice in an Age of Global Interdependence, Book Chapter; Nalini Bhushan and Jay L. Garfield, Swaraj and Swadeshi: Gandhi And Tagore On Ethics, Development, And Freedom, Honolulu: University of Hawaiʻi Press, 2015, s.259-261.

[11] Y. Hikmet Bayur, Hindistan Tarihi, III. Cilt, TTK, Ankara, 1987, s. 550-554.

[12] Y. Hikmet Bayur, a.g.e., s. 564-570.

[13] Hermann.Kulke- Dietmar Rothermund, Hindistan Tarihi, çev: Müfit Günay, İmge Yayınevi, Ankara, 2001, s. 411-414.

[14] Yapılan gösteriler sonucunda çok sayıda Hintlinin İngilizler tarafından açılan ateşle hayatını kaybetmesi üzerine Hindistan Ulusal Kongresi bağlamında faaliyet yürütmeye karar vermiş ve kongreyi tüm Hindistan halklarını savunacak şekilde dönüştürmüş ve tek merkezden yönetilen geniş çaplı boykotlar başlatmıştır.

[15] Y Hikmet Bayur, a.g.e., s. 652.

[16] Muhammed Eyub Han, Efendi Degil, Dost: Siyasi Bir Otobiyagrafi, Istanbul, Istanbul Matbaası, 1969, s. 47.

[17] Hindu milliyetçisi, paramiliter gönüllü bir örgüttür. Çocukları, diğer din mensuplarına –özellikle Müslümanlara- karşı nasıl davranmaları gerektiği yönünde eğitmektedir. Yeri geldiğinde bu eğitimin boyutu silahlı eğitim ve savunma tekniklerine varmaktadır. Detaylı bilgi için bkz: Aditya Mukherjee, Mridula Mukherjee ve Sucheta Mahajan, RSS, School Texts and the Murder of Mahatma Gandhi, SAGE Publications India Pvt Ltd, 2008, s.17-22.

[18] Nathuram Godse ve Gopal Godse, Why I Assassinated Gandhi, Farsight Publishers and Distributors, 2015, s.149-153.

[19] Y. Hikmet Bayur, a.g.e., s. 628-629.

[20] Richard Cavendish, The Death of Mahatma Gandhi, https://www.historytoday.com/archive/months-past/death-mahatma-gandhi , 2008, Erişim T: 15.10.2019.

[21] Richard Cavendish, The Death of Mahatma Gandhi, https://www.historytoday.com/archive/months-past/death-mahatma-gandhi , 2008, Erişim T: 15.10.2019.

[22] Assassination of Mr Gandhi, https://www.theguardian.com/world/1948/jan/31/india.fromthearchive, 1948, Erişim T: 25.10.2019.

[23] Nathuram Godse ve Gopal Godse, a.g.e., s.155-156.

[24] Sanskritçe’de selamlama-veda için kullanılan ve saygı ifade eden kelimedir.

[25] Bazı kaynaklarda Gandhi’nin yere yığılırken ‘Hey Ram, Hey Ram, Hey Ram’ dediği ileri sürülmektedir. Ancak suikasti gerçekleştiren Nathuram Godse böyle bir şeyin olmadığını ve bunun, Hükümetin Hindu duygusunu desteklemek adına kurguladığını söylemektedir. Bkz: Nathuram Godse ve Gopal Godse, a.g.e., s.156.

[26] Nathuram Godse ve Gopal Godse, a.g.e., s. 156-157.

[27] Hindu bir rahibin oğlu olması hasebiyle küçüklüğünden başlayarak katı bir Hinduizm eğitimi aldığı görülmektedir. Bkz: Nathuram Godse ve Gopal Godse, a.g.e., s.149-151.

[28] Aditya Mukherjee, a.g.e., s.63-64.

[29] G. D. Khosla, The Murder of the Mahatma, Jaico Publishing House, 1965, s. 60.

[30] Ramachandra Guha,  India After Gandhi: History of World’s Largest Democracy (New York: Harper Perennial, 2008), s. 467.

[31] Paul Jefferson, “Biography: Indira Gandhi.” Harvard International Review 3, no. 4 (1980), s.10.

[32] Inder Malhotra, Indira Gandhi: A Personal and Political Biography (Haryana: Hay House, 2014), s. 178.

[33] Tarihin ilginç bir yanılsamasıdır ki bu direnişi sergileyen halk, bugün Hindu milliyetçiliği ile öne çıkan BJP tarafından destekleniyordu.

[34] Katherine Frank, Indira: the Life of Indira Nehru Gandhi ( London: HarperCollins, 2002), 472.

[35] Katherine Frank, a.g.e., s. 476.

[36] Zail Singh. Memoirs of Giani Zail Singh, (Har-Anand Publications, New Delhi, 1997), s. 181.

[37] Katherine Frank, a.g.e., s.484.

[38] S. C. Parasher, “INDIRA GANDHI” India Quarterly, 40, no. 3/4 (1984), s. 258.

[39] Shri Rajiv Gandhi,1989, Congress, https://www.pmindia.gov.in/en/former_pm/%E0%A4%B6%E0%A5%8D%E0%A4%B0%E0%A5%80-%E0%A4%B0%E0%A4%BE%E0%A4%9C%E0%A5%80%E0%A4%B5-%E0%A4%97%E0%A4%BE%E0%A4%82%E0%A4%A7%E0%A5%80/, Erişim T: 01.11.2019.

[40]  Leaders : Rajiv Gandhi, https://www.culturalindia.net/leaders/rajiv-gandhi.html, Erişim T: 01.11.2019.

[41] S. S. Gill, The Dynasty- Critical Triple Biography of Jawaharlal Nehru, Indira Gandhi and Rajiv Gandhi by eminent Indian bureucrat -Book Review, https://www.researchgate.net/publication/319256927_The_Dynasty-_Critical_Triple_Biography_of_Jawaharlal_Nehru_Indira_Gandhi_and_Rajiv_Gandhi_by_eminent_Indian_bureucrat_SS_Gill-Book_Review, Erişim T: 25.10.2019.

[42] Serdar Çelebi, “Hindistan: Güney Asya’nın Güncel Jeopolitiği Bağlamında Uluslararası Politikada Mevcut ve Muhtemel Yeri”, Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, (Doktora Tezi), 2009 s.106-107.

[43] Alim Şimşek, “Soğuk Savaş’tan Günümüze Yükselen Hindistan ve Dış Politikası” Yüksek Lisans Tezi, s.172-173

[44] Remembering Rajiv Gandhi: What exactly happened on that fateful night of May 21 in Madras and New Delhi, https://www.indiatoday.in/india/story/rajiv-gandhi-assassination-sriperumbudur-new-delhi-978318-2017-05-21, 2018, Erişim T: 01.11.2019.

[45] Alim Şimşek, a.g.t., s.173.

[46] Rajiv Gandhi assassination: How plot was hatched and executed by LTTE, https://www.indiatoday.in/magazine/investigation/story/19910715-rajiv-gandhi-assassination-ltte-supremo-pirabhakaran-ordered-the-killing-in-jaffna-in-october-1990-814580-1991-07-15, Erişim T:10.11.2019.

About Author

Aydın GÜVEN

Güney Asya aydinguvenmdnyt@gmail.com

Leave A Reply