DİL ÖĞRENMEK ÜZERİNE

0

ÜNİVERSİTEDE DİL ÖĞRENMEK

Türkiye’de birçok öğrenci ilk dilini üniversitede öğrenmektedir. Yıllarca İngilizce dersleri almamıza rağmen birçok sebepten ötürü İngilizce öğrenememekteyiz. 

İlk olarak sistematik ve programlı bir şekilde dil öğrenmeye üniversitede başlıyoruz. Lakin birçok arkadaşımız maalesef ki İngilizce yüzünden bölüm değiştiriyor veya değiştirmese de bu dili iyi bir şekilde öğrenemiyor. Bunun sebepleri üzerinde durmak ve acizane çözümler önermek istiyorum.  Yazımı kısa kısa bölümler halinde ve uzun soluklu olarak yazmayı hedefliyorum. Kendi yaşadığım tecrübeleri ve edindiğim bilgileri sizlere aktararak, güvenli bir yol haritası çizmek istiyorum.

İngilizce hazırlığa başladığımızda dili sıfırdan bir şekilde öğrenmeye başladık. Lakin dile karşı ön yargımız ve soğukluğumuz vardı. Arkadaşlarımız şöyle derdi kime atfedilir bilmiyorum ama İngilizce kadın dili, Arapça erkek dili ve İngilizce konuşurken ağzımızı şekilden şekle sokuyoruz ve hiç konuşmak istemiyorum derlerdi. Haklılık payı vardır veya yoktur ama burada önemli olan neden böyle bir vakıayı kendimize düstur edinelim. Biliyoruz ki dünyada eğer söz sahibi olmak istiyorsak, yani bir mesajımız var ve bunu dünyaya iletmek istiyorsak, bunun yollarından biri de dil öğrenmektir. Hedef kitlemiz hiç düşünmeyeceğimiz kadar artacaktır.

İngilizce’ye karşı mesafeli yaklaştığımız vakit dili öğrenmekte de zorluk çekiyoruz.  Derste konuşmadığımız vakit, dersten soğuyor ve canımız sıkılıyor. Bir de buna dile karşı bakışımızda eklenince dili 5 yılda öğrenemiyoruz. Dolayısıyla her dilin kendi mantığı var ve biz bu mantığı öğrenerek o dili konuşabiliriz ve öğrenmeye açık olmazsak da zaten baştan kaybetmiş oluyoruz. Bu gibi basit düşünce yanılmaları insanı hayattan ve bilimden geri bırakıyor. Olaya şöyle de bakabiliriz bu dili konuşan milyonlarca Müslüman var.  Biz bu dil İngilizlere aittir der ve öğrenmekten vazgeçersek, bu dili konuşan milyonlarca Müslüman’ı hangi kefeye koyacağız. Dolayısıyla dillerinde sınırları günümüzün sınırları gibi ortadan kalkmış durumda. Bugün Afrika’nın en ücra köşelerinde bir Afrikalının Türkçe konuşmasına şahit olabiliriz. Hal böyleyken kendi aklımızda engeller oluşturup dile karşı ön yargılı olmak ve onu kendimize göre şekillendirmeye çalışmak bizi bir sonuca götürmez.

Örneğin dilin telaffuzunu beğenmeyip telaffuzu kendimize göre yaparsak karşımızdaki adam bizi anlamaz. Türk İngilizcesi gibi mantıksız bir sonuca ulaşırız ve konuştuğumuzda karşımızdaki Türk ise bizim Türk olduğumuzu da hemen fark eder. Dolayısıyla dili “native speaker” lar gibi yani ana dili gibi konuşanlar gibi konuşmaya çabalamamız ancak bir sonuç verecektir.

Sonuç olarak; dil öğrenmeyi sever ve bunu bir gaye olarak kendimize hedef seçersek, ülkemize ve ümmetimize daha faydalı oluruz. İngilizce kaynakları okuyabilir, gündemi takip edebilir, ilmi bir araştırma yapabiliriz. Dahi diğer dilleri de öğrenmeliyiz. Diğer dilleri öğrenmek için bile çoğu zaman İngilizce bilmek şarttır. Dolayısıyla İngilizce, Arapça, Fransızca, İspanyolca gibi dilleri öğrenmeli ve kendimizi sürekli geliştirmeye çabalamalıyız. Memleket bizden faydalı olmamızı bekler. İkinci yazımda dilde karşılaşılan bazı sorunlara değinmeye devam edeceğim nasipse.

Ozan DUR

About Author

Ozan DUR

Medeniyet Yüksek Lisans Tarih Bölümündeyim. durozan@gmail.com

Leave A Reply