HAYATTA DENGEYİ ARAMAK: ZORLUKLAR, İMTİHAN VE DAYANIKLILIK

DENEME

İmtihanlar Karşısındaki Tavrımız

Hayatta her şeyin müsbetini istemek gerekir. Çünkü hemen her durumun olduğu gibi fakirliğin de müsbet ve menfi boyutları vardır. Olumlu (müsbet) fakirlikte insanın parası azdır ama fakirlik belini bükmez; hayatı tamamen kuşatmaz. Olumsuz (menfi) fakirlikte ise fakirlik insanın belini büker, zihnini esir alır ve başka bir şey düşünemez hâle getirir. Bu yüzden insanın dilemesi gereken şey, her hâlin hayırlı ve dengeli olanıdır.

Bir diğer önemli mesele şudur: Her imtihan, her insanda aynı etkiyi doğurmaz. Aynı olay, farklı insanlarda tamamen farklı sonuçlar ortaya çıkarabilir. İşten atılmak bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Kimileri için bu durum bir yıkım olurken, kimileri için yeni bir başlangıca dönüşebilir.

Buna verilebilecek çarpıcı örnekler vardır. Fuat Sezgin üniversitedeki görevinden atılmış, fakat bu olay onun dünya çapında tanınacak ilmî çalışmalar yapmasına engel olmamıştır. Steve Jobs ise “okumaz” denilerek okuldan atılmış, fakat daha sonra dünyanın en zengin ve en etkili insanlarından biri hâline gelmiştir. Burada belirleyici olan şey yaşanan imtihan değil, o imtihan karşısında alınan tavırdır.

Hedefi olmayan insan, zorluklar karşısında çok daha çabuk pes eder. Nitekim işinden atılan pek çok kişi, bu olaydan sonra hayatta ilerleme kaydedemez. Bunun temel sebebi çoğu zaman yeteneksizlik değil, hedef yoksunluğudur. Aynı imtihanı yaşayan A kişisi hayata küserken, B kişisi daha çok çalışır, kendini geliştirir ve sonunda başarılı olur.

Bu durumu çok güzel özetleyen bir Arapça söz vardır:
«لا تكن قاسيًا فتكسر، ولا تكن ليّنًا فتعصر»
“Sert olma, kırılırsın; yumuşak olma, sıkılıp ezilirsin.”

Hayatta esas olan dengedir. Ağaç gibi olup rüzgârda kırılmaktansa, buğday gibi olup rüzgâr esse de ayakta kalabilmek gerekir. Ne aşırı sertlik ne de aşırı yumuşaklık insanı ayakta tutar. Dayanıklılık, esneklik ve hedef bilinci hayat yolculuğunun en önemli azıklarıdır.

Zorluklar insana dairdir ve kaçınılmazdır. Ancak insanı iyileştiren, olgunlaştıran ve güçlendiren şey çoğu zaman bizzat bu zorlukların kendisidir. Meşgale ise insan için adeta bir ilaç gibidir; acıyı hafifletir, zihni toparlar ve kişiye yeniden yol gösterir. Hayat, ancak dengede kalabilenler için anlamlıdır.

Dünya, bir imtihan yurdudur. Nitekim “ed-dünya dârü’l-imtihân” ifadesi bu hakikati veciz biçimde ortaya koyar. Kur’an-ı Kerim’de mutluluk kavramının yalnızca bir kez geçmesi ve mutlu olanların cennette zikredilmesi de bu dünyanın nihai bir saadet yeri olmadığını açıkça gösterir. Bununla birlikte Rasûlullah Efendimiz (sav) şöyle buyurur: “Allah’tan âfiyet isteyiniz. Çünkü bir kula yakîn (kesin iman) bahşedildikten sonra, âfiyetten daha hayırlı bir şey verilmemiştir.”

Peygamber Efendimiz (sav), hayatını asgari imkânlarla sürdürmüş; bu yönüyle de azla yetinebilenlerin şükür üzere olmalarını öğütlemiştir. İmtihanlar karşısında sabredebilmek ise ancak Allah’ın izni ve yardımıyla mümkündür.

Rabbimiz Tekâsür Suresi’nde mal biriktirme tutkusuna dikkat çekerken, dünyanın bir oyun ve oyalanmadan ibaret olduğunu da hatırlatır. Peki hiç dağlarla bakışıp, insana yüklenen emanetin büyüklüğünü düşündük mü? Rabbimiz bu emaneti insana yüklemiş; bu büyük sorumluluğun karşılığında da ahireti vaat etmiştir.

Bugün bir ay çalışmasak kimse bize maaş vermez. Rabbimiz ise bir ömür sorumluluk taşımamızı ister ve bunun karşılığında “altından ırmaklar akan cennetler” ile mükâfatlandırır. İmtihan olmadan cennete kavuşmak mümkün değildir. Yaşadığınız sorun ne kadar büyükse, Allah’ın size vereceği nimetler de o denli büyüktür.

Hz. Yusuf (a.s.) kuyuya atılmasaydı, Mısır’a sultan olur muydu? Hz. Eyyûb (a.s.) hastalıkla imtihan edilmeseydi, Allah ona bunca nimeti lütfeder miydi? Burada asıl mesele, hangi şart altında olursak olalım Allah’a olan sevgiyi kaybetmemektir.

Bu noktada İbn Kayyım el-Cevziyye’nin şu sözü son derece anlamlıdır:
“Yüce Allah’a giden yolda kalp, bir kuş gibidir. Başı sevgi, kanatları korku ve ümittir. Baş sıhhatli olursa kanatlar iyi uçar. Ancak baş kesilirse kuş ölür. Kanatlar yara alırsa kuş savunmasız kalır ve avcıların hedefi olur.”

En önemli olan, sevgiyi muhafaza edebilmektir. Çünkü sevgi kaybolduğunda insan nefes alamaz hâle gelir. Bununla birlikte korku ve ümit arasında bir denge kurmak da zaruridir. Nitekim bir sahabenin ölüm anında söylediği “korku ve ümit arasındayım” sözü üzerine Peygamber Efendimiz’in (sav) verdiği müjde, bu dengenin ne kadar kıymetli olduğunu göstermektedir.

Ozan Dur

Yasmin Mogahed, İyileştir Kalbini, çeviren: Gülcan Pamak

Ozan DUR
Ozan DUR

Ozan Dur, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun olup, İngilizce, Osmanlıca, Farsça, Arapça ve İbranice öğrenerek dil alanında uzmanlaştı. Humboldt Üniversitesi, İmam Humeyni Üniversit ...

Yorum Yaz