JOE BİDEN BAŞKANLIĞINDA HİNDİSTAN-İRAN İLİŞKİLERİNİN MUHTEMEL GELECEĞİ

0

Hem pandemi koşullarında gerçekleştirilmesi hem de seçim sürecinde birçok belirsizliğin yaşanmasıyla ilginç seçimlerden biri olan 2020 ABD seçimleri, küresel ve bölgesel değişkenler üzerinde ciddi etkiler uyandırabilir. Beyaz Saray’da yaşanacak nöbet değişiminin küresel düzen üzerinde ciddi etkilerinin olup olmayacağı tartışılırken Biden yönetiminin özellikle İran üzerinde geniş kapsamlı etkilerinin olacağına kesin gözüyle bakılıyor. Her ne kadar “kimin başkan seçileceği İran için önemli değildir” açıklamaları yapılsa da son günlerde alınan uranyum zenginleştirme kararı ve Kasım Süleymani’nin ölüm yıl dönümünde olay çıkartılmaması gibi durumlar, Tahran yönetiminin Biden’dan somut beklentilerinin olduğunu göstermektedir.

Trump döneminde gerçekleşen -Orta Doğu’yu doğrudan ilgilendiren- olaylar:

  • ABD’nin İran nükleer Anlaşması’ndan tek taraflı olarak çekilmesi (2018),
  • İran’a yönelik maksimum baskı politikasının uygulanmaya başlanması (2018-)
  • Afganistan barış müzakerelerinin başlaması (2020)
  • İran Devrim Muhafızları komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesi(2020)
  • İranlı nükleer bilimci Muhsin Fahrizade’nin öldürülmesi (2020)
  • Hindistan-İran enerji ticaretinin dip seviyelere gerilemesi (2018’den bu yana)
  • İran-Çin arasında 25 yıllık kapsamlı işbirliği anlaşmasının imzalanması (2020)
  • İran-Afganistan arasında İran’ın yatırımlarıyla ilk demiryolu bağlantısının açılması (2020)
  • İran ve Pakistan arasında ticaretin artırılması için yeni bir sınır kapısının açılması (2020)

Orta Doğu’da izleri uzun süre silinmeyecek olaylara imza atan Trump’tan sonra görece daha ılımlı olduğu düşünülen joe Biden’in ABD başkanı seçilmesi sadece İran’da değil aynı zamanda İran ile işbirliği yapmayı hedefleyen ülkelerde de bazı beklentilerin oluşmasına yol açtı. Trump öncesi dönemde İran’ın önemli partnerlerinden biri olan Hindistan, söz konusu ülkelerin başında gelmektedir. Özellikle enerjide yaklaşık %75 oranında dışa bağımlılığı olan ve hızla büyüyen ekonomisinin enerji ihtiyacını karşılamaya çalışan Yeni Delhi yönetimi, İran’ı, Hindistan’ın enerji ihtiyacına cevap verebilecek potansiyelde bir ülke olarak görüyor. Trump döneminde uygulanan baskılar neticesinde İran ile ilişkilerini kademeli olarak azaltan Hindistan, tüm baskılara rağmen ilişkilerini düşük bir seviyede de olsa devam ettirmiştir.  Seçilmesi halinde ABD’nin İran nükleer anlaşmasına tekrar dönebileceğini belirten Biden’ın ABD başkanı seçilmesi, Yeni Delhi tarafından İran ile ilişkilerini yeniden geliştirmesi için bir fırsat olarak görülmüştür. Zira Narendra Modi hükümeti Trump ile geliştirdiği dostluğu Biden yönetimiyle devam ettirmeyi umarken, son dönemlerde etkisi giderek artan Çin’e karşı İran ile işbirliğini artırmayı hedeflemektedir.

Trump’ın Hindistan – İran İlişkilerine Etkisi

2015 yılında İran ile Güvenlik Konseyi daimi üyeleri + Almanya (P5+1) arasında imzalanan kapsamlı nükleer anlaşma ile birlikte Hindistan-İran ilişkileri tekrar -her alanda- gelişmeye başlamıştı.  Hindistan tarafından çok olumlu karşılanan anlaşma sonrası başbakan Modi yaptığı açıklamada, anlaşmanın hem Hindistan-İran ilişkilerinin gelişimi hem de bölgenin istikrarı açısından çok önemli olduğunu vurgulamıştı. Anlaşmaya müteakip ikili ilişkiler kısa sürede hızlı bir ivme kazanmış ve taraflar arasındaki ticaret hacmi son yılların en önemli gelişmesi olarak görülmeye başlanmıştı. Ancak 2016 yılında D. Trump’ın Beyaz Saraya geçmesiyle ilişkiler, 2015 öncesini aratır oldu. Göreve geçer geçmez selefi Obama’nın İran politikasını eleştiren Trump, ilk iş olarak Obama döneminde İran ile imzalanan nükleer anlaşmanın çerçevesini sorgulayarak kısa sürede İran’a yönelik tek taraflı yaptırımlar hazırlamaya koyuldu.

2018 yılına gelindiğinde KOEP’ten tek taraflı çekilme kararı alan ABD, Trump başkanlığında, İran’a karşı maksimum baskı politikası kapsamında yeni yaptırımlar yürürlüğü koydu. Trump’ın bu yaptırımları her zamankinden daha sert oldu. Zira yaptırımları bir şekilde atlatıp İran ile işbirliği yapan kişi ve kurumlar yaptırım listesine alınmış ve İran bankaları ile işbirliği içindeki bankalara büyük tazminatlar ödettirilmişti.  Bu durum İran’la ticaret yapan neredeyse bütün ülkeleri etkilese de enerjide İran ile yüksek işbirliği içinde olan Hindistan’ı daha derinden etkilemişti. Her ne kadar hızla yayılan Çin nüfuzuna karşı Hindistan’a bazı alanlarda (Çabahar Liman projesi gibi) esnek davransa da Trump, nihai olarak Hindistan’ın İran’la olan ticaretini minimum seviyeye çekmesinde başarılı oldu. Trump’ın baskı politikalarına daha fazla direnemeyen Yeni Delhi, Tahran’dan aldığı ham petrol ve doğalgaz ürünlerinde büyük bir kesintiye gitti. O dönemden itibaren İran’dan ithal ettiği ham petrolü günümüze kadar azaltan Hindistan, İran’ın başlıca petrol ithalatçısı ülkelerinden biri olmaktan çok uzaklaştı.

Biden hükümetinin Hindistan-İran İlişkilerine beklenen etkileri

2020’ye gelindiğinde ise gözler Trump karşısında ABD başkanlığına adaylığını açıklayan Joe Biden’a çevrildi. Biden’ın önemi 2015 yılında KOEP imzalandığında başkan yardımcısı olmasından ve İran’a karşı daha yumuşak bir politika sergilemesinden kaynaklanıyordu. Nitekim düşünüldüğü gibi de oldu. Biden, Seçim kampanyası kapsamında yaptığı değerlendirme ve mülakatlarda, seçilmesi halinde, ABD’nin KOEP’e geri döneceğini belirtti.

İran’ın anlaşmadan doğan yükümlülükleri yerine getirmesi halinde yaptırımların dozunda azalmaya gideceği sinyalini veren Biden, İran’ı umutlandırdığı gibi İran ile işbirliğini ulusal çıkarları açısından önemli gören Hindistan gibi ülkeleri de umutlandırdı. Seçimin hemen ardından yapılan analizlerde ABD ambargoları ile gerileme dönemine giren Hindistan–İran ilişkilerinin, Biden ile birlikte tekrar canlanma süreci yaşayacağı ihtimalinin yüksek olduğu üzerinde durulmaya başlandı.

Biden’in KOEP’e geri dönmesi ve İran’a yönelik yaptırımların hafifletmesi halinde enerji ihtiyacının yaklaşık % 75’ini dışardan tedarik eden bir ülke olarak Hindistan, İran ile hem enerji alanında hem de jeo-stratejik açıdan ilişkiler geliştirmeyi hedefliyor. Sektör uzmanları, Joe Biden başkanlığının, Hindistan – İran arasındaki petrol ticaretini yeniden başlatabileceğini belirtirken Yeni Delhi yönetimi tarafından yapılan resmi açıklamalar da Hindistan’ın İran ile ilişkilerini yeniden canlandırmayı istediğini gösteriyor.

İran, 2011 yılına kadar Suudi Arabistan’dan sonra Hindistan’ın ikinci en büyük petrol tedarikçisiydi. Aynı zamanda 2015 yılında İran ve p5+1 arasında imzalanan nükleer anlaşmadan sonra da Hindistan, dünyanın en büyük üçüncü ham petrol ithal eden ülkesi olmuş (2016 yılında) ve % 24’lük bir oranla -Çin’den sonra- İran’dan en çok ham petrol ithal eden ikinci ülke konumuna yükselmişti. Trump’ın Beyaz Saray’da son demlerini geçirdiği bu günlerde Hindistan’ın İran’la enerji alanında işbirliğini yeniden genişletme söylemleri artmaya başladı. Zira iktidar partisi –BJP- sözcüsü Narendra Taneja yaptığı açıklamada bu durumu dile getirirken; “Eski müttefikimiz olan İran’dan petrol ithalatına devam edebiliriz” açıklamasında bulunarak isteklerini belirtmiş oldu.

Son yıllarda Hint Pasifik’te etkisini giderek artıran Çin, Hindistan’ın İran ile jeo-stratejik ilişkilerini artırma isteğinin arkasında yatan diğer etkendir. Kuşak Yol Girişimi (KYG) projesi ile İslamabad ile her alanda işbirliğini artıran Pekin, CPEC projesi kapsamında Pakistan’ın Gwadar Limanı’nı stratejik bir üs haline getirdi. Hindistan tarafından “çevrelenmişlik algısı” uyandıran bu durum Yeni Delhi’nin yeni çözüm yolları aramasına neden oldu. Bu bağlamda Yeni Delhi, İran’ın Çabahar Limanı’na yatırım yaparak, limanı Afganistan ve Orta Asya’ya ulaşımda bir transit geçiş merkezi olarak faaliyete geçirmeye çalışıyor.

Çabahar Liman Projesinin geleceği ile ilgili muhtemel senaryolar

Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ni açıklaması ve bu kapsamda Pakistan’ın Gwadar Limanı’na yatırım yapılması, KYG’ye katılmayı reddeden Hindistan, İran’ın Çabahar Limanı’na yatırım yaparak hem Çin-Pakistan ittifakından kaynaklanan tehdit algısından sıyrılmayı hem de İran’ın jeo-stratejik konumundan faydalanarak Hindistan mallarını Orta Asya pazarına ulaştırılmayı hedefliyor. Çabahar Limanı, Hürmüz boğazının yanı sıra Pakistan’ın Gwadar limanına da yakınlığı ile ön plana çıkmaktadır. Aynı zamanda liman, okyanusa direkt bağlanan jeopolitik bir konuma sahip olmasıyla denize çıkışı bulunmayan Afganistan ve Özbekistan gibi ülkeler tarafından da ortak kullanıma açılması yönünde taleplerin gelmesine yol açmıştır.

Biden’ın seçimleri kazanması ile birlikte Çabahar Liman projesinin yeniden canlandırılıp-canlandırılamayacağı sorgulanmaya başlandı. İran’a yönelik yaptırımları en büyük engel olarak gören Hindistan’ın, Biden’in izleyeceği İran politikası çerçevesinde tekrar harekete geçmesi muhtemel senaryoların başında geliyor. Nitekim son zamanlarda artan Çin-ABD ticaret ve güç savaşları bağlamında Hindistan’ın stratejik bir müttefik olarak görülmesi, Washington’un, yaptırımlar kaldırılmasa bile Çabahar liman projesine onay verebileceği söylemlerinin yayılmasına neden olmuştur. Zira Hindistan Savunma Bakanı Rajnath Singh, tam da İran-Çin arasında yeni anlaşmaların yapıldığı dönemde -Eylül 2020’de- İran’a bir ziyaret gerçekleştirerek ikili ilişkilerin artırılması gerektiği yönündeki dileklerini yineledi. İran’ı tamamen Çin eksenine kaptırmamak adına Çabahar Liman Projesi ve petrol ithalatı fikirlerini gündeme taşıyan Singh, böylesi kritik bir dönemde bir müttefik olarak İran’ı önemsediklerini göstermeye çalıştı. Ziyaret kapsamında yapılan açıklamalarda ön plana çıkan Çabahar Liman Projesi, Hindistan’ın projeye katılım sağlayarak ivme kazandıracağı söylemlerini de beraberinde getirdi.

Afganistan + Özbekistan

Son günlerde Hindistan’ın Özbekistan ve Afganistan’ı da dahil ederek projeyi canlandırma girişimlerinin olduğu görülüyor. Hindistan’ın girişimleri, İran’ın yakın zamanda Afganistan ile ilk demiryolu bağlantısını, Pakistan ile de ticaretin artırılması için yeni bir sınır kapısı açılışı gerçekleştirmesinin ardından geldi. 14 Aralık 2020 tarihinde Hindistan, Özbekistan ve İran arasında yapılan üçlü video-konferansta, Çabahar limanının üç ülke arasında transit bir geçit merkezi olarak ortak kullanıma açılması tartışılmıştı. Daha sonra Hindistan dışişleri bakanlığından yapılan açıklamada Afganistan’ın da bir sonraki toplantıya davet edileceği belirtildi.

Hindistan, Çabahar Limanı üzerinden Afganistan ve Orta Asya pazarına açılmaya hedeflerken aynı zamanda Çin-Pakistan hattını da bypass geçmeyi amaçlıyor. Kara ile çevrili olan Afganistan ve Özbekistan ise Çabahar limanı üzerinden hem İran pazarına hem de Avrupa pazarına açılmayı hedefliyor. İran’a bakıldığında ise Tahran’ın projenin gerçekleştirilmesi için ciddi çabalar sergilediği ve somut adımlar attığı görülmektedir. Çabahar Limanının söz konusu ülkeler arasında transit merkezi haline gelmesi durumunda “limana yatırım yapmanın faydalarının bir parçası olarak malların transit geçişinde% 50 indirim, 25 yıllık vergi muafiyeti ve yurtdışından para transferinde % 50 indirim” gibi tekliflerde bulunarak ülkelerin projeye yatırım yapmaya teşvik ettiği görülüyor.

 

 

About Author

Güney Asya -South Asia [email protected]

Leave A Reply