NİÇİN ARAPÇA ÖĞRENMELİYİZ?

0

Bu soruya cevap verebilmek için her şeyden önce, Arapça öğrenmenin bizim için bir ihtiyaç mı yoksa bir istek mi olduğunu belirlememiz gerekir. Arapça öğrenmeyi, bir istek olarak gören kimseye Arapça öğrenmenin bir ihtiyaç olduğunu benimsetmek kolay değildir. Hele bir de Arapça öğrenmeyi gereksiz görenler var ki, onlara Arapça öğrenmenin gerekliliğini anlatmak deveye hendek atlatmaktan daha zor olsa gerek.

Aşağıda öğrenmenin gerekliliğini ortaya koyan bazı nedenler sıralanmıştır:

  • Dil öğrenmek, bir genel kültür göstergesidir. Öğrenilen her yabancı dil, kişinin ufkunu açar, bize dünyaya farklı pencerelerden bakma imkanı sunar ve bir başka topluluk ile tanışma, kaynaşma ve iletişim kurmanın kapısını aralar.
  • Dilimizin yarıya yakını Arapçadan geçmiş sözcüklerden oluşmaktadır. Bu sözcüklerin doğru telaffuzu ve yerinde kullanımı için Arapça öğrenimine ihtiyaç duyarız. Aksi takdirde, örneğin; bir yarışta birbirini geçmeye çalışan kimseye “rakip” demek yerine dilimizde olmayan ve “yolcu, binici” anlamına gelen “râkip” sözcüğünü kullanıyor olabiliriz. “Mütevazı” (alçak gönüllü),mütevazi(paralel), aciz (güçsüzlük) âciz (güçsüz), sukut (düşme) sükut) susma, hakim (bilen) hâkim (yargıç), adem (yokluk) âdem (insan), mahrem yerine kullanılan namahrem (mahrem/nikah düşmeyen, namahrem: nikah düşen) gibi sözcükler de yazım ve telaffuz hatası ile farklı anlamlar ifade ediyor olabiliriz.
  • Talebe (tâlib/isteyen/öğrenci sözcüğünün çoğulu), evrak (varaq/kağıt sözcüğünün çoğulu), evlat (veled/çocuk/oğlan çocuğu sözcüğünün çoğulu), emlak (mülk sözcüğünün çoğulu), eşya (şey sözcüğünün çoğulu), eşraf (şerif/elit sözcüğünün çoğulu), erbap (rab/efendi sözcüğünün çoğulu) gibi Türkçeye çoğul olarak girmiş olmasına rağmen, sonuna çoğul eki getirilen sözcükler.
  • Sanem (put), Senem (hörgüç yaptı, hörgüç), Mevlüt (doğan/bebek), Abbas (asık suratlı), Ecrin (enikler), Hümeyra (kızılcık), Bâki (ağlayan), ‘Abdülbâki (ağlayanın kulu), Osman (yılan yavrusu, toy kuşu yavrusu), Şemsettin (incirin güneşi), Seyfettin (incirin kılıcı),   Yüce Allah’ın isimleri ve sıfatları gibi anlamını bilmeden oğlumuza veya kızımıza verdiğimiz Arapça isimler.
  • Bir yaşam boyu anlamını bilmeden okuduğumuz, dua, ayet ve hadisler, dinlediğimiz Kur’an-ı Kerimler, ezanlar, selalar.
  • “Cumanız mübarek olsun” (Cuma zaten mübarek, onun yerine Allah kabul etsin, denilebilir), “geçmiş bayramınız mübarek olsun”(geçmiş bayram nasıl mübarek olsun ya da geçmiş bayramın mübarek olmasının bugüne ne yararı olacaksa? Onun yerine “bayramınız mübarek olsun” denilebilir),Ramazan bayramı (aşırı sıcak bayramı yerine Fıtr bayramı veya Allah ibadetlerinizi kabul buyursun, denilebilir), Allah çok versin (bu bir bedduadır, yerine helalinden çok versin, şeklinde dua edilebilir), Allah uzun ömür versin (bu bir bedduadır, iyi bir yaşam nasip etsin, şeklinde dua edilebilir. Çünkü yaşam ne kadar uzarsa, yaşamın en rezil dönemi olan yaşlılık dönemi uzamış olur) gibi günlük hayatta kullandığımız anlamsız ifadeler.
  • İslam dininin iki ana kaynağı olan Kur’an-ı Kerim ve hadisler Arapçadır. Dini bir konuda çeviri, çevirmen ve aracı etkisi, yönlendirmesi ve yanıltması olmadan objektif bir araştırma yapmak için ihtiyacımız olan dil, Arapçadır.
  • Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde: “Biz onu kolaylaştırdık” buyururken genel olarak Arapçayı, özel olarak da Kur’an-ı Kerim’i anlamanın zor olduğunu iddia edenlere, Arapça öğretmek yerine “benim oğlan bina okur, döner döner bir daha okur” misali bir öğretim metodu ile Arapça öğrenmeyi bir efsaneye, zaman zaman da bir kâbusa çeviren Arapça tacirlerine/facirlerine karşı Arapçayı öğrenerek gardımızı alabiliriz.

Özet olarak, besmelemizde, ismimizde, cismimizde, dilimizde, kalbimizde, dinimizde, ezanımızda, selamızda, duamızda bütün görkemiyle kendini hissettiren Arapçaya karşı duyarsız, kayıtsız ve Fransız kalmamız mümkün değildir.

                                                                                                                                                                              Şahin Kuş

About Author

Leave A Reply