MEKÂNIN İNŞA ETTİĞİ GENÇLİK

DENEME

Bir zamanlar mahalle ortamları, cami avluları, öğrenci evleri veya sokaklar gençliğin yetiştiği mekânlar diyebileceğimiz yerlerdi. Bugün ise bu mekânların yerini önemli ölçüde kafeler aldı.

Günün önemli bir kısmının kafelerde geçirilmesi aile, mahalle, cami, dernek ve öğrenci toplulukları gibi geleneksel sosyalleşme alanlarını nasıl etkiliyor?*

Her dönemin gençliğinin yetiştiği mekânlar vardır. Bir zamanlar mahalle ortamları, cami avluları, öğrenci evleri veya sokaklar gençliğin yetiştiği mekânlar diyebileceğimiz yerlerdi. Bugün ise bu mekânların yerini önemli ölçüde kafeler aldı.

Kafeler, modern kapitalist şehir hayatının gençlere sunduğu en cazip sığınaklardan biri hâline geldi. Ne var ki her sığınak aynı zamanda bir istikamet de belirlemektedir. Bir genç gününün büyük bölümünü nerede geçiriyorsa zamanla oranın diliyle konuşmaya, oranın değerleriyle düşünmeye başlar. Bu yüzden mesele birkaç saatlik kahve molasından çok daha derin, mesele gençliğin hangi iklimde nefes aldığıdır.

Mahalle ortamı insana komşuluğu, camiler kardeşliği, sokaklar birlik ve beraberliği, öğrenci evleri sorumluluğu, aynı dava etrafında yürümeyi öğretirdi. Bu mekânlarda gençler sadece vakit geçirmekle kalmaz, aynı zamanda bir dava, bir aidiyet ve bir hatıra biriktirirdi. Ne yazık ki hatıralar kafelerde biriktirilmiyor. Kafelerde çoğu zaman kalabalıklar içinde yalnızlaşan, tüketirken tükenen ve bir masadan diğerine savrulan bir sosyalleşme biçimi ortaya çıktı.

Elbette gençleri kafelerde oturdukları için eleştirmek kolaycılıktır. Asıl soru şudur: Gençler neden kendilerine ayrılmış görünen pek çok mekânda değil de kafelerde daha fazla vakit geçirmek istiyor? Eğer camiler, vakıflar, dernekler, hülasa gençlik çalışmaları yürüten bütün kurumlar, gençlere yalnızca nasihat eden, ne yapmaları gerektiğini söyleyen ve onları sözle yönlendirmeye çalışan yapılar olmaktan çıkabilirse; onlara değer veren, fikirlerini önemseyen, sorumluluk üstlenmelerine imkân tanıyan ve hayal kurabilecekleri, üretebilecekleri, hata yapıp yeniden başlayabilecekleri güvenli alanlar inşa edebilirse mesele zaten büyük ölçüde kendiliğinden değişecektir.

Çünkü gençler, kendilerine sürekli ne yapmaları gerektiği söylenen yerlerde değil, kendilerine güvenildiğini hissettikleri, söz sahibi olabildikleri ve ortaya koydukları emeğin kıymet gördüğü ortamlara aidiyet hissederler. Aidiyetin oluştuğu yerde sorumluluk, sorumluluğun olduğu yerde ise samimiyet ve istikrar yeşerir. O zaman bahse değer kurumlar yalnızca etkinlik düzenleyen kurumlar olmaktan çıkar; hayatlara dokunan, karakter inşa eden ve geleceği birlikte kuran mekteplere dönüşür.

*Bu yazı, GENÇ Dergisi'nin 238. sayısında "Mesele Kahve Değil, Mesele İklim!" adlı başlıkla yayınlanmıştır. (Temmuz 2026)

M. Fatih Özmen

M. Fatih ÖZMEN
M. Fatih ÖZMEN

Üniversite eğitimini İstanbul Medeniyet Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümünde tamamlayan M. Fatih Özmen yüksek lisans eğitimine Artuklu Üniversitesi’nde Ulusla ...

Yorum Yaz