İlim ve Medeniyet

AVRUPA’DA KONGRE DİPLOMASİSİ: TARİHİ VE ÖNEMİ

Diplomasi mekanizması ve uygulamaları 19. yüzyıldan itibaren Avrupa’da kongre diplomasisi şeklinde kendisini göstermiştir. 19.yüzyıla gelinceye değin uluslararası sistem dönemin egemen devletleri arasında bir gücün diğeri üzerinde hegemonya kurmaya çalıştığı sürekli bir mücadele şeklindeydi. Bu yapı 18. Yüzyılın başlarında Avrupalı beş büyük ülkenin; Avusturya, Prusya, Rusya, Fransa ve İngiltere’nin eşitliğine dayanan bir Avrupa devletler sisteminin kurulmasıyla yeni bir biçim almıştır.

Fransız Devrimi’nin ve Napolyon’un imparatorluk çabalarının tehdidine karşı kurulan ittifakın amacı, büyük devletlerin birbirlerine karşı üstünlük sağlamak değil ortaklaşa oluşturdukları sistemin içindeki yerlerini devrim tehdidine karşı korumaktı. Böylesi bir tehdit ancak uluslararası düzlemde kurulacak bir işbirliği ile mümkün olabilirdi. Bu nedenle Napolyon’a karşı ittifakı ayakta tutan işbirliğini barış zamanında da devam ettirebilmek için devletler arasında görüş birliğine varılmıştı.

Avrupalı devletler, barış anlaşmalarını teyit etmek için bir kongre tertiplemeyi kararlaştırmış ve gündemi sadece büyük devletler belirlemiş ve kendi aralarında anlaştıktan sonra kongre gerçekleşmiştir.  Böylece 1815 Viyana Kongresi ile birlikte barışın tesisi ve güçler dengesinin sağlanması adına ‘‘Avrupa Uyumu/Konseri’’ (Concert of Europe) doğmuştur. Avrupa Uyumu ile Napolyon ve devrime set çekiliyor ve barışın kalıcı hale getirilmesi amaçlanıyordu. Avrupa Konseri’nin temelleri aslında Avusturya, Prusya, İngiltere ve Rusya hükümdarlarının Napolyon’a karşı savaşın sonlarında kurdukları sürekli temas sistemiyle atılmıştır. 9 Haziran 1815’te imzalanan nihai senet ile mevcut statüko bu güçler tarafından garanti altına alınmıştır. Söz konusu anlaşmayla birlikte dört müttefik devletin Avrupa’da barışı sağlamak yolunda tedbirleri alma ve ortak çıkarları koruma noktasında mutabık kalarak düzenli aralıklarla buluşması kararlaştırılmıştır.

Avrupa Uyumu ile Napolyon ve devrime set çekiliyor ve barışın kalıcı hale getirilmesi amaçlanıyordu.

1815 Viyana Kongresi ile diplomatik yöntemler açısından yeni bir döneme girilmiştir. Bu anlaşmayı takiben 19. Yüzyılı kapsayan dönemde Avrupalı güçler, Aix-la-Chapelle (1818), Troppau (1821) ve Verona (1822) kongreleri dahil olmak üzere Avrupa’daki büyük güçler sistemini tehdit eden her türlü ihtilafa karşı bir araya gelmişlerdir. Savaş zamanı koalisyonun ürünü olan bu sistem gevşek ve esnek niteliği sayesinde başarılı olmuştur ve Napolyon Savaşları’ndan Birinci Dünya Savaşı’na değin nispeten kıta devletleri arasında çatışmayı minimuma indirmiştir. Avrupalı güçler Avrupa Uyumu’na bağlı kaldılar ve kıtadaki statükonun bozulma tehlikesine karşı çaba göstermeyi sürdürdüler.

Avrupalı güçler, Aix-la-Chapelle (1818), Troppau (1821) ve Verona (1822) kongreleri dahil olmak üzere Avrupa’daki büyük güçler sistemini tehdit eden her türlü ihtilafa karşı bir araya gelmişlerdir.

Büyük güçlerin işbirliğine sıcak baktıkları dönemde konferans diplomasisi gerginlikleri azaltmaya yardımcı olmuştur. Ancak 1854 Kırım Savaşı ve 1871 Fransa-Prusya Savaşı sırasında işlemesi gereken uyum ve ahenk kaybolmuştur. Alman İmparatorluğu’nun kurulması ve İtalya’nın birliğini sağlaması ile mevcut statüko radikal bir şekilde değişime uğrarken sınır değişikliklerinin büyük güçlerin mutabakatıyla yapılması gerektiği varsayımı askıya alınmış oldu. Ancak Avrupa haritasının yeniden şekillenmesi tamamlandığında 1871 Londra Protokolü ile sınırların bütün tarafların mutabakatıyla şekilleneceği teyit edildi.

Alman İmparatorluğu’nun kurulması ve İtalya’nın birliğini sağlaması ile mevcut statüko radikal bir şekilde değişime uğrarken sınır değişikliklerinin büyük güçlerin mutabakatıyla yapılması gerektiği varsayımı askıya alınmış oldu.

19. yüzyılın sonlarına doğru emperyalist güçlerin Afrika ve Asya’da koloni paylaşmalarında konferans diplomasisinin oynadığı rol dikkat çekicidir. 1878 Berlin ve 1880 Madrid konferansları bu paylaşım çabalarına örnektir. 19. yüzyılda dünyanın değişimine paralel olarak diplomaside önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Dış politika ve diplomasi kongreler aracılığıyla kamuoyunun önüne açılmış ve Avrupa’da güç merkezi saraylardan kabine ve bakanlıklara geçmiştir. Batılı diplomatik protokoller hakim hale gelmiş ve böylece Avrupa diplomatik sistemi evrensel bir nitelik kazanmıştır.

19. yüzyılda dünyanın değişimine paralel olarak diplomaside önemli değişiklikler meydana gelmiştir.

Sonuç olarak Avrupa tarihinde diplomatik kuralları, sınırları ve uluslararası ilişkilerin düzenlenmesini tayin eden unsurlardan biri 1815 Viyana Kongresi ile onun kurmuş olduğu Avrupa Uyumu’dur. Uluslararası dayanışmayı teşvik eden Viyana Kongresi daha sonra Milletler Cemiyeti ve Birleşmiş Milletler birçok organizasyon için ilham kaynağı olmuştur. Kongreye katılan devletler ilk kez diplomasinin belirli bir yasal statüsü olduğunu ve kuralları olan bir meslek olduğunu kabul etmiştir. Kongrede diplomatik temsilcilikler üç sınıfa ayrıldı; bunlar ilk olarak büyükelçiler, ikinci olarak hükümdar nezdinde gönderilen orta elçiler ve son olarak da dışişleri bakanlığı nezdinde maslahatgüzarlardır. Viyana Kongresi sonrası sorunlar kongreler aracılığıyla çözüme kavuşturulmaya çalışılmıştır. Bu nedenle 19. Yüzyıl Avrupa diplomasi tarihi bir kongre diplomasisi olarak nitelendirilebilir. Güçler dengesine dayanan bu sistem mevcut statükonun kökünden değiştiği Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle çökmüştür.

Exit mobile version