Avrasya gündeminin değerli okuyucularımızın dikkatine ve ilgisine sunularak bölgesel konulardaki bilincin artırılması hedeflenen yazı serimizin ikincisi ile karşınızdayız.

Bu yazımızda 6 farklı ana konu bulunmaktadır.

  • KAZAKİSTAN AKİM SEÇİMLERİ
  • RUSYA VE SAVUNMA ALANINDAKİ GELİŞMELER
  • 2021 RUSYA ULUSAL GÜVENLİK VE STRATEJİ BELGESİ
  • MOLDOVA VE KADIN BAŞKANLARI
  • ABD’NİN AFGANİSTAN’DAN ÇEKİLMESİ VE TALİBAN İLERLEYİŞİ
  • BELARUS SEÇİMLERİ YAPTIRIMLAR
KAZAKİSTAN AKİM SEÇİMLERİ

Kazakistan geçtiğimiz günlerde Orta Asya’nın diğer ülkelerinde örneği bulunmayan “Akim” seçimlerini tamamlamıştır. Akim; köy, kasaba, kırsal, mahalle ve ilçelerin yöneticilerine verilen addır. Akimin ilk defa halk tarafından seçilmesi, Kazakistan’da demokratik anlamda atılan adımlardan biri olmuştur.

Eylül 2020’de Cumhurbaşkanı Tokayev tarafından “Yeni Bir Gerçek Karşısında Kazakistan: Eylem Zamanı” başlıklı Ulusa Sesleniş’te devletin halkın refahını artırma planı olduğunu ancak bunu yönetişim çerçevesinde halkın daha fazla katılımını sağlayarak yapmak istediklerini belirtmiştir. Orta Asya’da yerel yönetimlerle ilgili atılan en büyük adımlardan biri olan bu seçimlerden önce akimler, yerel temsil organları tarafından dolaylı olarak atanmıştır.

2582 kişinin aday olduğu seçimlerde 730 birimin yöneticisi seçilmiştir. Aday olanların %63’ü bağımsız adayken geri kalanı parti listelerinden aday olmuştur. 4 yıl görev yapılan ve en fazla 2 dönem üst üste seçilebilen akimleri seçmek için katılım %78,5 olarak hesaplanmıştır. Seçimlerde bulunan “Herkese Karşıyım” şıkkını ise halkın %7’si işaretlemiştir. Seçim, kendi yerleşim bölgesinin kalkınmasında halka söz sahibi olma fırsatını sunmuştur.

Her ne kadar adayların %78,5’lik bir kısmı bağımsız olarak katılmış olsa da kazanan adayların %85’i iktidar partisi olan Nur-Otan’dan çıkmıştır. İktidar partisinin seçimlerdeki başarısıyla yerel ve merkez arasındaki ilişkinin belirli bir seviyede kalacağı anlaşılmaktadır.

Özellikle bu durumundan ötürü seçimleri “Süslü ve Kozmetik Reform” adı altında değerlendirenler bulunmaktadır. Tokayev’in reformlarının “halkı dinleyen devlet” sıfatı altında onu güçlendirdiğini ve demokrasinin seçimlerden ibaret olmadığı ifade edilmektedir.

Kazakistan her iki durumda da yönetimde paradigma değişikliğine gitmektedir. Gerçekten yönetişimi artırarak halkla beraber hareket etmek istese de halka karşı kendini meşru kılmak için bu tarz çabalara girse de halkın kendi geleceğini belirlemede söz sahibi olmak istediği görülmektedir.

Yıllardır Orta Asya devletlerinin meşru zeminlerini oluşturma sürecinde insan hakları ve demokrasi eksikliğini ısrarla dayatan kesimlerin bu adımlar karşısında olumsuz yaklaşımlarda bulunması kendi söylemleriyle çelişmelerine sebep olmaktadır.

RUSYA VE SAVUNMA ALANINDAKİ GELİŞMELER

Dünyada çeşitli krizlerin meydana geldiği bir dönemde devletler askeri alanındaki harcamalarını ve atılımlarını daha da artırmaktadır. SIPRI raporuna göre geçen seneye oranla %2,6 oranında artış gerçekleşmiştir. Bu harcama eğilimi özellikle küresel aktör olmak isteyen bütün ülkelerde “güvenlik ikilemi” çerçevesinde daha da artmaktadır.

Bu aktörlerden birisi olan Rusya da savunma ve güvenlik bağlamında araştırma geliştirme ve üretim kapsamında çalışmalarına devam etmektedir. Rapora göre 4. sırada yer alan Rusya’nın 61,7 milyar dolarlık askeri harcaması bulunmaktadır.

https://www.aa.com.tr/tr/info/infografik/2298

Rusya’da son dönemde yaşanan gelişmelere bakıldığında;

  • Rusya Karadeniz’deki denizaltılarını hipersonik füzelerle donatmıştır. Bu bölge ülkelerinin deniz hakimiyetleri için sorun olmakla beraber NATO müttefiki olan ülkeler içinde tehdit oluşturmaktadır.
  • Remdizel JSC tarafından Rus Hava İndirme Birlikleri için hizmet etmesi planlanan Typhoon K-4386 tekerlekli zırhlı araçlarının yakın zamanda envantere gireceği duyurulmuştur. Birçok farklı görevi yürütmek için tasarlanan aracın en önemli özelliği mayınlara karşı yüksek oranlı bir koruma sağlaması olarak ifade edilmektedir.
  • Hali hazırda seri üretim kapasitesi artırılan SARMAT R-28 kıtalararası balistik füzelerinin 2022 yılında aktif hale getirilmesi planlanmaktadır. Uzun bir menzili olan SARMAT’ın kuzey ve güney kutuplarından dünya üzerinde seçilebilecek herhangi bir noktaya atış yapabildiği ifade edilmiştir. Füzelerin envantere girmesiyle R-36M2 VOYEVODA kıtalararası balistik füzelerinin envanter dışına çıkarılması planlanmaktadır.
  • Donanma gücünü her geçen gün artıran Rusya, Knez Oleg stratejik denizaltısı, çok amaçlı kullanılabilen Novosibirsk denizaltısı ve Poseidon İHA’larını taşıyan Belgograd denizaltısını 2022’ye gelmeden envantere sokmayı planlamaktadır.
2021 RUSYA ULUSAL GÜVENLİK VE STRATEJİ BELGESİ

Rusya Federasyonu geçtiğimiz ay 2021 Ulusal Güvenlik ve Strateji Belgesi’ni açıklamıştır. Bu belge; Rusya Federasyonu’nun ulusal çıkarlarını ve stratejik ulusal önceliklerini, uzun vadede ulusal güvenliğini ve sürdürülebilir kalkınmasını sağlama alanındaki devlet politikasının amaçlarını ve hedeflerini tanımlayan temel bir stratejik planlama belgesidir. Bu stratejinin, Rusya Federasyonu’nun ulusal güvenliğinin ve ülkenin sosyo-ekonomik kalkınmasının ayrılmaz ilişkisine ve karşılıklı bağımlılığına dayandığı belirtilmiştir.

Rusya Federasyonu bu belge ile devlet politikasının ulusal güvenliği sağlamak için uygulanması, modern dünyanın etkili merkezlerinden biri olarak rolünü güçlendirmek için gerekli olan ekonomik, politik, askeri ve manevi potansiyelini artırarak iç istikrarın artmasına katkıda bulunmak istemektedir. Daha önceki belgeler 2000, 2009 ve 2015 yılındaki belgelerdir. Ülkenin gelecek tehdit ve fırsatları değerlendirip bu kapsamda stratejiler belirlenmektedir.

Belge incelendiğinde zaten başlangıçta tehdit olarak algıladığını ifade ettiği ve bütün maddelerin sebeplerinden biri olarak bulunan ABD ve Batı dünyası çokça zikredilmektedir.

Belgeye göre gelecek dönemde Rus toplum yapısının korunmasında ve onarılmasında çok fazla atılım görüleceği aşikardır. Hem “Rus Halkının Korunması” hem de “Geleneksel Rus Manevi ve Ahlaki Değerlerinin, Kültürünün ve Tarihi Hafızasının Korunması” ifadeleri özellikle batı eksenli ve topluma yabancı olan değerlere karşı yapılacak mücadeleyi belirtmektedir. Rus toplumsal yapısını manevi, etnik, dini, ailevi, tarihi ve birçok farklı alanda bozmaya çalıştıklarını ve Rusya’yı ayakta tutan unsurların korunması için mücadele edileceği vurgulanmıştır. Kamu sağlığını da önceki belgeden ayrı olarak bu başlıklar altında incelemiştir. Son olarak toplumsal gelişmenin sağlanması için özellikle eğitim ve sağlık alanında olmak üzere sosyal olarak da çalışmalar yapılacağı ifade edilmiştir.

Milli güvenlik kapsamında askeri gücün uluslararası ilişkilerde ülkelerin jeopolitik amaçlarını gerçekleştirmede önem arz ettiğini ifade eden belgede;

  • Rusya sınırlarında NATO eylemleri,
  • ABD’nin Avrupa ve Asya-Pasifik’te konuşlandırmayı planladığı kısa ve orta menzilli füzelerin varlığı,
  • Orta Asya, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Afganistan ve Kore yarımadasında yükselen gerginliklerin artışıyla küresel ve bölgesel güvenlik sisteminin zayıflaması ve uluslararası terörizmin yayılması,

dikkat edilmesi gereken tehditler olarak belirlenmiştir. Belgeye göre bunlara karşı gerekli eylemler uygulanarak oluşturulacak stratejik caydırıcılık ülkenin savunma ve güvenlik alanında amaçlarını gerçekleştirmesini sağlayacaktır.

Dış güçlerin ülkede var olan ekonomik sıkıntıları kullanarak sosyal süreçleri etkilemeye çalıştığı, etnik ve dini gruplar arasındaki sıkıntıları abarttığı ve enformasyon sistemlerini de bunlar için manipülasyon aracı olarak kullandığı ifade edilmiştir. Bu kapsamda yanlış bilgi servislerinin yoğunluğuna ve halkı etkileme oranına dikkat çeken belgede özellikle Rusya Federasyonu anayasal sistemini zedeleyecek ve toplumsal yapısını etkileyecek “Renkli Devrimler” gibi olayların önlenmesinin sağlanacağı belirtilmiştir. Yolsuzluk vakalarındaki artış ile ilgili de kamusal ilişkilerin kriminalize olmasının önlenmesi için çalışılacağının altı çizilmiştir.

“Bilgi Güvenliği” önceki belgede bulunmayan ancak Rusya’nın önem verdiği bir konudur. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin hızlı gelişimi aynı zamanda vatandaşların, toplumun ve devletin güvenliğini de tehdit etmektedir. Rus sistemlerine ve ağlarına sızma girişimlerinin arttığını ve saldırıların farklı ülke kaynaklarından geldiğini ifade eden belgede barış ve güvenliğin tehdit edildiğinin altı çizilmiştir. Bu saldırıların özellikle Rus gençlerin zihinlerini hedef aldığı da ifade edilmektedir. 

Önceki belgede belirlenen ekonomik büyüme yerine güvenlik ön plana çıkartılmıştır. Ekonomik olarak; dünyada yatırım akışlarının yavaşlaması, ulusal devletlerin ve bölgesel anlaşmaların ticaret ve ekonomik alandaki etkinliğinin artması, uluslararası ekonomiyi düzene koyan sistemlerin zayıflamasıyla artan ekonomik belirsizliklerin artması, ekonomik iş birliklerinin siyasallaşması, kısıtlayıcı önlemlerin tek taraflı kullanımı (yaptırımlar) ve ekonomide korumacı tavırların artması neden “güvenlik” kavramının seçilmiş olduğunu anlaşılır kılmaktadır.

Bu kapsamda Rus ekonomisinin yapısal dönüşümünü sağlamak için; bölgesel kalkınma perspektifinde dengesizlikleri ortadan kaldırmak, alt yapı kısıtlamalarını aşmak, bağımsız mali ve bankacılık sisteminin oluşmasını sağlamak, Rusya Federasyonu’nun uluslararası rekabet gücünü arttırmak, ekonomik stratejik yönetimi daha etkin hale getirmek, karşılıklı iş birliklerine yönelmek planlanan eylemler arasındadır. Bu sayede ülkenin ekonomik güvenliği sağlanmış ve ekonomik rekabet gücü artırılarak iç ve dış tehditlere karşı direncinin artmış olacağı ifade edilmektedir.

Dünya ekonomisinin yeni bir teknolojik temelde dönüşümüyle bilim ve teknolojinin gelişimi alanında yapılacak liderlik uluslararası rekabet gücünün ve ulusal güvenliğin sağlanmasında kilit bir rol oynamaktadır. Teknolojik değişiklikler, yüksek sosyo-ekonomik gelişme oranlarına ulaşmada ve etkili kamu ve kurumsal yönetişimin sağlanmasında inovasyonun önemini de arttırmaktadır. Rusya da bu bağlamda sürdürülebilir büyümeyi sağlayarak bilimsel ve teknolojik gelişiminin artırmayı planlamaktadır. Ülkenin teknolojik bağımsızlığını ve rekabet gücünü, ulusal kalkınma hedeflerine ulaşılmasını ve stratejik ulusal önceliklerin uygulanmasını sağlayacak çalışmaların yapılacağı ifade edilmektedir.

İklim değişikliğine ve çevre güvenliğine ayrıca dikkat çekilen bu belgede dünyadaki üretim ve tüketimin yoğun bir şekilde büyüyerek insanların yaşam koşullarında önemli değişiklikler meydana getirdiği ve bozulmalara sebep olduğunun altı çizilmiştir. Doğal kaynakların vahşi kullanımı ve çevre kirliliğinin artmasının iklim değişikliklerine de sebep olduğu ifade edilerek özellikle yeşil ve düşük karbonlu ekonominin gelişimi için çalışılması gerektiği belirtilmektedir. Doğal kaynaklara erişim için artan rekabetin, uluslararası gerginliğin artması ve çatışmaların ortaya çıkmasının faktörlerinden biri olduğu ifade edilerek ortak çalışmalar yapılması gerektiği ifade edilmiştir.

Son olarak uluslararası karşılıklı iş birliklerine değinen belge, jeopolitik istikrarsızlıkların ve devletlerarası çıkar çatışmalarının daha şiddetli hale geldiğinin altını çizmektedir. Belge, dünyada etkisini yitiren eski liderlerin kendi kurallarını uluslararası toplumun diğer üyelerine dikte ettirdiklerine, haksız rekabet araçlarını kullanarak tek taraflı kısıtlayıcı önlemler olan yaptırımlara devam ettiklerine ve devletin içişlerine müdahale olmaya çalıştıklarına değinmektedir. Bunların da genel öngörülebilirliği azaltarak güven ortamını ortadan kaldırdığı ifade edilen belgede ülkeyi tehdit etmeye devam eden her türlü stratejik araca karşı da simetrik ve asimetrik önlemlerin alınacağı ifade edilmiştir. Bu bağlamda Rusya’nın;

  • BDT üye ülkeleri, Abhazya Cumhuriyeti ve Güney Osetya Cumhuriyeti ile ikili olarak ilişkileri geliştirmek,
  • Büyük Avrasya Projesi çerçevesinde entegrasyonun artmasını sağlamak,
  • Avrasya ekonomik Birliği, kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü ile iş birliklerinin derinleşmesini sağlamak,
  • Çin ve Hindistan ile daha ayrıcalıklı bir ortaklık kurmak,
  • Şangay İş Birliği örgütü ve BRICS aracılığıyla diğer ülkelerde etkisini artırmak,
  • Rusya Federasyonu’nun uzay, okyanus, kutuplarda ilgili çıkarlarını sağlamak,

istediği belgede ifade edilmektedir.

Daha detaylı bilgi için “Указ Президента Российской Федерации от 02.07.2021 № 400 “О Стратегии национальной безопасности Российской Федерации”

MOLDOVA VE KADIN BAŞKANLARI

Moldova’da geçtiğimiz günlerde yapılan seçimlerde ülkenin ilk kadın cumhurbaşkanı ve eski eğitim bakanı olan Maya Sandu’nun aday gösterdiği 43 yaşındaki Natalya Gavrilitsa 61 milletvekilinin oyuyla başbakan olmuştur. 2019 yılında Maya Sandu da başbakan olarak seçilmiş ancak Moldova’daki siyasi mücadelelerden dolayı güvenoyu alamayarak göreve devam edememiştir. Maya Sandu Rusya’nın ülke üzerindeki etkinliğini kıran hamleleriyle bilinmektedir.

Ülkenin birçok farklı bürokratik konumunda da kadınların yoğunluğu dikkat çekmektedir.

ABD’NİN AFGANİSTAN’DAN ÇEKİLMESİ VE TALİBAN İLERLEYİŞİ

(Önceki gündem yazımızda Afganistan çekilme süreciyle ilgili gerekli bilgilendirmeler yapılmıştır.)

Taliban 15 Ağustos itibariyle Kabil’e girmiş ve Afganistan’daki kontrolü eline almıştır. Eşref Gani de bu gelişme üzerine Tacikistan’a kaçmıştır. Facebook hesabında yaptığı açıklamada zor bir seçim yaparak ülkeden ayrılmak zorunda olduğunu belirtmiştir. Afganistan Milli Uzlaşı Yüksek Konseyi Başkanı Abdullah Abdullah ise Gani’nin Afganistan’ı zor zamanda terk ettiğini ve Allah’ın ondan hesap soracağını söylemiştir. ABD çekilmesi sonrasında Afganistan’daki etkinliğini her geçen gün artıran Taliban’ın 3 aylık bir zaman diliminde Afganistan’a ancak hâkim olabileceği belirtilmiş ancak daha sonraki ifadelerde Taliban’ın 72 saat ile 1 hafta içerisinde Kabil’i ele geçirebileceği söylenmiştir. Bu tahminlerin hemen ardından Kabil kuşatılmış ve kontrol altına alınmıştır.

Taliban tarafından yapılan açıklamada çok sayıda sivilin olması sebebiyle şehre savaşarak değil, barışçıl yollarla girileceği ifade edilmiştir. Bu kapsamda kentte güvenliği sağlayacaklarını ve sivillerin de evlerine girilmesine izin verilmeyeceğini açıklamışlardır. Aynı zamanda alınan bilgiler doğrultusunda Eşref Gani hükümeti ve ordu mensuplarının affedileceği öğrenilmiştir. Afganistan İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarda da yönetimin devrinin barışçıl şekilde yapılacağı söylenmiştir. Bu gelişmeler üzerine Birleşmiş Milletler acil toplanma kararı almıştır.

Daha önceki gündemimizde ABD’nin bölgede istikrarsız bir ortam oluşmasını istediğini belirtilmiştir. ABD’nin Taliban’ın tek taraflı başarısı karşısında Kabil hükümetini savaşa davet etmesi, NATO Genel Sekreteri Stoltenberg tarafından Taliban’ın zafer kazanması durumunda tanımayacaklarını ifade etmesi, ABD’nin bombardımanları ve bunun üzerinde tüm kurumlarıyla bombardımanın sonuçlarını Taliban’a yıkması gibi birçok sebep bu argümanı destekler niteliktedir.

Birçok sıkıntının yaşandığı Afganistan’da ABD-BM-AB üçlüsü tarafından yapılan açıklamalarda göç riskinden sıkça bahsedilmektedir. Ancak özellikle vurguladıkları “Zorla kazanılmış kadın hakları risk altındadır” ifadesi dikkat çekmektedir.

Birçok sıkıntının bulunduğu Afganistan’da özellikle bu durum üzerinde durulması şu anki durumun gerekliliklerinden uzak ve uluslararası kamuoyunu kışkırtma girişimi olarak algılanmaktadır. Zaten bu söylemlerin hemen ardından Taliban’ın Siyasi Ofis Sözcülerinden Suheyl Şahin, kadın haklarına saygı duyulacağı, kadınların eğitimine önem verileceği ve kadınların diledikleri gibi evlerinden çıkabileceklerini söylemiş sadece ülkede başörtü zorunluluğu olacağını ifade etmiştir.

Rusya ise Tacikistan ve Özbekistan ile gerçekleştirdiği tatbikatların ardından Çin ile askeri tatbikat yapacağını açıklamıştır. Afganistan’da meydana gelen olayları geçmiş tecrübeleriyle de analiz eden Rusya, bölgede askeri olarak etkinliğini sağlamaya devam etmektedir. Özellikle KGAÖ kapsamında bölge ülkelerde daha etkin hale gelen Rusya için ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi büyük bir fırsat olmuş gibi gözükmektedir.

Taliban’ın Siyasi Ofis Sözcülerinden Suheyl Şahin, kadın haklarına saygı duyulacağı, kadınların eğitimine önem verileceği ve kadınların diledikleri gibi evlerinden çıkabileceklerini söylemiş sadece ülkede başörtü zorunluluğu olacağını ifade etmiştir. Gelecek aşamada Taliban’ın nasıl bir yönetim modeli benimseyeceği, halka karşı yaklaşımının nasıl olacağı çok önemlidir. Özellikle diplomatik ilişkiler bağlamında izleyeceği yol dünya tarafından takip edilecektir.

Taliban sözcüsü Birader, “Kibirli olmamalıyız. Daha önce hiç sahip olmadığımız ağır bir sorumluluğumuz olacak. Şimdi imtihan zamanı. Şu anda ülkemiz insanlarının hizmet sunumu, güvenliği ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi açısından çok önemli bir sınavdan geçiyoruz. İnsanların hayatlarını ve geleceklerini nasıl kuruyacağımıza ikna etmemiz gerekir.” ifadelerini kullanarak aslında aynı endişelere sahip olduklarını ve bu noktada gayretli olacaklarını belirtmiştir.

Türkiye’nin bütün ülkeler diplomatik kurumlarındaki görevlilerini çekerken büyükelçilikte çalışmalarına devam etmesi Taliban’ı tanıyacağını ve bu bağlamda gelecek günlerde karşılıklı ilişkilerin artacağını göstermektedir. Özellikle göç dalgasının önlenmesi ve idarenin etkin şekilde tesis edilmesi noktasında Türkiye’nin desteği Taliban için de önemli olacaktır. İslam dünyasında etkin bir rol üstlenen Türkiye ile büyük bir başarı elde etmiş olan Taliban’ın istikrarın sağlanması için yakın çalışması tüm İslam ülkelerinde umutların yeniden yeşermesine sebep olabilecektir. Türkiye özellikle Afganistan’ın kalkınmasında ve çevre ülkelerle olan ilişkilerinde etkin rol oynamalıdır.

Devir gerçekleşmek üzereyken bir değişikliği de ifade etmekte fayda vardır. Artık Taliban ile değil Afganistan ile görüşmeler başlayacaktır.

BELARUS SEÇİMLERİ YAPTIRIMLAR

Geçen sene 9 Ağustos’ta yapılan devlet başkanlığı seçimlerinde 1994 yılından beri iktidarda olan ve altıncı dönemi için resmî açıklamalara göre oyların %80’lik kısmını alarak yeniden devlet başkanı olan Lukaşenko yaptırımlardan kurtulamamaktadır. Ülkede yapılan hiçbir seçimin kabul edilmemesi gibi bu seçim de uluslararası gözlemciler için “Ne özgür ne de adil” olarak adlandırılmıştır.

Seçimlerin şaibeli olması ve özellikle seçimde mücadele ettiği Svyatlana Tsihanouskaya tarafından halkın da protestolara çağrılması ve bu protestoların sert bir şekilde bastırılmasıyla olay Batı ülkelerinin tepkisini çekmiştir. Bu bağlamda birçok ülke Belarus’a yaptırım kararı almıştır.

Son günlerde yaptırımlara ABD, Kanada ve İngiltere tarafından ticaret, finans ve havacılığa yönelik yaptırım paketi kararı alındığı belirtilmiştir. Aynı zamanda potasyum hidrat, petrol ürünleri, mal ve teknolojilerin durdurulması ve izlenmesi, sigara üretiminde kullanılan ürünler ile teknolojiye ilişkin ticari önlemleri de yaptırım paketine dahil etmiştir.

Bu eylemler karşısında diktatör olmadığını ve ülkesinde darbe yapmaya çalışanlara karşı mücadele ettiğini ifade etmiştir. İngiltere’yi ise “ABD’nin kucağındaki köpekler” ifadesini kullanarak eleştirmiştir.

Daha geçen günlerde Lukaşenko, Polonya ile Belarus arasındaki sığınmacı problemlerine ilişkin Belarus’un sığınmacıların bekleme salonu olmadığını ifade ederek bu sorunun AB’nin meselesi olduğunu ifade etmiştir. Sığınmacıların Avrupa’ya gitmek istediklerini ve kendilerinin yönlendirme yaptıklarını belirten Lukaşenko, Polonya ile gerilimin tırmanmasına sebep olmuştur.

 

 

 

 

About Author

İbn Haldun Üniversitesi (MA) I Rusya ve Orta Asya Araştırmaları [email protected] İLİM ''MEDENİYET''TİR.

Leave A Reply