100’DEN FAZLA İÇERİK SONRASI BİR HATIRAM

0

İlimvemedeniyet sitesinde aralar versem de 2017’den beri yazıyorum. Ramazan vesilesiyle yakın zamanlarda iyice beni meşgul eden bir hatıramı anlatmak istiyorum. Bir süredir dil çalışmaları yürütüyorum ve dillerle uğraşmak beni sevindiriyor. Düşüncemde bazı stratejik diller var, bunları da önceki yazılarımdan birinde tasniflemiştim. Bu dillerin ülkemiz açısından önemli olduğunu düşünüyorum ve gençlere öğrenmelerini tavsiye ederim. Ama sadece dil öğrenmekle iş bitmiyor. Günümüzde spesifik bir alan üzerine çalışıyor insanlar ve dili orada kullanmak gerekiyor. Örneğin İran çalışmayı düşünen bir öğrenci Farsça öğrense güzel olur, İngilizceden sonra. Sonra İran’da en prestijli üniversitelerinden birinde dil eğitimi alsa. Orada bulunduğu sürece boş vakitlerinde ülkeyi güzel bir şekilde gezse ne iyi olur. Ülkedeki stratejik kurumlarla bağlantı kursa ve düzenli gider gelir olsa çok güzel olur. Tabi Farsçayı sıradan bilmek yetmez çok iyi bilmek gerekir bence. Yani günlük konuşma diline hakim olmak, basını hızlı bir şekilde takip edebilmek, telefonda İranlı arkadaşıyla Farsça konuşabilmek gerçekten güzel olur. Sonrasında bir ömür ciddi çalışmalara adanır ve ilim peşinde koşulur. Öğrenci illa dil öğrenecek de zannedilmesin. Yeni çalışmalar ışığında örneğin sözlü tarih çalışması yapacaksa Konya yöresinde, o zaman Türkçe bilmesi yetiyor. Eğer yakın dönem çalışıyorsa. Ama sözlü tarih çalışmalarının Batı’da nasıl yapıldığını öğrenmesi ve takip etmesi gerekiyorsa, o zaman İngilizce şart. Bilirse güzel olur ama herkesin de Polyglot olmasını bekleyemeyiz. İVM (İlimvemedeniyet) sitesinde görece (Ortadoğu  coğrafyası için yani burada istikrar gerçekten çok zor) uzun yıllardır yazıyorum ve ben bile bu kadar yazacak vaktimin ve fırsatımın olacağını bilmiyordum. Yazılarımın kalitesi tartışılır. En çok emek harcadığım ve hayallerimi süsleyen yazı bir kitaptı. İbranice Gramer kitabıydı ve onu da burada paylaştım. Birçok insana ulaştık Elhamdülillah. En azından İbraniceye olan insanların bakışını değiştirebildiysek bu da önemli bir şey bence. Şimdi YouTube’dan ders içerikleri üretmenin yanı sıra öğrencilere elimden geldiğince ders veriyorum. Ne öğretebilsek kârdır.

Çocukken çok yaramazdık, aslında ben çok yaramaz değildim. Abim çok yaramazlık yapardı ve ben de ondan cesaret alarak şımarırdım. En azından ben öyle düşünüyorum. Çok gülerdim ve eğlenirdim. Sahip olduklarımızla mutlu olurduk ve okuldan sonra arkadaşlarımızla takılmak çok eğlenceliydi. Boncuk tabancalarıyla bazen de tahtadan kılıçlarla oynardık. Boncuk tabancalar da çok dayanmazlardı bize. Bir gün yolda giderken bir abi, daha önce hiç görmediğim birisi bize bir soru sordu. Kalem mi keskindir (güçlüdür) Kılıç mı diye? O zaman da elimizde ya kılıç ya da boncuk tabancalar vardı. Biz tabi o zamanki aklımızla Kılıç veya silah güçlüdür dedik. Ben eğer hafızam beni yanıltmıyorsa silahın daha güçlü olduğunu söyledim. Ama abi hayır dedi kalem daha güçlüdür dedi ve neden güçlü olduğunu küçük bana izah etmişti. Bu söz ben de derin bir tesir bırakmış olmalı ki yazıya çok önem veriyorum ve gençlerin yazı yazmalarını o kadar önemsiyorum ki anlatamam. Silahın güçlü olduğunu bir süre daha düşünmüş olmalıyım ki Astsubaylık için Ankara’ya imtihanlara katıldım. Tabi evde bir heyecan vardı. Bu hayatımı kurtarmak demek olacaktı, ama o abinin sözü dua yerine geçmiş olmalı ki hemen beni askeriye de elediler ve bir daha da başvurmadım. Tabi burada bunu küçümsemiyorum kesinlikle. Ama Alimin kaleminin ne kadar değerli olduğu zikredilir. Nebevi söylem İlmin galiba önde olduğunu söylüyor ve silahtan önemli oluyor. Ama eğer yanlış bir şey yazıyorsam, ilim sahipleri beni düzeltirlerse sevinirim.

Evet asker olamadım ama üniversite bitirdim. Elim senelerce kalem tuttu ve hala da kalem tutuyor. Rabbime hamd ediyorum. 100’den fazla yazıyla alakalı içerik üretmenin, toplamanın ve bulmanın yanın da birçok da dil ve diğer yazıların yazılmasına herhalde vesile oldum. Umarım Rabbim bize ilim yolunda başarılı ve güzel işler yapmayı nasip eder. O tanımadığım abinin duası kabul olmuş olmalı. Bir sonraki yazımda Ramazan vesilesiyle Ramazan’ın nasıl benim kaderimi değiştirdiğini ve orucun nasıl beni ben yaptığını anlatmak istiyorum. Hayırlı Ramazanlar :)))

(Yapmadığım bir şeyi gençlere tavsiye edersem lütfen beni uyarın!!!)

About Author

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tarih-YL / Filistin Çalışmaları [email protected]

Leave A Reply