İlim ve Medeniyet
Yeni Nesil Sosyal Bilimler Platformu
Giriş
Son yıllarda sosyal medyada, özellikle kısa video platformlarında Cemal Abdülnasır, Saddam Hüseyin, Hafız ve Beşar Esed ya da Muammer Kaddafi gibi isimlerin gençler arasında yeniden görünür hâle geldiği dikkat çekmektedir. Bu figürler çoğu zaman tarihsel bağlamlarından koparılmış biçimde; “dik duran lider”, “Batı’ya meydan okuyan figür” ya da “güçlü devlet adamı” imajları üzerinden bir kimlik tipine dönüştürülmektedir. Genç kullanıcılar için bu liderler yalnızca geçmişe ait siyasi aktörler değil, aynı zamanda günümüz dünyasında, özellikle siyasette, cazibesi artan güç, netlik ve meydan okuma duygusunun sembolleri hâline gelmektedir.
Bu ilginin merkezinde yer alan düşünsel arka plan ise Arap sosyalizminin temel fikirlerinden ziyade bu fikirlerin savunucusu ve temsilcisi konumundaki liderlerin siyasi üsluplarının, günümüz dünya siyasetinde daha çok karşılık bulan sert politik üslup ile örtüşmesiyle ilişkilendirilebilir. 20. yüzyılın ortalarında Arap dünyasında ortaya çıkan Arap Sosyalizmi; anti-emperyalizm, ulusal bağımsızlık, toplumsal adalet ve güçlü devlet vurgusunu bir araya getirmiştir. Bugün gençlerde sempati uyandıran şey, çoğu zaman bu ideolojinin ayrıntılı içeriğinden ziyade, onun temsilcisi olan karizmatik liderlerin sert üslubu ve meydan okuyan siyaset tarzıdır. Bu nedenle Arap sosyalizmini ve onu hayata geçiren siyasi hareketleri kısaca tarihsel bağlamlarıyla ele almak, günümüzdeki bu ilginin nedenlerini anlamak açısından önemlidir.
Arap Sosyalizmini Yürütmüş Olan Siyasi Hareketler
Arap sosyalizmi tek tip bir ideoloji değildir; farklı ülkelerde, farklı tarihsel koşullar altında şekillenmiş çeşitli siyasal deneyimleri kapsar. Bu deneyimlerin ortak noktası, sömürgecilik sonrası dönemde ulusal egemenliği tesis etme ve toplumu yukarıdan dönüştürme iddiasıdır.
Mısır’da Nasırcılık, Arap sosyalizminin en erken ve en etkili örneklerinden biridir. Cemal Abdülnasır liderliğinde şekillenen bu çizgi, 1952 Hür Subaylar darbesi sonrasında kurumsallaşmış, Arap Sosyalist Birliği aracılığıyla tek partiye dayalı bir sistem kurulmuştur. Nasırcılık; Süveyş Krizi’nde Batı’ya meydan okuyan tutumuyla, kamulaştırmalar ve devletçi ekonomi politikalarıyla geniş kitlelerde güçlü bir karşılık bulmuştur. Arap birliği fikri, bu dönemde ilk kez somut bir siyasal proje olarak gündeme gelmiştir.
Baasçılık ise Arap sosyalizminin en uzun soluklu ve en tartışmalı çizgilerinden biridir. Michel Eflak ve Salahaddin el-Bitar tarafından geliştirilen Baas ideolojisi, “birlik, özgürlük ve sosyalizm” sloganı etrafında Arap ulusunu yeniden diriltmeyi hedeflemiştir. Ancak Baasçılık, Suriye ve Irak’ta farklı yönlere evrilmiştir. Irak’ta Saddam Hüseyin döneminde Baas Partisi, aşırı merkeziyetçi ve güvenlikçi bir devlet yapısıyla özdeşleşmiş; Suriye’de ise Hafız Esed ve ardından Beşar Esed yönetiminde ordu ve istihbarat aygıtlarıyla iç içe geçmiş bir iktidar modeli ortaya çıkmıştır. Her iki örnekte de Baasçılık, ideolojik bir programdan çok güçlü liderliğe dayalı bir rejim pratiğiyle hatırlanır hâle gelmiştir.
Cezayir’de ulusal kurtuluş sosyalizmi, Fransa’ya karşı yürütülen uzun ve yıkıcı bir bağımsızlık savaşı sonrasında ortaya çıkmıştır. Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN), sosyalizmi daha çok anti-emperyalist ve ulusalcı bir çerçevede ele almış; devlet öncülüğünde kalkınma ve ulusal birliğin korunması öncelikli hedefler olmuştur. Bu modelde sosyalizm, ideolojik saflıktan ziyade bağımsızlık mücadelesinin devamı olarak görülmüştür.
Libya’da Muammer Kaddafi’nin kurduğu sistem ise Arap sosyalizminin en özgün ve en kişisel yorumlarından biridir. Resmî bir siyasi partiye dayanmayan bu yapı, Kaddafi’nin ortaya attığı Üçüncü Evrensel Teori ve “Yeşil Kitap” ideolojisi etrafında şekillenmiştir. Parlamenter demokrasiyi ve klasik sosyalizmi reddeden bu model, “halk komiteleri” aracılığıyla doğrudan yönetim iddiası taşımış; pratikte ise lider merkezli bir sistem olarak işlemiştir.
Güney Yemen’de iktidara gelen Yemen Sosyalist Partisi, Arap dünyasında Marksist-Leninist çizgiyi en açık biçimde benimseyen tek örnek olmuştur. Abdul Fettah İsmail ve Ali Nasır Muhammed liderliğindeki bu yapı, Sovyetler Birliği ile tam ittifak içinde hareket etmiş, sınıf temelli bir sosyalizm anlayışını uygulamaya çalışmıştır. Bu yönüyle Arap sosyalizmi içinde istisnai bir yere sahiptir.
Bunların dışında Lübnan ve Ürdün’de faaliyet gösteren Arap Sosyalist Partisi, George Habaş’ın öncülüğünü yaptığı Arap Milliyetçi Hareketi ve onun devamı niteliğindeki Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) de Arap sosyalizminin farklı tonlarını temsil etmiştir. Özellikle FHKC, Arap milliyetçiliği ile Marksizmi birleştiren çizgisiyle Filistin mücadelesi içinde önemli bir rol oynamıştır.
Bu hareketlerin tamamı, farklı yöntemlerle de olsa güçlü devlet, anti-emperyalizm ve toplumsal eşitlik iddiasını merkeze almış; karizmatik lider figürleri etrafında kitle mobilizasyonu sağlamıştır.
Gençlerde Sempatik ve Cazip Karşılanmasına Dair Bir Yorum
Arap sosyalist liderlerin bugün gençler arasında yeniden ilgi görmesinin temelinde, büyük ölçüde bu liderlerin sert üslupları, net düşman tanımları ve uzlaşmaz siyaset tarzları yatmaktadır. Günümüz dünyasında belirsizliklerin arttığı, ekonomik eşitsizliklerin derinleştiği ve geleneksel siyasal aktörlerin güven kaybettiği bir ortamda, “güçlü lider” imajı gençler için cazip bir alternatif hâline gelmektedir.
Bu noktada küresel ölçekte yükselen aşırı sağ akımlar da göz ardı edilemez. Avrupa’da ve dünyanın farklı bölgelerinde gençler arasında karşılık bulan bu hareketler, benzer biçimde sert söylem, otorite vurgusu ve “biz ve onlar” ayrımı üzerinden güç kazanmaktadır. Arap sosyalist liderlere yönelik sempatinin, ideolojik olarak sol bir içeriğe dayanmasından ziyade, bu liderlerin otoriter ve meydan okuyan tarzlarına yöneldiği görülmektedir. Bu durum, gençlerin siyasette başarıyı çoğu zaman demokratik süreçlerden ziyade kararlılık, güç ve çatışma kapasitesi üzerinden okumaya başladıklarının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Arap sosyalist liderlere duyulan ilgi, bu anlamda, günümüz siyasetinde aşırı uçların neden gençler arasında karşılık bulabildiğini anlamak için kayda değer bir veri sunmaktadır.
Dolayısıyla mesele yalnızca Arap sosyalizmi ya da Ortadoğu tarihi değildir. Asıl mesele, gençlerin günümüz dünyasında hangi siyasal tarzları “etkili” ve “cazip” bulduklarıdır. Bu bağlamda Arap sosyalist liderlere yönelik sempati, ideolojilerden çok, çağımızın sertleşen siyaset diline dair önemli ipuçları vermektedir.
Edip Taha Fındık
Yorum Yaz