MUHAMMED TARIK ÖZKAN İLE İBRANİCE VE TÜRKİYE’DEKİ İBRANİCE EĞİTİMİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ

0

Kendinden bahseder misin?

Muhammed Tarık ÖZKAN. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi son sınıf öğrencisiyim. Fakülteyi tercih sebeplerimden en ağır basanı (din sosyolojisi/psikolojisi/felsefesi ve dinler tarihi gibi) din bilimlerine olan merakımdı. Bu alanda okumalar ve çalışmalar yapmaktan keyif alıyordum. Şüphesiz bu çalışmalarımın en bereketlisi üniversitenin ilk senesinde İbranice eğitimi alma kararımdı.

İbraniceye dair bilgi verebilir misin?

İbranice her ne kadar kadîm bir dil olsa da, aslında günümüzde konuşulan Modern İbranice’nin babası 19.yy’da yaşayan Eliezer ben Yehuda’dır. Elbette Yahudiler bu tarihe kadar İbranice’yi unutmadılar, lakin İbraniceyi “laşon ha-kodeş” (kutsal dil) kabul etmeleri, dilin mabetlere sıkışmasını sağladı. Evde, sokakta, okullarda daha çok Avrupaî dillerin karışımı olan Yiddiş (Almanca-İbranice) ve Ladino (İspanyolca-İbranice)[1] kullanılıyordu. Eliezer’i etkileyen temel faktör de şüphesiz bu yabancı etkilerdi. Bu sebeple gençlik yıllarında bu alanda yoğun çalışmalar yaptı ve henüz 23 yaşında gittiği Filistin’de oldukça büyük işler gerçekleştirdi. Bu çalışmalardan beni en çok etkileyen ikisi şöyle; ilki çevresindeki herkesle daima İbranice konuştu, bu anlamda ilginçtir ki, oğlu İtamar ben Avi anadili Modern İbranice olan ilk kişidir

[1] Her ne kadar İbranice ile diğer dillerin karışımı olarak görünsede, İbraniceden alıntı oldukça azdır.

Henüz İsrail kurulmadan önce Eliezer’in bu çalışmalarını nasıl görmek gerekir?

İşte beni etkileyen ikinci kısım da burası! 1881 Eliezer’in Filistin’e ilk gidiş tarihidir, 1922’de ise Kudüs’te vefat etmiştir. Henüz ortada devlet yok, henüz ortada düzenli bir Yahudi nüfusu yok… Eliezer’in bu azmi zannediyorum ki Osmanlı’ya karşı isyanlar neticesinde bağımsızlığını kazanan toplulukları müşahade etmesinden ve tabii Siyonizm fikrinden kaynaklanıyordu. O da bu anlamda başta İbranice olmak üzere kurulacak Yahudi devletine büyük katkılar sundu.

Tabi kolay olmadı, Kudüs’teki kendi dindaşları tarafından Türk ajanlığıyla bile suçlandı. Ama yılmadı, 17 ciltlik büyük bir sözlük çalışması yaptı, Alliance Israélite Universelle’de İbranice öğretmekle kalmadı; gazeteler, kitaplar yayınladı. Tek başına da değildi elbet. Zannediyorum birinci aliyalarda bölgeye gelen “Bilu” grubu da büyük çalışmalar yaptı İbraniceye dair. Araştırılması gereken bir gruptur Bilu. (Eliezer’in İbraniceyi yeniden canlandırma sürecine dair şu yazı okunabilir; https://www.marmarailahiyat.com/antik-bir-dili-canlandirmak-ibranice/)

Biraz da senin İbranice eğitim sürecinden konuşalım?

Elbette. Şöyle ki öncelikle, İbraniceyi öğrenirken biraz önce değindiğim arka plana sahip değildim. Sanıyorum ki İbranice’nin yeniden canlandırılması sürecini bilmiş olsam dili öğrenirken bambaşka bir havada öğrenirdim.

Nasıl öğrendiğim sorusuna gelecek olursak ise biz ilk bu dil eğitimine başladığımız dönemlerde (sanki 50 yıl öncesinden bahsediyormuşum gibi oldu ama), Türkiye’de İbranice eğitimi almak hem alan kişi yönünden hem de eğitimi verenler yönünden oldukça sıkıntılı bir süreçti. Alan kişi yönünden sıkıntılıydı zira çevresinden farklı bir tepkiyle karşılaşıyordu ve tabi iyi bir Hoca, kullanışlı bir kaynak bulması kolay ve ucuz değildi. Eğitimi verenler yönünden sıkıntılıydı zira sanki Türkiye’de İbranice eğitimi, öğretilmemek üzere veriliyordu.

Her ne kadar ülkemizde bu alanda eğitim veren bir bölüm kurulmuş (2010) olsa da henüz yeni olmasından hareketle meyvesinin alınmadığı kanaatindeyim. Benim de bu dili öğrenmeye gerçek anlamda başladığım yer devlet bursuyla gittiğim Kudüs İbrani Üniversitesi ve Hayfa Üniversitesi’ndeki eğitim dönemiydi.

Belli bir seviye Arapça da biliyorsun, iki dil birbirine çok yakın, bunun İbranice öğreniminde katkısını gördün mü?

Şunu belirteyim ki İbranice öğrenmeye başladığımda Arapça seviyem aşağı yukarı B1-B2 idi. Hem dili Türkiye’de öğrenirken büyük kelime benzerlikleri ve neredeyse aynı grammer konuları hem de İsrail’de bulunduğum dönemde İbranice anlaşamadığım yerlerde kötü ammicem (yerel dil) ile çat pat fasih Arapçamın çok faydası oldu. Bu anlamda senin bu platformda yayınladığın Arapça-İbranice benzerliğine dair yazının linkini de tam şuraya ekleyebiliriz abi 🙂 (https://www.ilimvemedeniyet.com/arapca-ve-ibranice-birbirlerine-ne-kadar-benziyorlar.html)

Zorluk kolaylık kıyaslamasını ise senden bir alıntı ile yapayım müsaadenle. “Farsça’dan zor Arapça’dan kolay bir dildir İbranice…” Ben hali hazırda ders anlatırken de Arapça ortak kelimeler ve kelime kökeni üzerinden bolca örnek veriyorum ki öğrenilen İbranice kelimeler akılda çok daha kalıcı olsun. Sonuç olarak temel seviye Arapça bilen birisi, bilmeyene göre 2-0 önde başlıyor diyebilirim.

Bildiğim kadarıyla İbranice ders de anlatıyorsun, biraz açabilir misin?

Klişeleşmiş bir söz olsa da bizzat şahitim; “Öğrenmenin en etkili yolu kesinlikle öğretmek.” Tabi zevk alındığı takdirde. Yakın arkadaşlarım bilirler, ders anlatmayı ciddi anlamda seviyorum. Yeni başlayan bir heves de değil bu. Henüz ilkokulda iken öğretmenimin sorduğu en sevdiğiniz üç fiile; öğretmek, yönetmek ve yemek yemek diye cevap vermiştim. 🙂

Yönetmek demişken önceki sorumu da dahil edecek şekilde bir soru ekleyeyim, İbranice Dil Merkezinin de kurucususun değil mi?

Şöyle ki, öğrenme/öğretme konusunu benim gibi düşünen ve İbranice eğitimini Kudüs İbrani Üniversitesi’nde birlikte aldığım Abdülkerim ile ortak fikrimizdi. Hatta yalnızca İbranice değil 8 dili (Arapça, Çince, Kürtçe, Hintçe vs.) de kapsayan bir Doğu Dilleri Merkezi kurumuna dönüştü bu hayalimiz. Ve her geçen gün daha farklı Doğu Dillerini de bünyemize dahil etmeye çalışıyoruz. (https://forms.gle/MwwogVww87MEPr1Z8)[1]

Bizler gibi öğretmekten keyif alan bir grup Üniversiteliden ibaret bu kurum. Tamamımız dilin merkezindeki Üniversitelerden en üst düzeyde eğitim alarak ülkemize döndük ve bu alanda çok başarılı bir dil eğitimi programı ortaya çıkardık. Bunlardan yalnızca biri olan İbraniceyi de, alışılagelmiş yöntemlerin dışında ve Türkiye’de bulunmayan İbranice kaynaklar üzerinden dil merkezimizde oldukça geniş bir kitleye öğretiyoruz. Öyle ki Türkiye’de Ulpan (yoğunlaştırılmış İbranice kurs) eğitimi veren ilk kurumuz.

[1] Doğu Dilleri Merkezi hakkında bilgi almak için forma bakabilirsiniz.

Dil öğrenmek yalnızca Grammerini bilmek demek değil, kültürünü de tanımak demek, siz bu alanda da çalışmalar yapıyorsunuz bildiğim kadarıyla?

Evet, henüz bir hafta on gün önce bu anlamda ilk online seminerimizi de yoğun bir katılımla gerçekleştirdik. Belirttiğin gibi abi, dili öğrenmenin yine en güzel yollarından biri muhakkak o dilin kültürüyle, diniyle, edebiyatıyla ve sinemasıyla da yakından ilgilenmektir. Türkiye’de Yahudi Kültürü seminer programlarının aslında bir amacı da bu. Seminerlerimizin ilkini bu alanda pek çok esere imza atan Yusuf Besalel ile gerçekleştirdik.  İnşaAllah daha farklı konularla (İstanbul Sinagogları, Galata Yahudileri, Türkiye’deki Yahudi Basınının Tarihi gibi programlarla) devam edecek seminerimiz. Belki bir sonraki programın başvuru linkini şuracığa koyabilirsiniz 🙂 (https://forms.gle/xRji2sfjEoHVeoHk8)

Türkiye ve İsrail’deki İbranice eğitimini nasıl karşılaştırıyorsun? Son bir yılda bu dile olan ilgiyi nasıl değerlendiriyorsun?

Önceden karşılaştıramıyordum. 🙂 Sonuçta orada dünyanın en iyi İbranice eğitimini veren ulpanlar var. Lakin artık oradaki kaliteyi hatta daha fazlasını A1-B2 seviyelerinde Türkiye’de (zira biz de hem Türkçe hem İbranice bu dil eğitimini verebiliyoruz) görmek mümkün. Tabi bir başka avantaj oradaki eğitimlerin oldukça pahalı olması, zannediyorum iki aylık dil eğitimi Kudüs İbrani Üniversitesi’nde üç bin dolara yakın. Benzer pahalılığa aslında Türkiye’de de tanık olduğumuzdan önceden İbranice öğrenmek belki de ulaşılamaz idi. Lakin senin de belirttiğin üzere son bir-iki yılda başta, senin benim gibi akademik çalışmalar yapan öğrenciler olmak üzere dile merakı olan toplumun hemen hemen her kesiminden meraklısı İbraniceyi öğrenmeye ilgi gösteriyor.

Son dönemde yaygınlaşmasının sebebi olarak ise birinci kaynaklara inme isteği olarak görüyorum. Kendi merak alanımdan örnek vereyim, dinler tarihinde birkaç hocamız dışında İbranice kaynakları okuyabilen yoktu, çoğu araştırmacı İngilizce kaynaklar üzerinden Yahudiliğe dair çalışmalarını gerçekleştiriyordu. Ama artık onlarca lisans, yüksek lisans seviyesindeki ilahiyat öğrencileri iyi bir derecede bu dile hakim olmaya çalışıyor. E tabi her öğrenen akademik çalışma için öğrenmiyor, dizi platformları üzerinden tanıdığımız İbranice film ve dizilerin yanında İbranice şarkılara olan ilgi de son zamanlarda arttığı için A1-A2 seviyesinde İbranice öğrenmek için başvuranlar da oluyor.

Peki, İbranice öğreniminde, öğrencilerin karşılaştıkları temel zorluklar nedir?

Bu dile her yeni başlayan gibi ilk aşamada bizler de Türkçe kaynak bulma noktasında zorluk yaşadık. Öyle ki mevcut kaynaklara da basımı olmadığı için ulaşılamıyordu. Bu anlamda yakın zamanda yayınlanacak olan senin giriş mahiyetindeki İbranice gramer kitabını, Eldar Hasanoğlu ve Ahmet Murat Taşer hocaların kitaplarını da tavsiye etmiş olalım.

Ayrıca alfabe aşamasında da çok zorluk yaşadık, zira ilk defa karşılaştığımız bir alfabeydi. Arapça, Farsça, Osmanlıca öğrenirken ki alfabe bize çok tanıdık, keza batı dilleri de alfabe anlamında benzer. Lakin İbranice bu anlamda ürkütücü. Hem iki farklı alfabenin kullanılıyor olması da biraz korkutuyor yeni başlayanları. Oysa biz artık iki saatlik derste her iki alfabenin ve hareke sisteminin eğitimini rahatlıkla verebiliyoruz.

Bir başka zorluk ise elbette grammer sistemi ve cümle kurulumunun Türkçeye çok uzak olması. Bu anlamda da dile başlayanların İngilizce yahut Arapça gibi dillerde temelinin olması büyük avantaj sağlıyor.

Son olarak İbranice öğrenmek isteyenlere ne tavsiye edersin?

Yukarıda da değindiğimiz gibi, dil bilgisi kurallarını bilmek dili öğrenmenin belki de en küçük adımlarından biri. Muhakkak dilin bağlantılı olduğu bir başka kolla da paralel çalışmalıyız. Bu din olabilir, sinema olabilir, hatta basın olabilir. Biliyorsun Türkiye’deki haberleri İbranice aktardığımız kendi çapında ufak bir sayfamız (https://twitter.com/kolturkiya) da mevcut. Bu Türkiye’de bir ilkti. Ve burada yalnızca ben ve diğer eğitmen arkadaşlarım değil aynı zamanda İbranicesini bu alanda da geliştirmek isteyen öğrenci arkadaşlarımızla birlikte çalışıyoruz. Bu gibi yan dallarda da çalışmalar yapmak eminim dil öğrenimini daha keyifli bir hale getirecektir.

Yazarın Değerlendirmesi

İbranice yaşadığımız coğrafyanın önemli dillerinden birisidir. İbranicenin serüveni hakkında ve İbranicenin Türkiye’de öğretilmesi bağlamında Muhammed Tarık Özkan ile bir röportaj gerçekleştirdik Tarık’ın deneyimlerini ve tecrübelerini okuyucularla paylaşmasını istedim. Tarık’ın da kısaca bahsettiği Doğu Dilleri Merkezi gibi kurumlar benim hayalini kurduğum oluşumlardı. Bunu gerçekleştirmek ve doğu dillerinin ülkemde yayılmasını temin etmek amacıyla yazılar yazmıştım. Bazı arkadaşlarımı bu dillerle ilgili tecrübelerini “İlim ve Medeniyette” yazmaya teşvik etmiştim. Tarık ve ekibi işi sistemli hale getirerek bir oluşumun temellerini attılar. Bu oluşumdan da insanların haberdar olmasını istiyordum. Tarık’ın da bahsettiği gibi dil öğrenmek sadece gramerden ibaret değildir. Dilin kültürünü de öğrenmek gerekmektedir. Bu bağlamda Yahudi Kültürü seminerlerinin başlatılmış olması da gerçekten önemliydi. Burada alanında uzman kişilerden Yahudiliğin dinlenmesi hedefleniyor. Yahudi Kültürünün yanı sıra Yahudi Edebiyatı ve Yahudi Tarihi seminerlerinin de olması ilerisi için gerçekten güzel olur. Nasip olursa Azerbaycan’da İbranice eğitimi ile ilgili de bir röportaj yapmayı planlıyorum.

 

About Author

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tarih-YL / Filistin Çalışmaları [email protected]

Leave A Reply