İlim ve Medeniyet
Yeni Nesil Sosyal Bilimler Platformu
Zamanın birinde, sosyal medya hesabımdan, edebiyatımızın büyük ustalarından Mustafa Kutlu'yla ilgili övgü dolu ifadeler kullanmıştım. Kendimce kırık dökük birkaç satır yazmıştım lakin paylaşımın altına gelen yorumlardan biri beni çok üzmüş ve hayal kırıklığına uğratmıştı. Şu minvalde bir tepki söz konusuydu:
- Keşke Mustafa Kutlu roman ya da hikaye ile uğraşacağına ahirette kendisi için daha hayırlı olacak bir alana yönelseydi. Son etapta laf kalabalığı, boş işler bunlar!
Şaşmıştım bu sığ yoruma çünkü bir insan nasıl bu kadar kaba ve hoyrat konuşabilir idrak edememiştim. Yapılan o yoruma cevap vermeye dahi lüzum görmedim, belli ki muhatabımız kastımızı anlayabilecek bir kalp kıvamında değildi. Şimdiki moda tabirle, kendince yargı dağıtmış ve rahatlamıştı, onunla münakaşaya girsem vakit kaybından başka bir şey geçmeyecekti elime. Sükutu tercih ettim, içimden de "anlayacağı zaman anlar" diye geçirdim.
Şimdi düşünüyorum da, dergimizin bu sayısı (225 Haziran 2025 sayısı) bir açıdan o tür kısır yorumların ne denli anlamsız olduğuna dair bir manifesto niteliğinde. Dosyamız Edebiyat'ın her iki dünyamızı da nasıl güzelleştireceğine dair ilham verici örnekler sunuyor.
Kendi adıma, sahiden de Mustafa Kutlu'nun ruha dinginlik veren satırlarıyla huzura erdiğim, imanımı tazelediğim çok olmuştur, onun o inci kelimeleri kah yüzümü güldürmüş, o ipekten daha yumuşak edası kalbimi sonsuz manalarla örmüştür. Eğer Mustafa Kutlu'yu tanımasaydım, Edebiyat'ın büyülü bir şekilde bizi ötelerin ötesine doğru götürdüğüne dair tecrübem eksik kalırdı, yazmaya dair hevesim bu denli olmayabilirdi.
Kutlu'nun edebî cümleleri çoğu zaman imanımı artırmıştır, içimde kocaman bir varlık sevinci doğurmuştur, gönlümü sevgiyle kanatlandırmıştır. Mustafa Kutlu demek kelimelerin "Amentüsü" demektir benim için, hayata hürmet etmektir, varlığın diline zeka dolu bir aşinalıktır, bunu ikrar ve itiraf etmek boynumun borcudur.
Rahmetli Fethi Gemuhluğolu "şiire, edebiyata, tabiata, ağaçlara dost olmayan insana dost olamaz" diyor, ne muazzam bir ölçüdür bu. Bugün Türkiye'de gençliğin dilini sevgi dolu, merhametli, anlayışlı, insaflı, vicdanlı, hikmetli vs. bir seviyeye yükseltmek zorundayız hep birlikte. Bu yüzden edebiyatın, şiirin, müziğin, güzel sanatların kalp güzelleştiren, insanı zenginleştiren imkanlarından bolca istifade etmeliyiz.
Kelimeler cennetimizdir bizim. Şiirle ruhumuz incelir, romanla iç dünyamız genişler, hikayeyle hiç olmadığı kadar büyürüz. Edebiyat yağmurun ağladığını hissettirir bize, martıların feryat ettiğini duyurur, söğüt dalındaki kibarlığı aşikar eder. Edebiyat içimizin kurumasını engeller, yorgun kalbimizi sonsuz manalarla besler. Edebiyat hayatın ta kendisidir, güzelliğin kelimelerden müteşekkil bestesidir.
Önümüzde uzun yaz günleri var, bu fırsatı iyi değerlendirip edebî eserlerden nasibimizi çoğaltmalıyız. İnsanın gençken kendine yapabileceği en güzel yatırımlardan biri, hiç şüphe yok ki kelimelerini güzelleştirmektir. Edebiyat bu manada bizi manen zengin kılacak büyük imkanlar sunuyor.
Bir şiirde kaybolmadan, bir romanda sürüklenmeden, bir hikayeye kapılmadan geçmesin yaz günleri. İnsanlığın büyük mirasına kelimeler vesilesiyle ortak olabiliriz, hiç ummadığımız kadar büyüyebilir hayal dünyamız, ufkumuz, görgümüz, irfanımız.
Kelimeler dilerim bahtınıza, sizi sizden alıp sizi size verecek kelimeler.
Muhabbetle.
Süleyman Ragıp Yazıcılar
Yorum Yaz