AVRASYA’DA GÜNDEM – 3

0

Avrasya gündeminin değerli okuyucularımızın dikkatine ve ilgisine sunularak bölgesel konulardaki bilincin artırılması hedeflenen yazı serimizin üçüncüsü ile karşınızdayız.

Bu yazımızda 6 farklı ana konu bulunmaktadır.

  • TALİBAN VE AFGANİSTAN’DA DURUM
  • KAZAKİSTAN NÜFUS SAYIMI SONUÇLARI 
  • EBULFEZ ELÇİBEY’İN VEFATININ 21. YILI
  • ZELENSKY RÖPORTAJI VE MERKEL İLE GÖRÜŞME
  • RUSYA SAVUNMA SANAYİİ HAMLELERİ VE ABD YAPTIRIMI
  • ÖZBEKİSTAN: “ORTA VE GÜNEY ASYA: BÖLGESEL BAĞLANTISALLIK, SINAMALAR VE FIRSATLAR ULUSLARARASI KONFERANSI”
TALİBAN VE AFGANİSTAN’DA DURUM

Önceki gündem yazımızda belirttiğimiz üzere Taliban 15 Ağustos itibariyle Afganistan’da zaferini ilan etmiştir. Bundan sonraki süreç ise merakla beklenmektedir. Hikmetyar’ın mücadele arkadaşların Wazin’in de ifade ettiği gibi savaşmak ile yönetmek arasındaki farkın anlaşılması gerekmektedir. Taliban geldiği günden bu yana olumlu tavırlarıyla dikkat çekmektedir. Zaten çok kısa süre içerisinde Taliban Sözcüsü Zebihullah Mücahid tarafından Kabil’de yapılan basın açıklamasıyla da ulusal ve uluslararası kamuoyunu rahatlatacak demeçler verilmiştir.

Yapılan en önemli hamlelerden birisi ise daha önceki dönemlerde boy gösteren siyasi isimlerle toplanarak bir hükümet kurma girişiminin olduğunun ifade edilmesi olmuştur. Bu durum kapsamlı bir hükümet oluşturulması talebinde olan uluslararası camianın pozitif yaklaşımına sebep olmuştur. Demokratik bir sistem ümidi içinde olan Batı’ya ise ülkede hiçbir tabanı bulunmayan demokrasinin getirilmeyeceği tartışmasız bir şekilde sistemin şeriat hukuku çerçevesinde düzenleneceği ifade edilmiştir.

Yönetim süreci içerisinde teknik uzmanlığı olan kişilere ihtiyaç duyulacağı ifade edilerek uluslararası toplumdan bu konuda destek bekleyen Afganistan’da en büyük sınav, yetkin insan kapasitesine ulaşılması ve ekonomik gelişmenin sağlanması olacaktır. Daha önceki yönetimin en önemli sıkıntısı olan ekonomik gelişmişlik konusunda ise tüm ülkelerin desteklerinin beklendiği ifade edilmiştir. Daha geçen günlerde pilot eksiği konusunda duyuru yapan yönetim, Türkiye, Almanya ve İngiltere’de eğitim almış olan Afgan askerilerine ihtiyaçları olduğunu ifade ederek katılma çağrısında bulunmuştur.

Ekonomik kalkınmanın önemli olduğu dönemde ABD, Dünya Bankası ve İMF ise Afgan hükümetinin bankalarındaki rezervlerini dondurmuş, fonlara erişimini kısıtlamış ve yardımları kesmiştir. ABD “imparatorlukların mezarlığı” söylemiyle ayrıldığı Afganistan’da kaos olmaksızın bu sürecin gerçekleşmeyeceğini ifade etmiştir. Görünüşe bakılırsa kaosun çeşitli yollarla sürmesi istenmektedir. G7 ülkelerinin talebi doğrultusunda Kabil havalimanındaki görev süresini uzatabileceği söylenen ABD için Taliban tarafından yapılan “Gecikirseniz saldırı düzenleriz” açıklaması endişeye yol açmıştır.

En kısa sürede havalimanının tahliyesi talep edilmiştir. Yapılan açıklamalarda havalimanına saldırı düzenleneceği ve bunun DAEŞ’in Afganistan’daki kolu tarafından yapılacağı söylenmiştir. Her ne kadar genel af çerçevesinde DAEŞ’e bağlı bulunan hiçbir grup girmese de bu saldırının bir anda ortaya çıkması ve saldırı olmadan çok kısa süre önce ABD’nin bu konuda açıklama yapması ilginçtir. Bir gün sonrasında bombalı saldırıların gerçekleşmesi ABD’nin ana hatları aynı kalsa da bölgedeki planlarını da değiştirmiştir. Çin’in dibine Rusya’nın ise arka bahçesine bırakılan pimi çekilmiş bir bölge ‘yaratma’ amacının en büyük adımı atılmıştır. Ancak tüm dünya tarafından ABD desteklense de desteklenmese de “PES ARTIK” ifadesi kullanılmıştır.

Afganistan ile ilgili en önemli konu ise göç konusudur. Uluslararası kamuoyu tarafından endişe ile karşılanan göçlere ve güvenlik sorunlarına karşı AB tarafından Taliban ile çalışılması gerektiği ifade edilmiştir. Bunun bir tanıma olmayacağı ancak baş etmek için şart olduğunun altı çizilmiştir. Aynı zamanda ülkelerin kabul edecekleri Afgan sayısını artırmaları tavsiye edilmiştir. Bu durum Avrupa içinde de tartışmalara yol açmaktadır.

Her ne kadar yönetim genel af ilan etiğini açıklayıp herkesin geri dönebileceğini ve rahat bir şekilde hayatlarını sürdürebileceğini söylese de Taliban hakkında ortaya atılan provakatif söylemler ve Taliban’ın bir önceki tecrübesi insanların güvenme konusunda zamana ihtiyaçları olduğunu göstermektedir. Bu provakatif söylemlere Wikileaks tarafından 2010 yılında yayınlanan belge de eklenmektedir. Belgeye göre CIA’in “Sorun Çözmeye Yönelik Kırmızı Oda” isimli alt yapılanması ABD meşruiyetinin azaldığı noktada Taliban’ın kadınlara kötü davrandığı haberlerini yayma görevini üstlenmiştir. Son zamanlarda yapılan kadın hakları vurgusunun da bu yönde yapıldığı düşünülmektedir.

Yönetimi tanıma hususunda ülkelerin çekinceleri ve agresif tavırları devam etmektedir. Bu bağlamda Afgan politikacı Wazin yeni hükümeti tanımamanın aynı zamanda Afgan halkını da göz ardı etmek olduğunu belirterek Taliban’ın diğer aktörlerle olan iş birliğinin istikrarı getirebileceğini ifade etmiştir. Taliban’ın değişimine ve kazandığı politik tecrübeye de değinen Wazin, özellikle nesiller arası farklılıktan bahsetmiş ve artık farklı bir çağda olduğumuzu da belirtmiştir. Taliban’ın bu değişkenleri hesaba katacağının altını çizerek Taliban’ın esnek, zeki ve itidalli olma gayreti göstermesi gerektiğini vurgulamıştır.

Ülkede hala belli bölgelerde çatışma devam ederken özellikle Pençşir bölgesinde nasıl bir politika izleneceği merak edilmektedir. Ahmed Şah Mesud daha önce bölgeyi savunabilmeyi başarmıştır. Tacikistan’dan yardım aldığı iddia edilen oğlu Ahmed Mesud ise yerel grupların başında bulunduğunu ifade etmiştir. Merkezi bir sistemin 100 yıldan daha fazla süredir oluşmadığını söyleyen Mesud bölgede istikrarın sağlanması gerektiğini ve Taliban ile görüşmeye hazır olduklarını söylemiş ancak silahla dayatılan bir süreci kabul etmeyeceklerini aşırılık yanlısı olan bir Afgan hükümetine karşı olacaklarının da altını çizmiştir.

Ahmed Mesud’un bu ifadeleri sonrasında Taliban’ın takınacağı tavır önem arz etmektedir. Mesud güçlerinin her ne kadar siyasi ve askeri olarak Taliban’a karşı koyacak gücü olmasa da çatışma olması halinde ülkede bastırılmış grupların ayaklanma ihtimali söz konusudur. Mesud’un bu durumu bilerek hareket ettiği ve kurulacak hükümette yer almak istediği düşünülmektedir. Bundan dolayı ülkede üniter bir yapı isteyen ve önceki hatalarından ders alan Taliban, başlangıçta barışçıl şekilde Mesud ile görüşecek aksi durumda askeri müdahalede bulunacaktır.

Türkiye, Afganistan’da şu ana kadar Taliban’ın verdiği mesajları olumlu karşıladığını ifade etmiştir. Aynı zamanda ekonomik olarak kardeş Afganistan halkının destekleneceği de söylenmiştir. Kabil havalimanındaki varlığı ile dikkat çeken ve buradaki aktif göreviyle NATO dahil olmak üzere batı ülkelerinin desteğini de alan Türkiye, havalimanı güvenliğini desteğe gelen Azerbaycan askerileriyle beraber sürdürmüştür. Açıklamalarda dünya ile bağlantısını sürdürebileceği havalimanında Afganistan istemezse durmayacaklarını ancak istedikleri takdirde güvenlik ve işletilmesini sağlayacakları ifade edilmiştir. Daha sonrasında Taliban tarafından yapılan açıklamada Türkiye’nin havalimanında askeri olarak bulunmasının talep edilmemesi üzerine askerlerimiz çekilmiştir.

Bombalama olayları sonrasında açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Taliban’ın havalimanı işletmesi konusunda Türkiye’ye talepte bulunduğunu ancak güvenliği Taliban’ın sağlamak istediğini ifade etmiştir. Beklemede olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, her ülke gibi süreçte nasıl bir yol izlenmesi gerektiği noktasında endişelerini azaltmak istemektedir.

Bölge güçleriyle de iletişim gerçekleştiren Türkiye, Rusya ile görüşerek bölgesel konularda yapılabilecek iş birlikleri üzerinde de durmuştur. Göç konusundaki hassasiyeti bilinen Türkiye’nin daha fazla göç alabilecek kapasitesi olmadığı vurgulanarak Afganistan ve İran’ın ciddi önlemler alması gerektiğini ifade etmiştir. Bu kapsamda Avrupa ile de görüşmeleri sürdürmektedir. Afganistan için hem Avrupa hem de bölge ülkeleriyle geliştirebileceği ilişkiler potansiyeli açısından Türkiye’nin önemi büyüktür.

Afganistan’daki tüm grupların diyaloğundan yana olan Rusya ise durumun bölgesel hatta küresel bir boyut kazandığını bundan dolayı bu meselede Moskova Formatı’nın aktif hale getirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Rusya için durumun halihazırda olumlu olduğu ancak Taliban’ı tanımak için aceleleri olmadığı, kendilerini ispat etmeleri gerektiği belirtilmiştir. Aynı zamanda Eşref Gani hükümetinin istenmediğine de değinen Rusya Taliban’ın medeni şekilde davranacağına dair bilgiler aldıklarını da ifade etmişlerdir. ABD’nin çekilmesini kendi lehine kullanabilen ülkelerden birisi olan Rusya KGAÖ çerçevesinde etkinliğini artırmış hatta 2020’den beridir silah sevk ettiği Ermenistan ordusunun modernizasyonu ile ilgili süreçte iş birliği yapacağını da belirtmiştir. En net ifadeyle Afganistan’daki savaşın galibi ‘Rus Savunma Sanayi’ olmuştur.

Uluslararası ilişkiler uzmanlarının yorumları çerçevesinde ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinden en fazla yararlanan ülke olan Çin, Rusya ile olan iş birliğinin daha da fazla artması gerektiğini vurgulamıştır. Lityum maden rezervleriyle dikkat çeken Afganistan, yeşil enerji geliştirme programlarını devreye sokan Çin için biçilmiş kaftan olarak görülmektedir. Taliban ile barışçıl bir politika izlemeye kararlı olan Çin, Taliban tarafından da Afganistan’ın yeniden inşasından büyük bir rol oynayabilecek ülkelerden birisi olarak adlandırılmıştır. Çin için en büyük tehlikelerden birisi ise Doğu Türkistan üzerinde Taliban’ın etkisi olacaktır. Taliban her ne kadar başlangıçta iç siyasete ve kalkınmaya yönelecekse de süreçte ilgileneceği konulardan birisi bu olacaktır.

Afganistan ile sınıra sahip olan ve Avrupa’ya göç akışının ilk durağı olan İran ise kaçan mültecileri evine gönderme kararı almıştır. BMMYK verilerine göre 800 bini kayıtlı olmak üzere 3 milyon Afgan vatandaşına ev sahipliği yapan ülkede 1,5 milyona yakın kaçak Afgan olduğu bildirilmektedir. Mültecileri Avrupa’ya karşı pazarlık ve tehdit unsuru olarak da kullanan İran, Avrupa ülkelerinin mülteciler konusunda üzerine düşen görevi yapması gerektiğini vurgulamaktadır. Taliban ile belirsiz bir ilişkiye sahip olan İran’ın geçmiş tecrübeleri göz önüne alındığında Taliban’a karşı çekimser ve hatta düşmanca yaklaşması anlaşılabilmektedir. Ancak İran’da Taliban’ın kendisini yenilediğinin ve Afganistan’ın ayrılmaz bir parçası olduğunun farkındadır.

KAZAKİSTAN NÜFUS SAYIMI SONUÇLARI AÇIKLANDI

Kazakistan’da 2020 yılında yapılan nüfus sayımının sonuçları açıklanmıştır. Sonuçlar incelendiğinde Kazak nüfusun oranının ülke çapında arttığı gözlemlenmiştir. Müslüman olan kesimin yoğunluğu da artmıştır. Özellikle Kazakistan’ın kuzeyinde yoğun olarak yaşayan Rus nüfusundan dolayı Rusya’ya bağlanması bile gündeme gelen kuzey bölgelerinde de ilk defa Kazak nüfusun oranı daha fazla çıkmıştır. Kazak yönetim organları tarafından nüfus artırma politikasının işe yaradığı görülmüştür. Doğum oranı %3,13 olan ülkede doğurganlık Müslüman nüfusta daha fazladır. Sonuç olarak Müslümanların oranı %74,6’ta yükselirken Hristiyanların oranı azımsanmayacak derecede yüksek olan %20,5’e düşmüştür. Ülkenin toplam nüfusu ise 18.631.779 olarak hesaplanmıştır.

Doğum oranı %3,13 olan ülkede doğurganlık Müslüman nüfusta daha fazladır. Sonuç olarak Müslümanların oranı %74,6’ta yükselirken Hristiyanların oranı azımsanmayacak derecede yüksek olan %20,5’e düşmüştür.

EBULFEZ ELÇİBEY’İN VEFATININ 21. YILI

Azerbaycan’ın bağımsız olma sürecinin öncü isimleri arasında yer alan ve Türk dünyasında saygıyla anılan Elçibey’in bu sene 21. ölüm yıldönümü anılmıştır. 1938 yılında Nahcivan’da doğan Elçibey 1970’li yıllarda bağımsızlık mücadelesine başlamıştır. SSCB karşıtı propaganda faaliyetleri KGB tarafından mercek altına alınmış ve kısa süre sonra tutuklanarak siyasi tutuklu olarak yaklaşık 2 yıllık hapis hayatı yaşamıştır.

Hapisten çıktıktan sonra 1988 yılında SSCB karşıtı halk hareketleri başlamış ve Elçibey bu hareketin önderlerinden birisi olarak mücadeleye devam etmiştir. Kısa süre sonra da Azerbaycan Halk Cephesi Partisi’nin (AHCP) başına geçerek siyasi hayatına da başlamıştır.

SSCB’nin dağılmasının ardından 1991 yılında bağımsızlığını resmen ilan eden Azerbaycan’ın 1992 yılında halkın %60,9 oyuyla cumhurbaşkanı seçilmiştir. İlk yurtdışı seyahatini Türkiye’ye gerçekleştiren Elçibey, Orta Asya devletlerinin son dönemlerde gerçekleştirmeye çalıştıkları alfabe devrimini ilk göreve geldiği zaman gerçekleştirmiştir. Türkiye’ye yakınlaşma politikası güden Elçibey, 1993 yılında Suret Hüseynov tarafından Gence’de çıkartılan isyan dolayısıyla görevini bırakmıştır. Siyasi hayatına devam eden Elçibey, Aliyev’e karşı sert demeçleriyle de bilinmektedir. 22 Ağustos 2000 yılında, 62 yaşında vefat etmiştir.

ZELENSKY RÖPORTAJI VE MERKEL İLE GÖRÜŞME

Ukrayna devlet başkanı Vladimir Zelensky “Украинская правда” yayınında röportaj gerçekleştirmiştir. Önemli konulara değinen Zelensky ilk olarak Kırım Platformu ile ilgili açıklamalarda bulunmuştur. Platformun anlık olarak sürekli çalışma yürüteceğini söyleyen Zelensky başta insani konular olmak üzere önemli konuların hepsiyle ilgileneceğini ifade etmiştir. Kırım’ın Ukrayna zamanında parlayan bir inci gibi değil, silahlanmadaki artışla militarize edilmiş bir yarımada olduğunu belirtmiştir. Kırım platformuna katılma konusunda çoğu ülkenin Rusya’dan korktuğu için çekimser kaldığını belirten Zelensky, artık çanların çalınması gerektiğini söylemiştir.

Halihazırda Kırım Platformu’na farklı temsil seviyelerinde katılacak ülkeler ise; Letonya, Litvanya, Estonya, Polonya, Slovakya, Macaristan, Moldova, Slovenya, Finlandiya, Gürcistan, Romanya, Hırvatistan ve İsveç başbakanları; İsviçre ve Çek Cumhuriyeti, Türkiye, Fransa, Almanya, İspanya, İtalya, Belçika, Avusturya, Hollanda, Lüksemburg, İrlanda, Danimarka, Bulgaristan, Karadağ, Kuzey Makedonya, Norveç, Dışişleri Bakanlığı, Büyük Britanya, Portekiz, ABD, Yeni Zelanda, Malta, Japonya, Avustralya, GKRY, Kanada ve Yunanistan’dır.

Kırım ile ilgili röportajda değindiği bir diğer konu ise siyasi mahkumların durumudur. Daha önce Rus güvenlik güçleri tarafından yapılan baskınlarda Eskender Süleymanov, Ayder Cepparov, Riza Omerov, Enver Omerov, Ruslan Mesutov, Lenur Halilov, Ruslan Nagayev, Eldar Kantemirov ve Eskender Omerov gibi birçok isim gözaltına alınmıştır. Geçtiğimiz günlerde ise Hizb-ut Tahrir Davası çerçevesinde Lenur Halilov, Ruslan Nagayev, Ruslan Mesutov ve Eldar Kantimirov tutuklanmış ve toplam 61 yıl hapis cezası verilmiştir.

Zelensky, Rusya’nın sindirme politikalarına devam ettiğini Rusya’nın bir kez daha insan haklarını ihlal ettiğini belirtmiştir. Röportajda ise çoğunluğunun Kırım Tatarları’ndan oluştuğu siyasi tutsaklar konusunun en önemli konu olduğu belirtmiştir. Ombudsmanların bu konu üzerinde çalıştığına dikkat çeken Zelenksy, Rusya ile doğrudan müzakere dışında başka çıkış yolu olmadığını ancak Kırım Platformu aracılığı ile alternatif çözümler üretilebileceğini ifade etmiştir. Bu noktada her türlü takası da yapabileceklerinin altı çizilmiştir.

Merkel’in ülke ziyaretleri kapsamındaki duraklarından ikisi Ukrayna ve Rusya olmuştur. Putin ile görüşmeden önce Zelensky’i ziyaret eden Merkel, Ukrayna’daki reformlar, Minsk anlaşmalarının uygulanması, güvenlik, ekonomi ve ikili iş birliği hakkında görüşmüştür.

Görüşmelerin ana konularından ilki Ukrayna’nı doğusundaki durumun çözülmesi olmuştur. Zelensky Ukrayna’da 2014 yılında yaşanan savaş sonrası asi devlet statüsünde olan Donetsk ve Luhansk Halk Cumhuriyeti ile ilgili meselelerin Normandiya Formatı çerçevesinde çözülmesini umduğunu belirtmiştir. Aynı minvalde görüşlerini beyan eden Merkel, Zelensky ile Kuzey Akımı 2 garantileri ve güvenliği konusunu da konuşmuştur. (Kuzey Akımı 2 ile ilgili karar için “AVRASYA’DA GÜNDEM- 1” yazısına tıklayınız.) Bu konuda Merkel Putin’den de Rusya ve Ukrayna arasındaki transit gaz geçişi ile ilgili anlaşmanın uzatılmasını talep etmiştir. Bu talep Rusya tarafından da olumlu karşılanarak AB’nin ihtiyaçlarına bağlı olarak hacim ve şartların düzenleneceği ifade edilmiştir.

Donets ve Luhansk Halk Cumhuriyetleri’nde ise iki grubun birleşmesi konuşulmaktadır. İki tarafın liderleri uzun zamandır birleşmeye olumlu bakmaktadır. 2015 yılında ateşkes imzalanmış olmasına rağmen sorun dondurulmuş bir kriz olarak devam etmektedir.

RUSYA SAVUNMA SANAYİİ HAMLELERİ VE ABD YAPTIRIMI

ABD geçtiğimiz günlerde 1991 tarihli Kimyasal ve Biyolojik Silahların Kontrolü ve Savaşın Önlenmesi Yasası (CBW Yasası) kapsamında yasak olan “Novichok Gazı”nın Rusya tarafından kullanılmasından ötürü ikinci yaptırım paketini açıklamıştır. Pakette bazı ateşli silah türleri ve mühimmatının ithalatı ile nükleer ve füze ürünlerinin ihracatına kısıtlama getirilmiştir.

ABD’nin bu hamlesinin yanında Zapad-2021 stratejik tatbikatlarına 200 bin asker ve 760 adede kadar askeri teçhizat Belarus’ta devam edecek olan Rusya ise savunma alanındaki çalışmalarına devam etmektedir. Bu gündemde özellikle İHA ve SİHA ile ilgili başlıklar dikkatinizi çekecektir. Çağdaş teknolojilerle karşılaştırıldığında İHA ve SİHA teknolojilerinde çok fazla kendini geliştirmemiş olan Rusya’nın son dönemde bu sistemler üzerine çalışmalar yaptığı görülmektedir. Bu gelişmelerle birlikte yapılan çalışmalar ise şu şekildedir:

  • İlk deniz kamikaze dronu üzerinde çalışan Rusya, çok fazla bilgi vermediği ürünle alakalı olarak 80-130 km aralığında hıza ulaşacağını, havada devriye gezerek hedef tespiti yapacağını ve saldırı kapasitesinin olacağını söylemiştir.
  • Geçtiğimiz günlerde yapılan açıklamalarda Altius ve Orion İHA sistemlerinin tanıtımı da yapılmıştır. Rusya’nın en ağır İHA sistemi olarak bilinen Altiusların 6 tonluk kalkış ağırlığına ve 1 tonluk faydalı yük kapasitesine sahip olduğu bilinmektedir. Bundan önceki serisi olan Altius-M için yaklaşık 50 milyon dolar harcanmış ve daha sonra yetersiz kaynaktan dolayı sonlandırılmıştır. Rusya tarafından önemsenen bir diğer proje ise Orion SİHA sistemidir. Kronstadt ve RF Savunma Bakanlığı tarafından ortak olarak üretilen bu sistemin en önemli özelliği yöneltilen füzelere karşı savunma kabiliyetinin olmasıdır. Maksimum kalkış ağırlığı 1150 kg olan saatte 200 km hıza sahip olduğu ve 7 km’lik bir irtifa ile uçuş gerçekleştirebildiği ifade edilmektedir. Maksimum havada kalma süresi 24 saat olan bu sistem MALE sınıfı içinde yer almaktadır.
  • Rus keskin nişancılar için drone sistemi üzerinde çalışılmaktadır. Düşman kuvvetlerinde kilometrelerce öteden tespit etmeye yarayacak olan bu sistemlerin gözlem ve keşif amacıyla kullanılması ve küçük mühimmatlarla donatılması planlanmaktadır. Sessiz çalışması ve gökyüzünde ayırt edilemeyecek bir şekilde olacağı öngörülmektedir.
  • Kalashnikov Army-2021 Uluslararası Askeri-Teknik Forumu’nda yeni prototipi olan PPK-20’yi tanıtmıştır. 9 mm hafif makinalı tüfek olan PPK-20 özel kuvvetlerden kolluk kuvvetlerine kadar tüm ordu personeli tarafından kullanılabileceği ifade edilen silahın ihracat potansiyelinin de çok yüksek olduğu belirtilmiştir.
  • Zaşita sistemi Rusya’nın keşif ve gözetleme operasyonlarında kullanacağı yeni sistemi olarak tanıtılmıştır. Radarlar tarafından görülmediği ifade edilen dronun bölgesine izinsiz giriş yapan droneları hedef alarak ortadan kaldırma kabiliyeti olduğu ifade edilmektedir. SERP alt sistemi sayesinde düşman droneların kontrol panelini bulma ve iletişimi kesme yeteneği olduğu söylenmiştir.
  • Army-2021 fuarında Suudi Arabistan ile Rusya arasında savunma iş birliği anlaşması imzalanmıştır. Anlaşmanın detaylarıyla ilgili bilgi resmi kanallardan verilmese bile Suudi Arabistan’ın S-400 ve Su-35 sistemleriyle ilgilendiği konusunda iddialar bulunmaktadır. Fuarda Rusya 27 farklı savunma firmasıyla yaklaşık 7 milyar dolarlık 41 farklı sözleşme imzalamıştır.
ÖZBEKİSTAN: “ORTA VE GÜNEY ASYA: BÖLGESEL BAĞLANTISALLIK, SINAMALAR VE FIRSATLAR ULUSLARARASI KONFERANSI”

Geçtiğimiz günlerde düzenlenen konferans Özbekistan için birçok şeyi ifade etmektedir. Öncelikle Kerimov sonrası değişen Mirziyoyev dönemi aktif liberal politikalarının etkinliği, Özbekistan dış politika yaklaşımının değişikliği ve Özbekistan’ın bölgesel etkinlik konusunda aktif rol almaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Genel olarak bölgesel iş birliği hakkında olan konferansın ana başlıkları şu şekilde olmuştur.

  • Orta Asya ve Güney Asya’daki ülkelerin komşu ülkelerle olan ilişkilerine önem vermesi
  • İstikrarlı ticaret, ulaşım ve iletişim ağları kurulması gerekliliği,
  • Afganistan’da meydana gelen dönüşüm süreci ve toplumsal uzlaşı
  • Bölgesel güvenlik ve istikrarın sağlanması

Bu bağlamda yapılması gerekenleri ve önerilerini de şu şekilde sıralamıştır.

  • Karşılıklı olarak yatırım koşullarının iyileştirilmesi ve artırılması gerekmektedir. Aynı zamanda geçmişte olduğu gibi “Jirga, vasi mushavarat ve sabha” gibi güncel konuları görüşmek üzere yıllık bölgelerarası kongreler düzenlenmelidir. Bu şekilde diyaloglar geliştirilerek ekonomik program ve projeler geliştirilebilir. Ayrıca “Ekonomik İş Birliği Anlaşması” imzalayarak bölgesel iş birliğini artırmak.
  • Güvenli ve verimli bir ulaşım ve lojistik altyapısı oluşturulmalıdır. Orta Asya ve Güney Asya arasındaki en kısa yol olan ve malların bekleme süresiyle nakliyat masraflarını oldukça azaltan Termez-Peşaver arasındaki demiryolu ağı gibi ülkeleri birbirine bağlayan sınır ötesi demiryollarının işletmeye alarak bölgesel ekonomik kalkınmayı sağlamak. (Sunulan projelerin Bir Kuşak Bir Yol projesiyle uyumunu da ifade etmiştir.)
  • Afganistan yeni bir dönemeçtedir. Bu bağlamda uzun süredir bölgede var olan çatışmanın dinmesi için uluslararası toplumun da desteği gerekmektedir. Afganistan’ın bölgesel süreçlere entegrasyonu için de bu durum önemlidir.
  • Bölgesel güvenlik ve istikrar sağlanmalıdır. Bu bağlamda oluşacak ortak zorluklar ve tehditlerle mücadele edilmelidir. Bu bağlamda ilk adım olarak BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi katılımıyla “Uyuşturucuyla Mücadele Eylem Ortak Planı” önerilmektedir.
  • Yeşil bir ekonominin oluşumu sağlanarak çevre sorunları önlenmelidir. Bu durum, endüstriyel ve demografik olarak büyüyen bu iki bölgeyi ilgilendirmektedir. Örnek olarak Aral Gölü’nün durumu olumsuz etkilerin en açık örneğidir.
  • İki bölge arasındaki turizm potansiyeli artırılmalıdır. Hac turizmine olan artan ilgi göz önüne alınmalıdır ve “yeni koşullarda turizm” çerçevesinde aşı sertifikası gibi önlemlerin alınarak karşılıklı olarak tanınması gerekmektedir.
  • Bilimsel ve kültürel olarak karşılıklı çalışmaların gelişmesi gerekmektedir. Bu kapsamda Özbekistan Termez’de “Orta ve Güney Asya’nın Tarihi Mirası” konulu forum düzenlenmesi önerilmektedir. Gençlerin birbirleriyle olan etkileşimleri, eğitim, bilim, kültür ve spor alanlarında ortak aktiviteleri önemlidir. Bundan dolayı gençlerle ilgili konulardaki aktif iş birliğinin sağlanması hususunda “Orta ve Güney Asya Gençlik Konseyi” gerekmektedir.,
  • Bilim, teknoloji ve inovasyon alanında yapılan çalışmalar ülkelerin hızlı kalkınmasında rol oynamaktadır. Bu bağlamda bilimsel çalışmalar için daha rahat bir vize rejimi ile üniversiteler ve araştırma merkezleri arasında işbirliğinin geliştirilmesi için online platformlar oluşturulması gerekmektedir.

Tüm konuşulanlar çerçevesinde Taşkent’te Orta Asya Uluslararası Enstitüsü’nün açılacağı ifade edilmiştir. Bu merkez altında ülkelerin tanınmış bilim insanlarının bir araya gelerek “Uzmanlar Konseyi” kurmaları önerilmiştir.  Ayrıca konferansın sonuçlarının da bölgelerarası ilişkilerin güçlendirilmesi noktasında özel bir taslak olarak hazırlanarak BM Genel Kurulu’na sunulması da önerilere eklenmiştir.

About Author

İbn Haldun Üniversitesi (MA) I Rusya ve Orta Asya Araştırmaları [email protected] İLİM ''MEDENİYET''TİR.

Leave A Reply