ÖZÜ BİR, SÖZÜ FARKLI TÜRKÜLERİMİZ

0

Anadolu, Mezopotamya ve İran…

Dünyaya gözünü açan kundaktaki âdem nesline beşiklik etmiş, insanlığın dünyadaki birçok ilki yaşadığı coğrafyalar.

Yeni kıtaların keşfine değin dünyanın merkezi olan ve üzerinde imparatorların çarpıştığı bu topraklarda tarih boyunca savaşlar hiç eksik olmadı. Acı, dert ve keder her daim bu topraklarda canlı kaldı.

Komşulukları kadim, kaderleri de kederleri de bir diyarlar.

Bu birliktelik, üzerinde yaşayan insanların tüm yaşamlarına yansımış durumda. Buna insanların kendini ifade etmesindeki en müthiş dillerden biri olan müzik de dahil. İnsanlar her daim sevinç, mutluluk, ölüm, hasret gibi duygularını müziğe yansıtmışlar. Afetler, savaşlar ve toplu göçler ile bulundukları yerden göçen insanlar ile duyguları gibi ezgileri de taşınmış durmuş. Öyle ki birbirinden habersiz iki uzak şehirde aşk acısına yakılan ezgiler aynı olmuş. Birbirlerini dinlememişler, duymamışlar lakin yedikleri buğdayı sulayan yağmurlar aynı bulutlardan dökülmüş, içtikleri tatlı suyu aynı kadîm nehir taşımış, ağlarken yanaklarından süzülen yaşı kurutmaya aynı yel esmiş.

Mesela hepimizin bildiği Sarı Gelin türküsü vardır. Peki bu ezginin 6 farklı dilde sözleri olduğunu biliyor muydunuz? Azerice, Ermenice, Farsça, Türkçe, Kürtçe ve İngilizce.

 

Azeri, Armenian and Persian trio – Sari Galin ساری گلین   Azerice, Ermenice ve Farsça bir arada

 

Sarı Gelin – Yavuz Bingöl Türkçe

 

Mamlê – Ser Le Ser Ranî – ماملێ – سه‌ر له‌ سه‌ر رانی Kürdce

 

Sari Gelin – Sami Yusuf İngilizce

Ne kadar şanslıyız ki bugün teknolojinin geldiği nokta bize bütün bu dillerde eseri dinleyebilme imkanını çok kısa bir süre içerisinde sunuyor. Ancak geçmişte böyle bir imkan söz konusu değildi ve sarı gelinin hikayesini bir şekilde duyan kendi dilinde acısını tarif etmeye çalışıyordu.

Eminim bugün hayatını çok küçük yaşlarından beri İngiltere’de sürdüren Sami Yusuf‘u bu coğrafyanın 5 dilinden farklı olarak Sarı Gelin’i İngilizce söylemeye iten şey de İran’ın Tebriz şehrinde doğmuş olması hasebiyle yukarıda saydığım sebeplerdir.

Sarı Gelin, hikayesi ve sözleri ile farklı dillerde okunmuş olsa da birbirini etkilemiş bir parça. Daha farklı bir örnek vermek istiyorum. 1800‘lü yıllarda Sivas’ta yaşamış Ruhsatî‘nin “Daha Senden Gayrı Aşık mı Yoktur” türküsünü çoğumuz biliriz. İranlı müzisyenlere merak saldığım dönemde dinlediğim İranlı keman virtüözü Farid Farjad‘ın sözsüz olarak icra ettiği “Robabeh Jan” adlı parçanın Ruhsatî’nin türküsüne aşırı benzediğini fark ettim. (Bunu fark eden ilk ya da tek insan değilim) Sonraki dönemlerde bu parçanın aslında sözlü bir eser olduğunu ve İran’ın Hazar Gölü kıyısında olan Mazandaran bölgesinde çalınıp söylenen ve sözlerinin de o bölgeye ait olan Farsçanın Mazandaran lehçesinde (Mazandaranî) olduğunu öğrendim.

Delkash – Robabeh Jan / دلکش – ربابه جان – Mazandaranî

Daha Senden Gayrı Aşık Mı Yoktur – Nida Ateş

 

Sözleri birbirinden farklı ve muhtemelen dönemleri de birbirine uzak olan bu iki eserin müziği ve duygusu birbirine çok yakın. İnsanı şaşırtan bu benzerliğin, esasında bin yıllardır Anadolu, Mezopotamya ve İran coğrafyaları arasındaki kültürel benzerlikte saklı olduğunu bilmek gerekir. Bu durum örnek olarak verdiğim iki eser gibi onlarca, belki yüzlerce eserde mevcut.

Bize de bin yılların yaşanmışlıklarını dinlemek, hissetmek ve aktarmak düşüyor.

Ozan DİLEK

About Author

Ozan DİLEK

Adil sistemin peşinde bir iktisatçı, şarkın tınısının peşinde bir müzisyen. ozandilek23@gmail.com

Leave A Reply