MODERN İBRANİCENİN KURUCUSU ELİEZER BEN YEHUDA’NIN EVİ (KUDÜS)

0

Eliezer Ben Yehuda, “Modern İbranicenin” babası sayılan, İbranicenin bugünkü hale gelmesinde önemli katkıları bulunmuş bir isimdir. İbraniceyi bugünkü hale getirdiğinden, bazı Yahudi grupları onu eleştirmektedirler. Özellikle Avrupa’daki Yahudiler Yiddiş Dilini kullanıyorlardı ve bu dilin yeni kurulan devletin resmi dili olmasını istediler. Ayrıca diğer bir grup Yahudiler de Eliezer Ben Yehuda’yı İbraniceyi “sekülerleştirmekle” suçladılar. Dilin sadece dini ibadette kullanılmasını istiyorlardı ve kutsallığına zarar gelmemesini istiyorlardı. Ben Yehuda ise tüm bu gruplara aldırmadan, İbranicenin şuan konuşulan bir dil olması üzerine çalıştı ve bir de sözlükte hazırladı.

İbranice çıkarılan gazetelere baktığımda 2. Dünya savaşının başlarına kadar Yahudi elitlerinin, Yiddiş dilinde yazdıklarını ve bu dille gazeteler çıkardıklarını gördüm. Ama 1945-46 yıllarından sonra Yidiş dilinde gazeteler birden çıkarılmaz oldu. Çünkü Almanya merkezliydi ve malum Hitlerin arileştirme politikası sonucu gazete çıkaramazlardı.

Yahudiler Kudüs topraklarına göç etmeye başladıkları zaman ise İbrani Dili gelenlerin “İsraillileştirilmesi” ve “İbranileştirilmesinde” önemli rol oynadı. Yahudilerin Arapça konuşmaları önlenmeye çalışıldı. Kendilerine örnek olarak Aşkenazi (Avrupalı) Yahudi tipi örnek alındı. Homojen bir toplum oluşturulmaya çalışıldı (“melting pot process”)[1] ve devletin kurucusu olan Ben Gurion’un Amerika hayranı olduğundan bu sürece ayrı bir önem verildi. Bu homojenleştirme başarısız oldu ve Aşkenazi bir Yahudi toplumu oluşturma girişimleri atıl kaldı.

Yeni Tarihçilerden sayılan ve aşağıdan (madun) tarih yazarı olarak tanıdığım bir yazar olan Ilan Pappe bu dil ile ilgili şunları yazıyor;

“İbranicenin yeniden canlanması aynı zamanda Siyonizm’in kaydettiği en önemli ilerlemelerden birini ortaya çıkartıyordu. Dilin yenilenmesiyle birlikte gelen yeni bir İsrail-İbrani kültürü… Kadim çağların İncil dili, modern, uyarlanabilir ve esin verici bir dil olarak ortaya çıktı. Araya Shakespeare dönemi İngilizcesinden çok da farklı olamayan bir dilin türetildiği acemice bir başlangıcın ardından, İsrailli yazarlar, romancılar ve gazeteciler, gündelik kaygılarını ve umutlarını özgür ve akıcı bir biçimde bu yeni dil olmanın kazandırdığı enerjiyle dil, kendi özgün argosuna da kavuştu.”[2]

Ayrıca bu konu ile ilgili Taha Kılınç abinin Yeni Şafak’da yazdığı yazıyı okuyabilirsiniz.

(https://www.yenisafak.com/yazarlar/tahakilinc/bir-dil-bir-adam-bir-ideal-bir-hayat-2036044)

Yaptığım geziden de bahsetmek istiyorum. Derste Ben Yehuda’nın adı geçti ve ben de birkaç gün sonra, boş bir vaktimde önce Kudüs Yafa’ya gittim.  Oradan otobüse bindim ve Ben Yehuda’nın evine gittim. Gitmeden evvel evini müze sanıyordum ama aslında müze değilmiş. Ev, yurt dışından gelen önemli kişilerin kalabildiği bir yer durumundaydı. Ben gittiğimde orada bir aile kalıyormuş. Orada bulunan birisine bu durumu sordum ve o da bunları söyledi. Tabi tüm bunlara rağmen, evi ziyaret edebilmek mümkündür. Ama ben içeride birisinin olmamasından dolayı, evin içerisine giremedim ama dışarıdan fotoğraflarını çektim. Ben Yehuda’nın evini bulmaya giderken, yolda Osmanlı döneminden kalma Tren İstasyonunu da görünce çok sevindim ve dönüşte de oraya uğradım. Tevafuki bir keşif olmuş oldu. Nasip olursa bir sonraki yazımda da bu tren istasyonundan bahsetmek isterim. Çektiğim fotoğraflar ise;

 

[1] Ilan Pappe, Çev. Nuri Plumer, Modern Filistin Tarihi (Phoenix, Ankara:2007) 234.

[2] Ilan Pappe, çev. Nuri Plumer, Modern Filistin Tarihi (Phoenix, Ankara:2007) 235.

About Author

Ozan DUR

Medeniyet Yüksek Lisans Tarih Bölümündeyim. durozan@gmail.com

Leave A Reply