ÇİN’İN ORTA ASYA ENERJİ POLİTİKALARI

0

Giriş

Bir ülkenin herhangi bir konudaki dış politikasını ve stratejisini ele alırken, öncelikle o ülkenin dış politikasının ana hatlarını belirleyen dış politikanın genel özelliklerini ele almak, ikinci olarak bölgesel düzeyde politikasının genel özelliklerini bilmek ve son olarak da stratejisi ve politikası belirlenecek konuyu bölgesel düzeyde ele almak yerinde olacaktır.

Bu yazı ile de Çin’in Orta Asya enerji politikaları bu kapsamda ele alınıp değerlendirilecektir.

Modern Çin’in Yeni Dış Politika

Çin’in dış politikası ele alınırken hiç kuşkusuz en önemli dönem 1976 Mao sonrası Çin yönetimini ele alan Deng Xiaoping dönemidir. Çünkü bu dönemde belirlenen kısa, orta ve uzun vadeli politikalarla Çin günümüz küresel yönetişimdeki yerini almıştır. Çin’in geleceği de yine bu dönemde belirlenmiş ana hatlar çerçevesinde izlenecek politikalarla belirlenecektir.

Deng Xiaoping’in güçlenmeye başladığı 1978 yılından itibaren temel hedef ekonomik kalkınma toplumsal refahın yükseltilmesi olmuştur. Bu çerçevede modern Çin’in kalkınması için 1980’de ana hatları ile 70 yıllık milli kalkınma stratejisi ortaya konulmuştur. Bu çerçevede dış politikası da kalkınma stratejisi doğrultusunda geliştirilmiştir. Soğuk savaş sonrası ortam ve Batılı ülkelerin ekonomik çıkarları bu politikalar için uygun zemini oluşturmuştur. 90’lı yılların sonunda yürütülen bu kalkınma stratejileri ile GSMH bir trilyon dolara ulaşmıştır.

2003 yılında ulusal kalkınma stratejisine uygun yeni dış politika stratejisini ortaya koymuştur: ”Büyük güçlerle yapılacak diplomasi anahtardır; çevre ülkelerle yapılacak diplomasi birincil ve gelişmekte olan ülkelerle yapılacak diplomasi ise temeldir”. Bu dış politika çerçevesinde çevre ülkelere verdiği önem açıktır ve Asya merkezli politikalar izlemektedir. Söz konusu bölgeler ise Kuzeydoğu Asya, Güneydoğu Asya ve Orta Asya olarak belirlenmiştir.

Genel olarak ise bu ekonomik kalkınma stratejisine hizmet eden üç önemli klişe vardır. Ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak. Çevre bölgenin barış ve istikrarını sağlamak. Çevre bölgede diyalog ve işbirliğini geliştirmek.

Çin’in Orta Asya’daki Çıkarları

1991 Sovyetler’in yıkılmasından sonra Çin’in Orta Asya tanımı ile Doğu Türkistan hariç beş Türki Cumhuriyeti kapsayan bölge kastedilmiştir. Orta Asya Çin’in jeopolitik, güvenlik ve ekonomik kalkınma hedeflerinin gerçekleşmesi açısından en önemli üç bölgeden biridir. Center fo Strategic and International  Studies’e göre Çin’in Orta Asya’ya yönelik dört büyük çıkarı vardır: Stratejik ve diplomatik çıkar, ulusal güvenlik çıkarı, sınır bölge güvenlik çıkarı ve enerji ve ticaret çıkarı.

Çin’in aslında bu dört büyük çıkarından ilk üçü son büyük çıkar doğrultusunda şekillenmektedir. Çünkü temelde belirlenen kalkınma stratejisi üretim ve ticaret ile ilerlemektedir. Üretim için ise devasa sanayisinin olmazsa olmazı enerjiye ihtiyacı vardır. Bu çerçeveden bakıldığında Çin’in Orta Asya’ya yönelik hamleleri de belirginlik kazanacaktır.

Petrol tüketiminde dışa bağımlılığı bugünde %50’nin üzerindedir. Bu bağlamda Orta Doğu, Afrika ve Rusya’dan petrol ithal eden Çin için ulusal güvenlik düzeyindeki enerji güvenliğini sağlamak ve petrol ithalindeki seçeneklerini çeşitlendirmek açısından Orta Asya petrol ve doğal gazı Çin’in geleceğini doğrudan ilgilendirmektedir.

Çin’in Orta Asya Enerji Politikaları

Çin’in enerjiye olan talebi 1978’de Deng Xiaoping’in başlattığı modern Çin’in kalkınması çerçevesinde yatırımların yoğunlaşması ile artmıştır. 90’lı yıllara kadar bu ihtiyacını kendi öz kaynaklarından sağlarken 90’lı yılların sonlarında petrol ithalatına 2000’li yılların başında da doğal gaz ithalatına başlamıştır. Bu bağlamda ortaya çıkan enerji güvenliği ve tedarikçi ülkelerin istikrarsızlığı sorunu Orta Asya enerji kaynaklarını Çin için hayati düzeye çıkarmıştır. Tüm süreçlerde doğal olarak Çin dış politikasını etkilemeye başlamıştır.

Çin’in Asya ile enerji ilişkileri temelde hayati öneme sahip üç önemli boru hattı üzerinde ilerlemektedir; Türkmenistan-Çin doğal gaz boru hattı, Kazakistan-Çin petrol boru hattı ve Özbekistan-Çin doğal gaz boru hattı.

Türkmenistan-Çin doğalgaz boru hattı Çin’in ithal ettiği gazın %81’ini karşılamaktadır. 2007’de imzalanan Çin-Türmenistan Güney Yolotan gaz anlaşması ile 2015 yılına kadar toplam ithalat 125 milyar metreküpe ulaşmıştır. Orta Asya-Çin Gaz Boru hattı anlaşması ile de 2021’den itibaren yıllık 65 milyar metreküp ithalat hedeflenmetedir.

Kazakistan-Çin petrol boru hattı ile de Çin ithal petrolünün %4’ünü karşılamaktadır. Ayrıca Kazak petrolünün %25’ini Çin kendisi üretmektedir. 2006 yılında tamamlanan ilk uluslararası petrol boru hattı ile 2008’de10 milyon ton, 2011’de 12 milyon ton, 2013’de 11.8 milyon ton tedarik edilmiştir. Yapılan ikili anlaşmalarla kapasitenin 20 milyon tona kadar arttırılması hedeflenmektedir.

Özbakistan-Çin doğal gaz boru hattı 2009 yılında tamamlanarak yıllık 10 milyar metreküp ithalat ile başlamıştır. 2011 yılında yapılan anlaşma ile 25 milyar metreküpe çıkarılmıştır. 2015 de Rusların gazı kısması ile mevcut ithalata 10 milyar daha eklenmiştir. Bununla birlikte üç yeni gaz yatağı için de 2015 50 milyon dolar yatırım yapılırken 2020 de 220 milyon dolar yatırım kararlaştırılmıştır.

Dünyanın ikinci büyük enerji tedarikçisi olan Rusya ile de önemli enerji ilişkileri mevcuttur. 1999’da 1.5 milyon ton petrol demir yolu ile Çin’e taşınmıştır. 2009’da imzalanan “krediye karşılık petrol” anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşma ile Rusya Çin’den 20 yıllığına 25 milyar dolarlık kredi alırken, karşılığında 2011-2030 yılları arasında Çin’e 15 milyon ton petrol satması öngörülmüştür.

Sonuç

Çin deniz güzergahlarının güvensizliği, Güney Doğu Asya’da adalar sorunu, ABD’nin  Orta Doğu’ya müdahalesi, Arap Baharı ile meydana gelen istikrarsızlıklar ve enerji rezervlerindeki yetersizlik den dolayı günden güne bölge ülkeleri ile ortaklığı derinleştirmekte, bölge ülkelerine bu bağlamda çeşitli yüklü miktarda krediler sağlamaktadır. Geliştirmekte olduğu bu ilişkilerle de Rusya’ya alternatif bir güç olarak bölge ülkelerinin karşısına çıkmaktadır.

Mehmet Fatih ARGIN

About Author

Mehmet Fatih ARGIN

Leave A Reply