İYİ MİLLİYETÇİLİK, KÖTÜ MİLLİYETÇİLİK

0

Milliyetçilik, yeni devletlerin doğuşu ve imparatorlukların parçalanışına dünya siyasetinde etkili bir güç olmuştur. Kimi zaman özgürlüklerin sebebi kimi zaman ise saldırganlık ve yayılmacılık için bir bahane teşkil etmiştir. Günümüze kadar milliyetçilik, farklı dönemlerde farklı siyasal biçimler almıştır. Çeşitli zıtlıklar milliyetçilik adı altında yapılmış ve milliyetçilik bazen demokratik, özgürleştirici ve barışçıl, birleştirici bazen ise otoriter, baskıcı ve saldırgan ve ayrıştırıcı olmuştur.

Tarihte milliyetçilik akımının doğuşu olarak belirtilen Fransız devriminde halkın terör rejimine karşı ayaklanarak Fransız İhtilali’ni gerçekleştirdiler.  Kendilerini halk olarak adlandıran devrimciler bu halkı da Fransız ulusu olarak anladılar. Bu ihtilal Fransa’yla kalmayıp kısa sürede önce Avrupa’da, daha sonra ise bütün dünyaya yayıldı. İmparatorlukların dağılması sürecinde bu aklım önemli bir etkide bulunmuştur. Bu konuda milliyetçilik duygusu klasik manada bildiğimiz milliyetçilikten farklılaştığı durumlar oluşmuştur ve iyi milliyetçilik olarak nitelendirebileceğimiz Fransız İhtilaliyle aynı ad altında yapılan ancak farklı anlamlar barındıran milliyetçilik akımı da ortaya çıkmıştır.

19. yüzyılda ivme kazanan imparatorlukların parçalanması süreci oldukça sancılı olmuştur. Bazı ortak kültürü paylaşmaları dahi bu etnik grupları bir arada tutamamıştır. 20. Yüzyıl ortalarına doğru milliyetçilik saldırgan ve yayılmacı amaçlar için bir bahane edilmiş ve 2. Dünya Savaşının meydana gelmesinde etkili olmuştur. Daha sonra 20. yüzyılda ise yine milliyetçi duygularla yapılan ve bazı halklar yönetilmeye elverişli olduğu düşüncesiyle yapılan sömürgeleştirmelere karşı yapılmış olan siyasi anlamda özgürleştirmeye yönelik mücadeleler yine milliyetçi duygularla yapılmıştır.

Bu anlamda milliyetçilik, iyi milliyetçilik ve kötü milliyetçilik olarak ayrışmaktadır. Bir tasnife göre sivil ve etnik milliyetçilik ikiye ayrılmaktadır. Sivil milliyetçilik olarak adlandırılan biçimi siyasal sadakat ve bağlılıklar çerçevesinde şekillenir. Sivil milliyetçilik, bu anlamda ulusa aidiyette bir etniğe veya bir tarihsel kimliğe değil , tercihe ve kişisel tanımlamaya bağlıdır. Milliyetçiliğin bu çeşidi, vatandaşların birlikteliğidir.

Aksine etnik milliyetçilik, tam olarak etnik birlik ve derin bir kültürel aidiyet temeline dayanmaktadır. Bu milliyetçilik çeşidi kapalı ve sabit bir karakterde olabilmektedir. Homojenleştirici bir yapıda olup yabancılara ötekileştirici bir açıdan bakabilmektedir. Bazen ise bu milliyetçilik, ulusal üstünlük inancıyla bir kültürel özgünlük fikrini oluşturur.

Sonuç olarak milliyetçilik, çeşitli dönemlerde çeşitli anlamlar ifade etmiştir. Kimi dönemlerde bir özgürlük hareketi olurken, kimi dönemlerde ise ayrıştırıcı ve ötekileştirici bir hal almıştır. Aynı isim adı altında farklı duygularla kullanılmış ve neticeleri farklı teşekkül etmiştir.

About Author

Fatih ÖZKARTAL

f_ozkartal@hotmail.com

Leave A Reply