İLMİ SAKLAMAK | İlim ve Medeniyet

İlim günümüzde herkes için ulaşılabilir ama eşit şartlarda değiliz elbette. Türkiye’nin herhangi bir yerinde bile talebeler arasında eğitim açısından farklar oluşuyor. Bunlar elbette maddi ve manevi olabilir. Bazı kimselerde gördüğüm birkaç hususâtı burada zikretmek istiyorum.

Mesela bizler yeni bir şey öğrendiğimizde veya birisi bize öğrettiğinde genelde onu saklama yoluna gidebiliyoruz. Ama onu saklamak bence çok büyük bir hatadır. Hz. Ali (ra) buyurdu ki “Beşikten mezara kadar ilim talep ediniz”. Bu sözden sonra ve Rabbimizin ilim yolunda olanlara cenneti vaat etmesi karşılığında bir kere ilim çok değerli oldu. Bu yolda gösterilen mücadele çok önemli ve bir o kadar da değerli. Bu bağlamda aynı zamanda kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız buyruldu. Bazı hocalarımız ve öğrenciler ilmi beşikten mezara kadar saklıyorlar veya uygun zamanın gelmesini bekliyorlar ama o uygun zaman hiç gelmeyebilir. O yüzden ertelememek gerekli. Hem paylaşmak hem de öğretmek gerekiyor. Rabbim bu etkileşim olayını hayırlı bir şekilde kullananlardan razı olsun. Bir çok hocamız etkileşim ve faydalı olmak esasıyla faydalı birçok site paylaşıyorlar. Kitaplar veya diller için faydalı birçok yöntem paylaşılıyor. Bundan sonra öğrencilere düşen bunları aktif bir şekilde kullanmaya çalışmaktır.

Bir hoca olduğumuzu varsayalım ve Lisanstaki öğrencilerin çoğunu eğitim zayiatı olarak görürsek hata yaparız. Her çocuk değerlidir ve özeldir. Dolayısıyla öğretilen bilgilerin boşa gideceğini düşünmemek gerekiyor. Toplumda şu düşünceyi de yaymalıyız bence. İlim- bilgi çok değerlidir ve unutmak vebaldir. Hocalarımıza bir vefa örneği olarak anlatılan bilgileri ve metotları unutmamak gerekir. Rabbimiz sureleri ezberledikten sonra unutanları uyarıyor. Bence ilmi öğrendikten sonra unutmakta büyük vebaldir. Mesela dil öğreniyoruz ve orada birçok kelimeyi de hafızamıza alıyoruz. Bunları unutursak veya kullanmazsak, bildiğimizle amel etmemiş oluruz ve o dil körelir. Dolayısıyla bilgileri zinde tutmak en az öğrenmek kadar önemlidir. Kimseyi eğitim zayiatı olarak görmemek gerekiyor ki ummadığımız taş baş yarar dedi atalarımız. Dolayısıyla umut vaat eden bir genç belki ilim yolundan sapacak ve hiç değer atfetmediğimiz genç ise belki ilimde öncü olacak. Dolayısıyla Rabbimizin kimi neye hazırladığını bilemeyiz ve yaptığımız işi de değersiz göremeyiz. Bunları yazmak kolay ama sürekli zihinde tutup, uygulamak çok zor.

Mesela ben Rehber hocalarının kendilerini en az imamlar kadar mesul addetmelerini istiyorum. İmamlar kendi mahallesindeki halkın imanından sorumluysa ve çok büyük bir mesuliyetse bu, bilhassa rehber hocalar da sınıfının ilminden sorumludur. Bu da büyük bir mesuliyet gereklidir. Dolayısıyla her hafta en az bir öğrenci ile görüşmeli ve bilhassa ortaya veri çıktığından sınavlar açıklandıktan sonra öğrenciler kontrol edilmelidir. Elbette aradaki saygı ve sevgiye zarar vermeden bunu yapmak zorundayız. Üniversite dönemim çok yakın bir dönem olduğundan orada hissettiğim şey ilgisizlik ve takipsizlikti. Çok az hoca öğrenci ile ilgileniyordu gerçek manasıyla. Dolayısıyla sen gelmezsen, ben gelirim diyen bir düşünceye ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

İlmi paylaşmak gerekiyor ve paylaşırken de halkı göz ardı etmemek lazım. Yani sadece halkın ulaşamayacağı belirli dergilerde yazılar yazarak halka ulaşamayız. Halkın anlayacağı dilde ve yetkinlikte de eserler üretmek gerekiyor. Yani en azından ben Academia’ya yakın zamanda biraz ilmi gördüğüm yazılarımı eklemeye başladım. Ama ulaştığı insan sayısı çok az belki etki bakımından daha etkilidir. Belirli bir kitleye hitap ediyor ama ilgi alanlarımızla ilgili halkın anlayacağı tarzda dijital ortamlarda da yazı yazmayı düşünmeliyiz. Bu bizi öne çıkaracaktır. Sadece aydınlar sınıfını düşünmemek gerekiyor. Bunu yapmayanlara söylüyorum ve yapanlar kazanacaklardır.

İlim insana şeref veriyor. İlmi paylaşırsak insanlar ya bu Hoca gerçekten bu işi biliyor diyecekler ve hocası olarak kabul edeceklerdir. Ama paylaşmıyorsa veya öğrencileriyle bir bağ kurmuyorsa, öğrenci yok yazılmamak için gelecek ve faydalanamayacaktır. Tabii ki her zaman normalin dışında öğrenciler de olur ama genel konuşmak istiyorum. Dolayısıyla üç formül öne sürüyorum. Sevgi-İlgi ve Takip.

Ozan Dur

Avatar photo

Ozan Dur

İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi'nden mezun Filistin ve İran Araştırmaları- yazar [email protected] Poliglot (8), dillere dair Çalışma Alanım Ortadoğu ve Diller


Geribildirim

Mail adresiniz gizli kalacaktır.


Biz Kimiz?

Gayemiz, asırlardır mirasçısı olduğumuz medeniyetin gelişimine katkı sağlamak adına kurduğumuz ilim halkasındaki ilmî faaliyetleri geniş kitlelere ulaştırmaktır.

Cemiyetimizde, genç ve hareketli yazar kadromuz ile Siyaset, Hukuk, Ekonomi, Sosyoloji, Edebiyat ve Tarih gibi ilmî alanlarda gerek akademik gerekse de gündeme ilişkin yazılar kaleme alınmaktadır.


İletişim


Küçük Çamlıca Mahallesi, Filiz Sokak, No:3
Üsküdar/İstanbul