İBRANİCE ÖĞRENME SERÜVENİM

YABANCI DİL

Sana sıkıntı veriyorsa sıcak yaz, soğuk kış ve hazan, İlkbaharda da oyalanırsın, ilim elde etmek ne zaman? Asalet arzusuyla çıkmazsan yola, Otur yerinde boş tabak yala İbn Faris

2014’te başladığım Farsça öğrenme sürecim beni Orta Doğu uzmanı olmaya yöneltti. Tek bir hedefe odaklandım, düşsem de kalksam da bu hedeften vazgeçmiyordum. Her boş vakitte dillere çalışıyordum. İlk başlarda bilinçli ve kasıtlı değildi. Ne yapmam gerektiğini söyleyen yol gösteren olmadı çok fazla ve neredeyse hiç. Farsça dersi var ise gidip alıyordum. Sonra Orta Doğu uzmanlığı için Arapça lazım olur diye düşünüp Arapça dersi almaya başlıyordum. Hocaların ilminden faydalandım ama beni kimse himaye etmedi Allah’tan ve Amcamdan başka. Amcamın bana okuma yolunu açması hayatımda yaşadığım en büyük dönüşümdü. Yoksa ya elektrikçi olacaktım ya da atarabacı. İkisini de yapabilecek istidatlarım aslında da yoktu. Liseden mezun olunca bir yıl elektrikçi dükkanında çalıştım. Sonra Amcamın daveti üzerine okumaya İstanbul’a gittim. Orada başakşehirde bir yıl üniversiteye hazırlandım. Sonra alanımda ilk 20 bine girerek İstanbul’da Üniversite kazandım. Üniversite ortamım da güzeldi. Gerçekten iyi dostlarımız vardı ve ablalarımızın olması da ayrı bir güzellik katıyordu. Buradan hepsine sonsuz teşekkürlerimi iletmek isterim.

İsrail üzerine gözlemler kitabı 2017’den beri yaptığım çalışmalara dayanıyor. Basılı olarak çıktıktan sonra gerçekten beğenildi. Ankara çevrelerinde methini duyuyordum ve bana söylüyorlardı. Bu yüzden Rabbine ne kadar şükretsem azdır. İyi ki Allah var. Sonra farklı yerlerde kitabımı tanıttım. Birkaç da reklam girişimimiz oldu. İstediğim ilgiyi görmese de ileride görebileceğine dair umutlarım diri hamdolsun.

İlimvemedeniyet Derneği ile birlikte İsrail Üzerine Gözlemler isimli kitabımın sunumunu gerçekleştirdim. Kitabımı tanıttım. Başka birkaç yerde daha kitabımın tanıtımını gerçekleştirdim. Bunlar tanıtım amaçlıydı ve duyurulması gerekiyordu. KDY yayınları ile anlaştım kitabı çıkarırken. Çünkü diğer yayınevleri sıcak bakmadı. Çoğu maillerime dönüş bile yapmadı. KDY’yi de bir nimet olarak kullandım. Çünkü kimse kitabımı basmaya yanaşmadı, neredeyse. Sonradan yazı eklediysem de çok eklememişimdir. Hepsi 2017-2020 arası felan yazılardan oluşuyordu ekseriyetle. O döneme göre bu bilgiler çok değerliydi. Ama bugün bu bilgilerin de üzerine koymak gerek. Her yıl o dönemin bilgisi daha ileriye gitmeli ki, geriye değil ileriye gidelim. Bildiklerimiz sınırlı idi ama şuan daha çok biliyorum ve yarın çok daha çok araştırdığımız konularla bileceğiz. O yüzden yazıldığı dönemde eserlerim değerlendirilmeli. Bugünün imkanları çok daha fazla. Çalışmalarım yapay zeka öncesi dönemin ürünüdür. Özellikle ilk 9 kitabımı kastediyorum bununla birlikte.

Tügva’da ise bu şekilde eğitim alıyorduk. Orada birkaç farklı kişiden dersler aldık. Bu tabloda fiilimsi konusunu işlemişiz. Fiillerden isim yapılıyordu yani. Örneğin oturmak fiilinden oturum oluyordu. Yükselme fiilinden yükseliş oluyordu. Paal kal ve piel kalıplarının fiil hallerinden isim yapmayı öğreniyor muşuz. Tarihe bir not düşebilmek bağlamında kaydetmek istiyorum. Tarihçi olduğumdan tarih ilmi açısından belgeler her şeydir. O yüzden geleceğe belgeler bırakabilmeliyiz.

Eliezer Tirkel’in kitabından bu şekilde ilk İbranice derslerime çalışıyordum. Hocamız derste metinleri önceden okumayın demişti ve ben de hemen okuyuverdim. Çünkü büyük bir iştiyak duyuyordum. Öncesinde biraz İbranice çalıştığımdan hocamız konuşurken bayt kelimesini kullandı ve anladım o kelimeyi. Sonra zannediyorum Tirkel’in kitabında okurken de Bayt kelimesini de gördüm. Bayt kelimesi Arapça beyt kelimesinden geliyordu. İkisi de ev anlamında bir kelimedir. İbranicesini de yazmak istiyorum (בית)

2017’de Hayfa’dan aldığım kitabın üzerine bu şekilde ismimi yazmıştım. Hayfa Üniversitesi’nde ders kitaplarımız da oluyordu. Bu kitapların üzerine ben yazmamaya çalışıyordum sonrasında kullananlar da olur diye düşünüyordum. 2017 tarihinde Karmel dağının tepesindeki Üniversite olan Hayfa Üniversitesi’nde idik. Filistin’e bir ekip olarak ilk biz gittik. Oradaki tecrübelerimi de hatıratımda kaleme almıştım. İbranice başlangıç seviyesindeki kitabımız bu idi. İlk sene Upper İntermediate seviyesinde eğitim almıştım. Bir sonraki sene de lower advanced seviyesinde eğitim aldım. İlk sene 82 puanla sınavı tamamlamıştım. İkinci sene 85 alarak mezun oldum.

Öğrencilerime 2018 tarihinde bu hikâyeleri okuma ödevi vermiştim. Kitabın orjinali kayboldu. Yanlarında öğrencilerim Fatıma, Eslim, Cahide, Sema’nın isimleri yazıyor. Bu şekilde onlara ödevler verip kontrol ediyordum. Bu kitabı tesadüfen bulmuştum. Bu kitap Türkiye’de çokca kullanıldı. Bu kitabı da zannediyorum ilk benden dolayı paylaşıldı. Kısa sürede büyük bir kitleye ulaştığını tahmin ediyorum. Rastgele karşıma çıkınca yaşadığım sevinci hayal meyal hatırlıyorum. Benden katkı olabilmesini temenni ederim.

Oradan tedarik ettiğimiz kitaplardan bir tanesi de bu idi. Kitapların satıldığı Akademon diye bir yer vardı. İlk sene gittiğimizde Dalet seviyesinde kitap bulamamıştım. Sonraki gittiğim sene buldum. Döndüntek sonra vakıfta haftada 8 saat eğitim 8 ay civarında eğitim alarak bir sonraki gidişimizde bir üst kurdan başladık. Hocamıza çok kızmıştım ve bize gerekli yazma kurallarını öğretmek aklına gelmedi herhalde. Dalet seviyesinde çok yazı çalışması yaptık diye hatırlıyorum. Hocamıza da vakfımıza büyük bir sitem duyuyordum. Bir yıl eğitim alıpta nasıl oluyordu da gidip bir üst kurdan başlıyorduk. En son kuru alabilmeyi o kadar çok istedim ki ama nasip olmadı. İlk gittiğim sene de ben sabahtan akşama kadar ders çalışacağım beni en üst kurdan başlatın dedim ama olmadı. Sorular ise gerçekten zordu. Üniversitenin yaptığı sınavda yeterli alabilmek için çok çalışmak gerekiyordu ve çok kelime bilmiş olmak. Sorularda 120soru civarında zannediyorum vardı ve sorular gittikçe zorlaşıyordu. Nereye kadar çözebilecektik onu seviyemiz belirliyordu. Kimisi 30 soru kimisi de 60 soruya kadar anlayıp çözebiliyordu.

Şu kitabı bulduğumda yaşadığım mutluluk inanılmazdı. O zamanın parasıyla 1000 tl civarında bir ücret ödemiştim veya 500 tl gibi bir ücret idi galiba. Kendi paramla almıştım ve o zaman bir aylık bursumuzun fiyatındaydı. Vatan için çalışmaya devam ediyorduk :)

İbranice giriş seviyesi Bet kitabı. Bu kitaplardan işleyip işlemediğimizi pek hatırlamıyorum. Ama pdfleri yapılmış ve daha sonra İnsanlar arasında paylaşılmış olmalı diye tahmin ediyorum. Yazarı Şlomit Hayim isminde birisi ve normalde bu kitaplara kolay kolay ulaşabilmek mümkün değildir. Bu kitapları getirirken aklımda o zaman çok stratejik bir iş yaptım diye düşündüm. İbranice pdf kitap bulunamaz diye düşünüyordum. İsrail’de korsan kitapçılık olmuyor diye bir düşüncem vardı. Sonra her ülkede belli oranlarda pdf kitaplar olabiliyor diye düşünmeye başladım. Ama yine de ülkemizden bu kitaplara ulaşmak imkansız gibi birşeydi. Paylaşılmıyor ve açık erişime sunulmuyordu. O yüzden ben ücretsiz paylaşma yolunu seçtim.

Bu kitap 7’den 77’ye İbranice Öğren isimli kitabımı yazmamı sağlayabilen en temel kitaptı. Bu kitabı bulmam işimi çok kolaylaştırdı. Dilinin sade ve anlaşılır olması oldukça işime yaradı. “Zevkle İbranice öğren” başlığı taşıyor ve alt başlığı da Öğretmen Desteği Olmadan başlığını taşıyor. Ben de Türkiye’deki kitapları incelemiştim ve incelediklerim arasında kendi kendine öğrenime uygun hiçbir İbranice kitap yoktu. Aslında diğer dil öğrenim kitapları da o şekilde yazılıyormuş ve bunu sonradan fark ettim. Ben ise herkesin öğrenebilmesini temin etmeye çalıştım. Olabildiğince dilini hiç bilmeyenlerin anlayabileceği şekilde ayarlamaya çalıştım.

 

Bu kitaptan ilk İbranice öğrendik ve Türkiye’de her yerde neredeyse bu kitaptan öğretiliyordu. Bunun da daha iyilerini bulmak en büyük hedefimizdi. Bu kitaptan da kurtulabilmek istedik ve Vakfımızdan 250 dolar talep ederek kitapları aldık. Mentörümüze gel gidelim kitapları alalım satış yerinden dedim. O da Sen git al ben bilmiyorum Sen biliyorsun dedi. Gittim aldım ve çok ağır olmuştu zorlana zorlana getirdim diye hatırlıyorum mentörümüzün yanına. Büyük emeklerle kitapları topladım. Kitapları aldık oradan da Ürdün sınırına geçiş yaptık. İçimde büyük bir korku duyuyordum kitaplarımızı alırlar mı diye. Ürdün’e girip ilerleyene kadar da korkum geçmedi. Canımdan çok adeta kitapları korumayı düşünüyordum. Kitaplarımızı ellerimizden almaları için adeta Allah’a yalvarıyorumdur diye düşünüyorum. Sonrasında yaptığım hatalardan birisi kitapların pdflerini dağıtmaktı. Bu şöyle bir hata. Yazarın izni olmadan kitabı çoğaltmak etik değildi sadece bunu bir hata olarak görüyorum. Haklarını helal ederlerse sevinirim. Kim olursa olsun kimsenin hakkına girme salahiyetimiz yoktur. İster Yahudi olsun ister Mecusi, Allah’ın yarattığı karıncanın bile hakkına giremeyiz, ahlaki ve etik kuralların dışına çıkamayız.

Hayfa Üniversitesi’nde ise bu şekilde not alıyordum. Etken fiili edilgen fiile çevirme konusunu işlemişiz. Edilgen fiilin geniş ve mazi çekimlerini görümüşüz ve gelecek zamanlarını görmüşüz. Bu konular zordu ve hala bu konular önceden bakmadan doğru çekim yapılamaz. Birçok bilgiyi de unutmak için öğreniriz ama eğer ders anlatmaya devam etsek bu bilgiler elbet işe yarar. Çoğu bilgiyi de unuturuz ama diğerlerine anlatmak istersek daha kolay öğreniriz unuttuğumuz bilgileri.

Hayfa Üniversitesi’nden aldığım kabul mektubu budur. Üsküdar’da kaldığım zamanlarda aldığım bir mektuptu. İlk kez Filistin’e de o zaman gittim. Yolda giderken bagacımın ayağı bozuldu. Varış yerinden de birkaç durak erken inmiştim. Polis benden şüphelendi ve yurduma kadar götürdü beni. Orada okulun güvenlik görevlileri bana bakıp şaka yaptılar ve korkma birşey yok dediler. Ben de korkmuyorum zaten dedim. Bunu hatırlıyorum ve valizim çok ağır idi. Gelmeden önce arkadaşlarım için baya bir yiyecek almıştım ve valizi taşıyamıyordum. Çokta uykum vardı ve valizi ilerletemiyordum neredeyse.

Fiyat aralığı ise bu şekilde idi. Hayfa üniversitesinin kurs ücreti 2000 dolar olduğu gözüküyor. 640 dolar da yurt ücreti vardı. Başvuru ücreti de 80 dolar imiş. Hepsini ödemiştik ve o şekilde yurtta kalmaya başladık. Çok yüksek fiyatlara eğitimler aldık ama ben ücretsiz ve çok ucuza dersler verdim. Ülkemize katkı sunmak yolunda ilerliyordum. Toplam eğitimlere harcadığım para baya bir yekun tutuyordur şu günümüz ekonomik koşullarında. Benden vatana ve millete armağan olsun. Bu işlerden para kazanmak ve zengin olmak amacıyla yapmadım elbette ve her bilgiyi ücretsiz paylaştım. Mümkün mertebe de hiçbir ülkenin de bile isteye hakkına girmemeye  çalıştım.

Filistin’de okuduğumuz kitapların listesi ise yukarıdaki şekildedir. NIS kelimesi şekel demektir ve şekel İsrail’in para birimidir. Ders saatlerinden bazıları da yukarıda gözüküyor. Herhalde saat 14.00 gibi dersler bitiyor. Kitapların isimlerini ve fiyatları ise net bir çekilde gözüküyor. Bunları Türkiye’ye getirebilmek için de büyük emek harcadım. Vakfımızdan 250 dolar idi galiba bir para istedim ve o parayla ve kendi bütün paramı da katarak kitap aldım. Üzüldüğüm şey hep vatanı düşündüm ve aklıma hiç ailem gelmedi. Onlara yurt dışından hediye almak hiç aklıma gelmedi. Bunun pişmanlığını zaman zaman yaşarım. Küçük hediyeler dışında birşey getiremedim. Aklıma ailem gelmemişti.

Hayfa’da derslerde bu tarz konuları işliyorduk. Burada Hocamız bize bir ödev vermiş. Öğrencilerin isimleri yazıyor. İkili gruplar halinde hazırlamış hocamız bizleri. Ozan ve Ulaş demiş ve beni de Türk arkadaşım ile görevlendirmiş. Çarşamba günü ise Anıl Ulaş ile benim bir ödev yapmamız istenmiş ama tam hatırlayamıyorum. Gelecek zaman konularını işlemişiz.

Derslerden bazı örnekler

Etken ve edilgen konularını işlediğimiz görse ise yukarıdaki şekildedir. Beni partiye davet edecekler şeklinden partiye davet edileceğim şekline çevirmişim. Gelecek ve geniş zamanlarda pasif yapma öğretilmiş. Gelecek zaman kısmı en zoru idi diye hatırlıyorum şimdi ama bakmak lazım.

İsim-Fiil konusunu ise bu şekilde işliyorduk. Tügva’da da işlemiştik isim fiil konusunu ama Yahudiler daha profesyonel anlatmışlar bu anlaşılıyor. Hocamız da Filistin’de eğitim almıştı ama tabii ileri seviye öğrensekte anlatırken basit anlatıyoruz. Üst düzey bir anlatım herkeste ve her konuda gösteremeyebiliyoruz. Birinci cümlede sen güzel davranmıyorsun yazıyor ve senin davranışın güzel değil diyor. Davranmak fiilini davranış şeklinde isim haline getiriyoruz.

Şart cümleleri konusunu işlemişiz. Örnek olması bağlamında paylaşıyorum.

Kudüs İbrani Üniversitesinden Aldığım belge budur. Normalde İbranicede öyle bir seviyede ikinci gittiğimizde eğitim aldık ki bize Anadili İbranice olan Yahudi Hocaların anlattığı yüzde yüz İbranice dersleri dinleyebileceğimiz bir seviye idi. Orada Hocamız ile Yahudi kaynaklarında toplum ve ekoloji dersi aldık haftada 6 saat. Burada düşük almamın sebebi ders çok erken başlıyordu ve uyanamıyorduk. Ben bir de hatırat tutuyordum ve notlar alıyordum günlük gezdiğim yerlere dair. Onları kaydetmek ve derse gidip gelmek yoruyordu. Yahudilerden pek alışveriş yapmamak amacıyla da akşam yemeğin gelmesini beklerdim. Öğlen bazen yer bazen yemezdim. Orada çektiğim açlığı hala hatırlarım. Bir de lisansta yurtta öğlenleri yemek olmazdı. Kraker dahi alamayacak dönemlerim oldu. Orada da çektiğim açlık ruhuma işlemiştir adeta. Onun haricinde açlık çekmedim hamdolsun. Birisi bile isteye oldu diğeri ise mecburiyetten oldu. Param vardı ama paramı kitaba yatırmak isterdim ve o şekilde ülkeme katkı sunduğumu düşünüyordum. Birkez bile hava çok sıcak olmasına rağmen içecek aldığımı hatırlamıyorum. Arkadaşlarım mutlaka felafelin ve dönerin yanı sıra çok rengarenk içeceklerden alırdı ama ben almazdım. Paramı biriktirdim sonra bir sürü kitap getirilmesine de vesile olduk hamdolsun. Övünmek için anlatmıyorum. Basit birkaç fedakarlık bunlar ve yaptıklarımız hiç yeterli değil. Çok daha fazlasını yapabilirdik ama nasip olmadı. Sabah kalkardık otobüse yetişmeye çalışırdık canhıraş bir şekilde. Bu Yahudi kaynaklarıyla alakalı dersi çok kaçırdım o yüzden yoksa düşük almazdım. Dalet seviyesinde idi aldığımız eğitim ve bu eğitimi alanlar Kudüs İbrani üniversitesinde İbranice seviyesinde eğitim alabilecek seviyeye gelmiş bulunuyordu. Bu seviyeye kadar iki yıl içinde ve çokta hoca değiştirerek ve yanlış yöntemlerle de ilerleyerek ulaşabilmek Rabbimin bir lütfuydu.

İstanbul Üniversitesi öğrencilerine ücretsiz bir kurs vermiştim. Medeniyet Üniversitesinde bir yıl ücretsiz İbranice eğitimi verdim öğrencilere. Bir yılda iki kız öğrencinin sonuna kadar devam ettikleri cüzi ücretli bir eğitim verdim. Ücretsiz veya cüzi ücretli vermemi şu şekilde kodluyordum. Bana bu eğitim verilirken ben para vermedim diyordum. Dolayısıyla ben de ücretsiz anlatmalıyım şeklinde düşünüyordum. Bu sebepten gönüllü faaliyetlerim oldu. Farsça öğretirken de ücretsiz vermeyi önceledim bir kişiye ama sonrasında hayat şartları mecbur paralı öğretmeye dönmek durumunda kalıyoruz. Çünkü yaşım ilerliyor ve ayaklarımın üzerinde durabilecek hiçbir imkana sahip olmadığımı fark edince mecburen hayat ve ahiret dengesi yapmak durumunda kalmaya başlıyorum.

Hayfa Üniversitesi’nde bu arkadaşlarımızla birlikte bir eğitim aldık. Burada üç Türk var. Abdülkerim, ben ve Ulaş. Üçümüzde bir vakıfta eğitim aldık ve bölgeye ekip olarak ilk İbranice öğrenmeye biz gittik. Hayal meyal resme bakınca arkadaşları hatırlayabiliyorum. Başörtülü olan Arap arkadaşımızdı. Kırmızı harfle yazılı olan Hava Hocamız idi. Derslerine büyük bir gayret ve emek veriyordu. Galiba Kudüs İbrani Okulu’nda bir rekabet vardı. Kim iyi anlatırsa ve daha çok emek verirse ona dersi anlattırıyorlardı. Hocamız insanüstü bir gayret sergiliyordu ders anlatırken. Hayal meyalde bir konuşmasını hatırlıyorum ama tam emin değilim. Konuşması çok iyi ders anlatmak üzerine idi. Çok çalışmam gerekiyor ve dersler bitince dinlenirim diyordu. İyi bir izlenim bıraktı ve öğrenciler olarak iyi bir profil çizdik Hamdolsun.

2018’de hazırladığım İbranice kitabım daha sonra KDY yayımlarından basıldı. Kitaplarımı genelde KDY’den bastırıyorum. Bir dili sadece öğrenmek için öğrenmiyorum. O dili bineğim haline getirerek adeta gitmek istediğim yere gidiyorum. İbranice de beni farklı dünyalara götürdü. Kitabımın adını 7’den 77’ye İbranice koydum. Bir Arapça kitap vardı ve o 6’dan 66’ya Arapça diye kendini isimlendirmişti. Vakfımıza götürdüm kitabımı basarmısınız dedim. İyi ki olumsuz dönmüşler. Topluma mâl oldu çalışmam. Vakıf kazanabilirdi birkaç kazanım ama toplum bu sefer çok kazanım elde etti. Vakıfla da aram bozulsa da niyetimi temiz tutmaya çabaladığım için eninde sonunda sonuçta hayır oldu. Rabbim onlara nimetler verdi ama bana da farklı nimetler verdi. Nimet yarıştıramayız ama hayat hayırda yarışmak üzerine kurulu. Hiçbir zaman mümkün mertebe kişisel ve kurumsal çıkarlarımızı toplumun, devletin ve ümmetin çıkarlarından üstte göremeyiz. Başarıyı da nasip eden Allah’tır. Sonra yollarımız ayrıldı ve onların da projesi çöktü. Çok ciddi yanlışlar da vardı ama bu konuları gündem ederek bir yere varamayız. Yanlışın olmadığı bir yer kalmadı güzel Ülkemde neredeyse çünkü. Yanlış doğru ve doğru da yanlış oldu adeta. Hocalarıma saygımdan bu kadar eleştiriyi yeterli görüyorum. Bana yardımcı oldukları için teşekkür ederim.

Orta Doğu Bölge Uzmanı belgesine sahip Türkiye’de herhalde nadir kişilerden biri de ben olabilmiştim. Amacım Orta Doğu uzmanı olmaktı en başından itibaren. BYP en parlak proje idi. Ben içeride çok eleştiriyordum zaten eleştirmelerim de başıma iş açacaktı en sonunda. Eleştirdiğim noktalar yine projenin selameti içindi. Öğrenciler ders çalışmıyor, dersler boş geçiyor, gereksiz harcamalara kaçılıyor gibi eleştirilerim beni istenmeyen kişi yaptı kısa sürede. Ama Rabbim başka güzellikler verdi. Vakfın ve projenin iyiliği için elimden geleni yaptım. Sonra hedeflerini daha ileriye de taşımaya çalıştım. Öğrenci profili de projenin ruh yönü de sorunluydu. Strateji vardı ama ruhla birleşmemişti. Biraz da benim kolay beğenmemem ile alakalı olabilir. Her şeyi tartıyorum Nebi ve Sahabeler olsa nasıl davranırdı veya en doğru olan nedir diye düşünmeye çalışıyorum. Bir gruptan öğrenciyle ders başlamadan aradan aylar geçtikten sonra konuştum. DErsler nasıl gidiyor dedim “kitabın yüzünü açmadım daha” dedi. Programa kabul alan öğrencilere de sormuştum felan dili öğreneceksiniz hiç araştırma yaptınız mı dedim hayır yapmadık dediler. Dedim geçmiş olsun. Osmanlı’nın başarısız yurt dışında öğrenci okutma çabalarını biliyordum. Programın ilk günü çökeceğini tespit etmiştim âcizane. Ama bu beni dahi yapmaz. Sadece Osmanlı deneyimine bakarak yapılan yanlışların tekrarlandığını görmek öngörü sahibi yaptı. Yine de başka güzel çalışmalara yol açtı. Yalpalaya yalpalaya ilerledik. Bugünlere gelebildik hamdolsun. Rabbimden bizi daha ileriye taşımasını dilerim. İyi işler yapanların emekleri zayi olmaz umarım. Sorunlar yapısal bir gündede 10 yılda da düzelmez. Zihniyetin düzelmesi gerekir. Bu satırları da kuruma zarar vermek amacıyla yazmıyorum. Kişisel bir hesap gütmek derdinde olmadığımı belirtmek isterim. Rabbimiz Sabredenleri müjdele buyuruyor ben de iyi işler yapanları da müjdele Rabbim diyorum.

Dört cilt şeklinde kaleme aldığımız İbranice Öğreniyorum Seti

Metin Kutlu Hocama aslında ne kadar teşekkür etsem az. Hayalimi gerçekleştirdi. Tabii benim yaptığım ilk çalışma kadar ilgi görmedi ama yine de çok daha profesyonel halini hazırlamak nasip oldu. Adeta Selçuk Bayraktar’ın ilk iha denemesinden bugünkü haline geliş gibi oldu. Yaptığımız şeye mana yükleyebiliriz, büyük hedefler koyabiliriz ama çok ve yeterli görmeyiz. Kişi biliyorum dediği anda kaybeder. Her zaman öğrenci modunda kalmak en değerlisidir. Metin Hocama bu bağlamda sonsuz teşekkür etmek isterim. Yaptıklarımız asla yeterli değil ve küçük bir emekten bile küçük. Mana boyutuyla yüklediğimiz mana ise iyilik yolunda olduğundan o büyüktür âcizane.

 

Hayfa Üniversitesinden aldığım belge budur.

Bir ay boyunca eğitim aldıktan sonra 82 alabilmiştim. Rabbim İstanbul’da kalırkende çok güzel bir muhit nasip etti. Üsküdar’da kaldım hamdolsun. Muhit olarak çok güzeldi. Kredileri hiç onaylatmadım. Hiçte önemsemedim. Çünkü onun İnsanlara vereceği fayda bana vereceği faydadan çok daha büyüktü. Büyük hedefler peşinde koşmayı Gençlerimize tavsiye ederim. Tabii ki sertifika almakta ve kredileri onaylatmakta problem yok ama sırf sertifika almak amacıyla hareket edilirse kişi ilim öğrenemez sertifika sahibi olur. Bu da dükkan açma belgesi olupta işten anlamayanların durumu gibi olur. İşi öğrenmeli ve çıraklıktan ustalığa doğru adım adım ilerlemeliyiz. Hayfa güzel bir şehirdir. Limanı görüyorduk üniversiteden veya bahai bahçelerinden bakınca. Orada susayınca şekerli su içmiştim ve normal su diye almıştım. O kadar çok hoşuma gitti ki bir kez daha oraya gittim o sudan bulabilmek için. İçtim ama o ilk tadı bir daha vermedi. Sonra daha da almadım. Arkadaşlarımızla pizza söylerdik. Ben de gelin Size yemek yapayım derdim. Bana kızarlardı. Pizza da o zaman çok pahalı idi. Haftalığın belki yarısı pizzaya giderdi. İstemeye istemeye birkaç kez yedim ama tadı çok güzeldi.Memlekete dönünce ahdettim ve dedim ki bir daha asla o kadar lüks şey yemeyeceğim. Sonra gittiğimde arkadaşlarım 40 şekellik yemek yese ben 10 şekellik yerdim. Cimrilikten yapmıyorum bunu. Kitap alabilmek ve Türkiye’nin bir sorununa çözüm bulmak amacıyla yapıyorum. Yoksa benim de nefsim var ve para bana bile ait değil ama benim paramdan daha değerli görüyorum her zaman. Kendi parama bu kadar hassas davranmadım.

Bu şekilde ise 7’den 77’ye Kendi Kendine Öğren isimli kitabımı hazırlıyordum. Kitabıma büyük önem verdim. Normalde İbranice kelimeleri harekeli yapmamız lazım öğrencilerin ve öğrenenlerin okuması için. Kelimeleri ve cümleleri harekelendiren bir site varmış ama benim haberim yoktu. Tek tek her kelimeye onlarca ve yüzlerce kez bakarak hiç hata yapmadan harekelendirdim. Mesela “a” sesini veren birden fazla hareke var ve birisini yazsam yeterli diye düşünebilirdim ama öyle yapmadım. Sözlükte nasıl yazıyorsa öyle yazdım. Bu çalışmamı da vefat eden Arkadaşım Turan Uymaz’a armağan etmiştim. Kendisi çocukluk arkadaşımdı ve 20’li yaşlarında vefat etti. İlkokulda aynı sınıftaydık ve lisede de aynı liseyi okuduk. Motor bölümü okuyordu ve işinde çok iyi idi. Elim bir kaza sonucu vefat etti. Rabbim günahlarını affetsin. Sonrasında rüyamda çok iyi gördüm hep. Çok az tartıştık ve belki de hiç dövüşmedik. İyi bir arkadaştı ve dua ederseniz sevinirim. Vatana ve Millete bir zararı yoktu ve Allah’a saygılıydı. Bunlar bir İnsanda varsa o İnsana dua edebiliriz diye düşünüyorum.

Kitabımı bu şekilde üzerine eklemeler yaparak hazırlıyordum. Kısa sürede kitabımı hazırladım ve internette ücretsiz paylaştım. Kısa sürede yüz binlerce okundu ve çok yaygınlaştı. Galiba beni de tanınır yapmış bu kitabım. İbranice konusunda çok yazanlar oldu. Çok büyük ilgi gördü paylaşıldığı zaman. Rabbime ne kadar şükretsem azdır. Her şeyi nasip eden ve bana güzellikler bahşen Rabbime de ne güzel şeyler söylesek az. Başımızı secdeden kaldırmasakta emeğini ödeyemeyiz Rabbimin.

Orta Doğu’ya dair birçok eğitime katılmaya çalışıyordum. İsrail üzerine araştırma yapanların sayısı zaman içerisinde arttı. İsrail’de Yüksek Lisans ve Doktora yapan Hocaların sayısı da. Mücahit Hocadan yakın bir zaman önce bir eğitim almıştım. Dersler gayet güzel idi. İbranice öğrenmekle kalmıyor alanımla ilgili derslere de katılıyordum. İlimvemedeniyet ekibine de emekleri için çok teşekkür ederim. Dili kullanalım.

İbranice okuduğum metinlerden birisi bu idi. Bundan sual olunmuştuk ve profesyonel tarzda yapılmış bir sınavdı. Güzel ve zorlayıcıydı. Mehmet Akif Ersoy ben zoru severim diyor ve zoru sevenler hayatta daha başarılı olurlar onu söyleyeyim.İnsan beyni kaldırabileceği oranda bir zoru sever. Hiçbirimiz 7 yaşındaki bir çocukla futbol oynamayı sevmeyiz. Karşımızdaki kişinin en az bizim kadar yetenekli olmasını isteriz. Bu yüzden zoru sevmeyi ve yük çekebilmeye niyet edebilmeyi tavsiye ederim.

Verdiğim cevaplar bu şekildedir.

Bu şekilde cevaplandırmışım ve metin ağırdı diye düşünüyorum. Sözlüğe bakamıyorduk diye de hatırımda kalmış. Dil derslerinde genelde ilklerde oluyordum ve seyrediyordum.

Bir büyüğüm bana İbranice ve Arapçanın benzerliklerini sordu. Ben de O’na çok yakın dedim. Bir İbranice kelimeyi de görüp şaşırdı çünkü Arapçadaki kelimenin aynısıydı. Ben de onun yanından döndükten sonra Arapça ve İbranicenin benzerliklerini yazmaya karar verdim. Böylece Arapça bilenleri İbranice öğrenmeye teşvik etmeyi hedefledim. Kısa sürede büyük ilgi gördü. Çünkü bilinmiyordu pek fazla. Bu yazım 1 milyon 400 binden fazla okundu. Normalde bir yazı 10 bin okunsa bile birçok kişi onu okumuş ve haberdar olmuş anlamına gelir. Bu sayılar ise Rabbimin bereketi idi.

İlk İbranice öğreniyorum kitabımı burada ücretsiz paylaştım. İsrail çalışıyorum ve İbranice biliyorum tabii insanlar anlam veremiyor. O da soğuk savaş döneminden kalma bir mantığın ürünü. Bunu da kırmaya çalışıyorduk. Bölge araştırmaları yeni yeni kuruluyordu. Tabii bazı zorluklarla da karşılaşılabiliyor. Bu da daha önce İsrail’in çalışılmaması ile alakalıydı. Zaten bize eğitimi verenlerde devletimizin bir kurumuydu. Devletimiz İran ve İsrail üzerine araştırmaları kendi fonladı ve destekledi. O yüzden bu alana şüphe ile bakılmaması doğru olur. Sonra içişleriyle birlikte BAM çatısı altında çalışmalarıma devam ettim. Sonra o arkadaşlardan ayrıldım ve bağımsız çalışmalar yapmaya devam ettim. Çalışılması istenmese içişleri bölge eğitimleri açmazdı. Şuan İsrail üzerine eğitim gören birçok öğrenci var. Dolayısıyla bu alana ve bu alanda çalışanlara da olumsuz yaklaşmamak lazım. Biz de bu ülkenin İnsanlarıyız ve Ülkemizin yani Türkiye’nin menfaatleri çerçevesinde çalışmalarımızı yürütüyoruz.

İbranice kelimeleri İlimvemedeniyet’ten paylaştım. Normalde İngilizce bazı sitelerde İbranice kelimeler paylaşılıyordu ama İnsanlarımız o sitelerden kelimeleri öğrenemezdi. Okunuşları olmayabiliyordu veya “ş” sesi sh şeklinde İngilizce telaffuza göre veriliyordu. Dolayısıyla burada öğrenenlere yardımcı olmak gerekiyordu. Bu minvalde çalışmalarımızı sürdürdük. Gençlerden de ilgi gösterenler olmuş anladığım kadarıyla. Tabii niyetimiz güzel olacak ve hiçbir zaman kin, nefret, öfke ve kötü hedeflerle hareket etmeyeceğiz.

İbraniceye Kur’an-ı Kerim tercüme edilmişti ve bu kitaba da denk gelmiştim. Bir değerli Âlimimiz bunu bana göstermişti. Kudüs’te de Hristiyanların Arapça ayinine denk gelmiştim. Baktım Hristiyanlar Allah felan diyor hemen kaçtım oradan. Dedim ki noluyor da Arapça konuşuyorlar bunlar. Daha sonra Arapça Hristiyan ayinine denk gelmemiştim ve baya tedirgin olmuştum. Din elden gidiyor felan sandım herhalde :) Bilenler için ise normal bir durum olabilir. Rabbim imanımızı sonsuza kadar muhafaza buyursun.

Bu kadar bir görselle dil öğrenimime dair paylaşım yaptım. Gençlere örnek olabilmesini dilerim. Umarım okuyanlarda ben de yapabilirim hissi uyanır. Bir kurum bünyesinde yapılmaya çalışırsa ise daha iyi olur. Rabbim gençlerimizi, ümmeti ve iyi insanları öncelikli olarak muhafaza etsin. Âmin.

Ozan Dur

Ozan DUR
Ozan DUR

Ozan Dur, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun olup, İngilizce, Osmanlıca, Farsça, Arapça ve İbranice öğrenerek dil alanında uzmanlaştı. Humboldt Üniversitesi, İmam Humeyni Üniversit ...

Yorum Yaz