FİRDEVSÎ’NİN ŞEHNÂMESİ VE ŞEHNÂME’NİN ANADOLU’DA YAYILIŞI

0

Özet:

Bu makalede genel olarak şehnamenin yazılma aşamaları ve Anadolu coğrafyasında yayılma süreci ele alınacaktır. 940’da dünyaya gelen Ebûl-Kasm Firdevsî’nin eserini yazması, yazdıktan sonra Gazneli Sultanı Mahmut’a sunması, eserini yazarken kullandığı kaynaklar ve eserini bitirdikten sonra eserinin Anadolu coğrafyasında yayılışı bu makalenin ana konusunu teşkil eder. Ayrıca eser yazıldıktan sonra önce Selçuklulara ardından da sırasıyla Karamanlılara ve Osmanlılara sirayet etmiştir. Makalede kronolojik olarak bu bahiste ele alınacaktır.

Anahtar kelimeler: Firdevsî, Osmanlılar, Anadolu, Şehname, Eserin Yayılması

 

FİRDEVSİ’NİN ŞEHNAMESİ VE ŞEHNÂME’NİN ANADOLU’DA YAYILIŞI

Firdevsi, Tûs şehrine bağlı Tâberân kasabasının baj(baz) köyünde dünyaya gelmiştir.[1] İsmi hakkında çeşitli rivayetler vardır ama hangisinin daha doğru olduğu tespit edilememiştir. [2] Doğumu hakkında da çok farklı rivayetler olsa da genel olarak 940 yılında doğduğu tespit edilmiştir.[3]

Firdevsî’nin yazdığı eseri anlayabilmemiz için onun yaşadığı şartlara, hayatına, düşüncesine ve hissiyatına bakmamız lazım. Öncelikle Samaniler döneminde yaşamıştır Firdevsî. Samaniler’le birlikte gerilemekte olan fars dili canlanmaya başlamıştır. Bunun yanı sıra samani devleti bir inkıraz içindedir.[4]  Araplar ve Türklerin baskısı altındadır. Böyle bir ortamda Firdevsî bir dihkân ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelir. [5]

Dihkân olarak dünyaya gelmek demek beraberinde bazı sorumlulukları ve dünya görüşünü beraberinde getirmekteydi. O dönemde dihkânlar kendilerini, İran milli değerlerinin ve kültürünün mirasçıları olarak sayıyorlardı.[6]  Bundan dolayı Firdevsî eğitimini o doğrultuda aldı ve 25 yaşına kadar İran tarihi ağırlıklı olmak üzere tarih dersi aldı.[7] Pehlevice’yi dönemin Zerdüşt rahiplerinden ve babasından öğrendiğini biliyoruz. Arapça ve Farsçayı çok iyi bildiğini bilmekteyiz.[8] Bunun yanı sıra birinci el kaynaklara ulaşacak bir ortamda bulunuyordu ve kendisine yardım edenlerin olduğunu biliyoruz.

Öncelikle Firdevsî ilk şehname yazan kişi değildi. Ondan önce yazılmış şehnameler mevcuttu. Kendisi eserini yazarken birçok şehname ve benzeri kaynaklardan yararlandı. Firdevsî’nin diğerlerinden farkı az bilinen ve uygulanan şehname yazım geleneğini meşhur ve maruf hale getirmesi oldu.[9] Onun eserinden sonra birçok şehname yazıldı ve eseri de birçok dünya diline tercüme olundu. Yani şehname yazıcılığı eşik atlamış ve yeni bir boyuta girmiş oluyordu.

Firdevsî kaynaklara ulaştıktan sonra yazmaya başlaması ve yazarken de onu destekleyecek birilerinin bulmasını gerekiyordu. Bu desteği kazanması için onun bu işe yetkin olduğunu kanıtlaması gerekiyordu. Evet kanıtlamış olması gerekiyordu, Şehnâme’den önce şiir yazdığını biliyoruz[10] ve bunun dışında dillere vakıf olması hami bulması için yeterliydi.

Yukarıda söylediğim gibi şehnameyi ilk o yazmadı.[11] O dihkân olarak doğduğu için gelişmiş bir dihkân kültürü vardı ve bunun yanı sıra samanilerde erken bir tarihte İran tarihiyle ilgili yazılı ve sözlü kaynaklar toplanmıştı.[12] Daha sonra yine sasaniler döneminde ilk şahnâme yazıldı. Kaynaklara Hudâynâme adıyla geçmiştir. Daha sonra Firdevsî bu kaynaktan oldukça fazla yararlanacaktır. [13] Ayrıca Avesta, Tevrat ve Kur’an gibi Zerdüştlüğün dini metinlerinden ve kendisinden önceki şehname yazarlarının eserlerinden yararlanmıştır. Sonrasında bu zikrettiğim kaynaklardan yararlanarak 980 veya 990 yılında eserini yazmaya başladı ve ilk redaksiyonunu 1004’te bitirdi. Eserin son redaksiyonunu da 1018’de tamamlamıştır.[14]

Firdevsî eseri yazarken ki amacı İranlılara ideal bir dünya sunmaktı. Onlara geçmişlerinin ne kadar azametli olduğunu gösteriyor ve onları güçlü olmaya ve azametli olmaya teşvik ediyordu. Aynı zamanda, İran kültürünün ve değerlerinin ihya edilmesini, vatan sevgisini artırmak, kadim İran ile bağı koparmamak, halkı uyandırmak ve bağımsızlığı aşılamak gibi düşünceleri olduğu kaynaklarda zikredilmektedir.[15]

30 ve 35 yıl gibi bir sürede eserini tamamlıyor. Eserini tamamlarken kendisine yardım eden kişiler ya vefat ediyor ya da yardım etmeyi bırakıyorlar. Ayrıca eserinde şiddetli bir kış olduğunu ve malının şiddetli soğuklar nedeniyle elinden gittiğini yazıyor. Durum böyle olunca eserini satıp para kazanmak arayışına giriyor. Arkadaşlarının teşvikiyle eserini Gazneli Mahmut’a sunuyor. Fakat beklediği ilgiyi bulamayınca hicviye yazıp kaçtığı kaynaklarda zikredilmektedir. [16]

Firdevsî’nin eserinin yazılma aşamaları tam olarak bilinmiş değil, bunun yanı sıra Firdevsî’ye yardım eden kişilerden biri de evlendiği eşidir. Evlendiği eşinin sanatkâr ve musikişinas olduğu belirtilmiştir. Eşinden yardım aldığını bilmekteyiz.[17]

Eser yazılınca ilk tepkinin ne olduğu kaynaklarda zikredilmiyor. Büyük bir ihtimalle eser tamamlandıktan kısa bir süre sonra ünü çabucak yayıldı. Bunu da şuradan anlayabiliriz. İlk olarak eğer rivayet doğruysa, yani Sultan Mahmut hatasını anlayıp Firdevsî’ye hediye yolladıysa bu pekala eserin çabucak ünlenmesinin getirdiği bir sonuç olabilir[18]. 2. Olarak ise görece çok kısa bir tarihte şehnamenin çevirisi yapılmıştır.  Şehnamenin bilinen ilk çevirisi Eyyübiler dönemi tarihçisi Bundârî tarafından 12. yüzyılda yapılmıştır. [19] Bu da eserin görece yakın bir tarihte üne kavuştuğunu gösterir.

Eser tamamlandıktan ve üne kavuştuktan sonra yayılma aşamasına geçtiği görülüyor. Onun neden bu kadar önemli olduğu yayılmasıyla alakalı olduğundan onu burada ele almak isteriz. Yukarıda firdevsî’nin eserini niye yazdığını zikretmiştik. Firdevsî şehname ile amaçladığından çok da fazlasını ele geçirdi demek herhalde uygundur. Eserinin dünyaya yayılacağını beklemiyor olduğunu düşünebilir. Eserinin önemi onun “ideal kahramanlar” sunması, Kutsal metinleri(Tevrat, Kur’an, Avesta) kullanması, eserini birçok mezhebe uygun şekilde yazması,[20] insanların günlük hayatta karşılaşacağı genel sıkıntılara resmen deva olması, [21] bence en önemlilerinden biri kendi bağımsızlığını isterken başkalarının topraklarında gözü olmaması(diğer türlü kabul görmesi pek de kolay olmazdı),[22] daha bir çok şey onun kitabının hakkında önemiyle alakalı sayılabilir.

Daha sonraki tarihlerde eser Türkiye Selçukluları sayesinde Anadolu’ya yayılacaktır. Eserin tercüme edildiği hakkında bilgimiz yoktur. Ama Türkiye Selçuklularında bir şehname yazım geleneği ortaya çıkmıştı. 13. Yüzyılın ilk yarısında 1. Alaeddin Keykubad’ın emriyle Emîn Ahmet Kanî’î tarafından yapılmıştır. Daha sonra Karamanlılar Selçukluların varisi iddiasıyla ortaya çıktıkları için onlarda da Şehname yazım geleneği önemli bir yer tutar. Karamanlılarda ilk şehname 1313 yılında ünsî adında horasanlı biri tarafından yazılır. Daha sonra yarcâni ve dehhani gibi şehname yazarları Karamanlılarda şehname yazım geleneğini sürdüreceklerdir. [23]

Türkiye Selçukluları Firdevsi’nin şehnamesini o kadar benimsemişlerdir ki adları bile firdevsi kahramanlarının adlarının aynısıdır. [24] Türkiye Selçuklularında olan şehname yazıcılığının son durağı Osmanlı İmparatorluğudur. Şehname ilk olarak 2. Murat’ın emriyle Türkçeye çevriliyor. daha sonra ise kansu Gavri’nin  emriyle Şerîf-î Âmidi tarafından manzum olarak Türkçeye çevriliyor ve 1511 yılında Yavuz Sultan Selim’e ulaştığını biliyoruz. Sonuncu olarak da eserin üçüncü tercümesi ll. Osman’ın emretmesiyle Derviş Hasan tarafından yapılmıştır.   [25]

Daha sonra Osmanlı’da yarı resmi saray tarihçiliği yani Şehname yazma geleneği ortaya çıkıyor. Bu olar özellikle Fatih’in İstanbul’u fethetmesinden sonra oluyor. Acemden gelen şairler saraya alınıyor ve maaş bağlanıyor. Bu dönemde yazılan eserlerden bazıları günümüze gelmişken bazıları da kaybolmuştur. Hamîdî ve Şehdî’nın eserleri kayıp olmasına rağmen, Muâlî’nın farsça Hünkârnâmesi ve Kâşîfî’nin gazânâme-i Rûm’u günümüze ulaşmıştır. Bu eserler yarı resmi saray tarihçiliğinin ürünüdür.[26]

Osmanlıda daha sonraları şehname yazıcılığı yarı resmi tarih yazıcılığından resmi tarih yazıcılığına doğru bir dönüşüme geçecektir. Bu işle görevlendirilen kimseye de daha çok “şehnameci” diyecekler ama “şehname-gû” ve “şehname-nûvis” isimleri de kullanılacaktır.

Resmi şehnamecilerin bir memur gibi çalışmaya başladıkları dönem Kanuni Sultan Süleyman’ın dönemidir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1550’de kurulan şehnameci makamından beklenen devletin yakın tarihini edebi bir dille anlatmasıdır. Bu görev 1601’de son bulacaktır. Bu tarihten sonra önemini kaybedecektir. Bu 50 yıllık dönemde 5 tane şehnameci resmi olarak göreve alınmıştır. [27]

Şehnamecilik makamı ilk defa 1561 yılında Ârifi Fethullah çelebi için 1561-62 arasında kurulmuştur. Eser 20 bin dolaylarına gelince padişah resimlendirmesi için ressamlar, nakkaşlardan oluşan bir grubu da bu iş için görevlendiriyor. Dolayısıyla sistemli bir şekilde şehname yazıcılığı başlamış oluyor. [28]

Fethullah çelebiden[29] sonra resmi saray tarihçiliği görevine sırasıyla, Eflatûn-ı Şirvan-ı, Mahremî, Seyyid Lokman, Talikî-zâde Mehmed gelmiştir.[30] Bu kişilerden sonra şehnameci’lik ve şehname yazım geleneği önemini kaybetmeye başlamıştır ve artık resmi şehname yazarlığı ortadan kalkarak yerine geçici şehname yazıcılığı ortaya çıkmıştır. Yani daimi surette çalışan memur artık atamıyorlar. Giderek özelliğini kaybetmesinin sebepleri arasında ilk sebeplerinden biri olarak gittikçe artan masrafının ve yapımının zor olması gösterilmektedir.[31]

Daha doğrusu olarak ise farsça da önemini kaybetmeye başlıyor. Şehnameci Lokman’ın görevde olduğu süreden itibaren nazmın yerini nesir ve Farsçanın yerini de Türkçe alıyor. Hatta 3. Mehmet’in bizzat Şehnameci’sine Türkçe yazmasını emrettiğini biliyoruz. [32]

Sonuç ve Değerlendirme:

Şehname adlı eser hakkında değerlendirme de kanaatimce en başta söylenmesi gereken eserin tam bir metninin günümüz Türkçesine çevrilmemiş olması. 20 bin beyitlik bir kısmı Necati Lugal tarafından tercüme edildi. Daha sonra Bekir Şişman ve Muhammed Kuzubaş genel olarak şehnâmenin bölümlerinde ne olduğunu ihtiva eden bir kitap yazıldı. Dilinin sade ve basit olduğu söylenen şehnâmenin dilimize çevrilmesi herhalde çok yararlı olacaktır.

Makaleler açısından bakıldığında birçok makale bulunmakla beraber bu makalelerin bir kısmı farklı açıları almayıp önceki kaynakları tekrarlamışlardır. Bununla birlikte araştırmacılar farklı açılardan eseri değerlendirmek yerine mevcut olan tartışmalarla makalelerini tamamlamaktadırlar.

Son olarak söylenilmek istenilen, dünyada bu kadar önemli olan eserin üzerinde farklı açılardan daha fazla tetkik ve tahkikat yapılmasını zaruri olduğudur. En azından tam bir metni Türkçeye çevrilmelidir.

Ozan DUR

Kaynakça

  • Çağman, Filiz,. “Osmanlı Uygarlığı”, Yay. Haz. Halil İnalcık ve Günsel Renda, Ankara 2003.
  • Çiftçioğlu, İsmail,. “Karamanlı dönemi Şehname yazarları ve eserleri”, Sosyal Bilimler Dergisi, s. 58-59.
  • Gültekin, Hasan,. “Şeh-nâme, Şeh-nâmecilik ve meşâhîr-‘i İslâm’da Fîrdevsi maddesi” ,İnternational journal of social Science, 6(2013), 239-261.
  • Hüseyni Deşti, S. Mustafa,. “Firdevsî”, Me’arif ve Me’ârîf, s. 23.
  • Kanar, Mehmet,. “Firdevsî”, DİA, 13(1996), 125-127.
  • Kanar, Mehmet,. “Şehname”, DİA, 38(2010), 289-290.
  • Kültüral, Zuhal., “Şehname”, DİA, 38(2010), 290-292.
  • Lugal, Necati,. Şahname Firdevsî, İstanbul 2005.
  • Muhammedi,. “ Edebi farisi der Anadolu ve balkan”, Danişnâme-yi edebi farisi, s. 449
  • Osmanov, N. Muhammed,. Metn-i İntikadi ve İlmi-yi Şahname-i Firdevsi, Tahran 1971.
  • Özcan, Abdülkadir., “Osmanlı Tarihçiliğine Ve Tarih kaynaklarına Genel Bir Bakış”, FSM İlmî Araştırmalar İnsan Ve Toplum Bilimleri Dergisi, sy. 1, İstanbul 2007, s. 274
  • Ritter, H., “Firdevsî-Şehnâme”, İslam Ansiklopedisi, 4(1889), 643-645.
  • Sefa, Zebiullah.,  Berresiha-yi der bare-yi Şahname-yi firdevsi, Tahran 1354.
  • Woodhead, Christine., “Şehnameci”, DİA, 38(2010), 456-458

[1]  S. Mustafa Hüseyni Deşti, “Firdevsi”, Me’arif ve Me’ârîf, cilt 7,  s.  23.

(در دهکده باز از طابران طوس به دنیا آمد) (çevirisi: Taberanın Tûs köyünde dünyaya gelmiştir.)

[2]  Mehmet Kanar, “Firdevsi”, DİA, cilt 13, 125-127. Ayrıntılı bilgi için aynı kaynak:  “Adı kaynaklarda Ahmet, Hasan ve Mansur olarak geçmektedir.”

[3]  Necati Lugal, “Şahnâme firdevsî”, İstanbul 2005, s. 15.

[4]  H. Ritter, “Firdevsi-Şehnâme”, İslam Ansiklopedisi, cilt 4, s. 643-645.

[5]  Zebiullah Sefa,  Berresiha-yi der bare-yi Şahname-yi firdevsitahran 1354.

(ابو منصور محمد پسر عبدالزراق طوسی یکی از دهکان زادگان خراسان بود)  (çevirisi: Abdurrezzak Tûsi’nin oğlu olan Ebu Mansur Muhammed dihkân-zadegân(veya dihkân doğanlardan) birisiydi.

[6] N. Lugal, “Firdevsi”, s. 15-16.

[7] Lugal, “Firdevsi”, s. 16-17.

[8] M. Kanar, “Firdevsî”, DİA s. 125-127.

[9] Hasan Gültekin, “Şeh-nâme, Şeh-nâmecilik ve meşâhîr-‘i İslâm’da Fîrdevsi maddesi”, İnternational journal of social Science, Volume 6, ıssue 3, p. 239-261

[10] Lugal, “Firdevsî”, s. 17.

[11] Kendisinden önce şehname yazmış olanlar ise “Şahnâname-yi Mes’ûdî-yi”, “Mervezi Gostapnameyi”, “dakiki”, “Şahnâme-yi ebû alî-yi Belhî”, “Şahnâme-yi ebû’l-mueyyed-i Belhî”,

[12] Bu kişi sasani hükümdarı Enûsirvân’dır. (531-579)

[13] Lugal, “Firdevsî”, s. 23-24.

[14] Mehmet Kanar, “şahname”, DİA, cilt 38, s. 289-290.

[15] Lugal,”Firdevsî”, s. 24-25.

[16] Bu konuda çok farklı rivayetler vardır. Bunlardan birincisi, Sultan ile firdevsi’nin dini görüşleri, bir diğeri sultan’ın yeni veziri tarafından kışkırtılması, bir diğeri sultan’ın bu eserleri Türk milletini küçük gördüğü iddiasıyla ve zerdüştlüğü öne çıkardığı için sevmemesi ve son olarak ise sultanın ordusunda Rüstemler olduğunu söylemesi üzerine firdevsi’nin Tanrı bir daha böyle birini yaratmadı demesidir. Bu rivayetlere doğru diyenler ve onların uydurma olduğunu söyleyenler olmuştur. Ahmet ateş(belleten ttk) ve Ertuğrul Merçil(Mahmud’u Gaznevi dia) Gazneli Mahmut’un eseri kabul etmemezlik yapmayacağını eserlerinde dile getirseler de genel olarak yukarıdaki rivayetler kabul görmüştür. Ayrıca firdevsi’nin eserinde gazneli mahmut’a ondan ne derece hediyeler alacağını övgü biçiminde yazmıştır ama ondan şu kadar hediye aldığından eserinde bahsetmez. Aynı zamanda Sünni islamın temsilcisi ve savunucusu olarak çıkmış  birinden şehnamenin eserini kabul etmesi beklenemez.( H. Ritter, “İslam Ansiklopedisi”, s. 645)

[17] Lugal, “Firdevsî”, s. 21.

[18] A.g.e  30-34, rivayette Sultan Mahmut’un hatasını anlayıp hediye yolladığı fakat şehrin bir tarafından hediye girerken şehrin diğer tarafından Firdevsi’nin cenazesinin çıktığı zikredilir.

[19] M. Kanar, “şehname”, DİA, 289-290

[21] Burada da insanların söylemek istediklerini ifade ettiğini anlatmak isteriz. Yani Kraldan beklenenler ve gündelik hayatta insanların işine yarayan bilgiler barındırması.

[22]Muhammed Nuri Osmanof, “Metn-i İntikadi ve İlmi-yi Şahname-i Firdevsi”, Tahran 1971.

ولی هرگیز او قصد نداشت سعادت ایران را به قیمت بدبختی ملتهای دیگر بدست آورد. نمیخو است آزادی ایران را به قیمت اسارت کشورهای دیگر تحصیل نماید. (O asla İranın saadetini başka milletlerin bedbahtsızlığı üzerinden ele geçirmek istemiyordu ve iranın öszgürlüğünü diğer ülkelerin esaret altına girmesi için istemiyordu.

[23] İsmail Çiftçioğlu, “Karamanlı dönemi Şehname yazarları ve eserleri”, Sosyal Bilimler Dergisi, 58-59

[24] Danişname-yi edebi farisi, Edebi farisi der Anadolu ve balkan,  vol 6 Tahran  s. 449

[25] Zuhal Kültüral, “şahname”, DİA, cilt 38, 290-292.

[26] Abdülkadir Özcan, “Osmanlı tarihçiliğine ve tarih kaynaklarına Genel bir bakış”, FSM İlmi Araştırmalar İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi s. 274

[27] Christine Woodhead, “Şehnameci”, DİA, cilt38, s. 456-458.

[28] C. Woodhead, “Şehnameci”, s. 456-458.

[29] Şehnamecilerin ve eserlerinin edebi değerlerinin incelenmesi açısından önemli bir kaynak, Yay. Haz. Halil İnalcık ve Gülsen Renda, Yazar: Filiz Çağman “Osmanlı Uygarlığı” s. 893-931

[30] Ayrıntılı bilgi için bknz. Hasan Gültekin, p. 239-261.

[31] C. Woodhead,” Şehnameci”, s. 456-458.

[32] C. Woodhead, “Şehnameci”, s. 456-458.

Kıyumers oğluna devleri yenmesini sağlayacak eğitimi veriyor.

Kötü olarak tasvir edilen Cemşid’in halktan birini öldürmesi

Feridun’un Dahkak’ı öldürmeye gitmesi

Feridun’un Dahkak’ı tahtan indirmesi

Rüstem Türklerle savaşıyor.

About Author

Ozan DUR

Medeniyet Yüksek Lisans Tarih Bölümündeyim. durozan@gmail.com

Leave A Reply