DERGİCİLİK VE GENÇLİK

0

Bir anekdotla başlayalım:

Almanya’da dil eğitimi gördüğüm zamanlardı. Derslerimize ellili yaşlarda Alman bir hanım hoca giriyordu. Dersin en can alıcı yerinde yakınmaya başlardı. Kimi zaman ekonomiden, kimi zaman hayvan haklarından bahseder konuyu “yeni nesil çok bozuldu”ya getirirdi. Bir gün dersteyken hocamızın konuyu edebiyata ve basılı yayınlara getirmesiyle bana da biraz söz hakkı doğdu. Hocamız televizyon ve telefonun gençleri kitaptan ve dergiden uzaklaştırdığını, bilgisayar oyunlarının Alman gençliğini felakete sürüklediğinden bahsetti uzun uzun. Müsaade isteyip söze girdim. “Evet, hocam haklısınız fakat dergi okuyan, kitap okuyan ve bir takım yazı çalışmaları içerisinde olan gençlerin sayısı yadsınamayacak kadar fazla.” dedim. İtiraz edinilmesine çok alışık olmayan hocamızın Alman sarısı olan teni bir anda bozarmaya başladı. Hatta Türkiye’de bir dergi çıkardığımı söylediğimde hoca kulaklarına inanamadı. Onun için bu normal bir şey değildi. Zira gerçekten de Almanya’da dergi çıkarmak kırk yaş üstü bir eylem olarak algılanmaktaydı. Hocanın şaşkınlığı gidince ben devam ettim: “Türkiye’de dergicilik rağbette. Özellikle de dergicilik gençliğimizin geninde var” Konuşmamın devamında 13 yaşından itibaren dergi çıkaran çocukların varlığından bahsettim. İkna etmekte güçlük çeksem de hocamız Türk gençliğinin dergiciliği özümsediğini az çok anladı ve tebrik etti.

Evet, inanılması güç gerçekten fakat 13 yaşından itibaren dergi çıkaran çocuklarımız var. 9. Uluslararası Dergi Fuarı’nda 6. sınıfa giden çocukların gayretiyle çıkan “6-D Postası” isimli dergi ile tanıştık. Bu bende gençlik dergiciliğinin zirvesi sayılır. Bunun gibi yüzlerce dergi gençler tarafından çıkarılıyor.

Ortaya bir ürün koyma, eser verme ihtiyacı ile girişilen bu çaba bir okul misali kişiyi geliştirmekte, daha nitelikli eserler vermek için daha çok okumaya, daha çok öğrenmeye teşvik etmektedir. Mesela Milli Edebiyat dönemini anlatacak olan bir gencin Ziya Gökalp, Faruk Nafiz gibi isimleri iyi bilmesi gerekir. Fuzuli bilinmeden Divan’ın, Nazım Hikmet’e değinilmeden serbest şiirin anlatılamayacağı gibi. Bu minvalde çaba gösteren, ciddi bir uğraş içerisinde olan gençlik dergilerini ve ekiplerini desteklemeli, gayretlerini takdir etmeliyiz.

Üstad Nurettin Topçu’nun deyimiyle “hür tefekkürün kalesi” olan dergiler ayrıca bir kültür ve sanat ocağıdır. Bu ocak gençlerin ikmal edeceği, yeteneklerini geliştirebileceği güzel bir okuldur. Bu okulda kendilerine rol model alacakları ustaları, hocaları, tabir caizse ağabeyleri de vardır. Usta-çırak ilişkisi bağlamında yetişen gençler, kendilerinden sonra gelecek nesillere taşınacak bir meşaleyi de devralmış olurlar. Bir bayrak yarışı da diyebileceğimiz bu platform, genç dergicilere; usta yazar ve usta dergicilerle aynı ortamı teneffüs etme, aynı ortamda bulunup sohbet, muhabbet etme bakımından da büyük bir fırsat sunar.

Boğazı yüzerek geçmek nasıl uzun bir zaman dilimini kaplayıp, nasıl ciddi bir uğraş gerektiriyorsa, ustasız bir yola çıkmak da kişiyi aynı ölçüde etkiler ve uzun süre bocalayıp çırpınmasına sebebiyet verir. Boğazı gemiyle geçen bir yolcunun yüzerek geçen bir yolcuyla olan farkı, ustası olan bir kişiyle, ustası olmayan bir kişinin durumuna benzer. Şunu unutmayalım, doktor sağlığa, koç üstün performansa, öğretmen de bilgiye ulaştıran en kestirme yoldur.

Genç dergici kardeşlerimin şunu iyi bilmesi gerekir ki kapatılan bir dergi; kapısına kilit vurulan bir okul, sönen bir ocaktır. Zürriyeti kesilen her dergi, inşa edilmesine rağmen terk edilen bir kasabaya benzer. Yapılacak iş, inşa edilen bu şehri terk etmemektir. Bu noktada sebat etmek bütün dergicilerin şiarı olmalıdır. Küçük problemler karşısında çok çabuk yılanlar değil, az da olsa dergilerini sabırla devam ettiren dergiciler kalıcı olup isimlerini günümüze taşıyabilmişlerdir.

Son olarak kalıcı olmak isteyen genç dergici arkadaşlarımın kulağına küpe edinmesi gereken şu üç maddeyle yazımı sonlandırayım:

1- Gayret olmadan ikmal edilmez
2- Ustasız yol kısalmaz
3- Sebat etmeden kalıcı olunmaz

M. Fatih Özmen

About Author

Siyasal Bilimler | Uluslararası İlişkiler | Edebiyat [email protected]

Leave A Reply