İlim ve Medeniyet
Yeni Nesil Sosyal Bilimler Platformu
Çocukluk ve İktidar: Modern Ulus-Devletin İdeal Çocuk Tasarımı
Modern ulus-devletin ortaya çıkışı, çoğu zaman siyasal kurumların yeniden düzenlenmesi üzerinden anlatılır. Oysa bu anlatının gözden kaçırdığı bir şey vardır: dönüşüm yalnızca devletin biçiminde değil, bireyin zaman algısında ve yaşamın en erken katmanlarında da gerçekleşir. Çocukluk tam da burada, doğal bir gelişim evresi olmaktan çok, sonradan kurulmuş bir anlam alanı gibi belirir. Üstelik bu alanın “doğal” kabul edilmesi, modernliğin en sessiz ve en etkili başarılarından biridir. Çünkü doğallaştırılan her şey aynı zamanda sorgulanamaz hale gelir. Philippe Ariès’in çalışması, çocukluğun her zaman bugünkü gibi ayrı bir kategori olmadığını hatırlatır. Ortaçağ’da çocuk ile yetişkin arasındaki sınırın bugünkü kadar keskin olmaması, çocukluğun tarihsel olarak inşa edilmiş bir kategori olduğunu gösterir. Fakat mesele yalnızca tarihsel bir tespit değildir. Asıl önemli olan, çocukluğun neden ve nasıl ayrıştırıldığıdır. Bu ayrıştırma, yalnızca koruma ihtiyacından doğmaz; aynı zamanda düzenleme, yönlendirme ve geleceği güvence altına alma arzusuyla iç içe geçer.
Görünürlük ve Denetim: Çocukluğun Çifte Yapısı
Çocukluk görünür hale geldikçe yalnızca korunmuş bir alan değil, aynı anda daha sıkı bir biçimde düzenlenen bir müdahale nesnesine dönüşmüştür. Görünürlük ile kontrol arasındaki bu ters ilişki, modern çocukluk fikrinin içinde sürekli işler. Çocuğun “özel” ve “korunması gereken” bir varlık olarak tanımlanması, onun daha fazla izlenmesini, değerlendirilmesini ve yönlendirilmesini de beraberinde getirir. Böylece çocukluk, bir yandan masumiyet ve saflıkla ilişkilendirilirken, diğer yandan sürekli ölçülen, karşılaştırılan ve normalize edilen bir alana dönüşür. Foucault’nun disiplin toplumlarına dair düşüncesi bu noktada daha keskin bir zemin açar. Modern iktidar yalnızca yasaklayan bir yapı değildir; daha çok üretir, şekillendirir ve normal olanı yeniden tanımlar. Bu üretim süreci, bedenlerin nasıl hareket edeceğinden zamanın nasıl kullanılacağına kadar uzanır. Çocuk bu üretimin dışında değildir; aksine çoğu zaman tam merkezindedir. Çünkü henüz “tamamlanmamış” olması, onun daha fazla biçimlendirilebilir olduğu anlamına gelir.
Okul ve aile gibi kurumlar da burada sadece bilgi aktaran yapılar değildir. Aynı zamanda davranışın, dikkat biçimlerinin, konuşma tarzlarının ve hatta sessizliğin bile üretildiği alanlardır. Sınıf düzeni, zil sistemi, ödev kavramı ya da basit gözüken gündelik pratikler, yalnızca pedagojik araçlar değildir; aynı zamanda belirli bir özne tipinin inşasında rol oynar.
Althusser Althusser’in ideolojik aygıtlar yaklaşımı bu çerçeveyi daha da belirgin hale getirir. İdeoloji dışarıdan dayatılan bir içerik gibi çalışmaz; daha çok bireyin “kendiliğinden” kabul ettiği bir gerçeklik duygusu üretir. Aile, okul ve kültürel üretim alanları bu sürecin temel taşıyıcılarıdır. Çocukluk, bu duygunun en erken yerleştiği dönemdir. Bu yüzden hem en az sorgulanan hem de en kalıcı etkilerin oluştuğu alanlardan biridir.
Çocuk Edebiyatı: Norm ve Oyun Arasında
Çocuk edebiyatında ise anlatıların kurduğu dünya, bu yapıların katılığını gevşetebilecek bir hareket alanı açar. Dilin mecazla genişlemesi, olay örgüsünün beklenmedik yönlere sapabilmesi ya da karakterlerin öngörülenin dışında davranabilmesi, tekil ve sabit bir anlamın yerini çoğul olasılıklara bırakır. Bu nedenle çocuk edebiyatı, yalnızca belirli değerleri aktaran bir araç değil; aynı zamanda bu değerlerin nasıl kurulabileceğini, nasıl değiştirilebileceğini ve hatta nasıl askıya alınabileceğini gösteren bir deneyim alanıdır. Belki de bu alanın en önemli tarafı, çocuğa hazır bir özgürlük sunmasında değil; anlamın sabit olmadığını sezdirebilmesinde yatar.
Bu anlamda çocuk edebiyatı ise hem norm üretir hem de bu normları oyunlaştırır, kırar ve yeniden kurar. Çocuk edebiyatı yalnızca neyin anlatıldığını değil, nasıl anlatılabileceğini de belirler. Norm, metinde her zaman düz bir çizgi halinde ilerlemez; bazen bir yanlış anlamada, bazen bir eksiklikte, bazen de anlatının içindeki küçük sapmalarda yeniden biçimlenir. Bu yüzden çocuk edebiyatını yalnızca ideolojik bir aygıta indirgemek doğru değildir. Çünkü böyle bir okuma, metnin estetik ve oyun kurucu tarafını göz ardı eder. Oysa çocuk, metinle doğrudan bir “mesaj alma” ilişkisi kurmaz; daha çok o mesajın nasıl kurulduğunu sezerek ilişki geliştirir. Didaktik tonu tamamen dışlanacak bir unsur olarak konumlandırmak da yine çok makul olmayacaktır. Her metin bir dünya görüşü taşır. Ancak belirleyici olan, bu tonun metin içinde nasıl konumlandığıdır. Anlamı dağıtan, çelişkiyi görünür kılan ve kesinlikten kaçınan metinler, çocuğa daha geniş bir hareket alanı açar. Böyle metinlerde çocuk, yalnızca bir öğretiyi alan değil; kendi anlamını kuran bir katılımcıya dönüşür.
Sonuç olarak modern ulus-devletin çocukluk üzerinden kurduğu ideal, sabit bir tasarım değil; sürekli yeniden üretilen bir beklentiler ağıdır. Çocuk edebiyatı bu ağın içinde hem normları taşıyan hem de onları dönüştüren bir anlatı alanı olarak yer alır. Belki de bu yüzden asıl mesele, çocuk edebiyatının ne öğrettiği değildir. Daha çok, neyi nasıl mümkün kıldığıdır.
Kaynakça
Althusser, Louis. İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları. Çev. Alp Tümertekin. İstanbul: İthaki Yayınları.
Ariès, Philippe. Çocukluğun Tarihi. Çev. Mehmet Ali Kılıçbay. İstanbul: İmge Kitabevi.
Foucault, Michel. Hapishanenin Doğuşu. Çev. Mehmet Ali Kılıçbay. İstanbul: İmge Kitabevi.
Foucault, Michel. Bilginin Arkeolojisi. Çev. Veli Urhan. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.
Foucault, Michel. Cinselliğin Tarihi. Çev. Hülya Uğur Tanrıöver. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.
Postman, Neil. Çocukluğun Yok Oluşu. Çev. Kemal İnal. İstanbul: İmge Kitabevi.
Benjamin, Walter. Çocuklar, Gençlik ve Eğitim Üzerine. Çev. Ahmet Cemal. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
Sever, Sedat. Çocuk ve Edebiyat. Ankara: Tudem Yayınları.
Oğuzkan, Ferhan. Çocuk Edebiyatı. Ankara: Anı Yayıncılık.
Şirin, Mustafa Ruhi. Çocuk Edebiyatına Eleştirel Bir Bakış. İstanbul: Kök Yayıncılık.
Nodelman, Perry. Çocuk Edebiyatının Gizli Yetişkini. Çev. Didem Kizen. İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları.
Zipes, Jack. Masallar ve Yıkım Sanatı. Çev. Barış Yıldırım. İstanbul: Metis Yayınları.
Maide Terzi
Yorum Yaz