HOBBES’UN SİYASET DÜŞÜNCESİNDE AKIL VE DEVLET

0

Hobbes’un siyaset düşüncesi nedir? Hobbes’un siyaset düşüncesi nasıl şekillenir?  Hobbes’a göre akıl ve devlet nedir? Akıl ve devlet arasında nasıl bir ilişki kurulmaktadır?

Hobbes’un siyaset düşüncesinin anlaşılması için birincil olarak onun aklı nasıl ele aldığını incelemek gerekir. Akıl ile insanlar arasında mutabakat kurulabileceğini öngören Hobbes, insanların akıl yetisine sahip olmalarıyla doğuştan eşit olduklarını düşünmektedir. Eşitlikten kastedilen bireylere tanınmış olan potansiyel durumdur. Ancak, bireyler akıl yetisine sahip olmalarına rağmen, ortada olan şeyler üzerinde hak iddia edebilirler. Bahsedilen zaman aralıklarında anlaşmazlık/çatışma durumlarının ortaya çıkması muhtemeldir. Böyle durumlarda bir üst iradenin varlığının gerekliliği anlaşılır. Doğru sonucun ortaya çıkabilmesi için doğru öncüllere ihtiyacımız vardır. Bir Tanrı yasası olacaksa herkes tarafından anlaşılır olmalıdır.

Nedenler arasında ilişki kurarak yeni bir olgu oluşturulması, Rönesans dönemi bilim anlayışı ile bağdaşmaktadır. Bilim ancak bu şekilde gerçekleşmiş sayılmaktadır. Ayrıca Hobbes, paganlığı ve çok tanrılı inançları insanların vehimlerinin ürünü olarak değerlendirmiştir.

Hobbes, yasaları ikiye ayırmaktadır: Tanrı yasaları ve doğal yasalar. Bu yasalar birbirleriyle uyumludur. Bunlar arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar Tanrı yasalarını yanlış yorumlayan din adamlarından ötürüdür. Doğa öncesi durumda güzel hasletlerin olduğunu belirten Hobbes, bunlar arasında suistimal edilmeye açık olanların olduğunu belirtmiştir. Bunlar, insanlar arasında egemenliklerini sağlama talebinde bulunanlarca kötüye kullanıldığına işaret edilmiştir. Böyle durumlarda dengeyi sağlayıcı, barış durumunu hakim kılacak bir devlet gücüne gerek duyulur. Resmedilen canavar, ölümsüz bir Tanrıyı simgelemektedir. Hobbes’un bireyi sistemden egale ettiği iddiası doğru değildir. Devletin tesis ettiği hukuk sistemi ile halk, ilişkiler bütünü ve birey korunmuş olur. Devletin temel görevi yasa koymak olarak görülür. Bu yetki tabii olarak devlet dışındaki hiçbir kişi ve gruba ait olmamaktadır.

Yasa öncesi durumda bireyin sorumluluğu yoktur. Devlet ve onun koyduğu yasalar ile bireyin yükümlülükleri ortaya çıkmıştır.
Devlet yasaya tabi değildir. Uyruk yasalara bağlıdır. Güçler ayrılığı sisteminin devletin dağılmasına neden olacağını düşünen Hobbes, temsili demokrasilerin karşısında durup, monarşik bir yönetimi öncelemiştir. Doğal yasaların yazılı olmayıp, söz ile aktarılan yasalar olduğu eserde belirtilmiştir. Modern hukuk anlayışında karşısında sorumlu olduğumuz yasaların geçerliliğinin yazılı olmasının gerekliliği düşüncesi eserin yazıldığı dönemlere kadar uzanmaktadır.

Thomas Hobbes – Leviathan

İlham iddiası, metinlerin yanlış yorumlanması, devletin/yasaların bozulması durumları devletin sonunu hazırlar. Devletin varlığının korunması için bireylere devletin istediği ölçüde mülkiyet hakkı tanınmaktadır. Varlıkların dağılımında kontrolün dengeli ve denetim üzere sağlanamaması durumlarında devletin güvenliği tehlikeye girmektedir.

Her devletin kendine özgü özelliklerinin olduğunu belirten Hobbes, komşu devletlerin yönetimlerinin/uygulamalarının taklit edilmesinin, o ülkenin siyasi, sosyal ve ekonomik düzenlerinin bozulmasına neden olacağının altını çizmektedir.

Yasaların, yasaları uygulayanların kudretinin önemine vurgu yapan Aydınlanma düşünürü, bu gücün sağlanamadığı durumda devletin itibarını, düzeni sağlamaya yönelik etkisini kaybedeceğini ifade etmiştir.

Hobbes, Leviathan adlı eserinde Tanrı’nın üç sözünün olduğu belirtilir:

  • Akıl: Akıl bahsinin ele alındığı bölümlerde insana verilen doğal aklın geliştirilebilir olduğu, rasyonellik ile, aklın çalışması ile beraber yasaların ortaya çıkması ele alınmıştır.
  • Vahiy: Vahiy, doğaüstü algı alanıdır. Metafizik alana karşılık gelmektedir. Bu algının inşası vahiy yardımı ile gerçekleşmektedir.
  • Risalet: Risalet, Peygamberane, iman sağlayıcı alandır.

Tüm bunlar,  bir bütünün parçalarıdır. Rasyonellik ile kastedilen, insanın bu düzeni aklı ile üretmesidir. Hobbes’a göre kişinin iradesi ve çıkarı, devletin iradesi ve çıkarı ile çelişmemektedir. Herkesin kendi hakkından feragat etmesi ve yetki devrinin sağlaması durumunda, eşitlerin üzerindeki devlete itaat etmeleri mümkün hale gelmektedir.

Furkan EMİROĞLU

About Author

Furkan EMİROĞLU

Istanbul Medeniyet Univ. Political Sciences furkanemirrr@gmail.com

Leave A Reply