PAKİSTAN’DA BULUNAN ETNİK TEMELLİ HAREKETLER

2

Pakistan ya da resmi adıyla Pakistan İslam Cumhuriyeti 1947 yılında kurulmuştur. 210 milyonluk nüfusu ve jeopolitik konumu ile hem İslam dünyasının hem de bölgenin en önemli devletlerinden biridir. Nüfusunun 2030 yılında 245 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir. Orta Asya, Orta Doğu ve Güney Asya’nın kesişme noktasında yer alması sebebiyle coğrafyanın ortaya çıkardığı sorunları derinden hissederken Asya’nın dünya politikasında etkisinin artması ile ağırlığı daha fazla hissedilir bir hal almıştır. Tarihsel geçmişe bakılacak olursa ilk defa Hint kıtasında yaşayan Müslümanları birleştirme fikri Pakistan’ın fikir babası olarak da bilinen Muhammed İkbal tarafından ortaya atılmıştır. Hareketin siyasi önderi ise iki millet teorisi ile Muhammed Ali Cinnah’tır. Bu teori Hindistan’da Müslümanlar ve Hinduların iki ayrı millet sayılmaları gerektiği yani iki farklı devlete ihtiyaç olduğu fikrinden meydana gelir. Cinnah din üzerinden bir bölünme gerçekleşmesinin doğru olacağını düşünmüş, bölgede din milliyetçiliği üzerinden bir ayrışma gerçekleşmesini sağlamıştır. Bölgede ana unsur İslam dini olsa da 1971’de Bengladeş’in ayrılmasıyla toplumsal beraberliğin ve huzur ortamının oluşmasında sadece dinin yeterli olmadığı görülmüştür.

Bugüne dek Pakistan’da etnik, mezhebi çatışmalar ve ayrılıkçı grupların varlığı hiç sonlanmamıştır. Devlet dışarıda Hindistan tehlikesi içeride de bu kaotik ortam neticesinde istikrarlı bir yönetime kavuşamamış ve sıklıkla ordu tarafından demokratikleşme hareketleri baltalanmıştır. Pakistan’da nüfusun %96’sını Müslümanlar oluşturur. Müslüman nüfusu içinde %15-20’lik bir Şia nüfusu vardır. Ülke eyaletlere bölünmüştür, bu eyaletler: Hayber Pahtunva, Pencap, Sindh ve Belucistan’dır. Azad Keşmir ve Gilgit Baltistan merkeze bağlı özerk yönetimlerden meydana gelir. Afgan sınırında yer alan ve kabilelerin denetimine bırakılan Kabileler Bölgesi 2018 Haziran ayında Hayber Pahtunva eyaletine bağlanmıştır. 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile eyaletlerin gücü arttırılarak etnik çatışmanın azalması hedeflenmiştir. Pakistan’da eyaletler arası eşitsizlik sebebiyle sistem çok sert eleştirilirken bazı terör örgütleri tarafından da bu durum propaganda malzemesi olarak kullanılmaya devam etmektedir. Pakistan’daki ilk büyük etnik kökenden kaynaklı ayrılıkçı isyan o gün Doğu Pakistan bugünse Bangladeş diye bildiğimiz Bengal halkı tarafından oluşturulmuştur.

1969 yılında Mucibur Rahman ve onun Avami Partisi seçim propagandaları esnasında Doğu pakistan’a muhtariyet vereceğini dile getirmişti. 1970’te yapılan seçimlerin sonucu Avami Partisi’nin büyük başarısı ile sonuçlanınca meclisin teşkili ertelendi ve 26 Mart 1971’de Mucibur Rahman ülkede Bangladeş adıyla bağımsızlık ilan etti hemen ardından Pakistan Hükümetinin Doğu Pakistan’daki olayları sonlandırmak için başlattığı kanlı operasyon ve ve devamında olaylara Hindistanın’da katılmasıyla bölgede tansiyon iyice arttı. Doğu Pakistan poliside ayrılıkçılara destek veriyordu. Çatışmalar sonucunda yakslaşık 3 milyon insan hayatını kaybetti. Hindistan- Pakistan savaşı Aralık 1971’e kadar sürdü. Bu tarihe kadar Hindistan, Doğu Pakistan (Bangladeş)’ın büyük bir kısmını işgal etmişti. 22 Aralık 1971’de Bangladeş Müslüman Halk Cumhuriyeti kurulduktan sonra, Hindistan ülkeyi terk etti. 11 Ocak 1972’de Doğu Pakistan, Bangladeş Halk Cumhuriyeti adıyla bağımsız bir devlet olarak ilan edildi ve Mucib-ur Rahman geçici olarak devlet başkanı oldu. Pakistan ise sonrasında coğrafi açıdan daha homojen ve istikrarlı bir yapıya büründü ancak Pakistan’da etnik problemler beklenenin aksine azalmadı. Pakistan’da etnik grupların her birinin farklı bir eyalette toplanmış olması Pakistan’ı etnik temelli ayrılıkçı hareketler ile karşı karşıya getirmektedir. Ülkenin 3 eyaletinde dönem ayrılıkçı gruplar ortaya çıkıp çeşitli eylemler gerçekleştirmektedir. Ülke nüfusunun %56’sını oluşturan ekonomik olarak da %62’sini meydana getiren Pencap’ta bu gibi olaylar göze çarpmamaktadır.

Pakistan’ın kalbi olarak bilinen Pencap ordu ve bürokrasinin alt yapısını oluşturmaktadır. Diğer eyaletlerdeki etnik grupların en büyük şikâyeti Pakistan’ın adeta Pencabistan’a dönüşüp tüm kaynakları sömürmesidir. Pencap kimliği Pencabi diline dayanır. Pencabi aynı zamanda ülkenin ana dil olarak kullanılan en yaygın dilini oluşturur ve yine eyaletin içinde yaşayan Seraikiler, bölgede etnik bir problem oluşturmak yerine uyum içinde yaşar ve pencabi nüfusunun bir parçası olarak değerlendirilirler. Diğer üç bölgede dönem dönem artan etnik temelli ayrılıkçı hareketlerin en ciddisi Belucistan eyaletinde görülmektedir. Diğer bölgelerdeki gruplar ya kayda değer bir güce sahip değiller ya da amaçları yeni bir devletten ziyade bölgesel güç elde etmek fakat Belucistan’ın ve Belucilerin durumu zaman zaman Pakistan’ın devlet yapısını tehdit edecek boyutlara ulaşmaktadır. Belucistan denilen coğrafya: İran, Pakistan ve Afganistan arasında bölünmüştür; ancak büyük bir bölümü Pakistan toprakları içerisinde yer alır. Pakistan’da bulunan Belucistan eyaleti ülke topraklarının %44’ünü kaplamaktadır. Coğrafi açıdan Pakistan’ın en büyük eyaleti iken nüfus bakımından en küçük eyaletidir. Pakistan’ın sadece %8 i bu bölgede yaşar.

Beluci denen etnik grup ise kaynaklara göre değişmekle beraber Pakistan’ın yalnızca %4-%6’sını oluşturuyor. Beluci halkı İngiliz Hindistan’ı döneminde aşiretler tarafından yönetilen otonom bir bölgeyken din eksenli bölünmeyle beraber Pakistan’a bağlanmıştır. İlk ayrılıkçı hareketler daha o gün Mir Ahmet Yar Han komutasında ortaya çıkmış fakat büyük bir etki alanına sahip olmamıştır. Jeostratejik açıdan çok önemli olan Belucistan, Hint Okyanusu’na kıyısı olması ve Hürmüz Boğazı’na yakınlığı nedeniyle hem İran hem de Pakistan açısından vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Ancak özellikle Pakistan tarafı ekonomik dar boğazdan bir türlü kurtulamamaktadır ve bu durum halkın büyük tepkilerine sebep olmaktadır. Ekonomik sıkıntılar etnik milliyetçilik ile birleşince taleplerin şiddeti artmış ve çeşitli örgütlerin türeyerek bağımsızlık aramalarına neden olmuştur. Belucilerin Pakistan’a karşı isyanları kuruluştan beri sürsede 2000’li yıllar itibariyle şiddeti artmıştır. Bu etnik kökenli çatışmanın arka planında sosyoekonomik durum göze çarpmaktadır. Pakistan’ın tek başına gaz ihtiyacının 1/3 ünü karşılayan bu bölgede, tabii kaynakların daima devlet tarafından sömürülmesinden şikâyet edilmiştir. Bölgeden kazanılan paranın bölgeye harcanmadığı eleştirileri ve Gwatar Liman Şehir Projesi daima bölgeyi sıcak gündem malzemesi olarak tutan diğer konulardır.

Pakistan ve Çin’in Gwadar Liman Şehri Projesi ile bölgede ticaret ve nüfus hareketleri kaçınılmaz bir şekilde artacaktır. Belucilerin endişesi, nüfuslarının az olması sebebiyle Pencap’tan gelecek olan büyük göç dalgaları sonucunda kendi eyaletlerinde azınlık haline dönüşme ihtimalinden kaynaklanmaktadır. Belucistan bugün hala kabilelerin oluşturduğu bir toplumdur. Kabileye aidiyet devlete aidiyetin çok ötesindedir. Bu sebeple kabilelerinin reisi kabile üzerinde mutlak güç sahibidir. Bu monarşik yönetim ve kabile sistemine olan bağlılık Belucilerin yumuşak karnını oluştururken içerde sorunsuz bir yönetim oluşturulması sebebiyle de bir koz olarak değerlendirilebilir. Bölgede Mengal, Bugti ve Marri adlı üç önemli ve isyanlarda başı çeken kabile vardır. 2006 Bugti kabilesi liderinin ordu tarafından öldürülmesi ile yerine geçen torun Bugti, kabile bağlarından öteye giderek Beluci Milliyetçiliğini ideoloji olarak belirlemiş ve bu durum sebebiyle diğer kabilelerin başlarına da daha modern ve ideolojik yaklaşımları belirleyen gençlerin gelmesi durumunda bölgedeki sorunun nasıl bir harekete evriileceğini düşündürtmüştür. Geleneksel kabile anlayışı ile yönetenler, kabileleri içindeki mutlak güçlerini devletle oturup pragmatist yaklaşımlarla pazarlık yaparak çıkar elde etmeyi denerken genç liderler Beluci Milliyetçiliğini esas olarak kabul edip hareket ediyorlar.

Ancak yeni kuşağın dezavantajı da kabilede mutlak otoriteyi oluşturamamak oluyor. Pakistan Devleti Beluci örgütlerin arkasında Hindistan’ın bulunduğunu uzun yıllardır ısrarla dile getiriyor; ancak bölgede Çin sermayesinin bulunması ve buna karşın olarak Amerikalıların bölgede Çin ile yürüttükleri üstü örtülü ekonomik ve siyasi hakimiyet mücadelesi olayın arka planı hakkında kafalarda soru işareti oluşturuyor.

BELUCİ ÖRGÜTLER VE PARTİLER

CUMHURİYETÇİ VATAN PARTİSİ

Parti 2006 yılında öldürülen Akbar Bughti tarafından kuruldu. Parti Belucistan’da kısa zamanda popüler hale geldi ve Akbar Bughti Pakistan ulusal Meclisi’ne seçildi; ancak dönemin Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref tarafından 17 Temmuz 2005 itibariyle başlatılan tam kapsamlı askeri harekat ile kendi aşiret mensuplarının öldürüldüğü iddia edildi ve bunun üzerine 2006 yılında 87 yaşındaki Reis Bugti dağlara çıkarak mücadeleye başladı. 26 Ağustos 2006’da ordu Tatani Dağlarına başlattığı operasyon sonucunda Bugtiyi öldürmeyi başardı sonrasında, partiside ikiye bölündü ve bir kolu Beluci Cumhuriyet Partisi olurken diğer koluda Navabzade Talal Akbar’ın yönlendirilmesi ile hareket eder hale geldi. Bu partinin arka planındaki silahlı kuvveti Belucistan Kurtuluş Ordusu oluşturmaktadır.

Bu örgüt hem Pakistan hem de İran’da varlık göstermektedir ve amaçları bağımsız bir Belucistan kurabilmektir. Örgüt, sınır birliğine ait konvoylara zaman zaman saldırılar düzenleyerek varlığını belli eder. Terör örgütü olarak 2006 yılında Pakistan tarafından dünyaya ilan edildi ardından, Britanya ve ABD’de bu örgütü terörist organizasyon olarak kabul etti.

PARARİ

1962’de Sher Mohammad Marri tarafından başlatılan ayrılıkçı hareketlerin genel adıdır. Marri kabilesinde başlayan direniş hareketi Belucistan’da ki diğer bölgelere de yayıldı. Pakistan’ın sivil bölgeleri bombaladığı iddiasıyla hareket eden örgüt askeri kamplara saldırılar düzenledi. Örgüt gönüllü gerillalardan oluşuyordu ve gerilla mücadelesi veriyordu. General Tikka Han Belucistan komutanı olarak atandı ve mücadeleler 1969 yılına kadar devam etti. 1969’da General Yahya Han ateşkesi talep etti ve örgüt içinde anlaşmazlıklar ortaya çıktı. Buradan ayrılanlar tarafından Belucistan Halk Kurtuluş Cephesi kuruldu.

BELUCİSTAN HALK KURTULUŞ CEPHESİ

Hayr Bahş Marri tarafından kurulan bu örgüt iran’da ve Pakistan’da zaman zaman çeşitli karışıklıklar çıkarmıştır. Pakistan hükümetinin 1973’de federal yönetimi feshederek bölgeye merkezden vali atayarak yönetimi sürdürmesi ile örgüt güç kazanmıştır; sonrasında meydana gelen çatışmalarda tam rakam belli olmamakla beraber 12 binden fazla insan öldüğü tahmin edilmektedir. Örgütün eylemlerini dayandırdığı diğer bir sebep ise bölgenin Pencap elitleri tarafından sömürüldüğü iddiası olmuştur. Organizasyon 2005’te başlayan askeri baskılar sonucu 2006 yılı itibariyle geri çekilmiş ve 2006 yılında beri de bilinen faaliyeti olmamıştır. 

BELUCİSTAN ULUSAL PARTİSİ

Abdullah Mangal tarafından kurulan parti 1970 genel seçimlerinde bölgede iktidara gelmeyi başarmıştır. Parti sonrasında Butto tarafından kapatılmıştır. Parti diğer gruplara göre daha ılımlı ve siyasi sınırlar içerisinde hareket ediyor görülmektedir. İsyanlar genelde Bugti ve Marri kabileleri tarafından yürütülmektedir. Belucistan da kurulan örgütlerin önemli bir özelliği dini hassasiyetten ziyade seküler ve sosyalist örgütler olmasıdır; ancak Cundullah adlı örgüt bunlardan ayrılmaktadır. Cia raporlarında Jayshal Adl diye geçen bu örgüt din temelli bir oluşumdur.

CUNDULLAH (JAYSHAL ADL)

İran’da Şiilerin, Sünnileri asimile ettiği iddiasıyla hareket ederken; Pakistan’dada yönetimin halkını yok saydığı inancı üzerinde dururlar. İran’da Cumhurbaşkanı’na suikast girişimi dahil olmak üzere pek çok saldırıda bulunmuşlardır. İran, Cundullah’ı 154 kişinin ölümünden ve 320 kişinin yaralanmasından sorumlu tutmaktadır. Pakistan tarafından ise Şia bir grubu taşıyan otobüse yaptığı saldırı sonucu adını dünyaya duyurmuştur. Örgütün arkasında Taliban ve El Kaide’nin bulunduğu sıklıkla iddia edilmektedir. İranlı yetkililere göre Belucistan merkezli Cundullah, stratejik konumunun önemi dolayısıyla ABD tarafından desteklenmektedir. Belucistan hem Çin için büyük bir ekonomik önem teşkil ederken hem de Afganistan’da üretilen uyuşturucunun %60’ının İran’a girişinin sağlandığı yerdir. Uyuşturucu ticaretinin Cundullah aracılığıyla gerçekleştirildiği iddiası İran’ın örgütün yönetici kadrosunu ele geçirmesiyle ortaya çıkan ifadelerle kuvvet kazanmıştır. Aynı ifadelere göre örgüt Amerika tarafından paramiliter hale getirilmiş Çin ve İran’a karşı kullanılmaktadır.

SİND BÖLGESİNDEKİ ÖRGÜTLER

MUTTAHİDE KAVMİ HAREKETİ

Pakistan’ın Güney doğusunda yer alan diğer bir önemli eyalet Sind’dir. Eyalet ismini Derya’yı Sindh diye de bilinen İndus’dan alır. Pakistan’ın yüzölçümü bakımından üçüncü, nüfus bakımından ikinci en büyük eyaletini oluşturur. Ülkenin en büyük şehri ve Pakistan ticaretininde kilit noktalarından birini oluşturan Karaçi’de Sind’dedir. Bölge Sindhilerin anavatanıdır. Pencap kimliği gibi Sind kimliği de dil üzerinden ifade edilir. Sindhiler, Sindhi dilini konuşanlardır. Bölge İngilizlerin çekilmesiyle birlikte Pakistan’a katıldı. 1959’a kadar bugün Sind’in başkenti olan Karaçi tüm Pakistan’a başkentlik yaptı; ancak ayrılma sırasında bölgede görülen nüfus hareketleri bugün hala çözülmeyen etnik çatışmanın temelini oluşturdu. Hindistan’ın kuzeyinden ve batısından Sind’e gelen milyonlarca muhacir bölgenin sosyolojik yapısında büyük değişikliklere sebebiyet verdi. Göçmenler yerel halka göre daha eğitimli ve birikimli geldikleri için ilk etapta Pakistan’ın yönetimini ve ekonomik üstünlüğünü elde etmişlerdi. Urduca konuşan muhacirler ve Sind asıllıların mücadelesi bölgede yıllardır sürmektedir. Mücadelenin arka planında iki farklı sebep yatmaktadır. Sind asıllılar kültürlerinin giderek zayıflamasından kaynaklanan rahatsızlıklarını ifade ederken topraklarını bırakıp göç etmeleri sebebiyle en büyük fedakarlığı yaptığını düşünen Muhacirler de yerlilerin ekonomik imtiyaz sahibi olmalarına tepki gösterdiler. Muhacirler geldiklerinde oluşan sosyoekonomik seviyelerinin zaman içinde azalmasıyla çeşitli ayrılıkçı hareketler türetmişlerdir. Özellikle 80’li yıllarla beraber Kuzey Pakistan’dan Sind’e göç eden Peştun(Patan) gruplar neticesinde Patanlar ve Muhacirler arasında etnik çatışmalardan dolayı çok kanlı mücadeleler yaşanmıştır. Etnik çatışmalarda akan kan iki taraftaki milliyetçi akımları büyütürken birbirlerine olan düşmanlığı da arttırmıştır. Bölgenin en büyük ayrılıkçı hareketi Muttahide Kavmi Hareketidir. Hareket 18 Mart 1984’te Altaf Hüseyin tarafından kurulmuştur. Altaf Hüseyin, muhacir bir ailenin çocuğudur ve henüz Karaçi Üniversitesi’nde öğrenciyken kurduğu Pakistan Muhacir Öğrenciler Birliği, Muttahide Kavmi Hareketinin de temelini oluşturur. Öğrenciyken dahi silahlı çatışmalarda ve çeşitli şiddet olaylarında adı defalarca geçmiştir. 1984 itibariyle başlattığı siyasi hareket bölgede çok etkili olmuş ve muhacir oyları üzerinde bir hegemonya oluşturmuştur. Sind eyaletinde daima hazır olan oy deposu ile federal hükümetin küçük ortağı olmayı çoğu zaman başarmıştır. Karaçi’nin bir suç şehri haline dönmesinde ki temel sebep olarak kabul edilen bu hareket hiçbir zaman sadece siyasi sınırlar içinde hareket etmemiş her zaman şiddet organizasyonlarının ve ayrılıkçı isyanların bir numaralı faili olmuştur. Parti muhacir milliyetçiliği ile beraber olarak seküler bir anlayışı benimsemiş ve bu düzlemde hareket etmiştir. 90’ların başında patlak veren ve neredeyse bölgede bir iç savaşa dönüşen Karaçi merkezli Muhacir, Peştun ve Sind’i çatışmasına Pakistan ordusunun sert müdahalesi sonucu Altaf Hüseyin Londra’ya gitmiş ve hakkında binlerce dava açılmıştır. Parti içinden küçük bir grup ayrılmış olmasına rağmen Hüseyin’in liderliğinin etkisi azalmamıştır. Pakistan devletinin sık sık iddia ettiği: ‘bu hareketin arkasında Hint sermayesi ve istihbaratının olduğudur’. Pakistan, Hindistan’ın muhacirlere eğitim verip sonrasında kendisine karşı kullandığını söylemiş ancak Hindistan ve parti bu iddiaları reddetmiştir. İngiliz yetkililer de yürüttükleri soruşturmalar neticesinde Pakistan’ı doğrulamıştır. Ayrıca yakalanan iki Muttahide Kavmi mensubu militan, Hindistan istihbarat ajansı tarafından eğitilmek için Tayland aracılığıyla Hindistan’a gittiklerinin ayrıntılarını vermiştir. İngiltere makamları İmran Faruk’un Londra da öldürülmesi sonrası 2010 yılında partiye soruşturma başlatmış ve Altaf’ın Londra ofislerinde ve evinde yaklaşık 787 bin dolar para ele geçirilmiş ve ikinci bir kara para aklama soruşturması açmıştır. Ancak yinede muhalefetsiz bir şekilde yönetilen hareket, parti olmanın ötesinde bir örgüt olma izlenimi vermeye devam etmektedir.

SİND MİLLİ CEPHESİ

Pakistan’ın özellikle İndus Nehri üzerine yaptığı barajların Sind’in fakirleşmesine sebebiyet verdiği üzerinde durmaktadır ve Pencap’ın Sind bölgesini emperyal bir şekilde sömürdüğünü iddia etmiştir. Hareket Bangladeş’in ayrılması ile birlikte Murtaza Seyyide tarafından kurulmuştur. Cephe sol ideolojiye yakındır ve bağımsız bir Sindi amaçlar. Örgüt bugün Sind bölgesinde ki en ciddi siyasi hareket olan National Avami Partinin de kurulmasına hem fikri hem de siyasi zemin hazırlamıştır.

HALK HAREKETİ (AWAMİ TAHREEK)

Marksist ve Maoist bir parti olan Halk Parti’si 5 Mart 1970’de Rasool Bux Palijo tarafından merkezi Haydarabad olmak üzere kurulmuştur. Parti cinsiyet, sınıf, renk, dil ve din ayrımı yapmadan tüm Pakistan’a hitap ettiğini açıklasada hem destekçileri hem de söylemleri partiyi Sind eyaletine mahkûm etmiştir. Yürütülen politikaların en önemlisi Sind diline sahip çıkılması üzerine gösterdikleri faaliyetler bütünü olarak ifade edilebilir. İş birliği içinde oldukları bir diğer örgütse Sindli Kadınlar Hareketidir.

SİNDHİANİ TAHREEK (SİNLİ KADINLAR HAREKETİ)

1980 yılında Pakistan’ın Sind eyaletinde kırsalda yaşayan kadınlar tarafından kuruldu. İçinde eğitimli, eğitimsiz, köylü, şehirli; her gruptan kadının bulunduğu oluşum, okullarda ve diğer devlet kurumlarında Sind dilinin kullanımının yaygınlaşması ve Sind milliyetçiliği propagandalarının yürütülmesini üstlenmiştir. Awami Tahreek ile beraber çalışır.

HAYBER-PAHTUNHVA BÖLGESİNDEKİ ÖRGÜTLER

Pakistan’ın 4. Eyaleti olan Hayber-Pahtunhva Pakistan’ın Kuzey Batısında bulunur. Bölge hem ekonomik hem de nüfus bakımından en büyük üçüncü eyalettir; ancak yüz ölçüm olarak en küçüğüdür. 2018 yılı itibariyle Fata denen kabileler bölgesi de eyalete bağlandı. Bölgenin ev sahipleri Peştun olarak adlandırılan topluluktur. Afganistan Devleti ile İngiliz Hindistan’ı arasına bir sınır çeken İngilizler, Peştun nüfusunu da ikiye bölmüş oldular aynı dili konuşan ve aynı etnisiteye mensup olan bir kısmı Afganistan’da bir kısmı da Pakistan’da bulunan Peştunlar uzun yıllar bölgede Taliban problemi ile karşı karşıya gelmişlerdir. Afganistan’da Peştun bölgesinde oluşan problemler kaçınılmaz şekilde Pakistan’ı da etkilemektedir.

Afganistan’da hala ülkenin büyük bir kısmında etkili olan Taliban’ın da temeli Peştunlar’a dayanır. Sovyetlerin Afganistan’a girmesi ile birçok Afgan mülteci Pakistan’a geldi ve Pakistan’da Diobendi Medresesinde eğitim görmüş çocuklardan biri olan Molla Ömer, etrafındaki birçok öğrenci ve Peştun Mücahit birlikte Taliban’ı kurdu. Taliban kelime anlamı olarak İslam öğrencisi anlamına gelse de din daha çok bir şemsiye olarak kullanıldı. Afganistanlı mülteciler ve Hayber-Pahtunhva’dan gelen Peştun gönüllüler Taliban’a katılmak üzere Kandahar’a gitti. Aralık 1994’te 12000 Afgan ve Pakistanlı Kandahar’da Taliban güçlerine katıldı.

TEHRİK-İ TALİBAN

Pakistan Taliban’ı olarak bilinen yine Peştunlar’ın öncülüğünde harekete geçen ve ülkedeki birçok örgüte çatı görevi gören bu örgüt on altı oluşumun bir araya gelmesiyle meydana gelmiştir. Afgan Taliban’ı ile karıştırılmamalıdır. Her ne kadar Afgan Talibanı Pakistan Talibanına destek olduğunu belirtsede hedefleri birbirinden farklılık göstermektedir. Pakistan Talibanının faaliyet alanı Pakistan içinde sınırlıdır ve hedefleri Fata bölgesindeki Pakistan ordusuna ait her şeyi kaldırtmaktır. Diğer bir hedefleri Pakistan hükümetinin, bizzat Taliban tarafından yorumlanmış şeriat kanunlarını uygulamasına aracılık etmektedir. Yönetim kadrosu her ne kadar Peştunlar tarafından oluşturulmuş olsa da ayrılıkçı bir hareket içine hiç girmemiştir; aynı bölgede Peştun milliyetçiliği yapan sosyalist Avami Halk Partisi’nin de son dönemde zayıflamasına rağmen etkili bir gücü vardır.

AVAMİ HALK PARTİSİ

Parti 2008-2013 yılları arasında Hayber-Pahtunhva’nın en etkili partisi olmuştur ancak sonrasında kendisi de bir Peştun olan Pakistan’ın yeni başbakanı İmran Khan’ın partisi PTI’ya etkisini devretmiştir. Avami Halk Partisi(ANP) 1986 yılında birçok sol grubun bir araya gelmesiyle Abdül Veli Han önderliğinde kurulmuştur; ancak bu siyasi hareket çok daha eskilere dayanır henüz Pakistan kurulmadan önce Veli Han’ın babası Abdül Gaffar Han tarafından Peştun milliyetçiliği bölgede varlığını göstermiştir. Hareket Kongre Partisi tarafında yer almış ve daima sosyalist bir hareket olmuştur. Ancak iki ulus teorisine göre kurulan Pakistan veya Hindistan’a katılım için yapılan referandumu bağımsız bir Peştun Devleti şıklar arasında olmadığı gerekçesi ile boykot etmiştir.

Oğlu tarafından kurulan Avami Parti’de aynı çizgide hareket etmiş ve Peştunlar’ın Belucistan ile Karaçi’ye göçleri sonrası etkinliğini buralarda da arttırmıştır. Sovyetlerin Afganistan’a girmesini desteklemiş ve Sovyetlerden de büyük bir destek görmüştür. Soğuk savaş esnasında sosyalist kimliğini açıkça ifade etmekten çekinmemiş ek olarak da Peştun Milliyetçiliği üzerinden yürüttüğü politikalar ile gücünü daima diri tutmuştur.

Herhangi bir eyalete bağlı olmamasından ötürü Keşmir Özerk bölgesinde bulunan  milliyetçi örgütleri ayrı olarak ele almak istedim.

JAMNU KEŞMİR ÖZGÜRLÜK CEPHESİ(JKLF)

Keşmir bölgesinde bulunan örgütler genelde din temelli örgütlerdir. Bunlara istisna olarak bu örgüt örnek verilebir. Amaçları Keşmir’in hem Hindistan hem de Pakistan’dan ayrılarak bağımsız bir devlet olmasıdır. Keşmir’de bulunan örgütler genellikle İslami ideolojiyle hareket ederken Özgürlük Cephesi milliyetçi bir tutum benimsemiş ve bu düzlemde hareket etmektedir. Kendi içinde birçok franksiyona bölünmüş olan hareketin lider kadrosu büyük bir çoğunlukla yurtdışında yaşamaktadır. 2018 Haziran ayında Hindistan tarafınca başlatılan Keşmir operasyonu neticesinde liderleri Yasin Malik tutuklanmıştır.

Keşmir hakkında daha detaylı bilgi için https://www.ilimvemedeniyet.com/gecmisten-gunumuze-kesmir-meselesi.html

SONUÇ

Ülkede terör örgütlerinin veya ülkenin bütünlüğünü hedef almış partilerin sayısı son derece fazladır. Bu hareketlerin dini ve milliyetçilik üzerine bina edilmiş olmak üzere iki dayanağı bulunmaktadır. Yukarıda ifade edilen etnik ayrılıkçı grup yahut partiler genellikle sosyalist bir çizgide hareket etmektedir. Soğuk savaş döneminde Sovyetler tarafından bölgede güçlendirilmiş birçok ayrılıkçı ancak küçük sosyalist örgüt vardır. Pakistan’da ayrılıkçı örgütlerin diğer bir finansörü Hindistan’dır. Bengladeş örneğinde olduğu gibi Hindistan, Pakistan’ın bütünlüğünü zedeleyecek her türlü ayrılıkçı örgütün arkasında olduğu güçlü bir şekide ifade edilmektedir. Çin ile Pakistan’ın ekonomik ve siyasi anlamda sürdürdüğü büyük iş birliği bu örgütlerin birtakım başka devletler tarımdan da kullanılmaya çalışılmasına sebep olabilir.

MÜCAHİT KAÇMAZ

KAYNAKÇA

Azmi Özcan, İslam Ansiklopedisi, yıl: 2009, cilt: 37, sayfa: 242-244

https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/pk.html

http://blog.milliyet.com.tr/bolgesel-vekalet-savasinin-yeni-adresi–belucistan/Blog/?BlogNo=435743

http://www.bilgesam.org/incele/1261/-cundullah-ve-belucistan’in-onemi/

http://www.bilgesam.org/incele/81/-pakistan’in-gwadar-limani-etrafinda-bicimlenen-iliskiler/

https://www.britannica.com/place/Pakistan

Salim Çevik, Pakistan Siyasetini Anlama Kılavuzu, Seta

 

About Author

Konuk Yazar

2 yorum

  1. Ellerinize sağlık sayenizde merak ettiğim çoğu bilgiyi öğrenmiş oldum. Teşekkürler.

Leave A Reply