İlim ve Medeniyet

RİSK VE TEDBİR ÜZERİNE SATRANÇLA BİRLİKTE BİR İNCELEME

Risk TDK’ye göre zarara uğrama tehlikesi olarak tanımlanıyor. Tedbir kelimesi de önlem ve hazırlık olarak karşımıza çıkıyor. Bu yazımda bu iki kavram üzerinden giderek ve bazı durumları, satranç hamlelerinin tahta notasyonları ve diagramı ile örneklendirerek, bu soyut kavramları anlatmaya ve neden bu kavramları seçtiğimi açıklamaya çalışacağım. Tabi bu anlatacaklarım başta ekonomik göstergeleri okumada veyahut da ilgi alanınıza giren herhangi bir konuda bakış açınızı değiştirmekte fayda sağlamaya çalışmak için olacak. En azından deneyeceğim diyelim.

Risk kavramını herhangi birimiz açıklayacak olsaydık muhtemelen TDK’nin tanımındaki “zarara uğrama” ifadesini kullanmazdık. Belki onun yerine kazanmak için ortaya konulan çaba daha akla yakın gelebilirdi. Peki bu es geçilen zarara uğrama ifadesi es geçilmeyi hak edecek bir kavram mıdır? İşte burada Satrançtaki legal matından bahsetmek istiyorum. Burada mümkünse önünüze bir satranç tahtası alın ve hamleleri yaparak bu örneklendirmeye ayak uydurun.

Başlıyoruz. Beyazlar e4 hamlesiyle oyuna başlar. Beyazların bu hamlesine karşılık siyahlar en yaygın karşılık olan e5 hamlesiyle cevap verecektir. Sıra beyazlarda at f3 oynanır. Siyahların cevabı ise d6 hamlesi. Peki beyazlar ne yapacak henüz risk alacak bir pozisyon oluşmadı risk alacağı vakte kadar gelişimini sürdürmeye karar veriyor ve at c3 ile pozisyon oluşmaya devam ediyor. Sıra siyahlarda, siyahlar f3 deki atın açmazda olmasından faydalanmak için beyaz filini hemen g4 karesine getirerek rakibin vezirini açmaza aldı(mı?). İşte tam bu noktada beyazın aklına muhteşem bir fikir geliyor: Fil c4. Siyahlar at c6 ile karşılık veriyor (Pozisyonun diagramını metnin altından inceleyebilirsiniz). Beyazlar artık fikrini uygulaması gerektiği düşünerek, e5 deki rakip piyonu atı ile alıyor. Peki beyazlar kafayı mı yedi? Bu hamleyle açmazda olan taşını oynayarak oyundaki en değerli taşı olan vezirini niye feda ediyor? İşte o vezirin dayanılmaz cazibesine karşı koyamayan siyahlar fil alır vezir ile hamlesine devam ediyor: Fil g4*d1. Beyazlar için o dahiyane plan artık devrede: Fil*f7 şah. Siyahlar şah e7 oynar ve devamında Beyazlar atını d5 karesine getirir: Şah ve Mat. (Kısaca notasyon: 1. e4 e5 2. Nf3 d6 3. Nc3 Bg4 4. Bc4 Nc6 5. Nxe5 Bxd1 6. Bxf7+ Ke7 7. Nd5#)

Bu örnekte meşhur bir mat olan legal matını anlatmaya çalıştım. Peki siyah nerde hata yaptı? Tedbirli bir şekilde devam edip oyunu kazanabilir miydi? Ya da beyaz doğru yerde mi risk aldı? Rakibini çok mu küçümsemişti?

Pozisyonu tekrar hatırlayacak olursanız. Beyazın vezirini bıraktığı at alır e5 hamlesine dönmenizi istiyorum. Aslında burada beyazlar bu hamle ile çok kötü bir pozisyonda kalıyordu. Siyahın tedbirsiz ve belki de açgözlü bir şekilde rakibinin vezirini yemesi onun tek kurtuluş çaresiydi artık.  Onun yerine, bana vezir yerine at yeter deyip kendi atıyla rakibinin atını alsaydı, bir nevi küçük lokmayla yetinseydi ilerleyen vakitlerde oyunu kazanabileceği büyük bir avantaj elde etmiş olacaktı ve beyazı aldığı bu gereksiz risk sebebiyle zor duruma sokacaktı.

İşte bu örnekte olduğu gibi toplum içinde karşılıklı yapılan hatalar içimizden herhangi birini galip getirirken diğerini hüsrana uğratabiliyor. Acaba hiç hata yapmamak ve risk almadan yaşamaya çalışmak mümkün mü? Bu saçma sorunun cevabı şanslı birkaç kişiyi istisna tutarsak, elbette mümkün değil. Mümkün olan şey ise hafif hatalarla günü kurtarmak ve amaca yavaş ve temkinli olarak gitmeye çalışmak.

Bu noktada bir diğer soru karşımıza çıkıyor: Büyük hatalardan nasıl kaçınılır?

Ne kadar basit ve zor bir soru böyle. Benim bu soruya cevabım ise gene çok basit ve açıklaması zor: “tedbirle çalışarak”. Tedbirden kastıma gelecek olursak, elbette hiç risk almamaktan bahsetmiyorum. Benim bahsetmeye çalıştığım asıl konu önümüzü görmeye çalışmak. Az önceki legal matı örneği gibi, siyahlar tedbirli olmalıydı. Hem de sadece 2 hamle ötesini görerek bunu sağlayabilirdi. Toplumların genel durumu Legal matındaki tuzağa çok benziyor. Kalabalık toplum kesimi aynı siyahların rakibin vezirini iştahla alması gibi hareket etmeye meyilli.

Bu açıklamaya çalıştığım durum, finansal ve reel piyasalarda bazı dengesizliklerin olmasına sebep oluyor. İktisat bölümünü okuyanların aşina olduğu Hollanda da ki lale soğanı balonu gibi balonlar oluşuyor ve gereksiz riskler alanlar long pozisyonda yakalanırken, tıpkı beyazların akıllıca hamlesi gibi bazı insanlarında short pozisyon açması onlara oyunu kazanmalarını sağlayabiliyor. Ama en önemli ve yazımın başında da bahsettiğim noktayı tekrar hatırlatmak istiyorum: Karşılıklı hatalarla oluşan bu durumlar baştan beri bir hatayı temel alarak oluştuğu için hatalar silsilesi ile son buluyor. Yanlışlar içinde yanlışlara isyan etmenin çözüm olmadığının farkına varabilenler gerekli tedbirleri alabildiği takdirde oyundan kazançlı çıkıp gününü hatta yıllarını muhafaza edebiliyor.

Özetleyecek olursam, risk kavramı kaybetme ihtimalini ifade ederken, tedbir kavramı ise mevcut durumu korumaya çalışmayı ifade ediyor. Bu kurduğum cümle size ne kadar basit gelirse gelsin, bu ifadeleri yaşantıların içinde doğru yerlerde uygulamak, nefsani duygulara sahip olan bizler için oldukça zor olabiliyor. Doğru uygulamalar ise disiplin ve emek istiyor. Bu da başka bir yazının konusu olsun.

Harun GENÇ

Exit mobile version